BREXIT SONRASI BİRLEŞİK KRALLIK-FRANSA İLİŞKİLERİ: DOST MUSUN, DÜŞMAN MI?

upa-admin 14 Ağustos 2023 520 Okunma 0
BREXIT SONRASI BİRLEŞİK KRALLIK-FRANSA İLİŞKİLERİ: DOST MUSUN, DÜŞMAN MI?

Avrupa tarihi uzmanları için İngiltere-Fransa ilişkileri denildiğinde “dostluktan” çok “düşmanlık”, “iş birliğinden” çok “rekabet”, “uyumdan” çok “çatışma” akla gelir. 1066 yılında Fransa doğumlu bir asil olan Normandiyalı William’ın (Fatih William) İngiltere’yi işgal etmesiyle, 1154 yılında yine Fransa doğumlu bir asilin İngiltere tahtına II. Henry olarak çıkmak suretiyle İngiltere’de Plantagenet hanedanlığını kurmasıyla adeta akrabalık bağlarıyla iç içe geçmiş İngiltere ve Fransa, yine bu akrabalık bağları ve taç ile toprak üzerindeki rekabet nedeniyle tarihe 100 Yıl Savaşları (1337-1453) olarak geçecek uzun ve yıkıcı bir savaşın içine sürüklenmiş, hem İngiliz, hem Fransız milliyetçiliğinin beslendiği bir kaynak olan bu uzun savaş yüzyıllar sürecek karşılıklı güvensizliğin de bir nevi temeli olmuştur. Yüzyıl Savaşları’nı ve yıkıcı sonuçlarını bir tarafa koyalım, İngiltere’nin 12. yüzyıldan itibaren İskoçya-Fransa dostluğu sebebiyle Fransa’yı karşısına alması, 16. yüzyılda tahtta Katolik I. Mary oturuyorken Fransa ile savaşan İspanya’ya destek vermesi, 18. yüzyılın başında İspanya Veraset Savaşları’na Fransa karşıtı olarak müdahil olması, 18. yüzyılın ikinci yarısında Fransa ile giriştiği Yedi Yıl Savaşları (1756-1763) ve 19. yüzyılın başında Napolyon Savaşları iki devlet arasındaki ilişkileri düşmanlık boyutunda sabitlemişken, 20. yüzyılda “Alman tehdidi” ile I. ve II. Dünya Savaşları, çıkarları gerektirdiğinde bu iki devletin iş birliği yapabileceğini de göstermiştir. Fakat aradaki ilişkileri “resmi ve sistematik sıkı ilişkiler” boyutuna taşıyan unsur, Soğuk Savaş koşullarında Batı’nın uluslararası örgütler/ittifaklar geliştirme politikası ve belki de en önemlisi Fransa’nın kurucularından biri olduğu, sonradan Birleşik Krallık’ın da katılım sağladığı Avrupa Toplulukları veya günümüzdeki ismiyle Avrupa Birliği (AB) olmuştur. Ama AB bile zaman zaman Birleşik Krallık ve Fransa arasındaki karşılıklı şüphenin sergilendiği bir sahneye dönüşmüştür; nitekim Fransa, 1963 ve 1967’de Birleşik Krallık’ın Avrupa Toplulukları’na üyeliğini iki kez veto etmiştir.

AB içinde Birleşik Krallık ve İngiltere, entegrasyon hareketine yaklaşımlarındaki temel farklılıklarına rağmen, Almanya ile birlikte Birliğin “Üç Büyük Devleti” olarak hem AB’nin supranasyonal sistemini etkilemiş, hem de bu sistemden etkilenmişlerdir. Aynı supranasyonal sistem içinde yer almaları, bu devletlerin aralarındaki sorunları tamamen çözemeseler bile iş birliğini öncelikli tutmalarını sağlamıştır.

23 Haziran 2016 tarihinde Birleşik Krallık’ta gerçekleştirilen AB referandumundan çıkan sonuç Birleşik Krallık ile Birliğin yollarını ayıran süreci başlattığında, Fransa tarihsel rekabeti hortlatmak istercesine sert bir tutum takınmış ve Birleşik Krallık’ın AB’den çekilmesinin anlaşmasız da gerçekleşebileceğini vurgulayarak, ayrılmanın hiçbir düzenlemeye tabi olmadığı, ekonomik ve siyasi kaos yaratma riski olan ve “no deal” olarak adlandırılan senaryoya “yeşil ışık” yakmıştır. Hatta bazı yorumcular Fransa’nın “no deal” senaryosuna “yeşil ışık” yakmakla kalmadığını, bilakis tek isteğinin çekilmenin kaos yaratacak şekilde “no deal” olarak gerçekleşmesi olduğuna işaret etmişlerdir. Brexit müzakerelerinde Fransa’nın Birleşik Krallık’ı hem bir proje olarak Avrupa Birliği’ne, hem de Birliğin gündelik işleyişine zarar veren devlet olarak gördüğü ve ayrılmasından da hiç memnuniyetsizlik duymadığı net olarak gözler önüne serilmiştir. Fransa’nın eski Başbakanlarından Michel Rocard’ın ifadesiyle, Fransa, Birleşik Krallık’a “zarar vermeden çek git artık” demektedir. Yani Brexit mevzu bahis olunca, Hollande’ın ve Macron’un Fransası adeta De Gaulle’ün Fransası olmuştur.

Birleşik Krallık AB’den çekildiğinde, her iki devlet arasındaki ilişkiler üzerinde çalışan uzmanlar dikkatleri Birleşik Krallık ve Fransa’nın ikili resmi temaslarını ne ölçüde minimum düzeyde tutmaya çalıştıklarına çekmişlerdir. Mesela her yıl yapılması planlanan Fransa-Britanya Zirvesi, Brexit’in yarattığı sorunlar ve uluslararası problemler nedeniyle 2018 yılından 2023 yılına kadar gerçekleştirilmemiştir. Adeta iki devlet AB ortak paydası olmadığından birbirlerinden uzaklaşmaktadırlar. işte bu koşullarda 2022 yılının Ağustos ayında Birleşik Krallık Başbakanı Liz Truss’a “Fransa dost mudur, düşman mıdır?” sorusu yöneltilmiştir.

Brexit sonrası Birleşik Krallık-Fransa ilişkileri başlıca dört sorun etrafında şekillenmiştir.

1-) Balıkçılık: Avrupa Birliği ile Birleşik Krallık arasında Aralık 2020’de imzalanan Ticaret ve İşbirliği Anlaşması, taraflar arasında mal ve hizmet ticaretinin yanı sıra balıkçılık konusunu da düzenlemiştir. Anlaşma uyarınca, taraflar, AB ve Birleşik Krallık sularındaki balık stoklarının ortak yönetimi için yeni bir çerçeve üzerinde anlaşmış olup, AB’ne ayrılan kotalar azaltılmakla birlikte 30 Haziran 2026 tarihine kadar AB gemileri Britanya sularına girebilecekler, bu tarihten sonra ise koşullar istişareler ile tekrar belirlenecektir. 20 Aralık 2022 tarihinde AB ve Birleşik Krallık arasında balıkçılık faaliyetlerini ve kotaları düzenleyen yeni bir anlaşma akdedilmiştir. Ancak Fransa, Birleşik Krallık’ı Fransız balıkçılara lisans vermemekle itham ederken, Birleşik Krallık da lisans vermediğini, çünkü Fransız balıkçıların lisans kriterlerini karşılayamadığını ileri sürmüştür.

2-) Kanal’dan yasa dışı geçişler: Fransa’dan İngiltere’ye yasa dışı göç hareketinde görülen artış ile Birleşik Krallık Fransa’yı “göç hareketini engellememekle” eleştirmeye başlamıştır. Göç hareketini engellemek için gerekli önlemleri almamakla eleştirilen Fransa ise, Birleşik Krallık’ı “Fransa’yı iç politika malzemesi yapmakla” itham etmiş, diğer taraftan göç hareketinin uluslararası çözüm gerektiren bir sorun olduğuna dikkat çekmiştir. Kanal’dan yasa dışı geçişler ile mücadele etmek amacıyla iki devlet arasında geçtiğimiz Mart ayında anlaşmaya varılmış ve Fransa’nın ve Birleşik Krallık’ın “Manş Denizi’nden Akdeniz’e ve ötesine insan kaçakçılığı ve yasa dışı göçle mücadelede ortaklar” olduğu ifade edilmiştir.

3-) Kuzey İrlanda Protokolü’nün Uygulanması: Brexit müzakereleri sürecinde en hassas noktalardan biri Birleşik Krallık’ın bir parçası olan Kuzey İrlanda ile AB üyesi olan İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınırlar meselesiydi. İrlanda Sorunu’nu hortlatmak istemeyen Birleşik Krallık ve AB, Kuzey İrlanda için özel protokol yapmayı tercih etmişlerdir ama Fransa Birleşik Krallık’ı Kuzey İrlanda Protokolü’ne uymamakla eleştirmiştir.

4-) AUKUS: Aralık 2021’de Birleşik Krallık, ABD ve Avustralya arasında akdedilen savunma paktı açıkladığında, Fransa sert tepki göstermiştir; uzmanların belirttiği gibi Fransa’nın bu tepkisi “anlaşmaya” değildir sadece, “müttefik” olarak gördüğü devletler tarafından dışlanmış olmasınadır. Fransa’nın tepkisi AB’den de destek görmüştür; Avrupa Komisyonu, AUKUS’un kendi savunma ve güvenlik kabiliyetini artırması yönünde Birliğe bir “uyarı” niteliğinde olduğunu belirtmiştir.

Bu sorunlar arasında, geçtiğimiz Mart ayında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Birleşik Krallık Başbakanı Rishi Sunak’ın bir araya gelmesi, iki devlet arasındaki ilişkilerin daha da kötüleşeceği ya da bu kötü haliyle süreceği yönündeki öngörüleri zayıflatmıştır. Macron, Sunak ile görüşmesini “bu olağanüstü bir zirve, yeniden bir araya gelme ve yeniden bağlanma anıdır” şeklinde tanımlarken, Sunak da “İngiltere ve Fransa özel bir bağı ve özel bir sorumluluğu paylaşıyor, Kıtamızın güvenliği tehdit edildiğinde, savunmanın ön saflarında olacağız.” demiştir.

Brexit sonrası yaşanan sorunlara rağmen, iki devlet arasındaki bu yakınlaşmayı “keyfi” bir tercihten öte bir zorunluluk olarak okumak yerinde olacaktır. Zaten yasa dışı göç gibi, Ukrayna Savaşı gibi Batılı devletlerin iş birliği yapmasını gerekli kılan sorunların ve koşulların varlığı altında Birleşik Krallık ve Fransa liderlerinin devletleri arasındaki gerginliği sürdürme politikası her iki tarafa da somut avantajlar sağlamayacaktır, tarihin yükü sırtlarında olsa bile. Neticede, günümüz koşullarında Birleşik Krallık ve Fransa “dost olamasalar” bile, “düşman hiç olamazlar”.

Doç. Dr. Dilek YİĞİT

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.