2024 YEREL SEÇİMLERİ’NE DOĞRU GİDERKEN ÜLKEMİZDE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKRİNİ BENİMSEYEN PARTİLER ÜZERİNE KARŞILAŞTIRMALI BİR SİYASAL ANALİZ

upa-admin 20 Aralık 2023 1.262 Okunma 0
2024 YEREL SEÇİMLERİ’NE DOĞRU GİDERKEN ÜLKEMİZDE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKRİNİ BENİMSEYEN PARTİLER ÜZERİNE KARŞILAŞTIRMALI BİR SİYASAL ANALİZ

Giriş

Türkiye’de siyaset kurumu, 2024 yılında yapılacak olan yerel seçimlere hızlı bir şekilde odaklanıyor. Ülkemizde geçmiş dönemlerle kıyaslandığında, eşine az rastlanır biçimde, yerel siyaset ve genel siyaset girift bir ilişki içerisinde bulunuyor. Dolayısıyla, genel siyaset ve yerel siyaset birbirinden ayrıştırılmıyor. Bu siyasi alanların her ikisi de, karışık bir düzlemde kitlesel ölçekli ulusal-yerel medya araçlarında ve kamuoyunu oluşturan gündemin sıcak konuları arasında harmanlanıyor. Aziz milletimiz başta olmak üzere, siyaset kurumunu oluşturan tüm paydaşlar ve toplumu aydınlatma görevlerini icra eden kitlesel medya araçları, ülkemizin dört bir yanında bulunan yerleşim yerlerinde, birbirini izleyen adaylık açıklamaları sonrası, süratli bir biçimde şekillenen yerel gündemleri takip ediyorlar. Siyasi partiler tarafından hızla işletilen takvimler doğrultusunda, gerçekleştirilen yerel seçim çalışmaları ise gün be gün hızlanıyor ve 2024 yılına girilmesine az bir süre kala stratejiler belirleniyor.

Türk milliyetçiliği ise, tarihsel kökleri Osmanlı’ya dayanan ve Türkiye’de baskın bir sosyal fikriyattır. Siyasi tarihimizde tek partili dönemden çok partili hayata, koalisyonlardan, sağ partili iktidarlara ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne dek uzanan 100 yıllık süreç de Türk milliyetçilerinin desteğini almaksızın herhangi bir iktidar oluşumunun uzun ömürlü olamayacağı realitesini ortaya çıkarmıştır. Türk milliyetçiliğine gönül veren yurttaşlar ve siyasi yaklaşımlar ise, hatırlanacağı üzere; 2023 genel seçimlerine damga vurmuşlardır. Bununla birlikte, milliyetçilik fikrinin, genel seçimlerde toplumsal tabanda gücünü artırdığı ve bu durumun da oy oranlarına yansıdığı görülmüştür.[1] Gerçekleştirilecek önümüzdeki yerel seçimlerde Türk milliyetçiliğine gönül veren seçmenlerin ağırlıklı olarak hangi siyasi partilere yönelebilecekleri ise, ülke kamuoyunda ve basınında yoğun şekilde merak edilmektedir. Bu noktada ülkemizde yapılan yerel seçimlerde seçmenlerin genel eğilimleri incelendiğinde, adaylara baktıkları ancak aday-parti denkleminde ilk olarak partilerinin adaylarını göz önünde bulundurdukları da, bir gerçektir. Dolayısıyla, Türkiye’de yerel yönetimleri belirleme noktasındaki tercihsel düzlemde, seçmenlerin ilk bakışta, siyasi partilerinin gösterdikleri adaylara meyil ettikleri ifade edilebilecektir. Yukarıda belirtildiği üzere, Türkiye’de genel ve yerel siyasetin pek ayrıştırılmadığı açıkça görülebilir. Özellikle ülkemiz açısından son yerel seçimler incelendiğinde de, bu durum somutlaştırılabilecektir. Buradan hareketle, bu makale çalışmasında Türk siyasal yaşamında aktif olarak faaliyet gösteren ve Türk milliyetçiliği fikrini benimseyen Milliyetçi Hareket Partisi-MHP, Büyük Birlik Partisi-BBP ve İYİ Parti’nin, ideolojik ve siyasal duruşları ile oy oranları, karşılaştırmalı bir biçimde analiz edilecektir.

Milliyetçiliğin, 1969 Yılından Bugüne Geleneksel Hareketi ve Lokomotif Siyasal Partisi: MHP

Milliyetçi Hareket Partisi-MHP, Türkiye siyasetinde Türk milliyetçiliği görüşünün lokomotifi olmakla birlikte, geçmişten günümüze istikrarlı bir şekilde varlığını sürdüregelen geleneksel siyasi hareketler arasında yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti siyasal tarihi incelendiğinde, MHP’nin resmi köklerinin, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne (CKMP-1958-1969) dek uzandığı görülmektedir. Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin isim ve amblem değişikliğine gitmesiyle kurulan MHP’nin, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Adnan Menderes’in Demokrat Partisi (DP) ile birlikte, ülkede en uzun soluklu milliyetçi siyasi partilerden biri olduğu ifade edilebilecektir. Günümüzdeki DP’nin, Menderes’in kurduğu DP (1945) ile resmi ilişkisinin bulunmadığı belirtilebilir. Demokrat Parti (2007), Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi’nin 2007’de birleşmeleriyle kurulmuştur, ancak, Demokrat Parti (2007), kendisini Demokrat Parti’nin (1945) siyasal mirasçısı kabul etmektedir.

Bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi’nin merkez sol ve sosyal demokrat bir siyasi ideolojik çizgide, Demokrat Parti’nin ise muhafazakâr ve merkez sağ ideolojik kimlikte konumlandıkları belirtilebilir. Dolayısıyla, MHP, milliyetçiliği tamamıyla bir ideoloji olarak almasıyla, diğerlerinden ayrışmaktadır. MHP, Türk milliyetçiliği görüşünü merkeze almasıyla, İYİ Parti ve BBP ile de kısmen ayrışmaktadır. Çünkü İYİ Parti, Atatürkçülük, laiklik ve milliyetçilik görüşlerini öne çıkarmakla birlikte, ancak bu görüşlerden ziyade kendisini kurumsal kimlik olarak daha çok merkez sağda konumlandırmaya çalışan bir parti kimliğiyle (DP-AP-DYP-ANAP) çizgisine doğru açılmayı hedefleyen bir oluşumdur. BBP ise, Türk-İslam sentezinde İslamcılığı merkeze alarak siyasi politikalar geliştirmek isteyen bir oluşumdur. MHP ise, bu partilerle kıyaslandığında laiklik ve din konusunda dengeyi gözeten bir siyasal partidir ve ekseriyet ile Türk milliyetçiliğine ve Türkçülüğe dayanan bir ideolojik paradigmayı benimsemektedir.

Ülkemizde gerçekleştirilen 1980 darbesi, MHP’nin ve ülkücü hareketin üzerinden adeta bir silindir gibi geçmiş olmasına rağmen, Milliyetçi Hareket geleneği günümüze dek varlığını sürdüregelmiştir. Özellikle 1980 askeri darbesinden hemen sonraki süreçte, MHP’nin de akıbeti diğer siyasal partilere benzer istikamette olmuş; katılımcı demokratik siyasal yaşama büyük bir kelepçe vurulmuş, 16 Ekim 1981 tarihinde parti kapatılmış ve MHP’nin pek çok yöneticisi mahkemelerde yargılanmıştır. MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası’nın sonuçlanması ile birlikte, yargılanan 389 kişiden 5’ine idam, 9’una müebbet hapis cezası verilmiş, diğer 219 kişi hakkında ise çeşitli senelerde hapis cezaları verilmiştir.[2]

MHP’nin ve Ülkücü Hareket geleneğinin, ideolojik görüşü bağlamında kısa bir parantez açmak gerekirse; hareketin kurucularından Alparslan Türkeş’in çizdiği fikri çerçeve ile MHP’nin geçmişten günümüze izlediği politikalar incelendiğinde; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “6 Ok İlkelerine” ve özellikle “Türk milliyetçiliğine, devletçiliğe ve laikliğe” bağlı bir siyasi hareket olduğu anlaşılmaktadır. Ancak 1980 darbesi öncesinde Türk-İslam sentezi görüş de Ülkücü Hareket fikriyatında öne çıkmıştır. 1980 yılında Türkiye’de gerçekleştirilen askeri darbeden sonraki tarihsel süreçte ise Milliyetçi Hareket geleneğinde yer alan Türk-İslam sentezi görüş bünyesinde İslamcılık çizgisinin biraz daha geri planda tutularak, Türk milliyetçiliği çizgisinin camiada daha fazla odak noktasına oturtulduğu ifade edilebilir.

Bu durumun sebebi ise, MHP’nin toplumsal perspektifte komünizmi ve o dönemde gelişen bazı sol ideolojileri, Türk milletinin sosyokültürel müktesebatına büyük bir tehdit olarak görmesinden ileri gelmektedir. Sağ-sol olaylarının yaşandığı o buhranlı süreçte, hareketin genel bakışına göre; “ülkede yükselen komünizm tehlikesine karşı, İslamiyet’in güçlü bir birlik ve beraberlik referansı olabileceği” düşünülmüştür. MHP’nin ve Ülkücü Hareketin “Başbuğu” unvanıyla nitelendirilen Merhum Alparslan Türkeş’in zihnindeki Ülkücülük tasavvurunu 1965 senesinde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nde siyaset yaparken sistemleştirdiği ve MHP’nin de, siyasal duruşunu oluşturan “Dokuz Işık Doktrini” içerisinde de “Ahlakçılık” adlı temel bir ilkeye yer verilmiştir. Ahlakçılık anlayışı, Ülkücü Hareket ve Türk milleti açısından Türk ahlakına, manevi değerlere ve Müslümanlık inancına bağlılığı temsil eder.

Alparslan Türkeş de, “Dokuz Işık Doktrininde”, Ahlakçılık anlayışını bu perspektifte değerlendirmiştir. “Dokuz Işık Doktrini’nde” genel olarak dine dayalı bir siyasal anlayışın varlığından ise, söz edilemez. Bununla birlikte, Merhum Alparslan Türkeş, her daim Türk milliyetçiliğinin ve İslamiyet inancının, Türklük şuurunu güçlendireceğini, bölücü unsurlara karşı milletimizi birleştireceğini ifade etmiştir.  Türkeş, imanın, ahlakın ve İslamiyet dininin, Türk milliyetçiliğinin vazgeçilmezleri olduğunu belirtmiş, dinin toplumdaki önemini vurgulayarak, milleti millet yapan unsurlardan biri olduğunu ifade etmiştir. Merhum Türkeş, dinin ve inancın siyaset alanına alet edilmesine de, bunun yanı sıra laikliğin jakoben bir anlayış çerçevesinde din ve inanış üzerinde bir baskı unsuru gibi kullanılmasına da, karşı çıkmıştır.

MHP’de laikliğin tartışıldığı hiç ama hiç görülmemiştir. MHP, laiklik ilkesini benimseyen bir partidir. Devlet Bahçeli ile Alparslan Türkeş’in açıklamaları da, MHP’nin, ne (İslamiyet) din olgusundan, ne de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün laiklik anlayışından en ufak bir taviz vermeyeceğini açık ve net bir biçimde ortaya koymaktadır. Türkeş’in şu cümleleri ise laikliğe olan bağlılığını yansıtmaktadır. Sn. Alparslan Türkeş, yıllar önce verdiği bir röportajda “Laiklik Türkiye’nin birliği içinde şarttır. Çünkü çeşitli mezheplere mensup insanlarımız var. Az da olsa ayrı dinlere mensup insanlarımız var bunların hepsinin birbirleriyle kaynaşması için laiklik ilkesi Türkiye için lüzumludur. Din ile devlet işlerini ayrı tutmamız lazım, bu şarttır, dini hiçbir şekilde siyasete alet etmememiz lazımdır. Din, Allah ile kul arasındadır. Vatandaşlarımıza en büyük tavsiyem bu tür kamplaşmalara ve kutuplaştırmalara itibar etmemeleridir…”  ifadelerini kullanmıştır.[3]

Bununla birlikte, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkücü Hareket özellikle 1980 darbesinden sonraki süreç içerisinde, İslamcılık çizgisinden nispeten biraz daha uzaklaşmış, Türk-İslam sentezi bünyesinde gelişen Türk milliyetçiliği esaslı politik görüşü daha fazla benimsemeye başlamıştır. Bu ideolojik geçişin de, çeşitli sebepleri bulunmakla birlikte, esasında darbe sonrasında, Türk milleti açısından komünizm tehlikesinin artık geride kaldığına yönelik oluşan genel kanıya dayandığı söylenebilecektir.

MHP içinde söz konusu olan Türk milliyetçiliğine bağlı bu fikirsel değişim ise, 1993 yılında merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun temellerini attığı Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Büyük Birlik Partisi, İslamcılığı, Türk milliyetçiliğine nazaran daha fazla siyasal merkezine almıştır. Dolayısıyla, BBP, İslamcılık görüş çizgisi etrafında, MHP’den ideolojik açıdan tamamıyla ayrılmıştır.

MHP denilince Genel Başkan ve “Türk Dünyası Bilge Lideri” Sayın Dr. Devlet Bahçeli’ye ayrıca bir parantez açmak gerekir. Cumhur İttifakı’nın da mimarı olarak gösterilebilecek olan Dr. Devlet Bahçeli, Türkiye’de milliyetçi hareketin, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve bu geleneğin varlığını korumasında ve bugünlere dek sürdürmesinde, çok büyük emekleri bulunan bir siyasetçi ve devlet adamıdır. Devlet Bahçeli, Alparslan Türkeş’in vefat etmesi sonrasında MHP’de Genel Başkanlık görevine seçilmiştir. Dile kolay 1997 yılından günümüze kadar Bahçeli partisinin Genel Başkanlık görevini icra etmektedir. Siyasi ve sosyolojik olaylara bakışı her zaman milli perspektiftedir; tıpkı gönül verdiği Beşiktaş’ın renkleri gibi siyasi meselelere bakışında da siyah-beyaz renkte keskin milli çizgileri bulunur. Ancak çoğu kez itidallidir, nüktedandır, bilgi sahibi olmadan, asla fikir sahibi olmayan bir devlet adamıdır. Klasik otomobiller en büyük tutkusudur. İktisatçıdır. Akademiye sevdalıdır, öğretim üyeliği yapmıştır.

2023 genel seçimlerinde ise, anket şirketleri “MHP’nin oy oranlarının hızla eridiğini” belirtmişlerdir. Ancak gerçek seçim sonuçları ışığında görülmüştür ki; MHP, hem oylarını korumuş ve hem de ayrıca, Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın seçimlerden birinci olarak çıkmasına büyük bir katkı sunmuştur. MHP’nin, İYİ Parti ve BBP’ye göre kurumsal kimliği daha gelişmiş bir parti olduğu ifade edilebilir. Ülkü Ocakları, basın-yayın kuruluşları ve parti kanallarıyla ülkücü hareket oldukça aktif durumdadır. Bununla birlikte, MHP’nin, ülke siyasetinde, büyük bir kitle partisi olduğunu söylemek kolay değildir. Her yaştan seçmen kitlesine hitap edebilse de, MHP’nin oy oranları % 10 dolaylarında bulunmaktadır. Ancak bu durum, ilerleyen dönem içerisinde MHP’nin oylarının artmayacağı anlamına gelmemelidir. Çünkü MHP, ülkemizdeki seçmenlerin her seçimde oy verme eğilimi gösterebildiği bir siyasal partidir. Toplam oy oranları bakımından, yüksek düzeyde seçmen kitlesine ulaşamasa bile, MHP 2024 yerel seçimlerinde önemli belediyelerin yönetimsel görevlerinde bulunma potansiyeline sahip bir partidir.

Türkiye’de Milliyetçilik Görüşünün Bir Diğer Temsilcisi ve Sarsıntılı Süreçler Geçiren İYİ Parti

Türk milliyetçiliği görüşünün yeni sayılabilecek siyasal temsilcilerinden biri olan ve Atatürkçülük, Milli Muhafazakârlık, Sosyal liberalizm, Üçüncü Yol, Liberal demokrasi, Atlantikçilik gibi[4] çok farklı ideolojik eğilimleri bünyesinde barındıran İYİ Parti’nin ise sarsıntılı bir süreçten geçtiği ifade edilebilir.

Türkiye’de MHP’den ayrışarak 2017 yılında kurulan İYİ Parti, özellikle 2018 genel seçimleri ile 2019 yerel seçimlerinde seçmenler ve halk nezdinde büyük bir ilgi görmesine karşın, 2023 genel seçimleri sürecindeki tutumları ve kararsız ideolojik duruşuyla bu rüzgârı iyi bir biçimde değerlendirememiştir. Üstelik son dönemde “siyasetin finansmanı” ile ilgili bazı iddiaların parti içinde ve medyada sıklıkla gündeme gelmesi ve kurucu üyeler ile yönetimdeki isimler de dâhil olmak üzere teşkilatlarda peşi sıra gelen istifalar, İYİ Parti’nin çok yıpratıcı bir yerel seçim atmosferi yaşayabileceğine işaret etmektedir.

Tabanlarıyla uyumsuzluklar gösteren, siyasi parti yönetimlerinin, genellikle uzun ömürlü olmadıkları bilinmektedir. Bu durum, partileri de, hem teşkilatları hem de seçmenler nezdinde yıpratır. Özellikle İYİ Parti tabanının hükümetin politikalarına muhalif bir konumda olması, İYİ Parti yönetiminin ise Millet İttifakı ile 2024 yerel seçim iş birliğine kapıyı kapatması partinin en büyük sınavlarından bir tanesidir. Tabanının isteklerine karşı, İYİ Parti mevcut “müstakil siyaseti” ile sıkışmış bir görünüm çizmektedir. Kamuoyundaki bilgilere ve İYİ Partili önde gelen isimlerin bizzat aktardıklarına göre; İYİ Parti, “Millet İttifakı ile yolumuza devam edelim diyenler”, “Herhangi bir ittifaka katılmayalım seçimlere müstakil olarak katılalım diyenler” ve “Cumhur İttifakı’na katılalım diyenler” olarak 3 farklı gruba ayrılmıştır.[5]

Geçmiş seçimlerdeki performanslarına bakıldığında, İYİ Parti’nin 2018 genel seçimlerinde % 9,96, 2019 yerel seçimlerinde -Meclis Üyelikleri seçimlerinde aldığı mevcut oy oranlarına göre- % 7,30, en son gerçekleştirilmiş olan 2023 genel seçimlerinde ise % 9,69 oy oranına ulaştığı görülmektedir. Dolayısıyla, MHP gibi, İYİ Parti de oy oranları bakımından sıçrama yapamamış siyasi oluşumlardandır. Ancak, geçen süreçteki İYİ Parti-MHP ayrışması ise, milliyetçi oyların bölündüğünün bir göstergesidir.

Önümüzdeki yerel seçim sürecinde de milliyetçi oyların geçişkenlik yaşayabileceği öngörülebilecektir. Bu oy geçişkenliğinin bazı bölgelerde İYİ Parti’den özellikle MHP’ye ve CHP’ye doğru olması ise, kuvvetle muhtemeldir. Çünkü makale çalışmasının başında belirtildiği üzere; İYİ Parti, her ne kadar merkez sağ ideolojik görüşe açılma hedefinde olsa da, oy oranları bakımından genel olarak beklediği sonuçları alamamıştır. Bununla birlikte, İYİ Parti, ideolojik anlamda yönünü net bir biçimde tayin edememiş bir görüntü çizerken, diğer yönden MHP ile İYİ Parti tabanları birbirlerine oldukça yakındır. Ayrıca, İYİ Parti ideolojik duruşu yönünden milliyetçilik, laiklik ve Atatürkçülük çizgisinde kendisini konumlandırması sebebiyle “CHP’nin ulusalcı duruşuna” yakın bir siyasi pozisyonda bulunmaktadır. Bu durum ise, yerel seçimlerde İYİ Parti ile CHP arasında oy geçişkenliklerine sebebiyet verebilir. Özellikle, Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyükşehir seçim bölgelerinde bu geçişkenlikler somutlaşabilir.

İYİ Parti’nin ideolojik yapısı ve siyasi düzlemini oluşturan üç ana omurgadan bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi; “Türk Milliyetçileri ağırlıklı ve Milliyetçiliği merkeze alan bir oluşum olmasıdır”. İkincisi “Parti tabanının ve seçmen kitlesinin genellikle iktidar muhaliflerinden müteşekkil olmasıdır”. Üçüncüsü ise, “Sağ düzlemde yer almasına karşın, modern ve seküler bir paradigmaya sahip olmasıdır”. Dolayısıyla, İYİ Parti, bu üç omurgadan ayrışarak politika ürettiğinde başarılı olma ihtimali azalabilir. 2024 yerel seçimleri İYİ Parti’nin halk ve sandıktaki karşılığının belirlenmesinde aydınlatıcı olacaktır.

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun Kurduğu İslamcı ve Milli Siyasi Hareket: Büyük Birlik Partisi

Milliyetçi Hareket Partisi kadar köklü ve eski bir siyasal hareket olmamakla birlikte, Büyük Birlik Partisi de, uzun ömürlü olarak nitelendirilebilecek milliyetçiliğin geleneksel oluşumlarından birisidir. 25 Mart 2009 tarihinde, yerel seçim çalışmaları sırasında gerçekleşen bir helikopter kazası sonucunda hayatını kaybeden merhum Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu tarafından fikri temelleri atılan Büyük Birlik Partisi-BBP, Türk-İslam sentezi bünyesinde, İslamcılığı daha çok önceleyen bir görüş çizgisi etrafında şekillenmiştir. Kazada bir takım şüphelerin bulunduğu da bazı dönemler belirtilmiştir.

1980 askeri darbesi öncesinde Ülkü Ocaklarında ve Ülkücü teşkilatlarda çok sayıda görevler üstlenen Muhsin Yazıcıoğlu darbeye kadar, Milliyetçi Hareket Partisi’nde Genel Başkan Müşavirliği yapmıştır. 1980 askeri darbesi sonrası yargılanan Yazıcıoğlu, Ülkücü Kuruluşlar Davası’ndan hüküm giymiş ve 5 buçuk yılı hücrede olmak üzere toplamda 7 buçuk yıl Ankara Mamak Cezaevi’nde hapiste kalmıştır.[6]

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonraki süreçte kapalı tutulan ve siyasi yasaklı durumda bulunan MHP’nin, 1983-1993 yılları arasında hem resmi ve hem de fikri-siyasi açıdan öncülü bilineceği üzere Milliyetçi Çalışma Partisi-MÇP’dir. MÇP, adını ve logosunu değiştirerek, günümüzde varlığı sürdüren Milliyetçi Hareket Partisi-MHP adını almıştır. Bu noktada, MÇP’nin, resmi olarak MHP‘ye evirilme sürecinde, makalede belirtildiği üzere, siyasi ve dini anlayış üzerine bir ayrışma yaşanmış ve MÇP’li yöneticilerin büyük bölümü ile Muhsin Yazıcıoğlu da, partileri MÇP’den istifa ederek ayrılmışlardır. Bu ayrışmada ise, merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Türk-İslam sentezinde İslamcılığı önceleyen, dini, sosyal ve siyasi bazı görüşleri oldukça etkili olmuştur. Ülkücü camia içerisinde o dönemde son derece aktif durumda bulunan Yazıcıoğlu ve yol arkadaşları, yollarına BBP çatısı altında devam etmişlerdir. Ayrılık sürecinde, Yazıcıoğlu, bu dönemde MÇP lideri Türkeş’in devletçi ve laik duruşunu eleştirirken, Türkeş ise, partilerinde (MÇP-MHP) laik, devletçi ve milliyetçi bir paradigmayı devam ettirmiştir. Böylelikle, Ülkücü camia içerisinde, bu doğrultuda, iki kutuplu görüş ayrılıkları meydana gelmiştir. Yazıcıoğlu, bu sürecin sonucunda BBP’yi kurmuş, bu partinin de Genel Başkanlık görevine seçilmiştir.

BBP’nin seçim performansına bakıldığında, genelde beklediği oy oranlarına ulaşamadığı gözlenebilir. 1995 genel seçimlerine, ANAP listelerinden giren BBP, Yazıcıoğlu ile birlikte 7 vekil çıkarmıştır. Ancak, bu seçimlerin haricinde 1994 yılından 2009 yılına kadar parti olarak tek başına girdiği yerel ve genel seçimlerde BBP genellikle % 1, % 1,5 ve % 1,7 düzeylerinde değişen oy oranlarına ulaşabilmiştir. Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasında hazin bir şekilde hayatını kaybettiği 2009 yılı itibariyle, BBP’nin, halkımız nezdinde esasında yükselen bir siyasi popülaritesi olduğunu söylemek mümkündür. Hatırlanacağı üzere, 2009 yılında da büyük bir sıçrama yaparak, % 2,33’lük bir oy oranına ulaşmıştır. Ancak 2009 yılına kadar Kurucu bir Genel Başkan olarak görevini sürdüren Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybetmesiyle birlikte, BBP açısından tüm dengeler değişmiştir. 2009 yılından sonra partide iktidara gelen BBP yönetimlerinin devraldıkları mirası iyi şekilde değerlendiremedikleri söylenebilir. Özellikle Kurucu Genel Başkan Yazıcıoğlu’nun kaybının, partide bir çöküş başlattığı ifade edilebilir. 2009 yerel seçimlerinden sonra gerçekleştirilen tüm seçimlerde de, BBP, bekleneni hiç verememiştir.

BBP, 2023 genel seçimlerine ise, üyesi olduğu Cumhur İttifakı listelerinden girmeyerek, stratejik bir tek liste hatası yapmış; parti olarak bu seçimlere girmesi sonucunda % 0,97’lik oy oranı elde ederek, milletvekili çıkaramamıştır. BBP, Cumhur İttifakı’nı da, bu süreçte bazı konular özelinde eleştirmiştir. Ancak, 2019 yerelseçimlerinde 10 ilçe belediyesi yönetimini devralmış ve % 1,88’lik bir oy almıştır. BBP’nin, İYİ Parti ile MHP arasındaki rekabette oldukça geride kalan bir milliyetçi parti olduğu ifade edilebilir. Bu durum, seçim verileri ışığında, incelendiğinde açık ve net bir biçimde görülebilmektedir. Bununla birlikte, BBP, ideolojik duruşu açısından oldukça güçlü, ancak Yazıcıoğlu sonrası için, politika üretme bakımından zayıf ve ittifak ortaklığında ise açıkça bir tutum ortaya koymaktan uzaktır.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Yol Arkadaşlarından Remzi Çayır liderliğinde kurulan Milli Yol Partisi

Bu minvalde BBP’nin ittifaklar konusunda net bir tavır ortaya koymaması ile Cumhur İttifakı’na yakın siyasi tutum ve pozisyonu da kendi bünyesinden yeni bir siyasi partinin filizlenmesine sebep olmuştur. Milli Yol Partisi, Muhsin Yazıcıoğlu sonrasındaki BBP yönetimlerinden memnun olmayan bir grup tarafından kurulmuştur. Merhum Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşlarından ve eski Ülkücülerden Remzi Çayır liderliğinde, 2021’de BBP’den ayrılarak kurulan Milli Yol Partisi (MYP), halkçılığı ve halkın sorunlarını öne çıkaran siyasi çizgisiyle, Türk milliyetçiliğine farklı ve daha yeni bir soluk getirebilir. Partinin ana ideolojileri arasında ise, milli muhafazakârlık, milliyetçilik, Türk-İslam sentezi görüş ve Ülkücülük bulunmaktadır.[7] MYP’nin, kamuoyuna ve basına sesini duyurması halinde, gelişebilecek milliyetçi partiler arasında yer aldığı ifade edilebilir. Bu siyasi analizin genel olarak (MHP, İYİ Parti ve BBP’yi kapsaması) ve 2021 yılında kurulmuş henüz çok yeni bir parti olması sebebiyle, makale çalışmasının giriş bölümünde Milli Yol Partisi’ne ayrıca bir yer verilmemiştir. Bununla birlikte, MYP, resmi kayıtlara göre, günümüz itibarıyla Türkiye’de gerçekleştirilebilecek bütün seçimlere girebilme yeterliliği taşıyan ve ülke genelinde de teşkilatlanmalarını tamamlamış bir siyasi partidir. Hatta 2023 genel seçimlerine girmiş ve çok az süre kala teşkilatlanmalarını tamamlayabildiği için, kamuoyunda kendisini pek fazla tanıtma fırsatı bulamamıştır. Bundan dolayı % 0,03 gibi çok düşük bir oy oranına ulaşabilmesi ile birlikte, önümüzdeki süreçte halka bir karşılığının olup, olmadığı sorusu netleşecektir.

Sonuç

Sonuç olarak bu siyasal-fikri analizden hareketle; Türkiye’de faaliyet gösteren bu milliyetçi partilerin birbirleriyle karşılaştıklarında, ideolojik açıdan bazı noktalarda tümüyle ayrışabildikleri görülmektedir. Dolayısıyla, bu durum Türkiye siyasetinin renkliliğine ve özgürlükçü demokrasisine güçlü bir örnektir. Her bir parti ayrı fikri ekolleri temsil etmektedir. Ancak hepsinin ana omurgası, ortak paydası ve çıkış noktası elbette ki Alparslan Türkeş’in Ülkücü-Milliyetçi Hareketi’dir ve Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Türkiye çağdaş siyasi tarihi süreci ise, bu durumu somut ve açık bir biçimde gözler önüne sermektedir.

Bununla birlikte, MHP ve İYİ Parti oy oranları bakımından diğer partilere oranla, oldukça ileridedirler. Gerçekleşecek 2024 yerel seçimleri ise, milliyetçi partiler için, ciddi ve önemli bir ölçüt olabilecektir. Özellikle MHP ve İYİ Parti’nin aldıkları oy oranları ile kazanacakları muhtemel yerel yönetim idareleri bu bakımdan önemli kıstaslar olabileceklerdir. Birkaç yıl içinde yapılan geçmiş seçimlere bakıldığında milliyetçi oyların genellikle bölündüğü görülmektedir. Dolayısıyla, önümüzdeki 2024 yerel ve mahalli İdareler seçimlerinde de, Türkiye siyasetini, Türk milliyetçiliği görüşünü benimseyen partiler arasında gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel olan çetin ve zorlu siyasal ve demokratik bir rekabet beklemektedir.

Cumhur Kartal YILDIZ

 

DİPNOTLAR

[1] Cumhur Kartal Yıldız (2023), “Türkiye’de Güçlenen Milliyetçilik ve 2023 Seçimlerinde Milliyetçi Partilerin Oy Oranları”, Uluslararası Politika Akademisi-UPA, 17.06.2023, Erişim Tarihi: 10.12.2023, Erişim Adresi: http://politikaakademisi.org/2023/06/17/turkiyede-guclenen-milliyetcilik-ve-2023-secimlerinde-milliyetci-partilerin-oy-oranlari/.

[2] Wikipedia (2023), “Milliyetçi Hareket Partisi”, Erişim Tarihi: 13. 12. 2023, Erişim Adresi: https://tr.wikipedia.org/wiki/Milliyet%C3%A7i_Hareket_Partisi.

[3] Muammer Elevren (2019) “Alparslan Türkeş: Laiklik, Türkiye’nin Milli Birliği ve Bütünlüğü İçin Şarttır”, Devlet Fikir ve Kültür Dergisi,  30.05.2019, Erişim Tarihi: 13.12.2023, Erişim Adresi: http://devlet.com.tr/makaleler/y388-ALPARSLAN_TURKES_LAIKLIK_TURKIYENIN_MILLI_BIRLIGI_VE_BUTUNLUGU_ICIN_SARTTIR.html.

[4] Wikipedia  (2023), “İYİ Parti”, Erişim Tarihi: 18.12.2023, Erişim Adresi: https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0Y%C4%B0_Parti.

[5] CNN Türk (2023), “İyi Parti Üçe Mi Bölündü? Sular Durulmuyor…” ,18.11.2023,  Erişim Tarihi: 18.12.2023, Erişim Adresi: https://www.cnnturk.com/video/turkiye/iyi-parti-uce-mi-bolundu-sular-durulmuyor.

[6] Wikipedia (2023), “Muhsin Yazıcıoğlu”, Erişim Tarihi:18.12.2023, Erişim Adresi: https://tr.wikipedia.org/wiki/Muhsin_Yaz%C4%B1c%C4%B1o%C4%9Flu.

[7] Wikipedia (2023), “Milli Yol Partisi”, Erişim Tarihi: 20.12.2023, Erişim Adresi: https://tr.wikipedia.org/wiki/Milli_Yol_Partisi.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.