TÜRKİYE’NİN AZERBAYCAN DESTEĞİ VE STRATEJİSİ

upa-admin 08 Ekim 2020 1.994 Okunma 0
TÜRKİYE’NİN AZERBAYCAN DESTEĞİ VE STRATEJİSİ

Giriş

“İki devlet tek millet” söylemiyle yıllardır uluslararası ilişkilerde menfaatler kadar dostluğun ve kardeşliğin de var olabileceğini gösteren iki örnek ülkedir Türkiye ve Azerbaycan. Türk dış politikasında büyük krizlerin yaşanmadığı, olumlu ilişkilerin ve işbirliğinin sürdürüldüğü bir ülke olarak dost Azerbaycan’a yönelik yardımlar ve destek her daim devam etmiştir. Son zamanlarda gündemde olan Dağlık Karabağ konusu ve Azerbaycan’ın Ermenistan ile olan mücadelesinde bu destek daha görünür hale gelmiş durumdadır. Bu kapsamda, bu çalışmada iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişimi ve Türkiye’nin Azerbaycan’a yönelik desteği bölgeye yönelik politikası kapsamında değerlendirilecektir.

Geçmişten Bugüne Türkiye-Azerbaycan İlişkileri

Aynı ırk, dil, din ve kültüre sahip olan Türkiye ve Azerbaycan, sahip oldukları soy ve dil bağından dolayı birbirlerini “kardeş ülke” olarak görmektedir. 28 Mayıs 1918 tarihinde Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler başlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve kurtuluş mücadelesi verdiği yıllar olan bu ilk zamanlarda, iç dinamikler nedeniyle yeterli destek sağlanamamış ve tam ilişki kurulamamış; fakat ilerleyen dönemlerde yakınlık kurularak ilişkiler geliştirilmiştir. Azerbaycan’ın 1991 yılına kadar bağımsız dış politika yürütememesi de bu dönemde karşılıklı ilişkilerin geliştirilememesinde etkili olmuştur. Kuruluşunun ardından kendisini ilk tanıyan ülke olan Türkiye ile Azerbaycan arasında ilk ciddi diplomatik ilişkiler ise 14 Ocak 1992 yılında imzalanan Diplomatik İlişkilerin Yeniden Kurulmasına İlişkin Anlaşma ile başlamıştır (Aydın, 2018: 40). Aynı yıl Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması da yapılarak, ekonomik ilişkiler düzenlenmiştir. Anlaşma ile taraflar birbirlerini “en kayırılan ülke” olarak nitelendirmişler ve ilerleyen yıllarda karşılıklı ekonomik statüleri gelişmiştir (Aydın, 2001-2012: 513).

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in Türkiye olan dostluğu “bir millet iki devlet” söylemiyle tanımlaması, iki ülke ilişkilerinin özel boyutunu ortaya koyar niteliktedir. 1990’lı yılların başında kademeli olarak gelişen ilişkiler kapsamında, ticari, siyasi, eğitim ve kültür gibi birçok farklı alanda anlaşmalar imzalanmıştır. Çok boyutlu ve stratejik düzeyde işbirliğini geliştiren Azerbaycan ve Türkiye arasında günümüze dek süren ve devam eden üst düzey ziyaretler de ilişkilerin gelişiminde itici güç unsuru olmuştur. Bu bağlamda, ikili ilişkiler kapsamında en önemli anlaşma olarak Dostluğun ve Çok Yönlü İşbirliğinin Geliştirilmesi Anlaşması olarak görülmektedir. Askeri alanda da işbirliğinin geliştirilmesine yönelik olarak Azerbaycan Ordusu’nun eğitimi ve askeri yardımı kapsayan anlaşma 1996 yılında imzalanmıştır (Kafkas, 2019: 10). Türkiye-Azerbaycan arasındaki önemli bir anlaşma da 1997 yılında, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki Dağlık-Karabağ Sorunu’nun[1] ön planda olduğu bir dönemde imzalanan Stratejik Ortaklık Deklarasyonu’dur. Azerbaycan petrolünün Türkiye üzerinden taşınması, Karabağ konusunda ortak görüş ve tutum ile Ermenistan’la işbirliği yapılmaması kararlarının yer aldığı deklarasyon, Türkiye ile Azerbaycan’ın Ermenistan’a karşı birlik oluşturması ve ortak politika izlemesi bakımından önem taşımaktadır (Kafkas, 2019: 13).

Ermenistan’ın 1990’lı yıllarda Dağlık Karabağ’a yönelik gerçekleştirdiği işgal, bugüne dek iki ülke arasında sorun olarak varlığını korumuş ve Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini etkileyen bir dinamik olarak süregelmiştir. Türkiye’nin Ermenistan’la kurduğu ilişkiler Azerbaycan’ın dikkat ettiği bir nokta olarak öne çıkarken, diğer yandan sözde soykırım meselesi de Türkiye ile Azerbaycan’ın Ermenistan’a karşı olan tutumlarındaki diğer ortak unsuru oluşturmuştur.

Türkiye, 2000’li yılların başında Ermenistan ile ilişkilerin geliştirilmesi için Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’dan çekilmesini şart olarak öne sürmüştür. Ermenistan’ın işgali üzerine 1993 yılında sınır kapısını kapatan Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya politikası kapsamında bölgede düzenin sağlanması adına ortaya atılan Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu (KİİP) önerisi ve Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi adına atılan adımlar Azerbaycan’ı da etkilemiştir. Özellikle bu dönemde “futbol diplomasisi” olarak adlandırılan süreç önem arz etmektedir. 2008 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ermeni mevkidaşı Serj Sarkisyan tarafından Türk ve Ermeni milli takımları arasında yapılacak maçı birlikte izlemek üzere Erivan’a davet edilmiştir. Türk-Ermeni ilişkilerinin Türkiye’nin Azerbaycan ile olan ilişkilerini olumsuz etkilediği durumların bir örneğini oluşturan futbol maçına Azerbaycan bayrağının alınmaması ise bu sürecin bir siyasi krize dönüşmesine yol açmıştır (Aydın, 2001-2012: 496). Yaşanan bayrak krizinin Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine etkisi, Aralık 2009’da imzalanması öngörülen vize muafiyeti anlaşmasının Azerbaycan tarafından ertelenmesinde kendini göstermiştir (Kafkas, 2019: 43).

Türkiye-Azerbaycan İşbirliği Alanları ve Yardımlar

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde önemli bir dinamik de Türkiye’nin Azerbaycan’a yönelik yardımları konusudur. Bağımsızlığını kazandığı yıldan itibaren Azerbaycan’a uluslararası camiada kendisine her zaman destek veren tek ülke olarak, Türkiye, bu ülkeye askeri, ekonomik, kültürel ve insani birçok boyutu bulunan kapsamlı yardımlar yapmış ve eğitimler vermiştir. Özellikle askeri alanda olmak üzere ordu modernizasyonu, askeri eğitim, tatbikat ve teçhizat desteği konularında iki ülke arasında imzalanan anlaşmalar doğrultusunda hızlı gelişmeler yaşanmıştır. Türkiye, gönderdiği askeri personel ve eğitim desteği ile 2000 yılına kadar Azerbaycan’da 853 subayın eğitilmesini sağlamış, oluşturulan Danışma Koordinasyon Kurulu ile Kara ve Harp Okulları kurulmuştur (Aydın, 1980-2001: 387).

Türkiye ve Azerbaycan arasında 16 Ağustos 2016 tarihinde imzalanan Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması, silahlı kuvvetlerinin geliştirilmesi, ortak tatbikatlar yapılması ve askeri işbirliğinin ilerletilmesi kapsamında önem teşkil etmektedir. Anlaşmanın ardından dönemin Azerbaycan Başkanı İlham Aliyev ile Cumhurbaşkanı Gül tarafından Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) kurulması kararlaştırılmıştır. Anlaşmalar ve işbirliği çerçevesinde Türkiye ve Azerbaycan çok sayıda ortak askeri tatbikat gerçekleştirmişlerdir. İsrail ve Rusya’dan da askeri teçhizat satın alan Azerbaycan, üçüncü olarak da Türkiye’den teçhizat almaktadır. Aynı zamanda askeri teknolojinin gelişimi Türk savunma sanayi şirketi ASELSAN (Askeri Elektronik Sanayi) ile sağlanmıştır. Türkiye’nin sağladığı imkanlar, yardımlar ve ticaret sayesinde, Azerbaycan, NATO bünyesinde faaliyetlere katılabilmiş ve askeri olarak güçlenerek özellikle Ermenistan karşısında daha kuvvetli hale gelmiştir. Azerbaycan’ın askeri olarak geliştiğinin göstergesi 2016 yılında Ermenistan ile yaşanan çatışmalarda ilk kez işgal altındaki bölgelere girebilmesi olmuştur (Göksedef, 2020). Aynı zamanda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne 2008’de Türkiye’nin 2011’de Azerbaycan’ın geçici üye olarak seçilmesinde iki ülkenin birbirlerini destekleme politikaları etkili olmuştur (Aydın, 2018: 46).

Askeri alandaki işbirliği ve ortak tatbikatlar Türkiye-Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattının güvenliğini sağlama amacına da hizmet etmiş, bu anlamda enerji politikasına etki etmiştir. Ekonomik işbirliğinin en önemli unsuru haline gelen ve 2006 yılında faaliyete geçen BTC hattı, Azerbaycan-Batı ilişkilerini etkileyen önemli bir dinamiktir. Kurulan ekonomik işbirliği ile iki ülkenin bölgesel ve küresel düzeyde önemi artmış, Gürcistan’ın da içinde bulunduğu bir işbirliği mekanizmasının kurulmasını sağlamıştır. İran, Türkmenistan, Kazakistan ve Rusya ile de üçlü işbirlikleri kurulmuş; her iki ülkenin uluslararası ilişkilerinde gelişmelerin yaşanması ve yeni birlik alanlarının oluşmasını sağlamıştır. Böylelikle, geniş işbirliği alanları ekonomik, kültürel, siyasi ilişkilerin olumlu seyri neticesinde iki ülke arasında ortak dış politika eğilimi gözlenmeye başlamıştır.

Türkiye’nin Azerbaycan’a yönelik desteği ve yardımlarında eğitimden sağlığa, askeri teknolojiden sosyo-kültürel etmenlere kadar her konuda faaliyetler yürütülmüştür. Gerek sivil toplum kuruluşları, gerekse ilgili kuruluşlar aracılığıyla gerçekleştirilen bu yardımlar, ticari yatırımlar, uluslararası alanda destek, siyasi, ekonomik, kültürel işbirliği ve tabiî ki soy bağı Türk-Azeri ilişkilerini kardeşlik seviyesine getirmiş ve iki devlet tek millet statüsünü sağlamlaştırmıştır.

Türkiye-Azerbaycan arasında sıcaklığını koruyan güncel gelişmeler üç alanda kendini göstermiştir. Sağlıkla birlikte siyasi ve askeri olmak üzere Azerbaycan desteği sürmektedir. Dünyayı etkisi altına alan koranavirüs salgını sürecinde dünyanın birçok noktasına yardımlar gönderen Türkiye, kardeş ülke Azerbaycan’a da yardım göndererek zor zamanda kardeşinin yanında olduğunu göstermiştir. 30 solunum cihazı (ventilatör), 55 bin tulum, 50 bin N95 maske, 100 bin cerrahi maske, 5 bin gözlük, 200 bin eldiven ve virüsün tedavisinde kullanılan toplam 40 bin kutu çeşitli ilaçtan oluşan paket, Temmuz ayında Azerbaycan’a ulaştırılmıştır (https://www.milliyet.com.tr/dunya/turkiyeden-azerbaycana-koronavirus-yardimi-6251947).

Son olarak, Türkiye’nin askeri alanda büyük destek sağladığı, siyasi olarak da Azerbaycan’ın arkasında olduğunun ifade edildiği Dağlık Karabağ krizi iki ülkenin dayanışmasını yeniden ortaya koymuştur. Ermenistan’ın 27 Eylül’de ateş açmasıyla başlayan kriz Azerbaycan’ın askeri olarak cevap vermesiyle çatışmaya dönüşmüş, Azerbaycan’da belli bölgelerde savaş hali ve sıkıyönetim ilan edilmiştir. Yıllardır süren Ermeni işgalinin sonlandırılması adına sürdürülen mücadelede Türkiye Azerbaycan’ın en büyük destekçisi olarak maddi manevi her türlü yardım yapılmaktadır.

Siyasi ve ekonomik alanda güçlü işbirliği kuran, eğitim-donanım faaliyetleriyle askeri yeterlilik ve kapasitenin artırıldığı, uluslararası alanda birbirlerinin destekçisi konumundaki Azerbaycan ve Türkiye kardeş ülke statüsüyle yardımların yapıldığı kültürel birlik ve ortak değerlerin bağlılığı kuvvetlendirdiği bir ilişkiye sahip.

Şeyma KIZILAY

 

KAYNAKÇA

  • Aydın, M. (2013), “Kafkasya ve Orta Asya’yla İlişkiler”, (ed. Baskın Oran), Türk Dış Politikası Cilt II 1980-2001,  İstanbul: İletişim Yayınları.
  • Aydın, M. (2013), “Kafkasya ve Orta Asya’yla İlişkiler”, (ed. Baskın Oran), Türk Dış Politikası Cilt III 2001-2012,  İstanbul: İletişim Yayınları.
  • Aydın, U. (2018), “Türkiye-Azerbaycan İlişkilerinin Son On yılı (2006-2016): Kardeşlikten Stratejik İşbirliğine Uzanan Yol”, Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi, Cilt 6, Sayı: 13, ss. 38-62.
  • Göksedef, E. (2 Ekim 2020), “Dağlık Karabağ: Türkiye, Azerbaycan’ın Askeri Kapasitesini Geliştirmesinde Nasıl Rol Oynadı?”, BBC Türkçe, https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-54379105 Erişim: 08.10.2020.
  • Kafkas, M. (2019), “XXI. Yüzyılda Türkiye-Azerbaycan İlişkileri”, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Giresun Üniversitesi/Sosyal Bilimler Ensitüsü.
  • “Türkiye’den Azerbaycan’a Koronavirüs Yardımı”, Milliyet, 05.07.2020, https://www.milliyet.com.tr/dunya/turkiyeden-azerbaycana-koronavirus-yardimi-6251947, Erişim: 08.10.2020.

 

[1] 1980’li yıllara dek geri götürülebilen sorun 1990’ların başında Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’da gerçekleştirdiği işgaller ile büyümüş ve günümüze kadar gelmiştir. Azerbaycan ile sahip olunan kardeşlik bağı dolayısıyla Türkiye’nin Ermenistan ile olan ilişkilerini de etkileyen Dağlık-Karabağ meselesi son olarak Ermenistan’ın Eylül ayında ateş açmasıyla yeni çatışmaların başlaması ile gündeme gelmiştir.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.