2015 ÖNCESİ DİASPORA ERMENİLERİNİN FAALİYETLERİNE KISA BİR BAKIŞ

upa-admin 30 Mayıs 2012 3.260 Okunma 0
2015 ÖNCESİ DİASPORA ERMENİLERİNİN FAALİYETLERİNE KISA BİR BAKIŞ

Hem Diaspora Ermenileri, hem de Ermenistan hükümeti uzun yıllardır Türkiye’den toprak ve tazminat taleplerini açıkça dile getirmektedirler. Bu talepler özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında Doğu Cephesi’nde ve daha sonra Sevr ve hatta Lozan’da gerçekleştirilmeye çalışılmıştı. 1915 olaylarının 100. yıldönümü olarak öne çıkarılan 2015 yaklaşırken Türkiye aleyhinde yürütülen çalışmaların da yoğun bir şekilde arttığı görülmektedir. Ermeni Diasporası ve Ermenistan’ın 2015 öncesi faaliyetlerinden bazılarını belirtmek gerekirse:

  1. Nisan 2011’de Ermenistan Başkanı Serj Sarkisyan’ın talimatı ve onayıyla “Ermeni Soykırımının 100. Yıldönümüne İlişkin Etkinliklerin Koordinasyonu için Devlet Komisyonu” kurulmuştur. Bu komisyonda Ermeni yetkililer olduğu gibi Diaspora’dan da temsilciler olması öngörülmüştür.
  2. Aralık 2011’de, uzun süredir Avrupa’daki Ermenilerin gündeminde olan “3. Batı Ermenileri Ulusal Asamblesi” Fransa’nın Sevres şehrinde toplanmıştır. İlk iki asamble 1917 ve 1919 yıllarında yapılmıştı. Bu Asamble ile Batı Ermenilerini temsil edecek bir uluslararası Batı Ermenileri Ulusal Konsey örgütlenmesine gidilmesi ve 2015 öncesinde Türkiye aleyhinde girişimlerin hızlandırılması kararlaştırılmıştır. Bu girişimlerden en dikkat çekicisi, 2012-2013 Eylem Planı’nda yer alan “Batı Ermenilerinin” 1915 yılında yaşadığı toplu kayıp ve zararların belirlenmesi çalışmalarının desteklenmesi ve “Armenian Forum of Lawyers” adı altında bir kuruluşun oluşturularak ulusal ve uluslararası mahkemelerde tazminat davalarının açılması bulunmaktadır.
  3. Benzer şekilde 2009 yılından bu yana Amerika Birleşik Devletleri’nde, Türkiye Cumhuriyeti, TC Merkez Bankası ve TC Ziraat Bankası aleyhinde tazminat davaları devam etmektedir.
  4. Uluslararası ve ulusal akademik alanda Ermeni soykırımının kabul edilmesini amaçlayan toplantı, seminer, konferans, kitap, makale yayınlanması gibi çalışmalar hızlandırılmıştır. Bu çerçevede Nisan 2010’da Armenian Film Foundation adlı vakıf ile Güney Kaliforniya Üniversitesi Shoah Foundation Institute arasında “soykırım” tanıkları ile yapılan 400 civarında görüşmenin kayıtları ile hazırlanacak çalışmaların yayınlanması konusunda anlaşma sağlanmıştır. Halihazırda Ermenistan Arşivleri İdaresi elindeki kayıtların yayınlanması ile ilgili çalışmalara başlamıştır.
  5. Washington’da 2000 yılında Kafesciyan Vakfı tarafından başlanmış ancak çeşitli hukuki anlaşmazlıklar sebebiyle henüz tam anlamıyla yürütülmeye başlanamayan Ermeni Soykırımı Müzesi açılması projesinin 2015 öncesinde tamamlanması planlanmaktadır.
  6. Söz konusu girişimler ile eş zamanlı olarak Diaspora Ermenilerinin tazminat ve toprak taleplerine dayanak oluşturacak akademik çalışmalar da yaygınlık kazanmaya başlamıştır.[1] Soykırım iddialarının yeni bir tür propagandasından farkı bulunmayan bu çalışmaları öne çıkaran, geçmişte uluslararası ve ulusal zeminde çözüme kavuşturulmuş, ancak 2015 öncesinde yeniden gündeme getirilmeye çalışılan Ermeni malları konusu üzerine yoğunlaşmalarıdır.

Özellikle 2,3,4 ve 6. maddelerde de görüleceği üzere tazminat talepleri ile ilgili yoğun bir çalışma içine girildiği açıkça fark edilmektedir. Örneğin, Diaspora’nın etkili olduğu ülke (yabancı ülke parlamentoları) ve eyaletlerde (ABD) kanuni yolları ve boşlukları kullanarak soykırım iddialarını hukuki zemine taşıma çabaları bu bağlamda düşünülmelidir. Hukuki zeminden kastettiğimiz, Ermenilerin etkin olduğu ülke ve parlamentoların kanuni boşluklarını kullanarak uluslararası hukuka ve bazı durumlarda federal kanunlara aykırı olan hukuki düzenleme ve yasama yapılmasını sağlamaktır. Nitekim ABD Kaliforniya eyaleti, Diaspora’nın en etkin olduğu eyaletlerden biri olduğundan özellikle son on yıldır Diaspora’nın adım adım kurguladığı hukuki düzenlemeler için uygun bir zemin haline getirilmiştir. Söz konusu hukuki düzenlemelerin amacı, Amerikan hukuku açısından tezat oluşturan kanun ve içtihat yolunu kullanarak Ermeni soykırım iddiaları ve buna bağlı tazminat ve toprak taleplerinin, öncelikle Amerikan kamuoyu, daha sonra uluslararası alanda propagandasının yayılmasının sağlanmasıdır.

Amerikan hukukunun kendilerine tanımış olduğu uygun şartları da kullanarak Diaspora Ermenileri, Osmanlı vatandaşı olan Ermenilerin 1915 yılındaki zorunlu göç sırasında ve bunu müteakiben geride bırakılan mallar konusunda ciddi girişimler yapmış ve bazı sonuçlar da almışlardır. Ancak bu girişimlerden en dikkat çekici olanı ve doğrudan Türkiye’yi ve kurumlarını hedef alması bakımından Türkiye Cumhuriyeti, Ziraat Bankası ve Merkez Bankası aleyhine açılan tazminat davaları özel bir inceleme gerektirmektedir. Bu çalışma başka bir makalede ayrıca eye alınacaktır.

Yukarıda da belirtildiği üzere Diaspora Ermenilerinin tazminat talebi içeren bu faaliyetlerinin hukuki açıdan tartışılması bir yana, soykırım savlarının uluslararası alanda dile getirilmesine yönelik girişimlerin akademik alanda da desteklenmesine ilişkin bir tür akademik propaganda faaliyetinin başlamış olması da dikkat çekicidir. Diaspora Ermenilerinin ön ayak olduğu “soykırım endüstrisinin” en önemli ayaklarından birini oluşturan akademik propaganda hâlihazırda belli başlı kişilerin öncülüğünde devam ettirilmektedir. Yapılan çalışmalar genelde Diaspora’nın tazminat girişimleri ile eş zamanlı ve bu girişimleri destekleyen tezleri öne çıkaran yayınlar olmuştur. Temel iddia, Ermenilere yönelik soykırım yapıldığı ve bunun amacının İttihat ve Terakki Partisi liderlerinin bir Türk orta sınıf yaratmak olduğudur.[2] İddiaya göre İttihat ve Terakki Partisi ve yöneticileri Ermenilere soykırım yapmış ve geride kalan mallara usulsüz bir şekilde el koyarak bunu devlet eliyle bir Türk tüccar sınıfın yaratılması amacıyla kullanmıştır. Ancak bu iddialarda belirtilen kötü niyet ve kastın hiçbir şekilde bulunmadığı, yalnızca Emval-i Metruke mevzuatının incelenmesi ile dahi tam tersini kanıtlayan bir durumun ortaya çıktığı rahatlıkla görülebilir.[3] Mevzuatın kararlı bir şekilde uygulandığı, Osmanlı vatandaşı Ermenilerin Osmanlı döneminde ve yeni cumhuriyetin kurulmasından sonra da haklarının korunmasına yönelik ciddi tedbirler alındığı vurgulanmalıdır.

Diaspora Ermenileri yalnızca ABD’de değil, dünyanın farklı köşelerinde tazminat taleplerini artık açık bir şekilde ilan etmektedirler. En son 23-25 Şubat tarihlerinde Lübnan’da Kilikya Ermeni Katolikosluğu tarafından düzenlenen “Ermeni Soykırımı: Tanınmadan Tazminata” başlıklı geniş katılımlı uluslararası konferans, bu çerçevede en dikkat çekici olanıydı. Hâlihazırda Sevr’de 2011 yılının sonlarına doğru ve 2012’nin Mayıs ayında toplanan Batı Ermenileri Konferansı da uluslararası alanda Ermenilerin Türkiye’den tazminat taleplerinin çok daha yoğun bir şekilde dile getirilmesi kararı almıştır. Bir sonraki makalemizde ABD mahkemelerinde alınan lehte sonuçların nasıl tazminatlar konusundaki girişimlerin önünü kestiğini göstermeye çalışacağız. Ancak Ermenilerin bu yöndeki çabalarının 2015 yılına yaklaştıkça artarak devam edeceği gerçeği gözden kaçırılmamalıdır.

 

Aslan Yavuz ŞİR

 



[1] Uğur Üngör ve Mehmet Polatel (2011) Confiscation and Destruction: The Young Turk Seizure of Armenian Property Continuum, London and New York; Hrayr S. Karagueuzian and Yair Auron (2009) A Perfect Injustice: Genocide and Theft of Armenian Wealth Transaction Publishers; Kevork K. Baghdjian (2010) The Confiscation of Armenian Properties by the Turkish Government said to be abondoned Published by Khatchig Babikian Literary Fund No.3 Antelias:Lebanon; Nevzat Onaran (2010) Emval-i Metruke Olayı: Osmanlı’da ve Cumhuriyette Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi Belge Yayınları: İstanbul. Bu kitapların son 3 yıl içinde yayınlanmış olması (Bahghdjian’ın kitabı ilk defa 1987 yılında yayınlanmıştır. İngilizceye çevrilerek 2010 yılında tekrar basılmıştır. Bu yeniden basım ilk basımdan neredeyse 25 sene sonra, hem de bu makalenin konusu olan davalar gündeme geldiği sırada yapılmış olması önemlidir) dikkat çekicidir.  Sadece kitap olarak değil aynı zamanda hem Türkiye’de hem de yabancı basında konu ile ilgili birçok akademik, yarı akademik ve gazete makalesinin, özellikle de son 5 yıl içinde ciddi şekilde artmakta olduğu görülecektir. Bu yayınlar arasında hukuki analiz içeren, Türkiye’de Ermenilerin malları ile ilgili ciddi bilgi-belge araştırmacılığına ve mevzuat-incelemesine dayanan çalışma bulunmamaktadır. Zaten konu itibariyle söz konusu tartışmaların tekrar gündeme gelmesinin sebebi siyasi propagandadır. Özellikle Uğur Üngör ve Mehmet Polatel tarafından yayınlanan kitap bu bağlamda dikkat çekicidir.

[2] Üngör ve Polatel (2011); Onaran (2010); Ayrıca bkz. Fuat Dündar (2010) Modern Türkiye’nin Şifresi: İttihat ve Terakki’nin Etnisite Mühendisliği (1913-1918) İletişim Yayınları: İstanbul s. 294-296; Ayhan Aktar (2006) Türk  Milliyetçiliği, Gayrimüslimler ve Ekonomik Dönüşüm İletişim Yayınları: İstanbul.

[3] Bu konuda en ayrıntılı derleme eski Maliye Başkontrolörü Selahaddin Kardeş tarafından yapılmıştır. Selahaddin Kardeş (2008) “Tehcir” ve Emval-i Metruke Mevzuatı,  Maliye Bak. Strateji Gel. Bşk. Yayınları: Ankara; Ayrıca hukuki bir inceleme için Önder Aytaç (2012) “Emval-i Metruke” Adalet Dergisi Sayı:42, ss.1-48.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.