2023 DÜNYA EKONOMİK FORUMU (DAVOS ZİRVESİ) ÜZERİNE ELEŞTİREL BİR ANALİZ

upa-admin 31 Ocak 2023 2.970 Okunma 0
2023 DÜNYA EKONOMİK FORUMU (DAVOS ZİRVESİ) ÜZERİNE ELEŞTİREL BİR ANALİZ

Giriş

Dünya Ekonomik Forumu’nun (World Economic Forum-WEF), daha önceki senelerde gelenekselleştirdiği küresel zirve, 2023 yılında da, İsviçre’nin Davos kasabasında gerçekleştirilmiştir. 53.sü düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda, bu sene kabul edilen ana tema ise “Parçalanmış Bir Dünyada İş Birliği” olarak belirlenmiştir.[1] 16-20 Ocak 2023 tarihleri arasında gerçekleşen küresel forumda, birçok ülkenin ve uluslararası kuruluşun liderleri, iş dünyasının temsilcileri ve bazı bilim insanları yer almışlardır. Diğer bilinen ismiyle Davos Zirvesi’nde 130 ülkeden 50’si Devlet-Hükümet Başkanı olmak üzere, 2.700’den fazla katılımcı bir araya gelmiştir.

Ancak, bütün bu durumların ötesinde, bu yıl gerçekleşen Davos Zirvesi oldukça sönük bir havada geçmiş ve dünya kamuoyunda fazlaca ses getirmemiştir. Gerek forumun ana teması, gerek forumdaki söylemlerin etkinsizliği, gerek foruma yönelik olarak Davos’ta düzenlenen protesto eylemleri ve gerekse böylesine büyük bir politik-ekonomik organizasyonda Rusya ve Türkiye gibi ülkelerin yer alamaması, küresel kamuoyunda yer alan foruma dönük başlıca eleştiri konuları arasındadır. Ayrıca Çin Halk Cumhuriyeti ve Türkiye gibi uluslararası düzlemde güçlü olarak nitelendirilebilecek birçok ülke açısından değerlendirildiğinde de, Davos Zirvesi geçen senelerdeki prestijli yapısını günümüzde büyük ölçüde yitirmiş gibi görünmektedir. Bu makalede, bütün bu olgulardan hareketle, 2023 Davos Zirvesi’nin küresel kamuoyunda beklenen etkiyi yaratamamasının genel nedenleri eleştirel bir perspektiften analiz edilecektir.

53. Dünya Ekonomik Forumu’nun Tartışmalı Ana Teması: “Parçalanmış Bir Dünyada İş Birliği

Dünya Ekonomik Forumu’nun belirlediği “Parçalanmış Bir Dünyada İş Birliği” ana teması, Davos’ta resmi olarak temsil edilmeyen ve foruma lider düzeyinde katılmayan ülkeler açısından değerlendirildiğinde, uluslararası kamuoyu bağlamında, kapsamlı bir eleştiri konusu oluşturabilecektir. Bu durumun temel nedeni ise, Rusya’nın, son dönemde bütün uluslararası alanlarda olduğu gibi, Dünya Ekonomik Forumu’nda da yer alamayışı ve küresel açıdan güçlü sayılabilecek durumda olan Türkiye gibi birçok ülkenin, forumda resmi düzeyde temsil edilememesidir. Türkiye’den, geçen senelerde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu gibi üst düzey yetkililerin katıldığı Davos Zirvesi’ne bu yıl hiçbir resmi katılım gerçekleştirilememiştir. Ayrıca geçen sene Devlet Başkanı Şi Cinping’in bizzat konuşma yaptığı zirvede, Çin’i de,  bu yıl daha alt düzeyde bir isim olan Devlet Başkan Yardımcısı Liu He temsil etmiştir. Ancak ABD, organizasyona lider düzeyinde katılım göstermemesine karşın, İklim Özel temsilcisi John Kerry, Ulusal İstihbarat (DNI) Direktörü Avril Haines, Ticaret Temsilcisi Katherine Tai ve Çalışma Bakanı Marty Walsh gibi devlet yetkilileri tarafından Davos Zirvesi’nde yoğun bir şekilde temsil edilmiştir. Ayrıca G-8 ülkelerinin liderleri de, foruma beklenen düzeyde ilgi göstermemiş ve yalnızca Almanya Şansölyesi Olaf Scholz 2023 Davos Zirvesi’ne iştirak etmiştir.

Davos Zirvesi’ne resmi düzeyde katılım talepleri de, Dünya Ekonomik Forumu tarafından katılımcılara davet yoluyla iletilmektedir. Bu resmi davet prosedürünün dışında ise, bireyler, foruma yıllık 625.000 dolar gibi yüklü bir üyelik ücreti ödeyerek, özel katılımlar gerçekleştirebilmektedirler. Ancak resmi katılımcı listelerinin büyük bir bölümünün, forum tarafından oluşturulduğu belirtilebilir. Dolayısıyla, “Dünya Ekonomik Forumu” adı verilen ve farklı görüşlerin, çok sesli biçimde ifade edilmesi gereken uluslararası bir tartışma organizasyonunda, genellikle Batılı ülkelerin iş dünyası ve siyaset temsilcilerinin, deyim yerindeyse “karşılıklı monolog” yaparak yalnız kaldıkları ifade edilebilir.  Bu bağlamda, Rusya’nın, Avrupalı ülkelere uyguladığı ve forumun ana mücadele konuları arasında yer alan “enerji kısıtlamaları” bile özellikle Avrupa ekonomisini altüst ederek sosyo-politik anlamda Batı dünyasını oldukça zor bir durumda bırakmıştır. Ayrıca Çin’in uyguladığı “Sıfır Covid politikası” da, Avrupa ekonomisi açısından, önemli ölçüde risk potansiyeli barındırmaktadır.[2]

Dünya siyasetinde, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve ileri gelen Avrupa ülkelerinin başını çektiği Batı ekseni ile, Rusya-Çin müttefikliğindeki Avrasya blokunun derin bir biçimde, ayrışma içerisinde olduğu böylesine gergin bir atmosferde “Parçalanmış Bir Dünyada İş Birliği” ana teması Batı cephesinin, Rusya’ya bir anlamda verdiği “Size karşı biz Ukrayna’nın yanındayız ve Davos’tayız” mesajı olarak algılanabilecektir. Ayrıca, esasında, bu ana tema aracılığıyla, ABD-Atlantik ve Avrupa merkezli batı ekseni tarafından Çin Halk Cumhuriyeti’ne de, dolaylı yoldan bir gözdağı verildiği belirtilebilecektir. Diğer bir yönden, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelensky’nin foruma çevrimiçi katılım sağlaması ve eşi Olena Zelenska’nın etkinlikte aktif biçimde yer alarak çeşitli dünya liderlerine Volodimir Zelensky’nin yazdığı mektupları sunması, organizasyonun, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda Ukrayna tarafından yana olan “Batı” eksenli tavrını açıkça göstermiştir.

Sonuç itibarıyla, 53. Dünya Ekonomik Forumu’nda, “Parçalanmış Bir Dünyada İş Birliği” adlı bir ana tema belirlenmesiyle birlikte Ukrayna’dan yana tavır sergilenmesi bu köklü organizasyonu küresel düzeyde eşit, demokratik bir etkinlik olmaktan çıkaran ve tamamen ABD-Atlantik eksenli batı ülkeleri cephesiyle özdeşleştiren bir slogan olarak yorumlanabilecektir. Bu bağlamda, Fransız tarihçi, antropolog, demograf, sosyolog, siyaset bilimci ve ünlü teorisyen Emmanuel Todd’un, ünlü Fransız gazetesi Le Figaro’ya verdiği röportaj da, ABD eksenli Batılı ülkelerle, Rusya-Çin bloku arasında süregelen bu derin ayrışmanın, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın başlaması sonrası daha da keskinleştiğini doğrulamaktadır. Ayrıca bu röportaj önceleri “Bölgesel Bir Güç” savaşı gibi görünen Rusya-Ukrayna Savaşı’nın, Batılı devletler ile Rusya-Çin Bloğu arasında gün geçtikçe “Küresel Bir Güç Mücadelesine” dönüştüğünü göstermesi yönüyle önemlidir.[3] Hatta Fransız Bilim insanı Emmanuel Todd, iddialarını bir adım öteye taşıyarak ve Batı ülkeleriyle, Rusya-Çin Bloğu arasında son dönemde alevlenen siyasi mücadeleye atıf yaparak “3. Dünya Savaşı’nın, Ukrayna-Rusya Savaşı’yla birlikte resmen başladığını” öne sürmüştür.[4] Bu doğrultuda, forumda da “kutuplaşma” olduğu görülmüştür

2023 Dünya Ekonomik Forumu’nun Açılışından Önce Çevreci Protestolar…

2023 Dünya Ekonomik Forumu karşıtı çevreci aktivistlerin, geçen senelerde olduğu gibi bu yıl da etkinliğin açılışından önce düzenledikleri protesto gösterileri de, organizasyonu gölgeleyen bir başka detay olarak, kayıtlara geçmiştir. Bu yıl “İklim Değişikliğiyle Mücadele” konusunun ele alındığı Davos’ta çevreci aktivistler, “Forumun yalnızca ekonomik kaygılarla düzenlendiğini” öne sürerek, “İklim değişikliği ve diğer önemli sorunlara yönelik olarak, Dünya Ekonomik Forumu’nda, etkili çözüm önerilerinin dile getirilmemesini” protesto etmişlerdir. Bu noktada, çevreci aktivistlerin, büyük ölçüde haklı oldukları ifade edilebilir. Çünkü forumun katılımcıları, geçen yıl Davos’a gelmek için, tamı tamına 1040 jetle seyahat etmişlerdir ve bu durumda, yaklaşık olarak 350.000 otomobilin bir haftalık karbon salınımına tekabül etmiştir.[5] Dolayısıyla, Dünya Ekonomik Forumu’nda söylemsel açıdan, bu yıl “Küresel Isınma ve İklim Değişikliğiyle Mücadele” konuları ele alınmış olsa da, Davos katılımcıları, fiili yönden çelişkili biçimde geçen sene çevreyi kirleterek, “Küresel Isınma ve İklim Değişikliği’ne” bir nebze de, olsa katkıda bulunmuşlardır. Üstelik bu yıl da, benzer bir şekilde Dünya Ekonomik Forumu katılımcıları, etkinliğin yapıldığı kasaba olan Davos’a gelmek için yaklaşık 500 jet uçağıyla seyahat gerçekleştirmişlerdir. Dolayısıyla, forum katılımcılarının, özel yaşamlarındaki fiiliyatlarıyla bile, Davos Zirvesi’nde ele alınan konuları etkinsiz hale getirdikleri ifade edilebilecektir.

Sonuç

Sonuç itibarıyla, 2023 yılında düzenlenen Davos Zirvesi’nin, bütün ülkelere eşit mesafede konumlanan bağımsız, özgür ve demokratik ilkeleri esas alan uluslararası bir fikir-düşünce beyanı platformu olmaktan uzak kaldığı ifade edilebilir. Bu minvalde, demokrasi bir ödün verme ve tahammül gösterme rejimidir. Bu olgular da, her alanda, her platformda, her ulusa, her unsura eşit olma ve eşit yaklaşma prensibinden geçmektedir. Uluslararası anlamda Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği ve genel anlamda haksız gerekçelere sahip olduğu somut bir gerçekliktir. Ancak, Rusya’nın bu durumdan dolayı uluslararası organizasyonlardan tamamen izole edilmesi ve Rus halkının seçilmiş resmi temsilcilerine söz hakkı verilmemesi demokratik ilkelere genel yönden uygun bir tutum değildir. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın, mutlaka diplomasi ve müzakere yoluyla, ülkelerce masa başında diyalogsal bir zeminde çözülmesi gerekmektedir. Bu çözüm yolları bilim insanı Emmanuel Todd’un iddia ettiği “3. Dünya Savaşı’nın” hiç başlamaması ve hatta “Dünya Barışının” sağlanması açısından son derece kritiktir. Dolayısıyla, dünya barışının ve demokrasisinin gelişimi bağlamında, Davos Zirvesi gibi uluslararası organizasyonların bağımsız özgürlükçü ve eşitlikçi bir tutum göstermesi oldukça önem arz etmektedir. Bütün bunlarla birlikte, Türkiye gibi uluslararası siyasette güçlü bir ülkenin de Davos Zirvesi’ne resmi düzeyde davet edilmemesi büyük bir eksikliktir ve forumun yanlış bir tutumu olarak nitelendirilebilir. Şu durum asla unutulmamalıdır ki; Türkiye, uluslararası arenada NATO üyesi ülke sıfatıyla, Batılı ülkeler açısından güçlü bir müttefik olabilme potansiyeline ve konumuna sahiptir.

Diğer bir yönden uluslararası organizasyonların ve kuruluşların batı egemenliğinden çıkmaları, günümüzde büyük ütopyalar olarak görülen “Dünya Demokrasisinin” gelişimi ve “Dünya Barışının” sağlanması adına son derece önemlidir. Bu minvalde, dünya genelinde resmi düzeyde yapılan uluslararası anlaşmalar haricinde, “Davos Zirvesi” gibi uluslararası platform veya organizasyonların geçerliliğini yitirmesinde, batılı ülkelerin “Küreselleşme” ve “Neoliberalizm” faktörlerini daima kendi lehlerine yorumlamalarının, büyük bir payı olduğu ifade edilebilecektir. Ayrıca 2023 Davos Zirvesi’nde “Küresel ekonominin geleceği” ve Türkiye’yi yakından ilgilendiren jeopolitik olgu  “Orta Koridor” gibi önemli konularla ilgili olumlu söylemlerde de, bulunulmuştur. Bu bağlamda, Davos Zirvesi’nde ele alınan ekonomiye ilişkin başlıklar başka bir makale konusudur Bütün bu konulara yönelik makale çalışması, ilerleyen günlerde siz saygıdeğer UPA takipçilerine sunulacaktır.

Cumhur Kartal YILDIZ

 

DİPNOTLAR

[1] Bloomberg HT (2023), “Dünya Ekonomik Forumu Sona Erdi”,  21.01.2023, Erişim Tarihi: 23.01.2023, Erişim Adresi: https://www.bloomberght.com/dunya-ekonomik-forumu-sona-erdi-2323732.

[2] Cumhur Kartal Yıldız (2022), “Avrupa Ekonomisinin Bir Diğer Zorlu Sınavı: Çin Hükümetinin Uyguladığı “Sıfır Covid Politikası” ”, Uluslararası Politika Akademisi, 29.11.2022, Erişim Tarihi: 23.01.2023, Erişim Adresi: http://politikaakademisi.org/2022/11/29/avrupa-ekonomisinin-bir-diger-zorlu-sinavi-cin-hukumetinin-uyguladigi-sifir-covid-politikasi/.

[3] Ozan Örmeci (2023) “Fransız Düşünür Emmanuel Todd’a Göre Üçüncü Dünya Savaşı Başladı”, Uluslararası Politika Akademisi 16.01.2023, Erişim Tarihi: 27.01.2023, Erişim Adresi: http://politikaakademisi.org/2023/01/16/fransiz-dusunur-emmanuel-todda-gore-ucuncu-dunya-savasi-basladi/.

[4] Ozan Örmeci (2023) “Fransız Düşünür Emmanuel Todd’a Göre Üçüncü Dünya Savaşı Başladı”, Uluslararası Politika Akademisi 16.01.2023, Erişim Tarihi: 27.01.2023, Erişim Adresi: http://politikaakademisi.org/2023/01/16/fransiz-dusunur-emmanuel-todda-gore-ucuncu-dunya-savasi-basladi/.

[5] SPUTNIK Türkiye (2023), “Davos Batılı Oligarkların Tepe Örgütü Gibi”, 16.01.2023, Erişim Tarihi: 25.01.2023, Erişim Adresi: https://sputniknews.com.tr/20230116/davos-batili-oligarklarin-tepe-orgutu-gibi-1065851855.html.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.