TÜRK AKIMI, 21. YÜZYILDA TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ AÇISINDAN BİR ‘KAZAN-KAZAN’ PROJESİ MİDİR?

upa-admin 15 Ocak 2020 4.072 Okunma 0
TÜRK AKIMI, 21. YÜZYILDA TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ AÇISINDAN BİR ‘KAZAN-KAZAN’ PROJESİ MİDİR?

Giriş

21. yüzyılda Avrasya enerji jeopolitiği bağlamında son zamanlarda ön plana çıkan en önemli işbirliklerinden birisini Türkiye ve Rusya Federasyonu arasında cereyan eden ilişkiler oluşturmaktadır. Bu bağlamda, her iki ülke açısından son derece stratejik önem verilen Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin devreye alınması temelinde yaşanan birtakım gelişmelerin anlaşılması gereklidir. Söz konusu çalışmada, ilgili boru hattının 8 Ocak 2020’de tam olarak faaliyete geçirilmesine kadar olan süreçte yaşanan gelişmeler analiz edilmek suretiyle, Ankara ve Moskova’nın Türk Akım Projesi’nin hangi çerçevede ne kadar önem atfettiği anlaşılmaya çalışılacaktır.

Güney Akım’dan Türk Akımı’na Giden Süreçte Yaşananlar

1991 senesinde bağımsızlığını kazanan Ukrayna, o zamandan bu yana ülke içerisindeki iktidar değişikliklerinin getirdiği farklı dış politika yönelimlerinden ötürü Rusya Federasyonu ve Avrupa-Atlantik Blok arasında gidip gelmiştir. Bu kapsamda, Rusya yanlısı Devlet Başkanları döneminde ağırlıklı olarak Moskova’yı önceleyen politikalar yürüten Kiev, daha sonrasında özellikle 2004 Turuncu Devrim sonrasında Brüksel-Washington eksenli politikaları merkezine almıştır. 2004 senesinde Ukrayna’da gerçekleşen Devlet Başkanlığı seçimini Rus yanlısı Viktor Yanukoviç’e karşı kazanan Brüksel-Washington yanlısı Viktor Yuşçenko-Yuliya Timoşenko ikilisi, Ukrayna’nın siyasi, ekonomik ve güvenlik dümenini Avrupa-Atlantik Blok’a doğru çevirerek komşu ve büyük abi Rusya’yı dışlayan siyasalar yürütmüşlerdir. Buna karşılık olarak, Rusya Federasyonu ise, mevzubahis davranışa son derece sert bir tepki ortaya koymuştur. O zamana kadar Avrupa’ya yaptığı doğalgaz ihracatı bağlamında son derece stratejik bir noktada konumlanan Ukrayna’yı “en çok gözetilen ulus” bağlamında değerlendirerek özel bir muameleye tabi tutan Rusya, bu seçim sonrasında kendisine yönelik izlenen politikalara cevaben mevzubahis konumu sonlandırmıştır. Ukrayna’ya doğalgaz ticaretinde ayrıcalıklı bittiğini ve bundan sonra piyasa kurallarının uygulanmaya başlanacağını kesin bir dille bildirmiş ve de bu ülkeden doğalgaz borcunu ödemesini talep etmiştir. Ancak Ukrayna’nın bu ödemeyi hem 2006, hem de 2009 senelerinde ödemeyi reddetmesi üzerine, Rusya, bu ülkeye sağladığı doğalgazı kış mevsiminin en sert koşullarının yaşandığı dönemlerde vanayı kapatmak suretiyle kesmiştir. İlgili durumdan sadece Ukrayna çok olumsuz yönde etkilenmemiş; aynı zamanda Ukrayna üzerinden geçen hatlardan doğalgaz tedarik eden Avrupa ülkeleri de menfi yönde etkilenmişler, hatta bazı Avrupa ülkelerinde insanlar soğuktan ötürü donarak hayatlarını kaybetmişlerdir.

Tecrübe edilen bahse konu kötü hadise sonrasında, hem Rusya, hem de Avrupa Birliği’nce Ukrayna’ya alternatif yeni doğalgaz taşımacılık hatlarının geliştirilmesi çalışmaları öncelikli görülmüştür. Avrupa Birliği, Nabucco Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nde yaşadığı başarısızlıktan ötürü daha dikkatli bir politika takip etmeye başlamış; ilgili kapsamda Türkiye ve Azerbaycan ile Güney Gaz Koridoru’nu geliştirip devreye almaya çalışmıştır. Nitekim geçtiğimiz 2019 senesinin sonu itibariyle bu hattın Türkiye’ye doğalgaz taşıyan TANAP, tam kapasite ile faaliyete geçirilmiştir. TANAP’ın devamı olarak Azerbaycan doğalgazını Avrupa piyasalarına taşımayı öngören TAP ise, 2020 veya 2021 itibariyle hayata geçirilmiş olacaktır. Azami kapasite olarak 31 milyar metreküp olarak tasarlanan Güney Gaz Koridoru, hem Türkiye’nin, hem de Avrupa’nın enerji güvenliklerinin bir nebzede olsun farklı tedarik kaynağı yaratılmak suretiyle sağlanmasına yardımcı olacaktır. Avrupa Birliği’nin söz konusu girişimine karşılık olarak, Rusya, 2007 senesinde Avrupalı bazı büyük enerji şirketlerinin de katılımıyla senede 63 milyar metreküplük doğalgaz kaynağını Ukrayna’yı devre dışı bırakan ve Karadeniz’in altından geçen bir hatla Avrupa’ya taşımayı tasarlayan Güney Akım Projesi’ni ortaya koymuştur. Hattın yapımına dönük olarak ilgili ülkelerle anlaşmalar yapan Rusya, Aralık 2011’in sonunda Türkiye ile de hattın münhasır ekonomik bölgeden geçmesine dair bir anlaşma imzalayarak, bu ülkeyi de projeye dâhil etmiştir. Fakat hattın yapımı konusunda herşey yolunda giderken, Kasım 2013’te Ukrayna’da yaşanan bir kriz aslında projenin ölümünü hazırlayan sürecinde yapıtaşlarının döşenmesine yol açmıştır.

Kasım 2013’de Ukrayna’nın 2010 senesinde göreve gelen o dönemdeki Rusya yanlısı Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç, ülkesi ile AB arasında imzalanması öngörülen Ortaklık Anlaşması’nı ve buna yönelik olarak kurulan komisyonun çalışmalarını ulusal güvenlik gerçeklerine dayandırarak askıya almıştır. Bunun üzerine, Kiev Meydan’da toplanan AB yanlısı göstericilerin başlattığı protesto eylemleri bir süre sonra tüm ülke geneline yayılmış ve olaylar sürerken Yanukoviç istifa ederek ülkesinden ayrılmıştır. Daha sonrasında göreve gelen Avrupa-Atlantik Blok yanlıları tarafından izlenen politikalar, Rusya açısından jeostratejik, jeopolitik, jeoekonomik ve jeokültürel açılardan elzem bölgeler olarak kıymetlendirilen Kırım ve Doğu Ukrayna’ya sıçramıştır. Adı geçen iki bölgeye sirayet eden olaylara başlangıçta kendisi açısından uluslararası saygınlık kazanmaya yönelik bir kamuoyu diplomasisi faaliyeti olarak gördüğü 2014 Soçi Kış Olimpiyatları’ndan dolayı herhangi bir tepki göstermeyen Moskova, mevzubahis sportif faaliyetin bitmesini müteakiben tüm güç unsurlarından istifade etmek suretiyle hâlihazırda bu iki bölgede mevcut durumun teşkiline yönelik adımları kararlılıkla atmıştır.[1]

Erişim Adresi: https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/MEMO_16_308, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020).

Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/en/info/infographic/5071, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020).

Rusya’nın söz konusu girişimine, aralarında Türkiye’nin de olduğu birçok Avrupa-Atlantik Bloku devleti tarafından çok sert tepkiler gösterilmiş; hatta yaratılan bu de facto durumlarının asla resmi olarak tanınmayacağının altı sürekli olarak kalınca çizilmiştir. Özellikle Mart 2014’ten bu yana Avrupa-Atlantik Bloku’nun bazı üyelerince Rusya’ya karşı sürekli olarak güncellenen kapsamlı yaptırımlar tatbik edilmektedir. Burada bir hususun altını çizmek gerekir ki, Rusya ile özellikle enerji alanında çok yakın ticari ilişkileri bulunan hem Türkiye, hem de Almanya bahse konu yaptırımlara karşı çıkmaktadırlar. Türkiye’nin söz konusu tutumunu İran’a yönelik uygulanan yaptırımlar bağlamında da görmek mümkündür. Uygulanan yaptırımların çok yakından etkilediği alanlardan birisi de Güney Akım Doğalgaz Boru Hattı Projesi olmuştur. AB tarafından ilgili projenin hayata geçirilmesinin engellemesine dönük olarak birtakım siyasi ve hukuki uygulamalara gidilmiş ve özellikle ilgili projeye dâhil olarak ülkelere projeden ayrılmalarına dönük ciddi telkinlerde bulunulmuştur. Adı geçen tutumdan son derece rahatsızlık duyan Rusya, karşı hamlesini çok geçmeden yaparak Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Aralık 2014’ün başında Türkiye’ye yaptığı ziyaret esnasında AB’nin tutumundan ötürü Güney Akım Projesi’ni iptal ederek rotayı Türkiye üzerinden geçecek Türk Akımı olarak değiştirdiklerini belirtmiştir. Güney Akım’ın kapasitesi aynı kalmak suretiyle bu hattan 10 milyar metreküplük bir kapasitenin Türkiye’nin kullanımına kalan kısmın ise Avrupa’nın kullanımına tahsis edileceği ifade edilmiştir. Bundan sonrasında, Türkiye ve Rusya arasında bu konuda teknik görüşmelerin olduğu bir süreç yaşanmıştır.[2]

Erişim Adresi: https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2016/09/06/guney-akimi-yerine-turk-akimi, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020).

Kasım 2015-Ocak 2020 Döneminde Türk Akımı Çerçevesinde Yaşananlar

2010 senesinde Tunus’ta başlayıp Orta Doğu’nun diğer coğrafyalarına yayılan ve Mısır gibi ülkelerde lider değişimi ile neticelenen Arap Ayaklanmaları’nın yansımalarının görüldüğü en önemli ülkelerden birisi de Suriye olmuştur. 2011 senesinin başında Suriye’ye sıçrayan Arap Ayaklanmaları, bu ülkede şiddetini gittikçe artırmak suretiyle iç savaşa dönüşmüştür. Sadece bölge devletlerini değil, aynı zamanda bölge dışı devletler üzerinde göç ve de terör gibi etkileri bulunan Suriye Meselesi, 2000’li yılların başında ilişkilerinde altın çağ yaşayan Türkiye ve Rusya’yı da olumsuz yönde etkilemiştir. Savaşın başlangıcından Haziran 2016’a kadar bu anlamda çok ciddi krizler tecrübe edilmiştir. Suriye Meselesi’nde başından bu yana Esad Rejimi’ne kapsamlı destekler sunan Rusya[3] ve Esad’ın görevi bırakmasını isteyen ülkelerin safında yer alan Türkiye arasında zaman zaman aralarında uçak düşürmeye varan ciddi bunalımlar yaşanmıştır. Bunlardan en önemlisi 24 Kasım 2015 tarihinde Suriye civarında Türk hava sahası üzerinden uçuş gerçekleştiren 2 Rus SU-24 savaş uçağının hava sahası ihlali gerçekleştirmelerinin ardından bir tanesinin Türkiye tarafından defalarca yapılan uyarılara rağmen ihlali sürdürmesi ve Türk savaş uçaklarınca düşürülmesi olmuştur. Türkiye angajman kuralları çerçevesinde uluslararası hukukça benimsenen haklar doğrultusunda uçağı düşürdüğünü açıklamaya çalışırken, Rus tarafı ise bunun son derece kışkırtıcı bir hareket olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin kendisini arkadan bıçakladığına vurgu yapmıştır. Bundan sonraki aşamada, iki ülke arasında karşılıklı sert açıklamalarla gerilim devam etmiştir. Bunun paralelinde, Rusya, Türkiye’ye yönelik kapsamlı bir yaptırım paketini yürürlüğe sokmuştur. Enerji boyutu da bu yaptırımlardan doğal olarak nasibini almıştır. Moskova, Ankara ile birlikte geliştirdiği Türk Akım Doğalgaz Boru Hattı ve Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projeleri’nin askıya almıştır. Söz konusu çerçevede iki ülkedeki stratejik akılların yanı sıra her iki ülke tarafından da büyük bir saygı duyulan o dönemin Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in de devreye girmesi neticesinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rus muadili Vladimir Putin’e uçak düşürmeden ötürü özürlerini ve ikili ilişkilerin yeniden düzeltilmesini içeren bir mektubu Haziran 2016’da göndermiştir. Bunların Rusya tarafında kabul görmesinden sonra ikili ilişkilerde düzelme yaşanmaya başlamıştır.[4]

Bu gelişmeler paralelinde, 10 Ekim 2016 tarihinde iki ülkeden üst düzey yetkililerin katılımıyla Türk Akımı’nın yapımına ilişkin anlaşmaya imza konulmuştur. Daha sonraki süreçte hattın devreye alınmasına dönük olarak her iki ülkenin siyasi kararlılığının da yardımıyla müspet yönde gelişmeler yaşanmıştır. Senede 15,75 milyar kapasiteli ikiz boru hattı kanalıyla Rus doğalgazı öncelikle Türkiye’ye, daha sonrasında ise Güney Avrupa ve de diğer Avrupa ülkelerine taşınacaktır. Son derece süratli bir biçimde ilerleyen boru hattının yapımında ilk önce Karadeniz’in altından geçen deniz kısmı tamamlanmış daha sonrasında Aralık 2019’da hattın kara bölümünün inşası planlanandan önce bitirilmiştir.[5] Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı iki ülkeden üst düzey devlet yetkilerinin katıldığı bir törenle 8 Ocak 2020 tarihinde tam kapasite ile çalışmaya başlamıştır. Hattın açılış töreninde ilgili devlet yetkililerinin açıklamalarına bakmak Türk Akımı’na ilgili taraflarca atfedilen ehemmiyetin daha iyi anlaşılmasını sağlayabilecektir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu törende yaptığı konuşmada Türk Akımı’nın önemini şu sözlerle vurgulamıştır:

“2020 senesinin ülkelerimiz, halklarımız ve tüm dünya için esenlikler getirmesini diliyorum. Tüm dostlarımızın yeni yılını gönülden tebrik ediyorum. Türkiye ile Rusya Federasyonu arasındaki işbirliğinin son nişanesi olan TürkAkım’ın açılışı münasebetiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. TürkAkım, Rus dostlarımızla beraber büyük emek harcadığımız, hem ikili ilişkilerimiz bağlamında tarihi nitelikte bir projedir. Projede deniz bölümünün tamamlanması neticesinde değerli dostum Putin ile geçen yıl tören düzenlemiştik. Bir sene içerisinde hedeflediğimiz şekilde hattı başarıyla tamamladık ve şimdi de açılışını yapıyoruz. Proje sayesinde 31,5 milyar metreküplük doğal gazın 15,75 milyar metreküpü aracı hiçbir ülke olmadan doğrudan ülkemize ulaşacaktır. Böylece 15 milyon hanenin yıllık doğal gaz ihtiyacını da karşılamış olacağız. TürkAkım projesinin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Projenin hayata geçirilmesinde emeği ve katkısı olan herkese şükranlarımı sunuyorum. Karşılıklı yatırımlarımız 10’ar milyar doları aştı. Akkuyu’da da ciddi bir aşamaya geldik. İnşallah bu projeyi de planladığımız takvime uygun bir şekilde tamamlayacağız. TürkAkım projesi ise yeni dönemin sembol eserlerinden biri olacak. Sahip olduğumuz potansiyeli harekete geçirdiğimizde ortaya çıkacak katma değerden tüm bölgenin istifade edeceğine inanıyoruz. Tıpkı bir Rus atasözünde ifade edildiği gibi “Akıllı yol arkadaşı yolun yarısı” demektir. Tüm taraflarla konuşabilen bir ülke olarak diplomasi trafiğimizi çok yönlü bir şekilde devam ettireceğiz. Elimizdeki tüm imkânları seferber ederek bölgemizin kan ve gözyaşına boğulmasına izin vermeyeceğiz. Bu süreçte Rusya Federasyonu ve değerli dostum Sayın Putin ile de sürekli diyalog ve istişare halinde olacağız. Rus dostlarımızın da katkısıyla inşallah bu sıkıntılı süreci suhuletle atlatacağımıza inanıyorum. Bir kez daha TürkAkım projesinin ülkelerimiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu projenin mimari olarak gördüğüm Sayın Putin’e ve heyetine teşekkür ediyorum. Artık Balkanlar Avrupa’ya kadar Rusya’dan Karadeniz’ in altından Kıyıköy’den İnşallah artık doğal gazı iletmiş olacağız. Hayırlı olsun. Uğurlu olsun”.[6]

Mevzubahis törende bir konuşma gerçekleştiren Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin, boru hattının öneminin altını şu sözlerle çizmiştir:

“Yeni gaz sevkiyat güzergâhı olan TürkAkım’ın açılışına katılanlar, sadece Rusya ve Türkiye için değil Avrupa ülkeleri için önemli bir gelişmeye tanık oluyorlar. Bu ortak projenin gerçekleştirilmesi, Karadeniz’in dibinde gaz boru hattının döşenmesiyle işbirliği adım adım gelişiyor. Sadece geçen sene Türk ortaklarımız 24 milyar metreküp gaz aldılar. Şimdi ise yeni bir güzergâhtan TürkAkım’dan gelecek. Bu özel ve benzeri olmayan gaz ulaştırma sistemi. Denizin dibinden iki paralel hat döşendi. Her biri 16 milyar metreküplük kapasiteye sahip. Derinliği iki kilometreyi aşıyor, bu gerçekten hiç de kolay olmayan bir çalışma. İlk hattan gelecek olan doğal gaz Batı Sibirya yataklarından geliyor. İkinci hattan gelecek olan doğal gaz Türkiye üzerinden Balkanlara, Bulgaristan’a ve Yunanistan’a sevk edilecek. Rus doğal gazının Avrupa’ya sevk edilmesi sadece Türkiye için değil birçok güney Avrupa ülkesinin ekonomisine olumlu etki edecek. Avrupa gaz piyasasının güvencesini sağlayacak. TürkAkım’ın inşaatında öncü teknolojiler uygulandı. Bu da gaz boru hattının güvenilir bir şekilde işletileceğine ve çevre dostu olmasına yardımcı olacak. Boruların döşenme hızında bir rekor kırdık, günde 6 kilometre boru döşendi. Hayırlı olacak ve son olarak şunu ifade etmek istiyorum. Hiç de kolay olmayan zor bir dünyada yaşıyoruz. Eminim Türkiye ve Rusya gelecekte birçok projeyi hayata geçirecektir. Hep beraber en iddialı projeleri gerçekleştirebileceğiz. Şunu ifade etmek istiyorum. Türkiye ve Rusya bambaşka örnekler sunuyorlar. Örneğin devletlerimiz, halklarımız; Avrupa ve dünya halklarının hayrına çalışmalar yürütmekteyiz. Gelecekte yeni başarılara imza atacağız”.[7]

Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ise, törende yaptığı konuşma esnasında Türk Akımı’na atfedilen önem konusunda şu hususlara dikkatleri çekmiştir:

“Geçen yıl İstanbul’da TürkAkım’ın deniz bölümünün tamamlanması için düzenlenen törende bir aradaydık. İki ülke her türlü engellemeye rağmen, karşılıklı güven ve kararlılığın önünde hiçbir gücün duramayacağını göstermiş oldu.  Bugün TürkAkım’da nihayete ulaşmanın gururunu hep birlikte yaşıyoruz. TürkAkım stratejik bir proje. Karadeniz’in derinliklerine atılmış tarihi bir imzadır. TürkAkım gelişmenin, ilerlemenin ve üretimin olmazsa olmazı enerjinin vizyon projelerinden birisidir. Alım terminalleri, kıyı geçişi, deniz kısmı, 70 km’lik birinci kara bölümü ve 140 km’lik ikinci kara bölümü planlanandan daha önce tamamlanarak gaz akışına hazır hale geldi. Kara inşaatında kullanılan malzemelerin yüzde 98’i yurt içinden elde edildi. Avrupa’da da yaşayan milyonlarca insan projeden istifade edecek. TürkAkım ülkemizi doğalgazın ilk alıcısı konumuna yükselterek transit riskleri de ortadan kaldıracak. Yeni bir tedarik hattını daha devreye alarak sistem esnekliğimizi geliştirmiş olacağız.”[8]

Erişim Adresi: https://www.intell4.com/turk-akimi-projesi-nedir-cumhurbaskani-erdogan-ve-putin-neleri-gorustu-haber-183878, (Erişim Tarihi: 14 Ocak 2020).

Rusya Federasyonu Enerji Bakanı ise Aleksandr Novak ise, Türk Akımı’nın resmi olarak devreye alınması hakkında aşağıdaki görüşleri paylaşmak suretiyle Moskova’nın resmi pozisyonunu ortaya koymuştur:

TürkAkım, dünyanın en büyük altyapı projelerinden birisidir. TürkAkım bayrak niteliğindeki Rus-Türk ortak projelerinden birisidir. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a projeye verdikleri destek nedeniyle teşekkür ederiz. Bu proje, Rusya ve Türkiye’nin çabaları, Rus-Türk stratejik ortaklığını derinleştirme konusundaki kararlılık sayesinde hayata geçirilebilmiştir. Projenin inşaatının tamamlanması, Türk-Rus ilişkilerinin özellikle liderler seviyesindeki yoğunluğunu ve gelişimini ortaya koyan küresel ölçekli bir gelişme. Rus ve Türk taraflarının çalışmaları sayesinde TürkAkım üzerinden Bulgaristan, Yunanistan ve Kuzey Makedonya’ya gaz sevkiyatı hâlihazırda başladı. Rus-Türk enerji işbirliğinin tüm alanlarda gelişmeye devam etmektedir. TürkAkım’ın Türkiye’nin yanı sıra güney ve güneydoğu Avrupa’nın enerji güvenliğine ciddi katkı yapacağından ve onların enerji sürdürülebilirliğini artıracağından eminim. Ayrıca Türkiye, en büyük Rus doğalgazı alıcılarından biri olacak.”[9]

Erişim Adresi: http://emlak.haber7.com/emlak/haber/2931982-dunyanin-gozu-turkiyede-turkakiminda-vanalar-acildi, (Erişim Tarihi: 14 Ocak 2020).

8 Ocak 2020 tarihinde Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı’nın resmi açılışı münasebetiyle bir konuşma yapan Rus enerji devi Gazprom Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Aleksey Miller, projenin önemine şu sözlerle dikkatleri çekmiştir:

“TürkAkım’ın devreye alınması tarihi bir olay. Öncelikle, Mavi Akım’ın ihracat kapasitesine TürkAkım’ın da eklenmesiyle Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu Rus doğalgazı, tamamı herhangi bir transit güzergâha ihtiyaç kalmaksızın doğrudan tedarik edilebilecek. İkincisi, Rus doğalgazının boru hattı aracılığıyla Avrupa’ya iletimi için yeni ve güvenilir bir rota sağlanmış oldu. Bütün bunlar, kuşkusuz Türk ve Avrupalı ticaret ortaklarımızla olan işbirliğimizi üst seviyeye taşıyacak ve bölgenin enerji güvenliğinin arttırılmasına katkıda bulunacak.”[10]

Erişim Adresi: http://turkstream.info/tr/press/news/2020/212/, (Erişim Tarihi:15 Ocak 2020).

Aynı törende hattın Türkiye tarafındaki yürütücü firması BOTAŞ’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Burhan Özcan aşağıdaki ifadeleri kullanmak suretiyle Türk Akımı’nın neden bu kadar çok önemli bir proje olduğunun altını çizmiştir:

“BOTAŞ olarak son 1 yılda TürkAkım ve TANAP projelerimizi zamanından önce devreye alarak Sayın Cumhurbaşkanım, Zatıâlinize verdiğimiz sözü yerine getirmenin ve aziz milletimize sunmuş olduğumuz kesintisiz hizmetin mutluluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Sadece bu iki proje ile 62 milyar m3’ü bulan bir kapasiteyi ülkemize ve Avrupa’ya kazandırmış olduk. Projenin mühendislik, malzeme üretimi ve yapım işini %98’i aşan bir yerlilik oranı ile gerçekleştirilmiş olmasının ülkemiz sanayisinin geldiği nokta açısından gurur vesilesidir. 120 santimetre çapında 210 kilometreyi aşan boru hatlarının; mühendislik çalışmalarını, kamulaştırma işlemlerini,  ÇED raporlarını, geçiş izinlerini ve tüm malzeme tedarikini, hattın yapımı ve testlerini bir yıldan daha kısa sürede tamamladık. Hatta Avrupa’ya uzanan hattın imalatlarını 5 ayda bitirmek suretiyle kırılması güç bir rekora imza attık. Azmin, kararlılığın, gayret ve adanmışlığın bir nişanesi olan bu projenin vatanımıza milletimize ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum.”[11]

Erişim Adresi: http://www.anadoludanmesaj.com/son-dakika-turkakim-dogal-gaz-boru-hatti-baskan-erdogan-ve-putin-in-katilimiyla-acildi/4268/, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020).

Öte yandan, Bulgaristan’dan Türk Akımı hakkında farklı bir yaklaşımı paylaşmak konunun önemini daha iyi aydınlatabilecektir. Bulgaristan’da iktidara muhalif “Bulgaristan Rönesansı’nın Alternatifleri Partisi” (ABV) Genel Başkanı Rumen Petkov, konu hakkında şu tespitlerde bulunmuştur:

“Eğer Güney Akım projesi çökmeseydi Bulgaristan bu şansı elde edebilirdi. Proje, mevcut Başbakan Boyko Borisov ve 2014 yılında Avrupa Parlamentosu’na seçilen eski Başbakan Sergey Stanişev yüzünden gerçekleşmedi. Projenin sarkacağını öngörmek daha o zaman mümkündü. Şimdi Avrupa’daki prosedürleri, kamusal prosedürleri ve çıkarların korunmasını bahane ederek açıklama yapılması yersiz. Ocak 2019’da Avrupa’da bu prosedürler yok muydu? Ne için Sırbistan, Macaristan, Rusya ve Türkiye’yi kandırdık? Enerji güzergâhındaki pozisyonumuz bakımından çok ciddi kaybımız var. Bulgaristan transit ülkelerinden biri, Türkiye ise kilit oyuncu konumunda. Ancak her şeye rağmen bu, ülkemizin gaz güvenliğini garanti altına alacak iyi bir çözüm.”[12]

Türk Akımı’nın resmi olarak devreye alınması hakkındaki bir diğer değerlendirme ise Rusya-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkan Yardımcısı Dmitriy Savelyev’den gelmiştir. Savelyev, değerlendirmesinde şu hususlara vurgu yapmıştır:

“TürkAkım’ın hem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hem de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapılan resmi törenle açılması, ülkelerimizin yakınlaşmasına yolunda atılan çok büyük bir adım ve liderlerimizin karşılıklı çıkara dayanan işbirliğine ne kadar ciddi baktıklarının göstergesi. Türk Akımı sadece kullanılan ileri teknolojiler bakımından değil, birçok açıdan benzersiz bir projedir. Hat son derece zor uluslararası siyasi ortamda inşa edilmiştir. Rusya ve Türkiye, Suriye’deki sorunları birlikte çözerek, uluslararası siyasi arenada birbirlerini destekleyerek, ülkelerimizi kalkındırmaya, her birinin uluslararası otoritesini artırmaya yönelik çok sayıda ekonomik ve insani projeleri hayata geçirerek, belirledikleri yoldan tutarlılıkla ilerledi. TürkAkım, Rusya ile Türkiye’nin gelecekte yakınlaşma sürecine çok büyük bir katkı yapacaktır.”[13]

Türk Akımı’na yönelik bir değerlendirmede AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından yapılmıştır. Yılmaz, yaptığı değerlendirmede projenin önemini şu sözlerle ifade etmiştir:

“TürkAkım Doğalgaz Boru Hattı yalnızca Türk ve Rus ekonomisine değil Avrupa ekonomisine de olumlu etkileri bulunmaktadır. Önce TANAP, daha sonra da TürkAkım’ın hizmete açılmasıyla birlikte enerji sektöründeki pozisyonumuzu güçlendiriyoruz. Türkiye, bundan sonra enerji alanına odaklanmaya devam edecek. Sürekli Türkiye, Rusya’ya tek taraflı olarak bağımlı olacakmış gibi bir tablo çizilmeye çalışılıyor. Hâlbuki TürkAkım’la birlikte iki ülke birbirine karşılıklı olarak bağımlı hale geldi. Karşılıklı bağımlılık, ilişkilerde ve bölgede istikrar getirir. Bu son derece olumlu.”[14]

Erişim Adresi: https://www.enerjiekonomisi.com/iste-rakamlarla-turkakim-dogal-gaz-boru-hatti-projesi/10871/, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020).

Türk Akımı’nın taraf ülkelere ve bölgeye olası yansımaları hakkında bir değerlendirme[15] enerji politikaları uzmanı olan Dr. Tuğçe Varol tarafından yapılmıştır. Varol tarafından yapılan değerlendirmede şu hususlar vurgulanmıştır:

Her boru hattı jeopolitik anlamda devletlere mutlaka bir etki yapar. Türk Akımı da karşılıklı bir bağımlılık yaratacak ama bu hat, Türkiye ile Rusya arasında asimetrik bir bağımlılık yaratıyor. Neden? Çünkü Rusya tarafı ağır Türkiye tarafı hafif. Bunun sebebi Türkiye’nin Rusya ile masaya otururken arkasında Avrupa Birliği’nin (AB) enerji güvenliği konusunda Türkiye uygulatmak istediği kuralların olmayışı. O yüzden Türkiye yapayalnız oturdu Rusya’nın karşısına. Durumu görmemiz için Ukrayna’nın verdiği mücadeleye ve geldiği son noktaya bakmamız kâfi. Ukrayna Rusya ile yaşadığı tüm çatışmaya rağmen ondan 3 milyar Euro’ya yakın bir tazminat alma ve 5 yıl boyunca da gaz akışını garantileme noktasına geldi. Bunlar yetmezmiş gibi bir de fiyatlarda indirim aldı. Ukrayna masada Rusya ile eşit bir şekilde oturma aşamasına nasıl geldi? Ukrayna AB üyeliği için aday adayı bile değil üstelik. Bu durum AB’nin ve ABD’nin güçlü şekilde Ukrayna’nın yanında durması ile oldu. AB ve batı vizyonu olan Ukrayna hükümeti dedi ki ben uluslararası kuralları uygulayarak oynamak istiyorum. Ben Avrupa adaylığını ve bunun bana enerji konusunda verdiği liberal pazar, şeffaflık ve regülasyonların uygulanması bu destekleri bir kenara bırakıyorum, sınırının dışında bırakıyorum ve Rusya ile herhangi bir Orta Asya ülkesi gibi kendi başıma Türk Akımı anlaşması yapıyorum. Aynı nedenle Bulgaristan’ın Rusya ile ikili ve kısa dönemli anlaşmalar yapıp bu hattan geçen gazı Türkiye’den daha ucuza alacaktır. Neden? Çünkü onların arkasında Avrupa Komisyonu desteği var. Aynı Macaristan ve hatta aday ülke Sırbistan için bile öyle olacak çünkü bunların hepsinin anlaşmalarını Avrupa Komisyonu takip ediyor, gerekli raporları verip destek sağlıyor. AB kimseye Rusya ile çalışamazsınız demiyor ama liberal kurallar ve şeffaflık ile çalışacaksınız diyor. Türk Akımı projesinin Rusya ile Türkiye arasında kalan kısmında biz bunu görmüyoruz. O nedenle de Rus hâkimiyeti var burada. Aynı 2014 öncesi Ukrayna’nın enerji politikaları üzerindeki Rusya hâkimiyeti gibi. Bu nedenle Türkiye’nin eli kolu bağlı aslında. Gazprom ve Putin masada neyi nasıl dizayn ederse Türk Akımı için o gerçekleşti. Bulgaristan’ın projeye dahli konusunda Türkiye’ye herhangi bir şey soruldu mu mesela? Hayır. Bulgaristan’ın bu projeye dâhil olması ile gazın Sırbistan, Macaristan ve Avusturya’ya erişecektir. Bu bildiğimiz NABUCCO doğal gaz boru hattı projesinin resmen Rusya’nın kendi gazıyla gerçekleştirilmesi olacak. Bakınız jeopolitik denge nasıl değiştirilir; işte aynen böyle. Türkiye’nin bu gaz ticaretinin boru hattı kısmında ve alıcı konumundadır. Gazı alıp üçüncü ülkelere satma vizyonu henüz Türk hükümetinde oluşmuş değil.”[16]

Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı’nın Türkiye tarafından son yıllarda ortaya konulan Kanal İstanbul Projesi üzerinde de etkileri olacağını savunan Dr. Varol, bu konu hakkında aşağıdaki analizleri yapmıştır:

“Rusya, Türk Akımı ile uydu gibi Trakya’ya yerleşecektir. Moskova, burayı bir ‘hub’ gibi kullanacaktır.  Konunun Kanal İstanbul ile endişe verici şekilde bağlantısı olabilecektir. Nasıl mı? Çünkü Türk Akımı sadece bir boru hattı projesi değil aynı zamanda bir depolama sistemi projesi. Trakya’ya büyük bir depo kurulacak. Bu depoyu kimin yöneteceğine dair Türkiye’de hiçbir açıklık, şeffaflık ve tartışma yok. Hiçbir şey konuşulmuyor ama benim tahminim bu depoda yönetici seviyesinde Rusların olacağı onların altında çalışanların Türkler olacağı. Akkuyu nükleer santral projesinde nasıl ki Rus teknikerler ön planda yönetim kademesinde ama Türkleri de işe alıyorlar bunun gibi. Eskiden Ukrayna’da da sistem böyleydi. Diplomasiyi okuyan insanlar Kanal İstanbul’u Amerikan baskısı olarak görüyorlar ama aslında 12 milyar euroluk boru hattını döşeyen Rusya. Trakya’ya en az 10 milyar metreküplük bir doğal gaz sahası inşa edecek olan Rusya. Acaba bu Rusya şimdi Montrö’ye nasıl bakıyor? Kendi malını korumak isteyecek. Akkuyu için benzer koruma taleplerinin konuşulduğunu kulis bilgisi olarak biliyoruz. Montrö’nün imzalanmasının sebebi unutmayın ki Rusya’nın boğazlarda üs istemesiydi. Montrö anlaşması Rusya’nın yatırımlarını korumaya yetecek mi? Yoksa Rusya Türkiye’nin kıyılarında rahat şekilde askeri bir varlık oluşturabilmek için bu anlaşmanın değişmesini talep edebilir mi? Yani Kanal İstanbul buna yol açabilir mi?”[17]

Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı’nın Türkiye-İran enerji ilişkilerine muhtemel yansımaları konusunda Dr. Varol, aşağıdaki tespitleri yapmıştır:

“Türkiye için oluşabilecek bir başka sıkıntı da İran hattı çünkü Türk Akımı tam kapasite çalışınca arz fazlası oluşacaktır. TANAP’tan da gaz geliyor çünkü. Hem arz fazlası oluşacak hem Türk ekonomisi büyümüyor. Bunun üzerine bizim İran gazında aldığımız istisnai hak göze batacak. Bize diyebilirler ki ‘Siz artık fazla gazınıza kavuştunuz yavaş yavaş şu İran gazını azaltın bakalım’. Biz enerji kaynaklarını çeşitlendirmek istiyoruz oysa. Bu noktada Türkiye-İran ilişkileri ne olacak? Bölgede oldukça hassas bir dönemden geçiliyor malum”.[18]

Erişim Adresi: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/1713079/turk-akimi-buyuk-bir-basari-hikayesi-degil.html, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020).

Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı konusundaki dikkat çekici bir değerlendirme de enerji politikaları uzmanı Necdet Pamir tarafından yapılmıştır. Pamir yaptığı değerlendirmede şu konulara dikkat çekmiştir:

“Uluslararası piyasalarda “vazgeçilmez” olmaktan neyi kastettiklerine bakmak lazım.  Türkiye, doğudan, kuzeyden ve batıdan doğalgaz hatlarıyla besleniyor ve ithal edilen gazın tamamı kendi gereksinimine cevap veriyor. Tükettiği enerjinin yüzde 30,5’ini doğalgazdan, yüzde 30,5’ini de ham petrolden karşılıyor. Böyle baktığınızda, her iki kaynakta da Türkiye tamamen dışa bağımlı. Ne mevcut diğer boru hattı anlaşmaları ile ne de Türk Akımı anlaşmasıyla bir ticaret merkezi de olmuyorsunuz. Çünkü gazı alıp satabilmeniz, mevcut anlaşmalar çerçevesinde söz konusu değil. 2018 rakamlarına göre Türkiye yaklaşık 50 milyar metreküp doğal gaz ithal ediyor. Tamamı tüketiliyor. Bu rakamın içinde sadece 670 milyon metreküplük kısmını Yunanistan’a verebiliyorsunuz. Bizde ‘yüz yılın anlaşması’, ‘asrın anlaşması’ gibi jargonlar, adeta hastalık halinde ve yersiz kullanılıyor. İç politikaya yönelik bir söylem olduğunu düşünüyorum. Türk Akımı ile neden “tarihi bir adım atmış” olmuyoruz, anlatalım: Biz Rusya’dan (zaten) iki boru hattıyla, toplam 30 milyar metreküp gaz alıyorduk. Bunun 16 milyar metreküpü Mavi Akım’dan, 14 milyar metreküpü yine Rusya’dan çıkıp Ukrayna, Romanya, Bulgaristan üzerinden Batı Hattı ile geliyor. Şimdi Rusya, Türk Akımı projesini önererek 14 milyar metreküplük bu Batı Hattı’nı devre dışı bırakıyor; Ukrayna’yı cezalandırıyor, kendisini “cezalandırmaya” ve kısıtlamaya çalışan Avrupa’ya da kendine göre mesaj veriyor. 14’ün yerine, güzergahı yine bu Mavi Akım’a paralel diyebileceğimiz Türk Akımı projesiyle 15,75 milyar metreküp gaz veriyor. Miktar olarak baktığımızda bizim açımızdan “tarihi” olacak bir şey yok. 14’ü iptal ediyorsunuz, 15,75 milyar metreküp geliyor. 14 milyar metreküplük Batı Hattı devre dışı kalıp, 15, 75 milyar metreküplük Türk Akımı devreye girince neden ve nasıl “vazgeçilmez” oluyoruz? Evet, bir miktar artıyor… Bizim açımızdan başka neden tarihi olabilir, düşünelim… Teknolojide öyle bir devrimsel dönüşüm yapmışsınızdır ki, 2200 metre su derinliğinden geçen boru hatlarını döşeyecek gemileri siz inşa etmişsiniz, bu teknolojiye ulaşmışsınızdır. Bu da söz konusu değil. Ruslar yaptırıyor. Siz sadece karasal kısımda Ruslarla bir boru hattı inşasında varsınız ki karada boru hattı yapmak da herhalde ‘Yüz yılın projesi’ değildir. Mevcut anlaşma çerçevesinde ucuza kullanmayacağız. Bugün bizim en ucuza aldığımız gaz Azerbaycan gazı. Rus gazı öyle değil. En pahalısı da İran gazı. Mesela Almanya, Fransa, İtalya, Rus gazını bizden daha ucuza alıyor. Bu Müzakere gücüyle ilgili bir şey. Doğru zamanda, doğru şekilde müzakere ederseniz fiyatı da aşağı çekersiniz.”[19]

Söz konusu boru hattının Avrupa, Türkiye ve bölgesel enerji politikalarına muhtemel yansımaları ile ilgili olarak Pamir, ayrıca şu konuların da göz önünde bulundurulması gerekliliğine dikkati çekmiştir:

“Avrupa Birliği’nin Rusya’nın hegemonyasını kırmak için aldığı bir dizi karar var. Türk Akımı biraz da bu nedenle ortaya çıktı. Rusya hem gazın üreticisi, hem Avrupa’yı besleyen boru hatlarının hepsinde yüksek oranda hissesi var. Aynı zamanda Avrupa içinde çeşitli dağıtım şirketlerinde de hissedar. Dolayısıyla burada AB, Rusya’nın tekelini kırmaya çalışıyor. Bu amaçla, Gazprom’un AB içinde, tedarikten taşımaya ve dağıtıma uzanan gücünü kırmaya yönelik “Üçüncü Enerji Paketi”ni çıkardılar. Diğer taraftan ise Rusya açısından da “Ukrayna’nın cezalandırılması” ve AB baskısına bir yanıt verilmesi gerekiyordu. İki neden birleşince, bu boru hattı ortaya çıktı. Avrupa’ya “benim seçeneklerim var” mesajı verilirken, Ukrayna’ya da “Bana direnirsen, seni devre dışı bırakırım” mesajının adıdır Türk Akımı boru hattı! Türk Akımı ortaya atan, Türkiye değil, Putin’dir. Türkiye’ye 15,75 milyar metreküplük hat kesinleştikten sonra, ikinci 15,75 milyar metreküplük hattın Avrupa’ya hangi ülke üzerinden gideceği mücadelesi, yani ‘Bulgaristan mı Yunanistan mı’ tartışması başladı. Son dönemde, Bulgaristan üzerinden gideceği, oradan Sırbistan’ı da besleyeceği konuşuluyor. Yani Rus Gazprom, Avrupa’ya giriş açısından Bulgaristan’a nispeten ucuz veriyoruz argümanını kullanarak, bir cazibe sunmaya çalışıyor. Türkiye açısından müzâkere yapmak lazım. Bir de siz vazgeçilmez misiniz, ona bakmak lazım. Türkiye burada önemlidir. Ama mesele, sadece enerji ihracatı ile sınırlı değil. Bir taraftan NATO üyesisiniz, aynı zamanda da Rusya’ya hem doğalgaz, hem ham petrol ve petrol ürünlerinde aşırı bağımlı bir ülke konumundasınız. Kömürde de yüksek oranda bağımlıyız Rusya’ya. Hele bir de Akkuyu Nükleer Santrali yapılacak olursa o zaman yüzde yüz nükleerde de bağımlı olacaksınız. Ama işin dış politika boyutu da çok önemli… Rusya ile başta Suriye olmak üzere Ortadoğu, hatta Akdeniz bölgesinde çok ince bir dengede gidip gelen bir ilişkiniz var. ABD’ye karşı Rusya’ya yaslandıkça, Rusya’ya karşı kırılgan oluyorsunuz; pazarlık gücünüzü doğal gazda kullanmakta zorlanıyorsunuz. Rusya’nın burada eli biraz daha üstün durumda. Diyelim ki herhangi bir biçimde Rusya’dan gelen gaz kesildi. Bu Rusya’ya zarar verir mi, verir. Ama size ne kadar zarar verir? Daha fazla! Bir kere 30 milyar metreküplük gazın gelişini, bir başka kaynakla kısa sürede ikame edemezsiniz. Çünkü doğalgaz ya boru hatlarıyla ya LNG (sıvılaştırılmış gaz) biçiminde gelir. Birkaç milyar metreküplük bir hacim değil zira söz konusu olan. Sanayiden, elektrik üretimine ve giderek konutlara kadar büyük sıkıntı yaşanır. Yer altı depo kapasiteniz de çok kısıtlı olduğundan, Rus gazı kritik önemde. Bunun ötesinde, genelde dış politikada dengeler ve özelde İdlib meselesi var. Siz bir taraftan Amerika ile ters düşmüşsünüz; orada Rus ve İran faktörünü kullanmaya çalışıyorsunuz. Ama İdlib’de Rusya’yla gidip gelen çıkar çatışmalarınız var. Böyle bir ortamda doğalgazın fiyatıyla ilgili tartışmalar marjinal kalıyor, eliniz güçlü değil çünkü. Türk Akımı’nın Türkiye için tek bir avantajı var. Mevcut Batı Hattı, Ukrayna (ve Moldova, Romanya, Bulgaristan) üzerinden geldiği için biz hemen hemen her kış sıkıntı yaşıyoruz. Ruslar, “Yol üstünden geçerken Ukrayna sifonluyor, kendi gereksinimi için hukuksuz bir şekilde bunu çalıyor” diyor. Ukrayna da “Rusya kesti” diyor. Bazen İran’dan gelen gazda da eş zamanlı kesinti oluyor. Kışın en çok tükettiğiniz, günlük talebin çok yükseldiği zamanlarda ciddi sıkıntıya düşüyorsunuz. O yüzden de son yıllarda fiyatı biraz daha fazlaya gelse bile BOTAŞ ve özel sektör aracılığıyla FSRU denilen Yüzen Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Gemileri kiralanarak bu darboğaz giderilmeye çalışılıyor. Türk Akımı sadece ve sadece, Ukrayna üzerinden gelmeyeceği için avantajlı. Bileceğiz ki tek muhatabımız Rusya’dır. Çok sıra dışı gelişmeler olmazsa büyük olasılıkla bir kesinti yaşamayacağız. Tek avantajı budur. Yoksa ne deniz altı geçişini biz yaptık, ne Türk Akım’ı Rusya’ya bağımlılığımızı azalttı, ne gazı daha ucuza alacağız, ne de gazı alıp yeniden satacağız. O halde nedir bu “büyük başarı” hikâyesi? Gerek yok bu söyleme…”[20]

Sonuç

2006 ve 2009 senelerinde Rusya-Ukrayna-Avrupa üçgeninde yaşanan doğalgaz kesintilerine karşı Moskova tarafından birtakım alternatif doğalgaz taşıma hatları geliştirilmiştir. Bunlar Kuzey Akım ve Güney Akım Boru Hatları olarak ortaya konulmuştur. Kuzey Akım Hattı’nın birinci kısmı 2010’lu yılların başından bu yana faal durumdadır. Bu hattın ikincisinin ise en geç 2021 senesinde devreye alınması öngörülmektedir.

Kuzey Akım 2 Doğalgaz Boru Hattı’nın dışında Avrupa’ya yönelik doğalgaz iletimi bağlamında ön plana çıkan projesi ise Güney Akım Projesi olmuştur. Ancak Kasım 2013’teki Ukrayna Krizi’ne Rusya’nın verdiği cevaptan ötürü AB tarafından yapılan engellemelere karşılık Rusya Federasyonu, Aralık 2014’te ilgili projeyi rafa kaldırarak onun yerine Türkiye ile Türk Akımı’nın yapılacağını belirtmiştir. Türkiye ve Rusya arasında 2010-2016 döneminde Suriye Meselesi çerçevesindeki büyük anlaşmazlıklardan doğrudan etkilenen bu hattın devreye alınmasına yönelik çalışmalar Kasım 2015-Haziran 2016 döneminde kesintiye uğramış olsa da Haziran 2016’daki büyük Türk-Rus uzlaşmasının sonucu olarak gittikçe hız kazanmıştır. Kasım 2018’de deniz kısmının inşası bitirilen Türk Akımı’nın kara bölümünün inşası ise Aralık 2019’da tamamlanmış olup ilgili boru hattı 8 Ocak 2020 tarihinde projeye taraf olan (Rusya Federasyonu ve Türkiye) ve olması düşünülen (Bulgaristan, Sırbistan) ülkelerden üst düzey devlet yetkililerinin katıldığı resmi bir törenle açılarak bu hattan doğalgaz akışı için vanalar açılmıştır.

Hem Türkiye hem de Rusya son derece stratejik önem verilen bu boru hattının ikinci kısmına Bulgaristan, Sırbistan ve daha sonraki aşamalarda Avusturya ve İtalya’nın da iştirak etmesi planlanmaktadır. Türk Akımı’nın ikinci hattına bu dört ülkenin iştirakine yönelik ilgili ülkelerde ciddi bir siyasi kararlılık bulunmaktadır. Özellikle Türkiye ve Rusya’dan üst düzey devlet yetkililerinin yaptıkları açıklamalar yakından incelendiğinde Türk Akımı, “KAZAN-KAZAN” olarak değerlendirilmekte ve bunun bölgesel enerji güvenliğine yönelik çok kayda değer katkıları olacağına yapılan vurgular açıkça görülmektedir. Avrupa Birliği ve ABD’nin bu hattın Rusya’nın doğalgaz piyasasındaki konumunu daha da güçlendireceğine yönelik yüksek perdeden ortaya konulan endişeleri ve Washington tarafından Türk Akımı çerçevesinde Türkiye’ye yönetilen yaptırım tehditlerine[21] rağmen ilgili projenin Türk-Rus kararlılığı paralelinde devreye alınmış olması çok önemli bir parametre olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca Rusya, hattın geçmesi öngörülen Macaristan ve diğer Balkan ülkelerini bu projeye yönlendirmekte olup Avrupa Birliği’ne eğer bundan sonraki süreçte kendisinden doğalgaz tedarik etmek istiyorlarsa Türkiye üzerinden geçen hattın alım yapmak zorunda olacaklarını sıklıkla vurgulamaktadır.

Sonuç olarak, Türkiye içerisinden söz konusu boru hattının Rusya’ya yönelik doğalgaz tedarik bağımlılığını artıracağına yönelik ciddi eleştiriler bulunmasına karşın Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı’nın mevcut durumda ve önümüzdeki yıllarda Türk-Rus ilişkileri bağlamında çok mühim jeostratejik, jeopolitik ve jeoekonomik yansımaları olabileceği düşünülmektedir. Nitekim Türkiye ve Rusya’nın Suriye’nin yanı sıra Libya Meselesi’nin çözüme kavuşturulmasına yönelik attıkları adımları bu kapsamda okumak mümkündür. Tabi ki şu hususu da unutmamak gerekir ki Ankara ve Moskova arasında özellikle Dağlık Karabağ ve de Ukrayna meselelerinde büyük çaplı anlaşmazlıklar mevzubahistir. İkili ilişkilerde karşılıklı “Kazan-Kazan” temelli yaklaşımların benimsenmesine yönelik kararlılığın her iki tarafta da mevcut olduğu sürece “SELECTIVE ENGAGEMENT” politikası doğrultusunda arada irtibatların kapsamı daha da güçlendirilebilecek ve genişletilebilecektir.

 Dr. Sina KISACIK

 

KAYNAKÇA

 

DİPNOTLAR

[1] Ozan Örmeci & Sina Kısacık, Rusya Siyaseti ve Rus Dış Politikası: Teorik Çerçeve-Tarihsel Arka Plan-Örnek Olaylar, (Ankara: Seçkin Yayıncılık, Haziran 2018), ss. 215-251, 397-450.

[2] Sina Kısacık & Tülin Avcı, “An Assessment of the Pipeline Projects for the Transportation of Caspian Basin Hydrocarbons within the Context of Energy Strategies of the United States, the Russian Federation, and Turkey”, içinde Turkish Foreign Policy in the New Millenium, Hüseyin Işıksal ve Ozan Örmeci, (Frankfurt Am Main: Peter Lang GmbH, 2015), ss. 486-489.

[3] Rusya Federasyonu’nun Suriye Politikası hakkında bakınız, Emre Erşen, “Rus Dış Politikasında Orta Doğu: Arap Baharı ve Sonrası”, içinde Küresel ve Bölgesel Güçlerin Orta Doğu Politikaları: Arap Baharı ve Sonrası, Tarık Oğuzlu & Ceyhun Çiçekçi (ed.), (Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık, Mayıs 2019), ss. 55-81 ve Sina Kısacık, “Bağımsız Devletler Topluluğu’nun Akdeniz Politikaları Çerçevesinde Bir Vaka Çalışması Olarak Suriye Meselesi”, içinde Akdeniz Jeopolitiği Cilt 1-2, Hasret Çomak & Burak Şakir Şeker (ed.), (Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık, Mayıs 2019), ss. 911-935.

[4] Nurlan Baymoldauly Onjanov, Arabulucu: Suriye Düğümü, Kazakçadan Çeviren: Aşur Özdemir, Editör: Rahime Özdemir, (Ankara: Panama Yayıncılık, Temmuz 2018), ss. 53-99.

[5] Selim Kurt, “Karadeniz’in Değişen Jeopolitik Gündemi: Enerjinin Yükselişi”, içinde Uluslararası Politikada Karadeniz, Göktürk Tüysüzoğlu ve Selim Kurt (ed.), (Ankara: Detay Yayıncılık, Aralık 2019), ss. 183-186, Volkan Özdemir, Rusya’nın Kodları: Türkiye’de Rusya’yı Ararken, Rusya’da Türkiye’yi Bulmak, (İstanbul: Destek Yayınları, Kasım 2019), ss. 252-258 ve Sina Kısacık, “21. Yüzyılda Avrasya Enerji Güvenliği Çerçevesinde Doğalgazın Yükselen Önemini Anlamlandırmak”, içinde XI. Uluslararası Uludağ Uluslararası İlişkiler Kongresi “Soğuk Savaş Sonrası Dönemin Temel Gelişme ve Dinamikleri” Tam Metin Kitabı, Tayyar Arı & Muzaffer Ercan Yılmaz (ed.), Bursa Uludağ Üniversitesi, Aralık 2019, Erişim Adresi: https://cdn-cms.f-static.com/uploads/2415508/normal_5e0a3e3a756f8.pdf,  ss. 463-467, (Erişim Tarihi: 30 Aralık 2019).

[6] Elif Kurban, “TürkAkım’ın Vanaları Açıldı!”, Enerji Portalı, Yayım Tarihi: 8 Ocak 2020, Erişim Adresi: https://www.enerjiportali.com/turkakimin-vanalari-acildi/, (Erişim Tarihi: 14 Ocak 2020).

[7] https://www.enerjiportali.com/turkakimin-vanalari-acildi/.

[8] https://www.enerjiportali.com/turkakimin-vanalari-acildi/.

[9] “Novak: TürkAkım, dünyanın en büyük altyapı projelerinden biri”, Sputnik Türkiye, Yayım Tarihi: 8 Ocak 2020, Erişim Adresi: https://tr.sputniknews.com/turkiye/202001081040982537-novak-turkakim-dunyanin-en-buyuk-altyapi-projelerinden-biri/, (Erişim Tarihi: 13 Ocak 2020).

[10] Turk Stream Basın Merkezi, “TürkAkım Doğalgaz Boru Hattı Açılış Töreni İstanbul’da yapıldı”, Yayım Tarihi: 8 Ocak 2020, Erişim Adresi: http://turkstream.info/tr/press/news/2020/212/, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020) ve “Gazprom Başkanı Aleksey Miller: TürkAkım’ın devreye alınması tarihi bir olay”, Enerji Ekonomisi, Yayım Tarihi: 8 Ocak 2020, Erişim Adresi: https://www.enerjiekonomisi.com/gazprom-baskani-aleksey-miller-turkakim-in-devreye-alinmasi-tarihi-bir-olay/10886/, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020). Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı’nın Rus basınına yansımaları hakkında lütfen bakınız, Amur Gadjiev, “TürkAkım’ın açılışı Rus medyasında”, Sputnik Türkiye, Yayım Tarihi: 9 Ocak 2020, Erişim Adresi: https://tr.sputniknews.com/columnists/202001091040987319-turkakimin-acilisi-rus-medyasinda/, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020).

[11] BOTAŞ, “TürkAkım Projesi Açıldı”, Yayım Tarihi: 10 Ocak 2020, Erişim Adresi: https://www.botas.gov.tr/Icerik/turkakim-projesi-acildi/232, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020).

[12] “Bulgar siyasetçiden TürkAkım yorumu: Türkiye’nin yerinde biz olabilirdik.”, Sputnik Türkiye: Avrupa, Yayım Tarihi: 9 Ocak 2020, Erişim Adresi: https://tr.sputniknews.com/avrupa/202001091040986652-bulgar-siyasetciden-turkakim-yorumu-turkiyenin-yerinde-biz-olabilirdik/, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020).

[13] Amur Gadjiev, “Rus vekil: TürkAkım, Rusya ile Türkiye’nin yakınlaşma sürecine çok büyük katkı sunacak.”, Sputnik Türkiye: Görüş, Yayım Tarihi: 9 Ocak 2020, Erişim Adresi: https://tr.sputniknews.com/columnists/202001091040987258-Rus-vekil-TurkAkim-Rusya-ile-Turkiyenin-yakinlama-surecine-cok-buyuk-katki-sunacak/, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020).

[14] Elif Sudagezer, “AK Partili Yılmaz’dan TürkAkım yorumu: Rusya’yla karşılıklı bağımlılık bölgeye ve ilişkilere istikrar getirecek”, Sputnik Türkiye, Yayım Tarihi: 9 Ocak 2020, Erişim Adresi: https://tr.sputniknews.com/columnists/202001091040986889-ak-partili-yilmazdan-turkakim-yorumu-rusyayla-karsilikli-bagimlilik-bolgeye-ve-iliskilere-istikrar/, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020).

[15] Bu konu hakkında kapsamlı bir mülakat için bakınız, İpek Özbey, “Türk Akımı büyük bir başarı hikâyesi değil’, Cumhuriyet, Yayım Tarihi: 8 Ocak 2020, Erişim Adresi: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/1713079/turk-akimi-buyuk-bir-basari-hikayesi-degil.html, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020).

[16] Sertaç Aktan, “Türk Akımı doğal gaz boru hattı Türkiye, Rusya ve bölge için ne anlam taşıyor?”, Euronews, Yayım Tarihi: 8 Ocak 2020, Erişim Adresi: https://tr.euronews.com/2020/01/08/turk-akimi-dogal-gaz-boru-hatti-turkiye-rusya-ve-bolge-icin-ne-anlam-tasiyor, (Erişim Tarihi: 15 Ocak 2020).

[17] https://tr.euronews.com/2020/01/08/turk-akimi-dogal-gaz-boru-hatti-turkiye-rusya-ve-bolge-icin-ne-anlam-tasiyor.

[18] https://tr.euronews.com/2020/01/08/turk-akimi-dogal-gaz-boru-hatti-turkiye-rusya-ve-bolge-icin-ne-anlam-tasiyor.

[19] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/1713079/turk-akimi-buyuk-bir-basari-hikayesi-degil.html.

[20] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/1713079/turk-akimi-buyuk-bir-basari-hikayesi-degil.html.

[21]Nitekim mevzubahis boru hattının devreye alınacak olmasına yönelik ABD’nin Türkiye’ye yönelik olası yaptırım tehditlerine Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından aşağıdaki yanıt verilmek suretiyle bu konudaki kararlılık ortaya konulmuştur: S-400 ve F35’lerle ilgili adımlar bitmiştir. Biz bu işi bitirmişiz. Bunu kaç kere söyledik. Şimdi bir de utanmadan, sıkılmadan Türk Akım ile ilgili ‘buna yaptırım uygularız’ diyorlar. Bu, tam manasıyla haklarımıza tecavüzdür. Bütün bunlara karşı tabii ki bizim de yaptırımlarımız olacaktır. Yani biz eli kolu bağlı duracak bir millet değiliz. Hep söylüyorum, ‘biz kabile devleti değiliz.’ Burası Türkiye… Tarihiyle, her şeyiyle bizim bir farklılığımız var. Dolayısıyla da bu konu ile ilgili biz de kendi yaptırımlarımızı kesinlikle uygulamaya sokarız”, Yıldız Nevin Gündoğmuş & Barış Gündoğan & Ferdi Türkten, “Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bizim de yaptırımlarımız olacaktır.”, AA, Yayım Tarihi: 20 Aralık 2019, Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/tr/politika/cumhurbaskani-erdogan-bizim-de-yaptirimlarimiz-olacaktir/1679274, (Erişim Tarihi: 20 Aralık 2019). Aktaran: Kısacık, “21. Yüzyılda Avrasya Enerji Güvenliği Çerçevesinde Doğalgazın Yükselen Önemini Anlamlandırmak”, s. 467.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.