ENERJİ ARZ EDEN TÜRKİYE: ENGİN ARIK’IN VİZYONU IŞIĞINDA YENİ BİR JEOPOLİTİK KONUMLAMA

upa-admin 26 Şubat 2026 223 Okunma 0
ENERJİ ARZ EDEN TÜRKİYE: ENGİN ARIK’IN VİZYONU IŞIĞINDA YENİ BİR JEOPOLİTİK KONUMLAMA

Öz: Bu çalışma, Türkiye’nin enerji bağımlılığı ile dış politika arasındaki ilişkiyi, Prof. Dr. Engin Arık’ın bilim ve enerji vizyonu çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Türkiye’nin uzun yıllardır dışa bağımlı enerji yapısı, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve jeopolitik sonuçlar doğurmaktadır. Bu bağlamda, çalışma, Türkiye’nin mevcut enerji politikalarını, yerli enerji kaynaklarının potansiyelini ve özellikle toryum temelli nükleer enerji perspektifini analiz etmektedir. Araştırmada, Türkiye’nin enerji ithalat yapısı, başlıca enerji tedarikçileriyle ilişkileri ve bu ilişkilerin dış politika üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Ayrıca, Türkiye’nin enerji ihraç eden bir ülke konumuna gelmesi durumunda ortaya çıkabilecek ekonomik, siyasi ve diplomatik sonuçlar senaryo analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Prof. Dr. Engin Arık’ın bilimsel üretim, yerli teknoloji ve enerji bağımsızlığına dayalı yaklaşımı, Türkiye’nin uzun vadeli stratejik hedefleri açısından yorumlanmıştır. Çalışmanın bulguları, Türkiye’nin enerji bağımsızlığının yalnızca teknik bir hedef değil, aynı zamanda dış politika özerkliğinin ve ulusal güvenliğin temel unsurlarından biri olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda, yerli enerji kaynaklarına dayalı, bilimsel ve teknolojik kapasiteyi güçlendiren politikaların Türkiye’nin bölgesel ve küresel konumunu güçlendireceği sonucuna ulaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Enerji bağımsızlığı, Dış politika, Toryum, Nükleer enerji, Engin Arık, Enerji diplomasisi, Türkiye.

*******************************************************************************

Giriş

Enerji, modern devletlerin ekonomik, siyasal ve teknolojik bağımsızlığını şekillendiren en temel unsurlardan biridir. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren enerji kaynaklarına erişim, yalnızca ekonomik kalkınmanın değil, dış politika, güvenlik ve uluslararası güç itibarının en önemli sebebi haline gelmiştir. Enerji kaynağına sahip olup ihracat yapan ülkeler, diplomaside özgüvenli adımlar atıp stratejik avantaj kazanırken, enerji ithalatı yapan ülkeler stratejik bağımlılıkla karşı karşıya oldukları için adım atarken bir çok kez düşünürler ve daha özgüvensizlerdir. Bu sebeple, enerji, yalnızca ekonomik bir konu değil, devletlerin kendilerini koruma yöntemi olarak bir güvenlik unsuru, diplomasi de güç kaynağı, aynı zamanda ise bir jeopolitik zorunluluk haline gelmiştir.

Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı bir ülke, dış politika gücünü arttırması için sadece enerji kaynaklarına sahip olmasından ziyade, bunları yerli üretim, yerli teknoloji ile birlikte harmanlamasıyla mümkündür. Bunun için de pragmatik bir yaklaşım benimsemesi gereklidir. Engin Arık’ın vurguladığı gibi, bilimsel üretim kapasitesinin geliştirilmesi, devletlerin stratejik alanlarda bağımsız hareket edebilmesi açısından kritik öneme sahiptir ve bu durum enerji güvenliğiyle doğrudan ilişkilidir (Arık, 2006). Bilimsel üretim, enerji güvenliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Farklı bir taraftan bakacak olursak, enerji, sadece güç anlamı taşıyıp devlet düzeyinde incelenebilir değildir. Küresel çevresel etkilerle birlikte ele alındığında, etik sorumluluk anlamını da taşır. Gelişen teknoloji dünyasında yenilenebilir enerjinin önemi artarken, Türkiye’nin bunların dışında kalmaması için bağımlı olduğu enerji ithalat sürecinden kaçınması ve bu bağımlılığı azaltması gereklidir. Teknoloji ve çevre politikalarının üzerine giderek kendine yeni bir pencere açmalıdır. İklim krizi gibi enerji-politika ilişkisi gerektiren yenilenebilir enerji kaynakları konuları Avrupa Birliği (AB) gibi aktörlerle ilişkimizi doğrudan etkilemektedir. Bu çerçevede, Türkiye’nin gelecekte daha bağımsız bir dış politika ve daha özgüvenli adımlar atması için enerji ithalatına bağımlı değil, milli teknolojilerle stratejik adımlar atıp, üreten bir aktör haline gelmesi gerekir.

BÖLÜM 1: Kuramsal Çerçeve

1.1. Uluslararası İlişkilerde Enerji ve Realizm

Enerji, uluslararası ilişkilerin merkezi noktalarından biridir. Enerji ve uluslararası ilişkiler arasındaki ilişkiyi anlamak için kuramlara yönelecek olursak, bunların başında Realizm vardır. Mingst ve Arreguín-Toft (2016), Realizm’in devletleri hayatta kalma mücadelesi veren aktörler olarak ele aldığını ve güç kazanımını temel amaç olarak gördüğünü belirtmektedir. Bu yaklaşıma baktığımız zaman, enerji, devletin ulusal çıkarlarını koruyabilmesi için hayati bir araç ve stratejik bir hamledir. Enerji, doğrudan askeri güç ve dış politika üstünlüğü ile de ilgili olduğundan dolayı devlet güvenliği için oldukça önemlidir. Daniel Yergin’in The Quest (2011) adlı eserinde belirttiği gibi, enerji güvenliği kavramı, özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde ülkelerin dış politikasını yönlendiren başlıca faktörlerden biri olmuştur. Realizm yaklaşımı, enerji kaynakları üzerindeki rekabeti açıklamak için en temel kuramdır. Bu durum, Ortadoğu coğrafyasında petrol ve doğalgaz gibi stratejik enerji kaynakları üzerinde süregelen rekabetin hem ekonomik, hem de jeopolitik boyutlarını açıklayan temel faktörlerden biridir.

1.2. Uluslararası İlişkilerde Enerji ve Liberalizm

Liberalizm, Realizm’e karşı daha iş birlikçi ve daha yapıcıdır. Uluslararası sistemde enerji ticareti ve enerji iş birliğinin karşılıklı bağımlılık yaratarak devletler arasında barışı ve çatışmaları azaltıp güvenliği sağlıyacağını savunur. Andreas Goldthau’nun (2013) belirttiği üzere, küresel enerji yönetişimi iş birliği temelli çok aktörlü bir yapıya dönüşmektedir. Bu yapıya göre baktığımız zaman, Türkiye gibi hem enerji geçiş noktası olan, hem de üretici potansiyel olan bir ülke, çok taraflı ilişkiler ve diplomatik diyalog kurabilicek bir aktör haline getirmektedir. Türkiye’nin hem üretici, hem de tüketici ülkelerle dengeli ilişkiler geliştirmesi, söz konusu kuramsal çerçeve bağlamında rasyonel bir dış politika stratejisi olarak değerlendirilip yorumlanabilir. Avrupa Birliği’nin enerji politikalarının da bu perspektif doğrultusunda biçimlendiğini söyleyebiliriz.

BÖLÜM 2: Engin Arık’ın Enerji Vizyonu ve Türkiye’nin Enerji Potansiyeli

2.1. Engin Arık Kimdir? Bilimsel ve Stratejik Vizyonu

Prof. Dr. Engin Arık, sadece bir parçacık fizikçisi değil, Türkiye’nin bilimsel kalkınma sürecine katkı sağlayan ve bilim politikalarına stratejik bir perspektif kazandıran önemli bir bilim insanıdır. Uluslararası alanda ise saygın bir fizikçi olarak tanınır. Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nde öğretim üyesi olan Arık, Türkiye’nin Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN – Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire) gibi uluslararası bilim merkezlerinde temsil etmiş ve bu alanlarda daha çok rol alınması gerektiğini savunmuştur (Arık, 2006). Arık’ın çalışmaları, enerjinin somut olarak bilimle nasıl bir araya geldiğini açıkça ortaya koymaktadır. Onu diğer bilim insanlarından farklı kılan vizyonu, enerjiyi stratejik bir güç olarak görüp bilimi ulusal bağımsızlığın temeli olarak adlandırmasıydı (Arık, 2006). Artık, Türkiye’nin dış politikada güçlenmesi için ithalata olan bağımlılığın azaltılmasını ve milli üretime dayalı potansiyelini savunmuştur. Kendisi, özgüvenli bir şekilde diplomasi, ekonomik kalkınma, ulusal güvenlik, askeri güç kazanabilmemiz için ulusal enerji politikalarının bilimle temellenmesi ve uzun vadeli politikalarla ele alınması gerektiği fikrine sahipti (Arık, 2008).

2.2. Toryum ve Nükleer Enerjiye Dair Görüşleri

Engin Arık’ın özellikle üzerinde durduğu vizyonun merkezinde yer alan konu, toryum (bor) elementi ve nükleer enerjidir. Arık, Türkiye’nin enerji bağımsızlığının sağlanmasında toryumun stratejik bir yeri olduğunu ve Türkiye’nin toryum dünya rezervlerinin yaklaşık %20’sine sahip olduğunu vurgulamıştır (Arık, 2006). Bu durumun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik sonuçlar doğuracağını ifade eden Arık, toryumun Türkiye’yi bölgesel bir enerji merkezi haline getirebileceğini savunmuştur (Arık, 2008). Bu bakış açısı doğrultusunda, Arık, enerji politikalarının yerli üretime ve bilimsel temellere dayandırılması gerektiğini belirtmiştir (Arık, 2006). Arık, toryumun uranyuma kıyasla daha güvenli, daha kararlı, daha az radyoaktif atık üreten ve nükleer silah üretimine elverişli olmayan bir nükleer yakıt alternatifi olduğunu savunuyordu (Arık, 2008; Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı / International Atomic Energy Agency – IAEA, 2012). Ayrıca toryumun daha temiz ve daha bol bir enerji kaynağı olması nedeniyle geleceğin enerji kaynaklarından biri olabileceğini ifade ederek, Türkiye’nin toryum temelli nükleer teknolojilere yatırım yapması gerektiğini savunmuştur (Arık, 2008).

Arık’a göre, toryum bazlı nükleer enerji yatırımları, Türkiye’nin dışa bağımlı enerji yapısını azaltacak, cari açığın düşürülmesine ve çevreye daha duyarlı bir enerji üretim modelinin geliştirilmesini sağlayacaktır (Arık, 2006; Yergin, 2011). Bu çerçeve açısından baktığımız zaman, toryum, ihracat kapasitesini arttırdığı için Türkiye’nin dış politika ve diplomasi alanında özerk olması için kritik bir konumdadır. Arık, nükleer enerjiye genel olarak olumlu bakmış ve Türkiye’nin enerji geçmişinde nükleer santrallerin stratejik önemini vurgulamıştır. Ona göre, fosil yakıtlarını azalması ve enerji talebindeki artışı güvenli bir biçimde sağlamanın en doğru yolu nükleer enerjiydi (Arık, 2006; IAEA, 2012). Ayrıca nükleer santral projelerinde yüksek güvenlik önlemi, teknoloji transferleri ve nitelikli insan gücünün önemine dikkat çekmiştir (Arık, 2008).

2.3. Türkiye’nin Yerli Enerji Kaynakları

Engin Arık, Türkiye’nin dışa bağımlı olma sebebinin fosil yakıtlarda olan dışa bağımlılık ve çeşitli yerel enerji kaynaklarına sahip olmasına rağmen potansiyelini verimli kullanılmamasını savunur (Arık, 2006). Türkiye’nin yerel enerji kaynaklarını sınıflandırıcak olursak şunlardır:

2.3.1. Linyit ve Taşkömürü

Türkiye, önemli linyit ve taşkömürü rezervlerine sahiptir. Ancak bu kaynakların çevreye olan etkileri ve düşük kalorifik değerleri nedeniyle kullanım düzeyi sınırlı ve düşüktür (Arık, 2008; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı [ETKB], 2023).

2.3.2. Hidroelektrik Enerji

Ülkemizin coğrafi yapısından kaynaklı uzun yıllar temel enerji kaynağı olmuştur. Türkiye, hidroelektrik enerji üretimi açısından Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden biridir. Bu çerçeve ile baraj yapımının çevresel ve sosyal etkileri dikkatli bir şekilde yönetilmelidir (ETKB, 2023; Yergin, 2011).

2.3.3. Rüzgâr ve Güneş Enerjisi

Türkiye, yıllık güneşlenme süresi (yaklaşık 2.600 saat) ve rüzgâr potansiyeli açısından önemli bir avantaja ve potansiyele sahiptir. Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgeleri güneş enerjisi açısından, Ege ve Marmara bölgeleri ise rüzgâr enerjisi açısından yüksek potansiyel barındırmaktadır. Ancak bulunan kurulu kapasitenin bu potansiyele göre sınırlı olduğu görülmektedir (ETKB, 2023; Uluslararası Enerji Ajansı / International Energy Agency – IEA), 2022).

2.3.4. Nükleer Enerji

Türkiye, Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile ilk kez nükleer enerji üretimine geçmiştir. Sinop’ta planlanan ve yapımı devam eden santral projeleriyle enerji arz kapasitesini arttırma yönünde daha fazla adımlar atmıştır. Ancak Arık’ın vizyonuna göre, tamamen dışa bağımlı olan bu model, yerli üretim ve bilimsel kapasite gelişimi çerçevesi etrafında şekillenen enerji politikası vizyonundan uzaktır (Arık, 2006; Arık, 2008).

2.3.5. Toryum

Dünya toryum rezervlerinin önemli bir bölümüne sahip olan Türkiye, nükleer enerji stratejisinde önemli ve kritik bir konuma gelebilecek potansiyele sahiptir. Eskişehir, Isparta ve Afyon gibi bölgelerde toryum rezervlerinin bulunduğu bilinmektedir. Henüz deneysel düzeyde olan bu alandaki araştırma ve geliştirme faaliyetleri (AR-GE), Türkiye’nin uzun vadeli enerji politikaları açısından stratejik bir önem taşımaktadır (Arık, 2008; IAEA, 2012).

Bu veriler incelendiğinde, Türkiye’nin enerji konusundaki dışa bağımlılığı ve enerji politikalarındaki temel sorunlar yalnızca kaynak yetersizliği değildir. Bu sorunun temelini oluşturanlar, teknolojik yetersizlik ve siyasi irade eksikliğidir (Yergin, 2011; IEA, 2022).

2.4. Türkiye’nin Enerji Üretim Kapasitesi Üzerine Teknik ve Ekonomik Değerlendirme

Türkiye’nin toplam kurulu enerji gücü 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 106 GW’a ulaşmıştır. Bu kapasitenin yaklaşık %55’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmaktadır (T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı [ETKB], 2024). Türkiye’nin enerji çeşitliliği açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilicek bir durumdur. Olumlu yerli kaynak çeşitlendirme adımının yanı sıra, enerji üretiminde doğalgaz, petrol ve kömür gibi ithal kaynaklara olan bağımlılık büyük ölçüde devam etmektedir. Bu tablo, Türkiye’nin ekonomik kırılganlığını arttıran temel faktörlerden biri olduğunu gösterir (IEA, 2022). Türkiye’nin enerji altyapısının son yıllarda geliştiği ve kaynak çeşitliliğinin arttığını söyleyebiliriz. Ancak AR-GE faliyetlerinin yetersizliği ve yerli teknolojiye olan yatırım eksikleri nedeniyle enerji sektöründeki ilerleme ve gelişim istenilen hızda değil aksine yavaş ilerlemektedir. Tam da bu noktada, Arık’ın savunduğu gibi bilimsel yatırımların artması durumu, Türkiye’nin enerji politikaları ve dış politikada özerk konumu açısından kritik bir gerekliliktir. Her ne kadar toryum temelli enerji üretimi henüz uygulamaya geçirilmemiş olsa da, toryum temelli nükleer enerji alanında yapılan araştırmaların uzun vadede Türkiye’nin enerji bağımsızlığına katkı sağlayabileceği ileri sürülebilir (Arık, 2006; Arık, 2008).

BÖLÜM 3: Enerji Bağımlılığı Altında Türkiye’nin Mevcut Dış Politikası

3.1. Türkiye’nin Mevcut Enerji İthalat Yapısı

Türkiye, uzun yıllardır enerji ihtiyacı açısından dışa bağımlı bir ülkedir. Önemli bir bölümünü ithalat yoluyla karşılar. Başlıca enerji ithalat kalemlerini doğalgaz ve petrol oluşturmaktadır. 2024 yılı verilerine göre, Türkiye’nin toplam enerji tüketiminin yaklaşık %70’i ithal kaynaklara dayanmaktadır (ETKB, 2024; IEA, 2022). Türkiye’nin enerji ithalatında başlıca tedarikçi ülkeler Tablo 1’de gösterilmektedir (ETKB, 2024; IEA, 2023).

Tablo 1. Türkiye’nin Doğalgaz ve Ham Petrol İthalatında Başlıca Tedarik Ülkeleri (2024)

Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB, 2024); International Energy Agency (IEA, 2023).

Bu tablo değerlendirildiğinde, her bir enerji tedarikçiyle kurulan siyasi ve ekonomik ilişki için doğrudan ülkeyi etkileyecek enerji arz güvenliği sorunları vardır. Enerji tedarikçisi ülkelerle kurulan ilişkilerin, Türkiye’nin dış politika bağımsızlığını, diplomatik özerkliğini ve stratejik hareket alanını etkileyebileceği söylenebilir (Yergin, 2011; Buzan & Wæver, 2003).

3.2. Enerji Sağlayıcı Ülkelerle İlişkiler

Türkiye’nin en büyük enerji tedarikçisi olan Rusya’dan yapılan doğalgaz ithalatının yaklaşık %40 düzeyinde olması, Türkiye’nin dış politikasında belirli alanlarda daha temkinli bir yaklaşım benimsemesine yol açmaktadır. Özellikle Karadeniz ve Suriye politikalarında bu durumun etkili olduğu söylenebilir (IEA, 2022). TürkAkım projesi ile bu bağımlılık kısmen yeniden şekillenmiş olsa da, Rusya, Türkiye açısından hâlâ kritik bir enerji aktörü konumundadır (ETKB, 2024). Akkuyu Nükleer santrali Rusya-Türkiye iş birliği ile kurulmuştur. İki ülke arasında enerji ilişkileri boyutunu güçlendirmiş olsa da, Rusya-Ukrayna Krizi gibi olaylar Türkiye’nin enerji arz güvenliğini tehdit edebilecek potansiyel riskler barındırmaktadır (Yergin, 2011; IEA, 2022). İran ile olan enerji ilişkileri ise dış politika, güvenlik ve Batı yaptırımları gibi faktörler nedeniyle sık sık gerilimler ve dalgalanma görülmektedir.

Azerbaycan ile yürütülen Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) ve Bakü-Tiflis-Ceyhan gibi projeler, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin stratejik niteliğini güçlendirmiştir. Bu ilişkiler, “tek millet, iki devlet” anlayışı çerçevesinde en güvenilir enerji iş birliklerinden biri olarak değerlendirilebilir (ETKB, 2024).

Katar ile gelişen diplomatik ve ekonomik ilişkiler sonucunda Türkiye’nin Sıvılaştırılmış Doğalgaz (LNG) ithalatı artmıştır. Türkiye’nin enerji ithalatı yaptığı ülkelerle ilişkilerinde yalnızca ekonomik çıkarların değil, aynı zamanda siyasi ve güvenlik faktörlerinin de belirleyici olduğu görülmektedir. Bu nedenle, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini sağlarken dengeli ve yapıcı bir dış politika tutumu izlemeye çalıştığı söylenebilir (Buzan & Wæver, 2003; Yergin, 2011).

3.3. Enerji İthalatının Dış Politikada Kırılganlıklara Yol Açması

Enerji ithalatına dayalı yapı, Türkiye’yi dışa bağımlı hale getirerek dış politika alanında belirli kısıtlamalara yol açmaktadır. Bu durum, siyasi dalgalanmalar, ekonomik baskılar, fiyat oynaklığı ve jeopolitik esneklik kaybı gibi sonuçlara yol açmaktadır. Enerji ithalatı, Türkiye’nin kronik cari açığının temel nedenlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, yerli kaynaklara daha fazla yatırım yaparak bölgesel bir enerji ihracat ülkesine dönüşmek yalnızca teknik bir hedef değil, dış politika da bağımsız bir söz sahibi aktör olmanın da baş rolüdür. Kendi kaynaklarına dayalı bir yerli üretim sistemi dış borçlanmayı önler ve stratejik anlamda Türkiye’nin konumunu yükseltir. Bu nedenle, enerji politikalarının, ekonomik boyutun ötesinde, dış politika ve ulusal güvenlik perspektifiyle ele alınması gerektiği söylenebilir (Yergin, 2011; Buzan & Wæver, 2003).

BÖLÜM 4: Enerji Satan Bir Türkiye: Yeni Bir Jeopolitik Rol ve Bölgesel Dönüşüm

4.1. Türkiye Enerji İhraç Eden Bir Ülke Olursa Ortaya Çıkabilecek Sonuçlar

Türkiye’nin enerji koridoru olmaktan çıkıp enerji ihraç eden bir ülke konumuna yükselmesi, yalnızca ekonomik değil, bölgesel ve ulusal düzeyde stratejik rolünü değiştirir (Yergin, 2011; Mingst & Arreguín-Toft, 2016). Bu dönüşüm, aynı zamanda Türkiye’nin tarihsel boyutunu yeniden tanımlayabilecek nitelikte stratejik bir kırılma noktası anlamına gelmektedir. Enerji ihracatı ile kazanılıcak ekonomik gelir, Türkiye’nin ekonomisine ivme kazandırmakla kalmayıp döviz baskıları, jeopolitik kriz gibi konuların belirleyicisi olabilir. Enerji sağlayıcısı konumuna yükselen Türkiye, bağımlılık yaratan bir aktör haline gelerek karşı siyasi rakibe olumlama yapmadan hareket ederek daha özerk, bağımsız bir dış politika izleme kapasitesi ve uluslararası pazar da söz sahibi olma vizyonu ile birlikte güç kazanır. Arz-talep ilişkisini yöneten konuma gelmesi, Türkiye’yi enerji güvenliğinin kilit aktörlerinden biri haline getirebilir.

4.2. Bölgesel Güç Dengelerinin Dönüşümü

Türkiye’nin enerji ihraç eden bir ülke konumuna gelmesi, Ortadoğu, Kafkasya ve Balkanlar’daki güç dengelerini ciddi biçimde değiştiricektir (Yergin, 2011; International Energy Agency [IEA], 2023). Ortadoğu bölgesi gibi geleneksel enerji üreticileri ile satıcı rekabetine girerken yer yer çatışmalar çıksa dahi karşı tarafın pazarlık gücünü azaltırken bizim siyasi ve ekonomik üstünlüğümüzü arttırabilir. Kafkasya bölgesi ile yürütülen enerji iş birlikleri, Türkiye’nin stratejik önemini güçlendirirken yeni ortaklık modellerinin ve enerji bağlamında müzakerelerin ortaya çıkmasını sağlayabilir. Enerji ihtiyacı yüksek olan Balkanlar bölgesi üzerinde siyasi etkisini arttırabilir ve Türkiye’ye enerji açısından bağımlı hale gelebilir. Avrupa Birliği’nin enerji politikaları bu durumdan etkilenip Türkiye ile iş birliği yapmaya politika açısından daha fazla yönelmesi beklenebilir.

4.3. Enerji Diplomasisinin Dış Politika Üzerindeki Etkisi

Enerji ihracatı yapan bir Türkiye, diplomasinin merkezinde yer alan çok boyutlu bir aktör haline gelebilir. Enerji anlaşmaları, askeri üs anlaşmaları, lojistik yatırımları Türkiye’nin bölgesel konumu ile birlikte diplomatik avantaj getirir ve ekonomik yelpazesi genişleyebilir. Enerji kozunu kullanabiliceği her masada kendi çıkarları için stratejik olarak üstünlük kurup, AB, NATO, Rusya, Çin gibi aktörler karşısında dengeliyici bir avantaj sağlayabilirdi. Bu durum, Türkiye’nin dış politika vizyonun da pazarlık gücünü artırarak daha bağımsız bir diplomatik çizgi izlemesine olanak tanıyarak özerk kararlar almasını sağlayabilir.

4.4. Teknoloji, Bilim ve Eğitim Politikalarındaki Dönüşüm (Engin Arık’ın Bilim Vizyonu)

Türkiye’nin enerji ihraç eden bir ülke konumuna dönüşmesi yalnızca dış politikayı değil, iç politikayı da etkiler. Bu konuma gelmesinin sebebi yalnızca siyasi ve ekonomik değildir. Bu dönüşüm beraberinde teknoloji, bilim ve eğitim alanlarında olucak gelişim ve yenilikleri beraberinde getirir. Bu alanlara yapılacak olan yatırımlar, enerji temelli kalkınmanın sürdürülebilir olmasını sağlayacaktır.

Enerji ihracatçısı bir ülke olmak, yalnızca doğalgaz veya toryum üretimiyle yeterli olmaz. Bu kaynakların işlenmesi, teknolojiye dönüştürülmesi ve milli üretim kapasitesinin artırılması gerekmektedir (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü – OECD, 2021). Prof. Dr. Engin Arık’ın vizyonuna göre, Türkiye’nin enerji alanındaki bağımsızlığı, siyasi bağımsızlığın da temelini oluşturmaktadır. Arık, bilim üretmeyen bir ülkenin kalıcı bağımsızlık elde edemeyeceğini vurgulamış; AR-GE merkezlerinin kurulması, mühendislik eğitiminin güçlendirilmesi, beyin göçünün tersine çevrilmesi ve yerli sanayinin geliştirilmesi gerektiğini savunmuştur (Arık, 2006; Yergin, 2011).

BÖLÜM 5: Türkiye’nin Enerji İhraç Eden Bir Ülke Olması Durumunda Küresel ve Bölgesel Aktörlerle İlişkiler

Enerji ihracatı yapan Türkiye’nin, dış politika hareketleri ve kararları enerji bağımlılığı
yaşayan ülkeye kıyasla daha nitelikli ve farklıdır. Enerji bağımlılığı dış politika da daha çok arabulucu, düzenleyici bir rol oynarken, enerji ihractı dış politikaya yön veren ve şekillendiren konumdadır. Bu çerçevede Türkiye’nin küresel ve bölgesel aktörlerle kuracağı ilişkiler, uluslararası politikada yeni bir güç dengesi yaratma ve dış politikaya farklı yön verme potansiyeline sahiptir (Mingst & Arreguín-Toft, 2016; Yergin, 2011).

5.1. Avrupa Birliği (AB) ile İlişkiler

Türkiye’nin enerji ihraç eden bir ülke konumuna yükselmesi, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmaya çalışan Avrupa Birliği açısından Türkiye, enerji arz güvenliğini çeşitlendirme çabası çatısı altında önemli bir iş birliği ve stratejik bir ortak haline gelebilir. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde Türkiye’nin güneş, hidrojen ve toryum gibi enerji kaynaklarına dayalı yatırımları ve ihracat kapasitesini artırması, Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm hedeflerine katkı sağlayarak stratejik ortaklık ilişkilerini güçlendirebilir (IEA, 2023; European Commission, 2022). Bu gelişmeler, Türkiye’nin AB ile birleşme sürecine ivme kazandırabilecek potansiyele sahiptir.

5.2. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İlişkiler

NATO müttefiki olan Türkiye’nin enerji alanında yaşadığı bu dönüşüm, ABD’nin Avrupa enerji güvenliğine verdiği önem çerçevesinde Türkiye’nin bölgesel ve küresel konumunu doğrudan etkileyebilir (Yergin, 2011; Mingst & Arreguín-Toft, 2016). Enerji ihracatı yapan ülke konumuna yükselen Türkiye, ABD ile ilişkilerinde daha dengeli ve eşit bir diplomatik dil kullanma vizyonuna sahip olabilir. Bu durum, Türkiye’nin ABD ile sadece müttefik değil, iş birliği yapabilicek stratejik ve küresel bir aktör konumuna yükselmesine sebep olabilir. Türkiye’nin bu pozisyonu, NATO’nun doğu kanadında ki en önemli enerji aktörü ve enerji güvenliği açısından kilit bir rol haline gelmesine katkı
sağlayabilir (NATO, 2022).

5.3. Rusya ile İlişkiler

Türkiye’nin enerji ihraç eden bir ülke konumuna gelmesi, Rusya ile ilişkilerde potansiyel bir rekabet doğurabilir. Enerji, Türkiye-Rusya ilişkilerinin temel belirleyicilerinden biridir. Rusya’ya uzun bir süre enerji bağımlılığı gösterdikten sonra Türkiye’nin enerji piyasasında bağımsız, kendi özerk enerjisini üreten bir aktör haline gelmesi, Rusya’nın bölgesel enerji stratejilerini ve pazar ekonomisini büyük olasılıkla etkileyebilir (Yergin, 2011; IEA, 2023). Bu durum iki ülke arasında, çatışmalara ve diplomatik gerginliklere sebep olabilir. Başka bir pencereden bakacak olursak, karşılıklı bağımlılık sebebiyle rekabet ile iş birliği arasındaki denge diplomaside eşit bir dil kullanılarak sağlanabilir. Türkiye’nin enerji alanındaki özerkliğinin artması ve Rusya’nın bölgede ki enerji ihracatının zayıflamasıyla, Kafkasya ve Karadeniz bölgelerindeki stratejik rolü güçlenip baskın hale gelebilir.

5.4. Çin ile İlişkiler

Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Orta Asya’da enerji arzını çeşitlendirmeyi amaçlayan Çin açısından Türkiye’nin enerji ihraç eden bir ülke konumuna yükselmesi, ilgisini çekip yatırım ve teknoloji transfereleri gibi iş birliği çerçevesinde yeni fırsatlar yaratabilir (OECD, 2021; Yergin, 2011). Çin ile olan ilişkilerde enerji güvenliği ve altyapı yatırımları gibi konular da ortaklık oluşturabilir. Bu durum siyasi açıdan güçlü bir dayanak haline gelip, Türkiye-Çin ilişkilerini güçlendirebilir.

5.5. Ortadoğu Ülkeleri ile İlişkiler

Enerji, Ortadoğu’nun temel güç kaynağıdır. Günümüze kadar uzanan çatışmaların temel sebebidir. Türkiye’nin enerji ihraç eden bir ülke konumuna yükselmesi, Ortadoğu’daki siyasi ve ekonomik güç dengelerini yeniden şekillendirebilir. Türkiye’nin İslam dünyasındaki siyasi ve stratejik konumunun güçlenmesi, bölge ülkeleriyle olan ilişkilerde güvenli bir alan haline gelerek yeni bir ortak iş birliği yaratabilir. Müslüman ülkelerle olan dış politika bağları güçlü bir hal alabilir. Bununla
birlikte başka bir pencereye bakacak olursak Suudi Arabistan, İran, Katar ve Irak gibi geleneksel enerji ihracatçısı ülkelerle direk girilicek olan bir çatışma ve rekabet içinde olması olasıdır (Yergin, 2011; IEA, 2023).

BÖLÜM 6: Sonuç

Bu çalışmada ele alınan senaryo, uzun yıllar enerji ithalatına bağımlı bir Türkiye’nin, doğru stratejik yatırımlar, doğru atılan adımlar ve bilim temelli politikalar aracılığıyla nasıl enerji ihraç eden bir Türkiye konumuna dönüşebileceğini ortaya koymaktadır. Enerji ihracatçısı bir Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde diplomatik kapasitesini arttırıp ardısıra gelen başarısını, ekonomik yapıyı güçlendirerek enerji pazarına yön verdiğini ve bölgesel güç konumunda kilit aktör haline gelerek nasıl dış politikalarını pekiştireceğini anlatılmaktadır. Jeopolitik açıdan bir devrim niteliğinde olan bu ihracat hareketi ülkeye neler kazandırdığından bahsedilmektedir. Türkiye’nin yerli enerji kaynaklarını en etkin biçimde kullanması, milli üretim kapasitesinin artırılması için doğru adımlar atılması ve teknoloji temelli kalkınma stratejilerinin benimsenmesi, ekonomik ve dış politika özerkliğinin güçlenmesini sağlayacaktır (OECD, 2021; IEA, 2023).

Prof. Dr. Engin Arık’ın toryum ve nükleer enerjiye ilişkin vizyonu ve inancı, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı hedefiyle doğrudan örtüşmektedir. Arık’ın bu bakış açısı ve çalışmaları, Türkiye’nin hem çıkarlarına hem de stratejilerine doğrudan hizmet etmektedir. Ulusal bağımsızlığın temel yapı taşlarından biri olarak görülen bu yaklaşım, iç politika ve kurumsal yapıların gelişiminde önemli bir rol oynayacağı söylenebilir (Arık, 2006).

Ece Bahar KASAP

Mersin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü

 

KAYNAKÇA

  • Arık, E. (2006). Türkiye’de nükleer enerji ve bilim politikaları üzerine değerlendirmeler. İstanbul: Söyleşi ve konferans metinleri.
  • Arık, E. (2007). Türkiye’nin enerji geleceği ve nükleer enerji üzerine görüşler. İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınları.
  • BP (2022). Statistical review of world energy 2022. London: BP.
  • BP (2023). Statistical review of world energy 2023. London: BP.
  • Cherp, A., & Jewell, J. (2014). “The concept of energy security: Beyond the four As”. Energy Policy, 75, 415–421.
  • Çetinsaya, G., & Yılmaz, S. (2018). Türkiye’nin enerji politikaları ve dış politika ilişkisi. Ankara: SETA Yayınları.
  • Demir, F. (2020). “Enerji diplomasisi ve Türkiye’nin dış politika stratejisi”. Ortadoğu Analiz, 12(3), 23–39.
  • Ersoy, E. (2021). “Türkiye’nin nükleer enerji politikaları ve jeopolitik etkileri”. Uluslararası İlişkiler Dergisi, 18(72), 45–68.
  • European Commission. (2022). EU energy security strategy. Brussels: European Union.
  • Goldthau, A. (2011). “Rethinking the governance of energy infrastructure: Scale, decentralization and polycentrism”. Energy Policy, 39(3), 1341–1347.
  • International Atomic Energy Agency (2021). Nuclear power and sustainable energy development. Vienna: IAEA.
  • International Atomic Energy Agency (2022). Thorium fuel cycle: Potential benefits and challenges. Vienna: IAEA.
  • International Energy Agency (2022). World energy outlook 2022. Paris: IEA.
  • International Energy Agency (2023). Turkey energy outlook. Paris: IEA.
  • International Energy Agency (2023). World energy outlook 2023. Paris: IEA.
  • Kandemir, M. (2019). Türkiye’de enerji güvenliği ve dış politika. İstanbul: Beta Yayınları.
  • Karaosmanoğlu, A. L. (2017). Uluslararası ilişkilerde güç ve güvenlik. İstanbul: İletişim Yayınları.
  • Keohane, R. O., & Nye, J. S. (2012). Power and interdependence (4th ed.). New York, NY: Longman.
  • Klare, M. T. (2008). Rising powers, shrinking planet: The new geopolitics of energy. New York, NY: Metropolitan Books.
  • Mingst, K. A., & Arreguín-Toft, I. M. (2016). Essentials of international relations (6th ed.). New York, NY: W. W. Norton.
  • Morgenthau, H. J. (2006). Politics among nations: The struggle for power and peace (7th ed.). New York, NY: McGraw-Hill.
  • NATO (2022). Energy security and NATO strategy. Brussels: NATO.
  • Nye, J. S. (2004). Soft power: The means to success in world politics. New York, NY: PublicAffairs.
  • OECD (2021). Science, technology and innovation outlook. Paris: OECD Publishing.
  • OECD (2022). Energy policy review: Turkey. Paris: OECD Publishing.
  • Overland, I. (2019). “Energy geopolitics: Balancing global and local perspectives”. Energy Research & Social Science, 52, 25–34.
  • Sovacool, B. K. (2011). “Evaluating energy security in the Asia Pacific”. Energy Policy, 39(11), 7472–7480.
  • T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (2023). Türkiye enerji görünümü raporu. Ankara: ETKB.
  • TENMAK (2022). Türkiye’de nükleer enerji ve toryum potansiyeli raporu. Ankara: Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu.
  • TÜİK (2023). Enerji istatistikleri. Ankara: Türkiye İstatistik Kurumu.
  • Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (2023). Cari işlemler dengesi raporu. Ankara: TCMB.
  • Öniş, Z., & Kutlay, M. (2020). “The dynamics of emerging middle powers in the new world order: The case of Turkey”. Third World Quarterly, 41(5), 747–765.
  • World Bank (2023). Turkey energy sector overview. Washington, DC: World Bank.
  • Yergin, D. (2011). The quest: Energy, security, and the remaking of the modern world. New York, NY: Penguin Press.
  • Yergin, D. (2020). The new map: Energy, climate, and the clash of nations. New York, NY: Penguin Press.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.