ALMAN MEDYASININ KILIÇDAROĞLU YORUMU

upa-admin 09 Mart 2023 1.087 Okunma 0
ALMAN MEDYASININ KILIÇDAROĞLU YORUMU

Giriş

Bu yazıda, Alman kamu hizmeti yayın kuruluşu ZDF’nin, Millet İttifakı’nın 13. Cumhurbaşkanı adayı ilan edilen Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, seçimin gidişatına göre sonraki süreçte kriz olasılığı barındıran bazı söylemlerin arka planları değerlendirilip, öneriler sunulacaktır.

Öncelikle, olası bir Millet İttifakı adayı tercihinde, demokratik sol değerlerin Almanya ve Türkiye’deki koalisyon hükümetlerinde ağırlıklı bir konumda olacağından dolayı neoliberal paradigmanın iyileştirilmesi adına atılacak ortak adımlar için anlaşmalar daha kolay sağlanır düşüncesini paylaşmaktayım. Ancak ideolojik ortak noktaların geri planda kalabildiği realpolitik bağlamda çatışma noktaları her zaman mümkündür. Nitekim Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açması sonucu Almanya’daki koalisyon hükümetinin demokratik sol politikaları biraz daha geri plana itilerek, savunma harcamaları önem kazanmıştır. ZDF’nin yayımladığı yazılı haberden çıkardığım söylemler doğrultusunda bazı olası kriz noktaları şunlardır.

Mülteci Meselesi

Kamu yayın kuruluşu ZDF’nin, “Kılıçdaroğlu kimdir?” (ZDF, 2023) alt başlıklı haberinde, muhalefet liderinin Avrupa Birliği (AB) üyeliğini desteklediği, ancak mülteci politikalarında milliyetçi bir gidişatı benimsediği belirtilmiştir. Friedrich Ebert Stiftung (FES) tarafından yayınlanan “Zeitenwende im Kopf” çalışmasının içeriğinde, 2022 verileri doğrultusunda Almanya’da gerçekleştirilen anket çalışmasında, düzensiz göç konusunda korku veya çekinceleri bulunanların oranı yüzde 58’dir (Dienes & Weiss & Katsioulis, 2023, s. 4). Toplumsal korkuların, hükümet politikalarına yön verdiğini değerlendirirsek, göç veya mülteci meselesi konusunun hassas alanlardan biri olduğunu ifade edebiliriz. Nihayetinde, kontrolsüz göç, sağ popülist partilerin siyasi dilinin altyapısını güçlendirerek yükselişine neden olabilmektedir. Bu yüzden, demokratik sol ağırlıklı koalisyon hükümeti konu hakkında politikalar geliştirmektedir. Alman hükümetinin 2021-2025 koalisyon anlaşmasına göre, düzensiz göçü azaltmak ve mültecilerin kaçış nedenleriyle de mücadele etmek istedikleri belirtilmektedir (2021, s. 112).

Göç edilen kaynak ülkelerden birisi olan Suriye ile ilişkiler ise Rusya’nın tutumundan dolayı kitleniyor. Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açması, Alman hükümetinin Ruslara karşı politik çizgilerini radikal bir şekilde değiştirmesine neden olmuştur. Ayrıca 2022 verilerine göre, yine Almanya’da FES’in anketine katılanlar arasında Rusya’yı tehdit olarak görenlerin oranı yüzde 76’ya kadar yükseltmiştir (Dienes & Weiss & Katsioulis, 2023, s. 8). Almanya-Suriye arasındaki ilişkilerin yakın zamana kadar normalleşme durumu pek olası olmadığından, Türkiye’nin barışçı çözüm yöntemleriyle, Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nde de belirtildiği gibi, “Düzensiz göçün kaynağı olan ülkelerle Geri Kabul Anlaşmaları” ve “Türkiye’ye yönelik kitlesel göçlerin kaynak ülkede kontrol edilmesine önem ve öncelik vereceğiz” maddeleri (2023, s. 237) önem taşımaktadır. Böylelikle, düzensiz göçün önüne de geçilebileceği değerlendirilebilir. Almanya-AB temaslarında mülteci meselesindeki akılcı politikaların detaylı anlatılmasının önem taşıdığı düşüncesindeyim.

Güvenlik Politikaları

Aynı haberde, eleştirmenlerin, Kılıçdaroğlu’nun karizmatik liderlik özelliğinin eksik kaldığına dair düşüncelerinin bulunduğu paylaşılmıştır (ZDF, 2023).  Ancak yön veren veya karizmasıyla etkileyen liderlik figürü kavramı daha çok sağ ideolojilerde anlam kazanırken, sol ideolojilerde ise sistem odaklı diyalog ve barışçıl çözümler anlamlıdır. Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açması, korku ve tehdit psikolojisinden dolayı Almanya toplumunun güvenlik politikaları bağlamında güçlü liderlik kavramına ihtiyaç duyduğu şeklinde anlaşılabilir. Eğer ki savaş olmasaydı, son seçimlere göre demokratik sol anlayışının zihinsel egemen güç olduğu Almanya’da, Kılıçdaroğlu için sağ görüş perspektifiyle değerlendirme yapılmayabilirdi. Alman hükümetinin 2021-2025 koalisyon protokolünde güvenlik politikalarında NATO iş birliğinin önemi vurgulanmıştır. Almanya ve AB’nin güvenliği açısından NATO’nun öneminden bahsedildiği protokolde (2021, s. 215), NATO haritasının sınırında bulunan üye ülkelerinin yüksek savunma harcamaları Almanya ve AB’nin realpolitik çıkarına uygun olarak değerlendirilebilir. Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açması sonrası, 2022 verileri doğrultusunda FES’in anketine katılan Almanya’daki insanların savaş ve çatışmalara karşı korkuları yüzde 86’lara yükselmiştir (Dienes & Weiss, & Katsioulis, 2023, s. 3). Bu orandan dolayı, Almanya toplumu tarafından NATO sınırlarındaki savunma kapasitesinin ve güvenliğinin de yükseltilmesi istenmesi olasıdır. Sağ ideolojinin savunma harcamalarını, sol ideolojiye göre daha öncelikli tuttuğu düşünülürse, demokratik solu temsil eden Kılıçdaroğlu’nun mevcut konjonktür doğrultusunda Almanya ve AB toplumu tarafından biraz daha çekimser karşılandığı söylenebilir. Kılıçdaroğlu’nun başarılı yönü olarak değerlendirilen barışçı ve uzlaşma odaklı çözüm metotları ön plana alınıp, Rusya-Ukrayna arasında uzlaşmalara katkı sağlanabilirse hem Avrupa’da, hem de Türkiye’de demokratik solun daha güçlü bir konuma gelebileceği yorumlanabilir.

Fotoğraf: CHP internet sitesi

Ahmet SUNAL

Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü RTS Bölümü doktora öğrencisi

 

KAYNAKÇA

  • CHP & Deva Partisi & Demokrat Parti & Gelecek Partisi & İYİ Parti & Saadet Partisi (2023), “Ortak Politikalar Mutabakat Metni”, Ankara.
  • Dienes, A. & Weiss, S. & Katsioulis, C. (2023), Zeitenwende im Kopf, Bonn: Friedrich Ebert Stiftung.
  • SPD & Bündnis 90/Die Grünen & FDP (2021), Koalitionsvertrag 2021-2025.
  • ZDF (2023), “Türkei: Kilicdaroglu fordert Erdogan heraus”, Erişim Tarihi: 08.03.2023, Erişim Adresi: https://www.zdf.de/nachrichten/politik/tuerkei-praesident-wahl-kilicdaroglu-erdogan-100.html.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.