ŞİNZO ABE SUİKASTINDA ‘’JAPON ASKERİ GÜCÜ’’NÜN AKTİF OLMASI MI YATMAKTADIR?

upa-admin 15 Temmuz 2022 1.273 Okunma 0
ŞİNZO ABE SUİKASTINDA  ‘’JAPON ASKERİ GÜCÜ’’NÜN  AKTİF OLMASI MI YATMAKTADIR?

Japonya’da geride bıraktığımız günlerde Başbakan Şinzo Abe’nin suikasta uğramasıyla birlikte, bu olayın ve bu ülkenin uluslararası siyasetin gündemine oturduğu ve daha çokça konuşulacağı malumun ilanıdır. Bize göre, bir Uzakdoğu ülkesi olan Japonya’nın gerek ekonomisi ve teknolojisi, gerekse kültürü, siyaseti ve bürokratik kurumlarıyla “Batı” uygarlığındaki birçok ülkeden ileri olduğunu yani Batılı ülkelere üstünlüğünü görebiliriz. Japonya’nın kader örgüsü İkinci Dünya Savaşı ile başlıyor; zira ABD’nin dayattığı pasif anayasa, var olan Japon militarizmin engellenmesini sağlamaktadır, bu da Japonya’nın elinin mahkûm edilmesi demektir. Aslında Japonya’nın içişlerini ilgilendiren bir anayasa gibi gözüküyor olsa bile, bu değişiklik, Japonya’nın komşuları da dâhil olmak üzere tüm dünyayı ilgilendiriyor, keza buradaki nüans Japon Askeri Gücü’nün kullanılmasını ve oluşturulma/yapılandırılma sürecini de kapsamasından kaynaklanıyor.

Peki, bunun Şinzo Abe’nin suikastıyla ne kadar alakası olabilir? Şöyle ki, bu anayasa yürürlüğe girdiği 1947 yılından günümüze kadar değişikliğe uğramamıştır. İlginç olan ise, dünyada ve bölgesinde bu kadar jeopolitik savaşların ve tehditlerin yaşandığı dönemler görmüş Japonya’nın yarım yüzyıldan fazladır anayasasında bir değişikliğe gidememesidir. Ve bu değişiklik, ülkenin savaşma hakkını elinden alıyor; yani Japonya’nın uluslararası uyuşmazlıklara karşı tehdit ve kuvvet kullanmaktan, ayrıca kara, deniz ve hava kuvvetleri ya da başka herhangi bir savaş kuvveti oluşturmamasına yöneliktir. Nihayetinde İkinci Dünya Savaşı’nı sona erdiren antlaşmalar gereği Japon milliyetçiliği de bundan nasibini almış ve törpülenmiştir. 1950’li yıllarda gerçekleştirilen güvenlik antlaşmasının neticesinde Japonya’da askeri güç bulundurduğu için bu maddi külfeti ABD üstlenmekteydi. Her ne kadar ABD ile Japonya reddediyor olsalar bile, Japonya topraklarında ABD’nin nükleer silahlarının varlığı, ortaya çıkmakta olan gizli antlaşmalar sayesinde artık kesin olarak biliniyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan antlaşmaların tezahürü ise, ülkede sınırlı yetkilere sahip olan “Öz Savunma Kuvvetleri”nin kurulması olmuştur.

Şinzo Abe, Japonya’nın savunma harcamalarını GSYİH’nın yüzde 2’sine, yani iki katına çıkarmanın güçlü bir savunucusuydu ve görev protokollerinden bağımsız olarak, Çin’i ve Rusya’yı güçlü argümanlarla eleştirir ve Tayvan’ın bağımsızlığını desteklerdi. Çin’e karşı tepkisini her defasında vurgular, Pekin yönetiminin bundan hiçbir şüphesi olmaması gerektiğini cesur bir şekilde ifade ederdi. Çin’in, Tayvan’a karşı askeri harekât başlatmasının kırmızı çizgileri olduğunu vurgulardı. İkinci Dünya Savaşı’ndan günümüze ilk defa bir Japon liderinin askeri müdahale tehdidinde bulunması, kararlılık açısından da önemliydi; bunun da ABD ile birlikte gerçekleşecek askeri işbirliğiyle olması bekleniyordu. Şinzo Abe, Japonya’nın güvenlik parametrelerini değiştirmek istiyordu; görevde olduğu zaman zarfında hükümet politikalarını koordine etmek için bir “Ulusal Güvenlik Konseyi” oluşturdu. ABD ile yeni savunma ilkelerini benimsedi ve 2015 itibariyle Japonya’nın ABD’yi desteklemek için askeri olarak yapabileceklerini büyük ölçüde genişleten büyük güvenlik yasalarını destekledi ve onayladı.

Sonuç olarak, geçmişiyle yüzleşen bir Japonya görmekteyiz; bu geçmiş, Japonya’yı yarım yüzyıldan fazladır bir anayasa çerçevesine hapsetmiştir. Bunun değiştirilmesi için de seçimde çoğunluğun sağlanması gerekiyordu. Tesadüf müdür, planlı mıdır bilinmez, seçime birkaç gün kalmış iken Şinzo Abe’nin tartışılır bir suikast ile öldürülmesinin sadece Uzakdoğu’yu değil, dünyadaki birçok jeopolitik fay hatlarını etkileyeceği malumdur. En çok da Asya-Pasifik’i etkileyecektir; keza son NATO Zirvesi’nde Çin’in tehdit algılamasına yapılan vurgular bunu apaçık göstermektedir. Japonya’nın aktif askeri gücüne dönmesini isteyen ve bunu ısrarlı bir siyasete dönüştüren Şinzo Abe, belki de bu kararlılığını canı pahasına ödemiş bir lider olarak Japonya’nın tarihine geçecektir. Ve katil zanlısının “Öz Savunma Kuvvetleri”nden biri olması, suikastın birçok bilinmezlerle dolu olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, Şinzo Abe sonrası var olan partisinin anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşmasıyla yeniden Japon Askeri Gücü’nün aktif olacağını göstermektedir. Ezcümle; Şinzo Abe suikastı Japonya’ya mı, yakın müttefikleri ABD’ye mi, NATO’ya mı, yoksa Çin’e mi ve Rusya’ya mı yaradı, yarayacak göreceğiz, gerçek olan ise birçok bilinmeyenli denklemin olmasıdır.

Güney Ferhat BATI

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.