AVRUPA BİRLİĞİ’NİN KÜRESEL AĞ GEÇİDİ “GLOBAL GATEWAY” JEOPOLİTİK Mİ?

upa-admin 05 Ocak 2022 846 Okunma 0
AVRUPA BİRLİĞİ’NİN KÜRESEL AĞ GEÇİDİ “GLOBAL GATEWAY” JEOPOLİTİK Mİ?

Avrupa Birliği (AB) bir hayaldi ve gerçek oldu. Kıta Avrupa’sında birlik olma düşüncesi yüzyıllara dayanan bir idealdir ve bunun gerçekleşmesi için Avrupa’nın entelektüel fikir ve bilim insanlarının düşünce-yoğun emekleriyle de nihayetine varmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte Avrupa’da yaşanan acıların ve savaşların tekrar yaşanmaması için, o dönemin hatta o yüzyılın değerli madenleri olan (ki savaşın çıkma nedenlerinden biridir) kömür ve çelik üzerine birliktelik kuruldu. Bu birliktelik, günümüz AB’nin temellerini oluşturacak Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) idi. Aslında bu birliktelik, AB’nin bütünleşmesine giden yol olacaktı; nitekim öyle de oldu…

AKÇT ile başlayan “ekonomik” temelli örgütlenme, aynı zamanda 6 ülkenin kurucusu olduğu oluşum olacak ve zamanla bu oluşum bir genişleme politikası perspektifiyle jeopolitik manada da birleşik Avrupa bütünleşmesine (entegrasyon) ilerleyecektir. AKÇT ile başlayan süreç Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET), sonra Avrupa Topluluğu (AT) ve nihayetinde AB olacaktır. Tüm bu gelişmelere kısaca baktığımızda bile AB’nin bir uluslararası ekonomik örgütlenme olduğunu, yani özünde, sonra siyasi örgütlenme hüviyeti kazandığını bunu da genişleme/derinleşme politikası ile gerçekleştirdiğini ifade edebiliriz. Ne var ki, AB benimde birçok platformda eleştirdiğim Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası’nda ilerleme sağlayamamıştır; bunun da altında yatan neden de Avrupa’nın ABD ve NATO’ya bağımlı olmasıdır.

Günümüze geldiğimizde ise, geçtiğimiz günlerde AB sanki genetik kodlarına dönüş yaparcasına veyahut hatırlar gibi “Global Gateway” yani “Küresel Ağ Geçidi” projesini açıkladı. Bu proje, Çin’in Bir Kuşak Bir Yol projesinden duyulan rahatsızlığın tezahürüdür. Çünkü Batı uygarlığı, yani ABD, İngiltere ile AB ve NATO gibi devletler/uluslararası örgütler artık Çin gerçeğiyle yüzleşmek bir yana Avrupa kıtasına dayandığını görmekteler. Bundan dolayıdır ki, AB, kuruluşundaki gibi güçlü yanı olan ekonomik argümanlarla böyle bir projeye girişti.

Bu projeden bahsetmek gerekirse; ortak ülkelerin ihtiyaçlarını dikkate alarak ve yerel topluluklar için kalıcı faydalar sağlayarak sürdürülebilir ve yüksek kaliteli projeler sunmaktır. Bu proje, AB’nin ortaklarının toplumlarını ve ekonomilerini geliştirmelerine izin verecek, aynı zamanda üye ülkelerinin özel sektörünün yatırım yapması ve rekabetçi kalması için fırsatlar yaratırken, ayrıca en yüksek çevre ve çalışma standartlarının yanı sıra sağlam mali yönetimi de sağlayacaktır. Küresel Ağ Geçidi, AB’nin dünya çapındaki küresel yatırım açığını kapatmaya yöneliktir. 2021’den itibaren G7 liderlerinin küresel altyapı geliştirme ihtiyaçlarını karşılamak için değerlere dayalı, yüksek standartlı ve şeffaf bir altyapı ortaklığı başlatma taahhüdü ile uyumludur. Küresel Ağ Geçidi, ayrıca BM’nin “2030 Gündemi ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” ve Paris Antlaşması ile de tam olarak uyumludur. Küresel Ağ Geçidi, altı ilkeye dayalı olacaktır. Bunlar; demokratik değerler ve yüksek standartlar, iyi yönetişim ve şeffaflık, yeşil mutabakat ve eşit ortaklıklar, güvenlik odaklı ve özel sektör yatırımını hızlandırmak olarak sıralanabilir.

AB Komisyonu, sürdürülebilir bağlantı ve kaliteli altyapıya yapılacak yatırımların, AB çıkarlarını ve rekabet gücünü dünya çapında arttıracağı ve böylece AB’nin değer zincirlerinin çeşitlendirilmesine katkıda bulunacağı, ayrıca kritik hammaddeler dâhil olmak üzere stratejik bağımlılıkların azalabileceği görüşünde. Bundan dolayıdır ki, Küresel Ağ Geçidi projesinin başarılı bir şekilde uygulanması için mevcut finansman yöntemlerini de çeşitlendirdiği gözlerden kaçmıyor. AB Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, projenin finansmanı, üye ülkelerden, ulusal kalkınma bankalarından, özel sektörlerden, Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu, Avrupa Yatırım Bankası ve Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası olmak üzere AB finansman kuruluşlarından gelecek 135 milyar avroluk fon ve 145 milyar avroluk yatırımlardan oluşuyor. Küresel Ağ Geçidi projesinin finanse edilmesinde kamu ve özel sektör yatırımlarının güçlenmesine olanak tanıyan, 2021-2027 AB’nin Çok Yıllı Mali Çerçevesindeki yeni finansal araçlardan yararlanacak olmasıdır. AB Komisyonu, AB dışındaki pazarlarda ticaret yapan Avrupalı şirketlerin rekabet edebilirliklerini artırmak üzere yeni bir kredi tesisi de oluşturacağını belirtmiştir. Ayrıca Küresel Ağ Geçidi’nin stratejik olarak uygulanmasının önünü de açmaya yönelik stratejiler geliştirecektir.

Çin tarafından 2013 yılında başlatılan Asya’yı Afrika ve Avrupa’ya deniz ve kara yoluyla bağlamayı amaçlayan kuşak ve yol girişimi günümüzde Çin’in dış politikasının merkezi bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Bu politikanın odağında dünya çapında yollar, limanlar, demiryolu ve demiryolu tünelleri, köprüler, havalimanları, barajlar, kömürle çalışan elektrikli santraller gibi altyapılara yatırım yaparak ticari bağlantılar oluşturulması yer alıyor. Çin, geniş krediler ve yatırım girişimleri ile dünyaya yayılarak, özellikle gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere tüm Çin’in politik ve ekonomik nüfuzunu önemli ölçüde genişletti ve genişletmeye de devam ediyor, edecek gibidir. Çin’in kuşak ve yol girişimiyle 2021 itibarıyla Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İtalya, Portekiz ve Avusturya gibi 18 AB üyesinin de dâhil olduğu 139 ülke bu girişime imza atmış ve Çin halihazırda yaklaşık 2,5 trilyon dolarlık yatırım yapmış durumdadır. Tüm bu altyapı ve ulaşım yatırımlarıyla, Çin, Asya-Pasifik, Afrika, Avrupa, Doğu Avrupa ve Batı Balkanlar’da oldukça etkili bir uluslararası aktör olarak karşımıza çıkıyor.

Çin, özünde ürettiği projesiyle çok etkili görünmekle birlikte, bu girişimin etkisi, yayılımı, kapsamı ve içeriğiyle ilgili birçok eleştiriye de maruz kalmaktadır. Bazı uzmanlar/analistler, kolay kredilerin belirli ülkeleri borç tuzağına çekmek için bir av olarak kullanılıp, bu ülkelere kredi sunmanın bir aracı olduğuna işaret ediyor. Zira bunun yansımalarını Afrika’da yoğun görmekle birlikte, diğer kıtalardaki ülkelerde bu konudan şikâyet/serzeniş edilmektedir. Çin tarafından verilen kredilerin ödenmemesi durumunda borçlu ülkelerin kaynaklarını teminat olarak kullanması, makul olmayan sözleşme koşullarını dayatması, sözleşme müzakerelerinde şeffaflık eksikliği ve gizlilik gibi durumlar dolayısıyla Kuşak ve Yol Girişimi eleştirilmekle beraber sorgulanıyor da… Özellikle Çin’in borç tuzaklarıyla Kuşak ve Yol Girişimi’ne katılan ev sahibi ülkelere hem iç, hem de dış politikada baskı yapma avantajını sağladığını söyleyebiliriz. AB Komisyon Başkanı Ursula Von Der Leyen’in Küresel Ağ Geçidi projesini tanıtırken yaptığı şeffaflık ve değerlere bağlılık, AB standartları ve kuralların projeye uygulanabilmesi için kriter olması AB projesinin Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nden farklı olacağının sinyalini verirken, özellikle Çin kredileriyle boğuşmak istemeyen, ancak altyapısını geliştirmek isteyen ülkeler için de bir alternatif sunuyor.

AB’nin bir alternatif yaratmak istemesinde ise, Çin’in ekonomik, sosyal, politik ve diplomatik olarak elde ettiği nüfuz ve bu nüfuzu nasıl kullanacağıyla ilgili artan endişeler etkili olmaktadır. Çin, Batı Balkanlar’da (Arnavutluk, Bosna Hersek, Sırbistan, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Kosova) kömürle üretim yapan elektrik santralleri inşa etti. Karadağ, Çin’den 2014 yılında yol yapımı için aldığı bir milyar dolar olan krediyi ödeyemediği için AB’den yardım istedi. Bunların yanı sıra, Çin’in Avrupa’da birçok limana yerleşmesi; Antwerp, Bilbao, Dunkirk, Le Havre, Marsilya, Nantes, Valencia, Rotterdam ve diğerleri gibi son dönemde yaşanan gelişmeler, AB’nin Çin’in projeleri hakkında kaygılarının daha da artmasına neden oldu. Dolayısıyla, AB, bu endişeler karşısında Kuşak ve Yol Girişimi’ne yanıtı bir alternatifin yaratılmasıyla verebileceğini düşündü, bunu deklare etti ve uygulama safhasına koydu.

Sonuç olarak, AB’nin Küresel Ağ Geçidi projesi, Çin’in projesine karşı üretilmekle birlikte, Çin’in jeopolitik genişlemesine karşı olan da bir projedir. Küresel Ağ Geçidi projesi, AB tarafından hegamonyal bir araç olarak kullanılacaktır. Çin’in Bir Kuşak Bir Yol projesiyle Batı uygarlığını sadece ekonomik değil, siyasi ve jeopolitik olarak sarstığını da söylemek yerinde olacaktır. AB’nin Küresel Ağ Geçidi projesi ile kendi değerlerini ihraç etmek istediğini, bunu da ekonomik bir projeyle yapmayı hedeflediğini belirtebiliriz. Çünkü Çin’in projeyle ideolojisini ihraç ettiğini biliyoruz, AB’nin de bu ideolojiye karşı kendi projesiyle Batı’nın ilkelerini ihraç etmek istediği ortadadır. AB’nin büyük çaplı projesi akıllara şu soruyu getiriyor: AB çatısı altında yer alan ve birliğin ilke ve kriterleri açısından eksiklikleri bulunan bazı Orta/Doğu Avrupa ve Balkan ülkeleri (Polonya, Hırvatistan, Romanya, Bulgaristan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve diğerleri gibi) günümüzde ekonomik sıkıntılarla mücadele ederken, AB’nin Afrika, Latin Amerika ve Asya ülkelerini Küresel Ağ Geçidi ile kapsayacak bir yatırım planı oluşturması ne kadar gerçekçidir? AB’nin Batı uygarlığının bir ayağını oluşturduğunu ve Çin’in Doğu’nun güçlü yükselişine bir set çekme manasında bu projeyi hayata geçirmek istediğini söyleyebiliriz. Bu çerçevede, AB’nin, Kıta Avrupa’sını korumakla birlikte bir Genişleme ve Komşuluk politikası çerçevesinde diğer coğrafyalara uzanmak istemektedir. Ezcümle; AB’nin Küresel Ağ Geçidi projesi bir jeopolitikadır! Ve bu projenin fırsatlarıyla birlikte tehditlerini de hesaba katmak lazımdır…

Güney Ferhat BATI

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.