PUTİN’İN “HAZAR GEZİSİ”: AZERBAYCAN’LA PRAGMATİK İŞBİRLİĞİ YENİ DÜZEYDE

upa-admin 28 Ağustos 2013 1.919 Okunma 0
PUTİN’İN “HAZAR GEZİSİ”: AZERBAYCAN’LA PRAGMATİK İŞBİRLİĞİ YENİ DÜZEYDE

Rusya Devlet Başkanı’nın Bakü gezisini dünya dikkatle izledi. Çeşitli görüşler bildirildi. Farklı yorumlar ve değerlendirmeler yapıldı. Bunlar tesadüfî değildir. Şu anda Güney Kafkasya ve Hazar havzasının küresel jeosiyaset için önemi daha da arttı. Bunun fonunda V. Putin’in özellikle Azerbaycan’ı ziyaret etmesi çok ilginç hususlarla bağlantılı görünüyor.

Rusya Yönetiminin Düşünülmüş Seçimi

Vladimir Putin’in Azerbaycan gezisi çeşitli çevrelerde büyük yankı uyandırdı. Onu farklı açılardan değerlendirmeye çalıştılar. Hatta birbirine tam zıt olan açıklamalar yapıldı. Ancak çoğu yazılarda geziye ilişkin gerçeğe uygun olmayan, bazen de kıskançlıktan kaynaklanan fikirlere rastlandı. Gerçek yaşanan olayların fonunda bu, tabii ki, teessüf doğuruyor. Bunun yanı sıra, söylenenler gezinin jeosiyasi öneminin ne kadar yüksek olduğunun kanıtıdır.

Ermeni analitik ve uzmanlar Rusya Devlet Başkanı’nın Azerbaycan’a gelişini neredeyse Ermenistan devleti için felaket olarak yorumladılar (Bkz.: Акоп Бадалян. Путин избрал Азербайджан // www.lragir.am, 12 Ağustos 2013; Визит Путина в Баку вызывает тревогу, но не ужас – политологи // www.tert.am, 13 Ağustos 2013; Александр Искандарян. Почему Азербайджан, почему именно сейчас? // www.tert.am, 13 Ağustos 2013; Егиазар Айнтабци Путин еще не на конечной станции // www.1in.am, 13 Ağustos 2013 vb.). Onlar meseleyi sadece olumsuz açıdan yorumlamaya çalıştılar. Ermenilerin Azerbaycan’ın jeosiyasi saygınlığının yükselmesini sindirememeleri açıkça hissediliyor. Bu, onların sorunudur. Ziyaretin gerçek önemini ise bölgesel ve küresel ölçekte değerlendirmeye değer.

Bazı Rusyalı uzmanların da V. Putin’in Bakü gezisinin nesnel yorumunu yapmadıklarını belirtelim. Onlar buna “iki devletten birinin diğerine tavizi veya desteği” mantığıyla yaklaşıyor. Örneğin, Rusya’nın Siyasi Konjonktür Merkezi’nin Müdürü Dmitri Abzalov “Regnum” haber ajansına geziyle ilgili “V.Putin seçim öncesi İlham Aliyev’in konumunu sağlama almak istiyor. Karşılığında ise Bakü bazı tavizler vermeye hazırdır …” şeklinde demeç vermiştir. (Bkz.: Эксперт: Визит Путина в Баку – попытка сбалансировать подходы Москвы в Закавказье // www.regnum.ru, 13 Ağustos 2013).

Diğer örnekler de verilebilir, ama bununla meselenin özü değişmez. Bazı çevreler Rusya Devlet Başkanı’nın gezisinin jeosiyasi önemini azaltmaya çalışmanın yanı sıra, Azerbaycan’ın bölgesel ve küresel düzeyde konumunun güçlenmesini kabul edemediklerini de açıkça belirttiler. Geziye nesnel olarak bakarsak, gerçekten oldukça ilginç ve önemli hususları görebiliriz.

Her şeyden önce, Başkan V. Putin’in özellikle bu dönemde Azerbaycan’a gelmesi bir rastlantı değildir. Güney Kafkasya ve Hazar havzası giderek daha büyük jeosiyasi oyunların hedefine dönüşüyor. Burada sadece siyasi etken rol oynamıyor – ekonomik, enerjiye ilişkin ve kültürel faktörlerin etkisi de inkâr edilemez. Şu anda tüm bu etkenlere uygun olarak bölgenin en önemli devletinin Azerbaycan olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla Rusya Devlet Başkanı tarihte ilk kez Güney Kafkasya’nın, jeosiyasi açıdan kendisinin eşit ortağı olabilecek devletlerinden birini ziyaret etti. Bu şartta kimsenin kimseye tavizi söz konusu olamaz. Bölgenin jeosiyasi manzarasının gelişme dinamiğini iyi görebilen ve bunu etkileyebilen iki ülke arasında işbirliğinin yeni bir seviyeye yükselmesinden bahsetmek daha doğru olurdu.

İmzalanan sözleşmelerin içeriği bu savın gerçeği yansıttığını kanıtlamaktadır. Rusya ve Azerbaycan ekonomik, enerji ve insani alanlarda ilişkilerin geliştirilmesini öngören belgeleri imzaladılar. Fakat bu belgelerin hiç birisi Azerbaycan’ın Rusya karşısında herhangi bir siyasi veya jeosiyasi taahhüt alması anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, Bakü Avrasya bütünleşme sürecine katılmak veya Gümrük Birliği’ne üye olmak fikrinde değildir.

Aynı zamanda, Azerbaycan Avrupa Birliği ile de mesafeli davranıyor. Ermenistan, Ukrayna ve Moldova bu sene, Kasım ayında AB ile ortaklık sözleşmesi imzalayacak, fakat Azerbaycan özel şartlar dâhilinde işbirliğini genişletmek niyetindedir. Böylece Bakü hem Batı hem de Rusya doğrultusunda öncelikle kendi bağımsızlığını dikkate almış oluyor.

Rusya-Azerbaycan: İlişkilerin Gelişme Perspektifi

Rusya ile Azerbaycan arasında imzalanan yeni anlaşmaların içeriği iki devletin bölgesel düzeyde işbirliğini geliştirme azmini gösteriyor. Moskova Bakü’nün çok yönlü enerji politikasını kabul ediyor. Bu bağlılıkta Kremlin Azerbaycan’ın Trans-Adriyatik boru hattı rotasını seçmesinden rahatsız değildir. Aksine, V. Putin’in gezisi bu proje çerçevesinde de iki ülke arasında geniş işbirliği olanaklarının olduğunu gösterdi.

İki devlet askeri alanda işbirliğini geliştirmek niyetindedir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev şimdiye kadar Rusya’dan 4 milyar Amerikan Doları hacminde silah alındığını beyan etti ve bu sürecin devam edeceğini vurguladı. V. Putin de askeri alanda ilişkilerin yeni düzeye yükselmesine sıcak baktığını belirtti. Bunlar Ermenistan’dan farklı olarak, Azerbaycan’ın Rusya’yla askeri alanda “büyük kardeşin küçük kardeşe yardımı” ilkesiyle değil, bölgenin önemli bağımsız devleti olarak ilişkiler kurduğunu gösteriyor. Anlaşılan, başkent Erivan’ı daha çok bu husus rahatsız ediyor.

Azerbaycan’la Rusya arasındaki ilişkilerde Rus kültürünün ve dilinin korunması ciddi rol oynuyor. Putin Bakü’de bu konunun iki ülke arasındaki ilişkilerin uzun vadeli olmasının teminatlarından biri olduğunu açıkça belirtti. Rusya’nın bölgedeki ön karakolu olan Ermenistan’da Rus kültürü ve dili neredeyse önemsenmiyor. Hatta ortaokullarda Rusça eğitimde ciddi sorunlar mevcuttur. Kremlin’in bu konuda Erivan’ı görmezden gelmesi ilginçtir. Bu açıdan da Azerbaycan’la Rusya’nın insani alandaki işbirliğinin özel önemi vardır.

Jeosiyasi açıdan tüm bunların önemi büyüktür. Rusya’nın Güney Kafkasya ve Hazar havzası doğrultusunda dış politikasını daha da etkinleştirdiği hissediliyor. Bu süreçte Kremlin Azerbaycan etkenine ayrıca önem veriyor. Ekonomi ve enerji alanlarda işbirliğinden güvenlik sorunlarının çözümüne kadar geniş bir alanda iki ülkenin ortak çıkarları mevcuttur. Taraflar bu yönde işbirliğini geliştirmek azmindeler.

Diğer önemli bir husus çatışmaların çözümüne ilişkindir. Dağlık Karabağ çatışmasının adil çözümü için Moskova’nın etkinliğini arttırması gerekmektedir. Ermenistan uzmanları daha çok bu konunun üzerinde duruyorlar (Bkz.: Акоп Бадалян. Карабах не в кармане у Путина, чтобы сдавать его // www.lragir.am, 13 Ağustos 2013). Fakat onlar sorunu tamamen yanlış bağlamda sunuyorlar. Meseleyi Rusya’nın işgal altındaki toprakları Azerbaycan’a iade edebilmesi düzleminde anlatmaya çalışıyorlar.

Gerçekte ise V. Putin Bakü’de Dağlık Karabağ sorununun siyasi yolla çözümünün zorunluluğundan başka bir şey söylememiştir. Tabii ki, Rusya Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıyan devlet olarak sorunun bu şart kapsamında çözülmesini kabul etmelidir. Ermeni medyası ise kendi hayal gücüne uygun olarak Dağlık Karabağ’ı bir pazarlık nesnesi olarak sunuyor.

Anlaşılan, Erivan artık kendi önyargılı tutumunu savunma şansının asgariye indiğinin farkındadır. Bu nedenle bölgedeki jeosiyasi gelişmelerin pozitif yönde değişmesine kıskançlıkla tepki veriyor. Onun Rusya-Azerbaycan askeri işbirliğine de işte bu açıdan yaklaştığı kuşkusuzdur.

Vladimir Putin’in Azerbaycan’a şimdiki gezisi tarihi bir gezi olarak düşünülebilir. Tabii ki, burada öforiye kapılmaya da gerek yoktur. Meselenin daha önemli tarafı, yolculuk öncesi bazı sözde uzmanların kopardığı gürültünün asılsız olduğunun kanıtlanmasıdır.

Rusya Azerbaycan’la eşit işbirliğine ağırlık verdiğini gösterdi. Başkent Bakü ise bundan sonra da bağımsız siyaset yürüteceğini bir daha kanıtladı. Yakın gelecekte Azerbaycan’la Rusya arasındaki ilişkilerin daha geniş ve derin içerik arz edeceği bekleniyor, çünkü her iki devlet ilişkilere ulusal çıkarlar çerçevesinde ve pragmatik açıdan bakıyor.

Kaynak: Newtimes.az

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.