CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN IRAK ZİYARETİNİN PERDE ARKASI

upa-admin 25 Nisan 2024 242 Okunma 0
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN IRAK ZİYARETİNİN PERDE ARKASI

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 13 yıl sonra Irak’ı günübirlik ziyaretinde, Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es Sudani ile görüşmesi ile diplomatik temaslar başladı. Irak Başbakanı Şiya es Sudani ile ortak basın toplantısında, önceden karar verildiği çerçevede “PKK terör örgütünün Irak tarafından yasaklanması”, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından memnuniyetle karşılanırken, ziyaret sırasında imzalanan “Kalkınma Yolu Projesi” başlığı altında bölgesel iş birliğinin vurgulanması, Basra Körfezi’nin lojistik üstünlüğünü sona ermese de, alternatif kara ve demir yollarının Katar dahil inşa edilmesi, kapsamlı bir ortak çerçeveyi işaret etti. Türkiye’nin haklı olarak Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattının yeniden işlerliğe kavuşmasını istemesi, enerji güzergahları bağlamında “hub” olan Ceyhan ve İskenderun Körfezi’nin önemini ve yine Basra’nın tekelini bir nebze kırmayı içeren bir gayreti ortaya koydu. Bu noktada, İran’ın Basra’daki ağırlığı, ABD’nin Jimmy Carter döneminden beri ilan ettiği Körfez Doktrini zemininde, Hürmüz’ün kapatılmasının “savaş nedeni” (casus belli) sayılması güvenlik kaygılarını arttırırken, Türkiye, enerji lojistiği ve güzergahları başlığında, daha güvenli nakil hatlarını tekrar gündeme getirmiştir.

Ziyaretin stratejik ve yapısal hatlarında altını çizdiklerimiz bir yana bırakılmamalıdır. Öte yandan, hiç kuşkusuz, “terörle mücadele” başlığı bu ziyarette başı çekmiştir. 2005 Irak anayasasına göre, federal bir devlet haline gelen ülkede, anayasada işaret edilen bölgesel yönetimlerden sadece Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) tanımlanmış, fiilen özerk, hatta gücü yetse bağımsız bir antite olarak kendisini ifade etmeye çalışmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ziyarette, IKBY’yi ve merkezi Erbil’i de fiili durum ve ülkenin anayasal konumu bağlamında ziyaret etmiş, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani, IKBY Başbakanı Mesrur Barzani ve beraberindeki heyetle Erbil’de görüşmüştür. Bu zeminde, IKDP Başkanı Mesut Barzani’yi de Cumhurbaşkanı Erdoğan kabul etmiştir. IKYB, daha doğrusu Barzani yönetimi, Irak-Suriye derinliğinde, PKK/PYD terör antitesinin iki ülke sınırını aşarak yayılmasından hoşnut değildir; özellikle Sincar bölgesindeki yapılanmadan rahatsızlık duymaktadır. Türkiye’de başta Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak’ın sıklıkla 2024 yazı için “teröre yönelik kitlesel bir süpürme harekâtı”nı işaret etmeleri ve artık bu harekâtın terörü bitirmek için son hamle olacağını vurgulamaları, yerel seçim öncesinden başlayan ve sürekli gündemde tutulan bir konu başlığıdır. Irak merkezi hükümetiyle yaşanan yakınlaşmada Irak’la ortak harekât merkezi kurulması kararı, bir hayli etkileyici gözükmektedir. Bununla birlikte, Irak’ta merkezi yapının Dicle Ordusu ve IKBY’nin Peşmerge Ordusu gibi tekli değil, çoklu bir silahlı yapılanmanın olması, öte yandan diğer silahlı örgütlerin Haşdi Şabi başta olmak üzere varlığı düşündürücüdür. Irak’ta merkezi yönetim Irak’a ne kadar hâkimdir ve devlet olma özellikleri tam olarak gösteriliyor mu gibi sorularının yanında, mevcut anayasanın bölgesel yönetimlere geniş otonomi sağlaması durumu ortadadır. Federal ve parlamenter sistemde ABD Ordusu’nu sürekli ülkesinden göndermeye çalışan Irak hükümeti, bu konuda ne kadar üstünlük sağlayabilir?

Başka bir açıdan konuya yaklaşacak olursak, Barzaniler’in rakibi Talabaniler’in IKYB Başkanı Bafil Talabani, Irak içinde PKK terörü ile iş birliği gerçekleştirmekte, başta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın TBMM konuşması dahil uyarılmakta, bir eli İran, bir eli ABD’de Türkiye karşıtlığı ortak parantezinde, farklı siyasal tezgahlar içine girmektedir. Türkiye, doğrudan Bafil Talabani ve örgütünü siyasal söylemde haklı olarak hedef almıştır.

Soru şurada düğümleniyor: Türkiye süpürme harekâtını Irak-Suriye derinliğinde kümülatif olarak mı yapacaktır? Suriye’de fiili antite haline gelen PKK/PYD terör bölgesi, bizzat ABD ve CENTCOM tarafından desteklenmektedir. Yakın sınır dışını korumak başka, Suriye derinliğine inmek bambaşkadır; Şam’da Esad yönetimiyle sınırlı istihbarat değişimi dışında, siyaseten çok mesafe kat edilememiş, Irak’taki gibi bir ortak yaklaşım geliştirilememiştir. Irak’ta da iş kolay değildir; Sincar’da Irak merkezi yönetimi ve Barzani PKK terörüne karşı Türkiye ile sınırlı bir müdahalede belki yer alabilirler, ancak askerî açıdan Sincar-Kandil arasında geniş bir coğrafyayı hedeflemek, askeri uzmanların çok daha iyi yanıt vereceği bir husustur.

PKK/PYD terörünün Irak-Suriye sınırını aşan bir antite haline gelmesi, bölgedeki aktörler için ortak bir kaygıyı dile getirmektedir. Türkiye, Irak ve IKYB ile, sınırlı bir müdahale bağlamında Sincar’ı kontrol edecek bir inisiyatif geliştirmek isteyebilir; bununla birlikte, bu satırlarda çok yer vermediğimiz Rusya faktörünü, Suriye’deki Esad rejimi ile müttefikliğini, Doğu Akdeniz dengelerini gözeten bir dengeyi, müttefikimiz ABD’nin PKK/PYD terörüne siyasal ve askeri yatırımını ve son olarak İran-İsrail rekabetinin Suriye-Irak derinliğindeki vekaleten yansımalarını çok iyi okumak gerekmektedir.

Bu koşullara karşın, Irak’ta Bağdat ve Erbil’le belli noktalarda iş birliği sürecinin PKK terörü dahil yakalanması, Türkmenler’in görüşmelerde unutulmaması, Irak’la Kalkınma Yolu Projesi ve diyalog kapısının açık olması ve Türkiye’nin güvenlik kaygılarının paylaşılması önemlidir. Sorun, Irak-Suriye hattında devlet kavramının aşınmış olmasından kaynaklanmaktadır. Doğu Akdeniz’den Basra’ya uzanan bir devletsizlik, her tür şiddetin, asaleten ve vekaleten sarmala dönüşebileceği bir belirsizliği beslemektedir. Türkiye Cumhuriyeti, devlet birikimiyle, bugünden yarına olmasa da, bölgedeki devletleşme sürecinin yeniden yapılanması ve globaliter devletçikler tezgahına düşülmemesi için, kurucu değerlerinden ve ulu önder Atatürk’ten gelen anlayışını ortaya koymak ve diplomatik ve kültürel mekanizmalarla, devlet kavramının bölgeye geri dönüşünü, terörün siyasallaşmasını önleyecek bir toparlanmayı içeren paradigmayı endoktrine etmek durumundadır.

Kapak fotoğrafı: https://www.trthaber.com/haber/gundem/cumhurbaskani-erdogan-13-yil-sonra-irakta-852399.html

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.