ACEMOĞLU VE ROBINSON IŞIĞINDA DEMOKRASİ VE EKONOMİK GELİŞME İLİŞKİSİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEK

upa-admin 23 Ekim 2020 5.104 Okunma 0
ACEMOĞLU VE ROBINSON IŞIĞINDA DEMOKRASİ VE EKONOMİK GELİŞME İLİŞKİSİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEK

Giriş

Bu çalışmada, Daron Acemoğlu ve James A. Robinson’a göre kapsayıcı (inclusive) siyaset kurumları ile ekonomik gelişmişlik arasındaki ilişki irdelenmeye çalışılacaktır. Bu bağlamda, otoriter kalkınma ve büyüme modellerinin geleceği de mercek altına alınacaktır.

Siyaset ve Ekonomi İlişkisi

Ülkelerin siyasi yapıları ve ekonomik gelişme düzeyleri arasındaki ilişki birçok yazar tarafından işlenmiştir. Bu bağlamda, Acemoğlu ve Robinson’un çalışmaları son dönemde yazılan ilginç bir eser olarak önemli bir yere sahiptir. Acemoğlu ve Robinson, Ulusların Düşüşü (Why Nations Fail) adlı eserlerinin bir bölümünde siyaset ile ekonomik refah ilişkisini analiz etmişlerdir. Acemoğlu ve Robinson, eserlerinde, Kuzey Kore’de yaşayan nüfusun Güney Kore’dekilere kıyasla sağlık koşulları ve ekonomik refah düzeyi olarak geride olduğunu saptamıştır. Kuzey Kore, ayrıca tarımsal üretimde de daha düşük seviyelerdedir. Güney Kore’deki yöneticiler ise, eğitime önem vermişler ve iktisadi kalkınmayı ve de ticareti teşvik etmişlerdir. (Acemoğlu & Robinson, 2012)

Acemoğlu ve Robinson, kapsayıcı (inclusive) olan ve olmayan kurumların bir ülkenin kalkınması üzerindeki etkisini inceleyerek, kapsayıcı siyasi kurumların ekonomik kalkınmanın temel nedeni olduğunu ifade etmiştir. Kapsayıcı siyasi kurumlar, iktidarın sınırlandığı ve çoğulcu siyasi yapılar olarak bilinir. Zengin ülkelerde, genel itibariyle, vatandaşların siyasi hakları garanti altına alınmıştır; bu ülkelerde hükümet vatandaşlara karşı sorumludur. Kapsayıcı siyasi kurumların hakim olduğu bir ülkede siyasi elitlerin teknolojiyi ve eğitimi önemsemekte olduğu da bilinmektedir. Ancak kapsayıcı olmayan toplumlarda -Acemoğlu ve Robinson Demokratik Kongo Cumhuriyeti örneğini vermişlerdir- siyasi elitlerin kendi çevresini zengin ettiği zira siyasal kurumların halkın lehine olmadığı bilinen bir gerçektir.

Acemoğlu ve Robinson’a göre, mülkiyet haklarının sağlanması, korunan siyasi haklar ve devletin hesap verebilirliği, kalkınmanın yükselebilmesinin temel itici faktörleridir. Yazarlar, Afganistan ve Somali gibi merkezi hükümetin olmadığı örnekler üstünden açıklamada bulunmuşlardır. Öte yandan, Çin örneği, kapsayıcı siyaset kurumları ve refah seviyesi argümanına çelişen bir örnek olarak görülebilir. Çin’de devlet demokratik yönetime ve siyasi çoğulculuğa sahip değildir. Çin’de refah düzeyi (prosperity) yüksektir; ama bu siyasi olarak değil, daha çok teknolojik ve ekonomik ilerleme üzerinden okunabilir.

Otoriter Büyüme Modellerinin Geleceği Üzerine

Otoriter kalkınma (authoritarian growth) modelleri örneklerinden ikisi Rusya ve Çin’dir. Her iki ülkede de otoriter siyasi yapılar yönetimdedir. Otoriter büyüme modelleri, teknolojinin ve sosyal medya ağlarının ciddi olarak geliştiği günümüz çağında gelecek vaad etmemektedir. Çin gibi dışa kapalı, internet ve basına sansür koyan rejimlerde uygulanabilir; ancak ne kadar başarılı olacağı tartışılır. Çin ekonomisi daha karmaşık hale geldikçe, sivil toplum üzerinde sık sık yaşanan sıkıntılar ile şeffaf ve hesap verebilir yönetişim süreçlerinin olmaması, sonuç olarak girişimciliği boğması beklenebilir.

Bu çalışmada, Acemoğlu ve Robinson’un tezlerine göre kapsayıcı (inclusive) siyaset kurumlarıyla ekonomik gelişmişlik ve refah seviyesi arasındaki ilişki işlenmiştir. Bu çerçevede, otoriter kalkınma modellerinin geleceği bu tartışma üstünden Çin özelinde ele alınmıştır.

Dr. Begüm BURAK

 

KAYNAK

  • Acemoglu, D. & Robinson, J. A. (2012), Why Nations Fail: The origins of Power, Prosperity, and Poverty, Crown Books.

 

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.