LOZAN TUTANAKLARI’NDA KIBRIS

upa-admin 19 Ocak 2015 5.332 Okunma 0
LOZAN TUTANAKLARI’NDA KIBRIS

KIBRIS’TA EGEMENLİK YARIŞI

Kıbrıs, 9251 km2 yüzölçümü ile Doğu Akdeniz’in en büyük, Sicilya ve Sardunya’dan sonra da Akdeniz’in üçüncü büyük adasıdır.[1] Kıbrıs, yüzölçümü çok büyük olmamasına rağmen, bulunduğu coğrafyanın etkisiyle yüzyıllar boyunca büyük güçlerin hakimiyetleri altına almak istedikleri bir ada oldu. Kıbrıs’ı bu kadar değerli yapan; Anadolu-Suriye-Mısır üçgeninin ortasında yer alması, bu konumu sayesinde de Ortadoğu petrolleri açısından kilit bir konumda bulunmasıdır. Bu bölgeye yakın mesafede bulunan Kıbrıs, bölge açısından bekçi durumunda olduğundan, jeopolitik mevkii, Hatay-İskenderun çevresi ve dolayısıyla Anadolu için son derece önemlidir.[2] Aynı zamanda ticaret ağı yolunun da üzerindedir. Zengin bakır madenine sahip oluşu,[3] adaya hakim olan gücün bu ekonomik kazançtan yararlanmasını da olanaklı hale getirmektedir. Adanın özellikle Süveyş Kanalı’ndan Hint Pasifik Okyanusu’na uzanan denizyollarını kontrol edebilecek noktada olması[4] jeopolitik önemini daha da arttırdı.

Bu jeopolitik ve ekonomik özelliklerden dolayı Kıbrıs, uluslararası platformda  kendinden sıkça bahsettiğimiz bir ada oldu. Yüzyıllar boyunca, Doğu Akdeniz ticaretini elinde tutmak isteyen devletlerin, bu küçük ada üzerindeki hakimiyet yarışları adanın sosyal, siyasi ve ekonomik dengelerini değiştirdi. Özellikle 1869’da açılan Süveyş Kanalı, İngiltere’nin ada üzerindeki iştahını arttırdı.

Osmanlı İmparatorluğu, 1571’de Kıbrıs’ı ele geçirerek  307 yıllık bir egemenliği  başlatmış oldu. Venedik’in buradaki baskıları ve halka çektirdiği eziyetler sonucu Kıbrıs’ta nüfus azalmıştı. Osmanlı’nın ilk işi de askeri kuvvetlerin yanısıra Türk ailelerini de adaya yerleştirmek oldu. Özellikle Mesarye ve Mazato bölgesindeki 76 köyün tamamen boş olması[5], büyük bir işgücü eksikliği oluşturmakta ve toplumsal düzeni iyice bozmaktaydı.

Bunun sonucunda da II. Selim “Sürgün Hükmü[6] çıkardı. Çıkarılan hüküm,  21 Eylül 1571’de yürürlüğe kondu, bu tarihten itibaren ada nüfusu arttırılarak, toplumsal düzen ve kurumların adaya yerleştirilmesi amaçlandı. Nüfusun artması ve idari sistemin bir düzene girmesiyle birlikte yol, köprü, çeşme ve hanlar yapılmaya başlandı. Adada Rumlara karşı hoşgörülü bir politika izlendi, ekonomik ve dini ayrıcalıklar getirildi. Özellikle 1839 Tanzimat Fermanı sonrası genişletilen bu haklarla temsil haklarından da olabildiğince yararlanan Rumlar, o zamana dek hiç olmadıkları kadar bağımsızdılar.

Adada Osmanlı İmparatorluğu yönetiminden duyulan memnuniyet, özellikle 1800’lü yıllarda kaybolmaya başladı. Bunda Yunan ayaklanmasından etkilenen Kıbrıslı Rumların “Megali İdea[7] fikri etkili oldu ve bu bağlamda adada huzursuzluk ve Türklere karşı bir ötekileştirme siyaseti Rumlar arasında yayılmaya başladı. Rumların bu faaliyetleri, 1877-1878 Harbi sırasında adanın, Osmanlı İmparatorluğu’na yardım etmesi koşuluyla, geçici bir süreliğine kira karşılığı İngiltere’ye verilmesiyle arttı ve adada 1960’a kadar sürecek İngiliz dönemi başladı.

İngilizler adaya geldikten sonra “yüksek komiser” ünvanıyla bir İngilizi adaya gönderdi[8] ve ilk iş olarak da memuriyetlerden Türkler uzaklaştırılmaya, yerlerini de Rumlar doldurmaya başladı. Osmanlı’nın Kıbrıs’ı İngiltere’ye devrinden sonra Rumların Enosis fikri gittikçe yaygınlaştı ve adadaki Türkler bu düşünceyle uzun yıllar boyunca mücadele etmek zorunda kaldı. Girit’in 1898’de Osmanlı Devleti elinden çıkması Kıbrıs’ta Enosis yanlıları için büyük bir umut oldu.[9]

Adaya geçici bir süreliğine gelen İngiltere, Osmanlı İmparatorluğu’nun I.Dünya Savaşı’nda Almanya’nın tarafında olması sonucu, Kıbrıs’ı ilhak etmek için emperyalist niyetlerini kamuflede önemli bir fırsat yakaladı ve 1878 Antlaşması’na aykırı olarak bir karar aldı, 5 Kasım 1914’te Kıbrıs’ın İngiliz İmparatorluğu’na katıldığını ilan etti.[10]

Adanın ilhakı ile Kıbrıs’ta yeni bir sayfa açıldı. İngilizlerin adaya gelerek nüfuzlarını arttırması ile başlayan bu süreç, birçok yasayı ve değişimi beraberinde getirdi. Her ne kadar Osmanlı’nın etkinliği, adayı kiralayınca azalsa da, yine de Kıbrıs’ın Osmanlı’ya bağlı olarak bilinmesi İngiltere için bir yüktü ve bu yükünü atınca ilk işi otoritesini adada pekiştirmek ve bunu adaya yerleştirmek oldu. Yargı örgütünü yeniden yapılandırmak, yeni maddi hukuk kuralları ile toplumu şekillendirmek ve adadaki varlığını kalıcı hale getirmek istedi.[11]

Osmanlı İmparatorluğu’nun Cihan Harbi’ndeki mağlubiyeti sonucunda adadaki Rumlar arasında özellikle 1919 yılında İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali sonrasında Büyük Yunanistan fikri doruk noktasına ulaştı, adadaki Türklerin mücadeleleri de buna paralel olarak arttı. Anadolu, Türklerin son yurdu olarak görüldüğünden buraya en fazla yardımda bulunanlar da Kıbrıs Türkleri oldu. Yeni gazeteler kurularak milli duyguları dile getiren aydın kesiminin yazılarına gazetelerde yer verdiler,[12] kermesler, açık arttırmalar, sergiler, tiyatrolar sahneleyerek buradan toplanan gelirleri Anadolu’ya gönderdiler. Bu nedenle Anadolu insanının yardımına koşan Kıbrıs Türkleri’nin Milli Mücadele’deki etkileri gözardı edilemez. Bir taraftan İngiliz, diğer taraftan Rum baskısı olmasına rağmen en ufak fırsatları değerlendirerek yardımların Anadolu’ya ulaşması için çok büyük çaba sarfettiler. Sadece maddi yardımlarla sınırlı kalmayan halk, adadan anavatana askeri destek de sağlayarak bizzat Yunanlılara karşı cephede savaştı. Camilerde dualar ve şehit olanlar için mevlidler okutuldu, karşılaşılan her türlü zorluğa rağmen Kıbrıs Türkleri, Anadolu’ya yardım etmekten vazgeçmedi.

Kıbrıs’ın geleceği Lozan Barış Antlaşması’nda hukuken belirlendi ve Kıbrıs bundan sonra, yaşanılan Kanlı Noel’e[13] kadar Türk müdahalesinden yoksun, Türk siyasetinin bir süre rafa kaldırdığı küçük bir ada olarak yerini aldı.

 LOZAN TUTANAKLARI: KIBRIS’TA DENGELER DEĞİŞİYOR

Lozan Konferansı ile silahların gücünden, zeka ve diplomatik yeteneğin gücüne geçildi. Mudanya Mütarekesi’nde başarılı ve sabırlı bir diplomasi izleyen İsmet Paşa, Hariciye Vekilliğine getirildi ve bu başarısından sonra Lozan’daki barış görüşmelerine katılması ve Ankara Hükümeti ile Türk milletini temsil etmesi için büyük görev ve sorumluluğa seçilen kişi  oldu. İsmet Paşa baş delege, Sağlık Bakanı Dr. Rıza Nur ve eski Maliye Bakanı Hasan (Saka) Beyler delege, 21 danışman, 2 basın danışmanı, 1 danışman ve genel sekreter, 1 mütercim, 8 katibin yer aldığı bir heyet oluşturuldu.[14] Heyet 8 Kasım 1922’de İstanbul’dan Lozan’a doğru “Şark Ekspresi[15] ile hareket etti. Böylece Türklerin “Lozan Mücadelesi” başladı.

Lozan Konferansı’nda ele alınan başlıca konular beş ana kalemde özetlenebilir: Sınırlar, kapitülasyon, iktisadi ve mali konular, Boğazlar ve Yunanistan ile ilgili sorunlar.[16] Ayrıca Lozan Görüşmeleri iki dönemde incelenmektedir: 21 Kasım 1922-4 Şubat 1923 İlk Dönem ve 23 Nisan-24 Temmuz 1923 İkinci Dönem. İlk Dönem görüşmelerinin temel sorunu kapitülasyonlar oldu, Lozan’da günler ilerledikçe sinirler bozuluyor, Lozan’a gergin bir hava hakim oluyordu.[17]

Birçok konuda uzun tartışmalar yaşandı ve uzlaşma sağlanamadığından İsmet Paşa ve heyeti Ankara’ya dönmek üzere Lozan’dan ayrıldı. Bu kesintiyi haber yapan Tan Gazetesi: “Lozan Konferansı’nın kesilme sebebi olarak Türkler gösterilmemelidir.”[18] der. Çünkü Türk heyetinin Lozan’da savunduğu tam bağımsızlık ilkesi kabul edilmek istenmedi ve eski uygulamaların devamlılığı için direnildi. Lozan Konferansı, uzun yıllardan beri yaşamaya çalışan Osmanlı İmparatorluğu’nun, yeni Türkiye Cumhuriyeti’ne miras bıraktığı sorunların çözüm yeriydi ve bu sorunlar kolayca çözüme kavuşturulamayacaktı.

4 Şubat 1923’te kesintiye uğrayan görüşmeler, yaklaşık iki buçuk ay sonra 23 Nisan’da tekrar başladı. Konferansın İkinci Bölümü’nde çözüme kavuşturulması istenen konular; Fransızlar ile borçlar ve Yunanistan ile de tazminat ödemeleridir.

Tüm bu verilen mücadeleler ve uğraşılar sonucu  sorunların çoğu çözüme kavuşturuldu. Artık tam bağımsızlık İsmet Paşa’nın imzasına kalmıştı. Bu imza aynı zamanda Kıbrıs’ın belirsizliğine de atılan bir imzaydı ve artık Kıbrıs’ta dengeler bir kez daha değişecekti.

Kıbrıs’ın 5 Kasım 1914’te İngiltere tarafından ilhak edilmesi ile Osmanlı İmparatorluğu, ada üzerinde kısıtlı olan haklarını da yitirdi. Bu sırada patlak veren savaş nedeniyle ada, arka plana itildi, ancak Lozan Barış Antlaşması sırasında Türk siyasetine yeniden dahil oldu. Kıbrıs’ın geleceğini tayin eden maddeler, antlaşmanın 16. 20. ve 21. maddeleridir. Bu maddeler dışında 12. madde de 16. maddenin anlaşılması için gereklidir. Bu maddeler Lozan Tutanakları’nın Birinci Bölümü’nü oluşturan Siyasi Hükümler kısmının, Birinci Kesimi’nde Ülkeye İlişkin Hükümler başlığında yer almaktadır. 20. maddede yer alan hüküm, ilk olarak 19. maddede belirtildi, ancak sonrasında oluşturulan 9 sayılı tutanağın Ek A kısmında bu hükmün ayrı bir maddede incelenmesi gerektiği eklendi.

“12. madde – İmroz (İmbros) adası ile Bozcaada (Tenedos) ve Tavşan adaları (İles aux Lapins) dışında, Doğu Akdeniz adaları ve özellikle Limmi (Lemnos), Semadirek (Semendirek, Samothrase), Midilli ( Milylene), Sakız (Chio), Sisam (Samos) ve Nikarya (Nicaria) adaları üzerinde Yunan egemenliği konusunda 17/30 Mayıs 1913 tarihli Londra Andlaşması’nın 5 inci ve 1/14 Kasım 1913 tarihli Atina Andlaşması’nın 15. maddeleri hükümleri uyarında alınan ve 13 Şubat 1914 tarihinde Yunan Hükümetine bildirilen karar, bu Andlaşmanın, İtalya’nun egemenliği altına konulan ve 15. maddede belirtilen adalara ilişkin hükümleri saklı kalmak üzere, doğrulanmıştır. İşbu Andlaşmada aykırı bir hüküm bulunmadıkça, Asya kıyısından 3 milden az bir uzaklıkta bulunan adalar, Türk egemenliği altında kalacaktır.”[19]

“16. madde – Türkiye işbu Andlaşmada belirlenen sınırları dışındaki tüm topraklar ile bu topraklardan olup gene bu Andlaşma ile üzerinde kendi egemenlik hakkı tanınmış bulunanlar dışındaki Adalarda-ki bu toprak ve Adaların geleceği ilgililerce saptanmış ya da saptanacaktır- her ne nitelikte olursa olsun, sahip olduğu tüm hak ve senetlerden vazgeçtiğini açıklar.

İşbu maddenin hükümleri komşuluk nedeniyle Türkiye ile ortak sınırı bulunan ülkeler arasında kararlaştırılmış ya da kararlaştırılacak olan özel hükümleri bozmaz.”[20] Bu madde, Yunanistan tarafından  tabiri caizse işine geldiği şekilde yorumlandı ve Türkiye’nin ada üzerinde hiçbir hakkı olmadığını iddia etti. Madde uzun süre tartışmalara yol açtı. Özellikle bu maddenin ilk hali Türk heyeti tarafından kesinlikle reddedildi ve maddenin son şekli bu oldu. Maddenin ilk hali şöyledir:

“Türkiye işbu Andlaşmada açıkça belirtilen sınırlar dışında bulunan ve işbu Andlaşma ile üzerlerinde egemeliği tanınmış adalardan başka bütün öteki adalar üzerinde veyahut her ne şekilde olursa olsun bunlarla ilgili bütün hukuk ve iddialarından feragat ettiğini beyan eder. Bu arazi ve adalar üzerinde ilhak, istiklal veya herhangi bir diğer idare şekli hakkında ittihaz edilen veya edilecek olan bütün kararları kabul ve tasdik eder.”[21] Bu madde ile Türk heyetinin aslında çok önemli bir kararı, Türkiye lehine çevirdiği görülmektedir. Maddede değişiklik yapılamamış  olsaydı Kıbrıs’ta yaşanan olaylarda “İlgili Devlet” statüsünde olan Türkiye, kendi canından olan halkına yardımdan mahrum kalacaktı.

“20. madde – Türkiye, Britanya Hükümetince Kıbrıs’ın 5 Kasım 1914’te açıklanan ilhakını tanıdığını bildirir.”[22] Böylece Türkiye’nin ilhakı tanıması ile 1950’li yıllarda Kıbrıslı Rumlar örgütlenip İngiliz yönetimine karşı şiddet eylemlerine başlayıncaya ve Yunanistan’la birleşmek isteyinceye kadar, Türk iç ve dış siyasetinde Kıbrıs diye bir sorun var olmadı.[23]

“21. madde – 5 Kasım 1914 tarihinde Kıbrıs Adasında yerleşmiş bulunan Türk uyrukları, yerel kanun uyarınca, İngiliz uyrukluğuna geçecekler ve bu yüzden Türk uyrukluğunu yitireceklerdir. Bununla birlikte, işbu Andlaşmanın yürürlüğe konulmasından başlayarak iki yıllık bir süre içinde, Türk uyrukluğunu seçebileceklerdir; bu durumda, seçme hakkının (drit d’option) kullanılmasını izleyen izleyen on iki ay içinde, Kıbrıs Adasından ayrılmaları gerekecektir.

İşbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş tarihinde Kıbrıs Adasında yerleşmiş bulunan ve yerel kanunun öngördüğü şartlar içinde yapılmış başvurma üzerine, İngiliz uyrukluğuna geçecek ya da geçmek üzere bulunacak Türk uyrukları da bu nedenle Türk uyrukluğunu yitireceklerdir.

Şurası kararlaştırılmıştır ki, Kıbrıs Hükümeti, Türkiye Hükümetinin rızası olmaksızın Türk uyrukluğundan başka bir uyrukluğa geçmiş olan kimselere, İngiltere uyrukluğunu vermeyi reddedebilecektir..”[24]

Kıbrıs’ta, 21. maddeye göre uygulanacak göç konusu büyük bir ayrılığı da beraberinde getirdi. Adadaki Türklerin bir kısmı anavatana göç etmek isterken, bir kısım Türk, uzun zamandır adada yaşadıkları ve düzen kurdukları için göç etmeyi düşünmediler. Bu konuda Kıbrıs basını oldukça aktifti ve insanların kararları üzerinde etkili oldu. Göç etmeyi isteyenler, adadaki Rum faaliyetlerinin ileride daha da artacağını düşünmüş olmalıdırlar. Çünkü, Ankara’nın adadaki tüm haklarından feragat etmesi adadaki Türklerin sosyal ve siyasal haklarını etkileyecek ve güvenlikleri önceki döneme nazaran daha da azalacaktı. Ayrıca yeni hükümetin izlediği barışçı ve kalkınma amaçlı olan politikası da adadaki Türklerin kararlarında etkili olmuş olabilir. Göç etmek istemeyenlerin düşüncesi ise kurdukları düzenlerini bozmanın onlara fayda sağlamayacağına olan inancıdır demek yanlış olmayacaktır. Bunun dışında özellikle İngiliz yönetiminin adaya hakim olmasından sonra Rumlar, Türk nüfusunun azalmasını fırsat bilerek, karşılarındaki “zayıf” Türk kesimine daha fazla yüklenecek ve adanın sahibi edasına bürünecekti. Aynı zamanda anavatana göç etmeleri halinde çok daha zor şartlar altına gireceklerini ve maddi sıkıntılarının artacağını düşündüler. Bu görüşü destekler nitelikte ilk başta göç konusunda sistematik bir yol izlenemedi ve bu durum göç edenleri zor duruma düşürdü. Bunun sonucunda hükümet bu konuda bir karar çıkardı:

Ankara göçmenlerden yardıma ihtiyacı olanlara yardım etme imkanı bulduğu takdirde fakirlik dereceleri dikkate alınarak yardımda bulunacaktı. Buna göre yakın akrabaları bulunanlara bir hane ve yeter miktarda arazi verecekti. Hükümet emrindeki arazi hariç boş, sahipsiz ve bekletilmekte olan araziye borçlanma suretiyle göçmenlere iskan sağlayacaktı.[25] Türk Hükümeti adadaki Türklerin çıkarlarını ve haklarını gözetmesi, göç edecek olanların müracatlarını değerlendirmesi ve bir sistematiğe oturtması için Konsolosluk açtı. Böylece Türkiye, adadaki haklarından vazgeçse de burada yaşayan Türk halkının yaşamını ve şikayetlerini yakından takip etme fırsatı buldu. Adaya gelen ilk konsolos da Asaf Bey oldu.[26]

Konsolosluk, Kıbrıs ve Türkiye arasında kültürel bir destek ve birliktelik sağladı. Özellikle Cumhuriyet’in ilanından sonra hızla gerçekleştirilen inkılapları -özellikle Harf  ve Şapka devrimini- adaya yerleştirdiler, Tükiye’de kutlanan bayramları burada kutlayarak Anadolu insanının yanında olduklarını gösterdiler.

Antlaşmanın Kıbrıs basınına yansıdığı kadarıyla ada sakinlerinin düşünceleri şu yöndeydi: “(…) Dünyanın en büyük zaferlerini kazanacak derecede harikalar göstermiş olan Heyet-i Vekilemiz tarafından ahiren verilen bu ümide verdiğimiz teklifat maalesef misak-ı millimizin manasını hakkıyla tevaffuk etmemiş olduğıundan emel-i millimiz de bi-hak tatmin edilmemiş oluyor!”[27]

Kıbrıslı Türkler tarafından kapılan bu ümitsizliğin nedeni, Türkiye’ye olan güvenleri ve Türkiye’nin kendilerine daha eşit yaşam koşulları sunacağına olan inancı olmalıdır. Kurtuluş Savaşı’ndaki yardımları düşünülürse halkın bu isteği gayet normal karşılanmalıdır. Ancak siyasal perspektiften bakıldığında, Türkiye’nin barış temeline oturtulan dış politikasında komşuları ile olan siyasi ilişkilerde dengeyi korumak amacı güttüğü unutulmamalıdır.

Kıbrıslı Türklerin geleceğini belirleyen Lozan Antlaşması, İngiltere tarafından 6 Ağustos 1924 yılında tanındı ve bu tarihten iki yıl sonra 21. maddenin son bulacağı sık sık basın yoluyla halka hatırlatıldı. Bu tarihten sonra gelen başvuruların kabul edilmeyeceği belirtildi. Böylece Türkiye’ye göç etmek fikri Ankara tarafından halka empoze edilmeye çalışıldı. Çünkü, Türkiye’nin nüfusa ihtiyacı vardı ve bu artışın Kıbrıs’taki göçlerle gerçekleşmesi isteniyordu. İlk başta bu politika Kıbrıs’ta zor duruma düşen halkı kurtarmak için izlendi ancak sonrasında adadan yapılan göçler sonucu adadaki Türk nüfusunun azalması ve bununla birlikte Rumların ellerini  güçlenmesi büyük bir sorun oldu.

10 Mart 1925 yılında adadaki Yüksek Komiserlik makamı kaldırıldı, yerine valilik makamı kuruldu[28] ve 1 Mayıs 1925’te adaya atanan ilk İngiliz vali Sir Malcolm Stevenson oldu[29]. Bu tarihten sonra İngiliz yönetimi, adayı ilk devraldığı tarihinden itibaren aksattığı sosyal düzenlemelere yöneldi. Bu düzenlemelerin içinde yer alanlar da Rumlardı. Buna karşılık İngilizlerin adaya getirdiği yenilikler Türklerin silikleşmesine neden oldu. Adadaki Türk okulları yavaş yavaş kapatılmaya başlandı. Kapatılan okullarda ortaöğrenimlerini tamamlayan Kıbrıslı Türk gençlerinin %90’ı yükseköğrenimlerini Türkiye’de yapmak için buraya geldiler ve Türk vatandaşlığına geçtiler.[30]  Böylece Türkiye’deki sosyal ortamı görme imkanı yakaladılar ve Türkiye açısından da Kıbrıslı Türkleri dünyaya tanıtma fırsatı ele geçmiş oldu.

Yine Lozan Antlaşması ile birlikte İngiltere, Kıbrıs evkafı konusunda Türkiye’ye sözlü talimat verdi[31] ancak daha önce mali konularda Kıbrıslı Türklere büyük destek sağlayan vakıflar İngilizlerin sözünü tutmaması sonucu İngiliz ve Türk memurunun denetimi altına alındı.[32] Böylece Türk kesiminin ekonomisi İngiltere’ye bağlı oldu. Bu uygulama sadece Türklere karşıydı, Rum vakıfları hala serbestti ve bu ayrım iki kesim arasındaki farkları derinleştiren nedenlerin başında geldi. Türklerin adada kalmalarını savunanların, çözümü Türklerin maddi durumunu iyileştirmede bulmalarının çıkış noktası da bu oldu.

İngiliz Hükümeti’nin denetimi altına giren evkaf dışında bir darbe de müftülüğün kaldırılması oldu. Osmanlı İmparatorluğu dağılmaya başlayan yapısını ayakta tutmak için birçok yol arıyordu ve bunlardan birisi İslamcılıktı. Dini önplana çıkararak bu politikayı yaymaya ve bünyesindeki Müslümanları kendisine bağlı tutmaya çalıştı. Bu nedenle Kıbrıs’taki Türkler için müftülük, adadaki en önemli dini kurum olarak görülmekteydi. Ancak bu kurumun 1927 yılında kaldırılması, asimile politikası ile Türklerin ada içinde sindirilmesi yolunda gerçekleşmiş çok önemli bir gelişme oldu. Artık Türk kesiminin kendine özgü dini, siyasi ve ekonomik özgürlükleri kısıtlanıyor ve Katolik Venedik döneminde Rumların şikayet ettikleri konularda artık roller Türk aleyhinde değişiyordu.

Yunanistan, Lozan Andlaşması’nın uyrukluk ile ilgili hükümlerini kendi politikası doğrultusunda geliştirerek olayların hızlanmasına neden oldu. Bu doğrultuda özellikle 30. maddeyi bir kez daha hatırlayalım: “İşbu Andlaşmanın hükümleri uyarınca, Türkiye’den ayrılmış ülkelerde yerleşmiş Türk uyrukları hukukça (de plein droit) ve yerel yasaların öngördüğü şartlarla, bu ülke hangi Devlete bırakılmışsa o Devletin uyruğu olacaklardır.”[33]

Bu maddenin önemi, Yunanistan’ın adayı kendi ülkesiyle birleştirme çabasının altında yatmaktadır. İngiltere’nin 1915 yılında Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey tarafından Yunanistan’a sunduğu teklifle Bulgaristan tarafından zor duruma düşen Sırbistan’a yardım ettiği zaman adanın Yunanistan’a verileceğini belirtmesi ileride İngiltere ve Türkiye’nin başını ağrıtan en önemli sorun haline geldi. Özellikle adadaki Rumlar, artık adanın kendilerine ait olduğunu ileri sürerek Yunanistan ile birleşme umutlarını arttırdı ve bu doğrultuda İngiliz hükümetine nota verdi. Ancak Türk hükümetinin savunduğu görüş, adanın İngiliz hükümetine geçmeden önceki sahibinin Osmanlı İmparatorluğu olduğu ve dolayısıyla böyle bir durumda adanın tekrar Türk Devletine geçmesi gerektiği yönündeki düşüncesiydi. Bu da Türkiye-Yunanistan arasında gergin olan ilişkilerin adada daha fazla hissedilmesine neden oldu.

Adadaki Rumlara İngilizler tarafından tanınan serbestlik, adada hellenistik propagandaya da zemin hazırladı. Vali Sir Storrs’un ifade ettiği gibi: “Okullarda açık bir İngiliz düşmanlığı değil, fakat etkin bir Helenleştirme faaliyeti mevcuttu. Tüm Rum okullarında ‘Analitik Program’ denen Yunanistan’da hazırlanan ve Kıbrıs Eğitim Komisyonunun onayladığı bir sistem kullanılıyordu. (…) Sınıfları İngiliz değil, Yunan Kralı Konstantin ve Kraliçe Sofhie’nin ve Venizelos’un resimleri süsler, her tarafta Yunanistan’ın büyük, detaylı ve modern haritaları göze çarpardı. Kıbrıs Haritası eğer mevcut ise, çok küçük, eski tarihli ve yıpranmış ve çoğu zaman siyah tahtanın arkasına saklanmış gibiydi.”[34] Bir milleti harekete geçirmek için uygulanacak temel propaganda aracı olarak eğitim gösterilebilir. İşte bu okullarda verilen eğitim sonucu Türklere karşı öfkeli gençler yetiştirilerek, gençlerin Türklere karşı olan bu düşmanca algısı hayatları boyunca devam ettirildi. Enosis hayallerini gerçekleştirmek için her şeyi yapabilecek olan Rumlar, 1929 Ekonomik Krizi’nin Kıbrıs’ı etkilemesi sonucu arttırılan vergileri bahane ederek adada ayaklandılar. Bu isyan, adadaki dengeleri bir kez daha bozdu. Çünkü bu ayaklanmadan sonra İngiltere, şımarık çocuğunu terbiye etmek için otoritesini arttıracaktı.

 SONUÇ

Lozan Antlaşması, bugün kimi kesimlerce hezimet olarak görülmekte ve günümüze göre değerlendirme yapılarak yanlış varsayımlara ulaşılmaktadır. Yüzyıllık sorunların çözüm merkezi olan bu konferans, kapitülasyon, Boğazlar, mübadele gibi konuların dışında Kıbrıs’ın geleceği üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir. Lozan Konferansı sonrası dış politikada bir adım geride bırakılan Kıbrıs, II.Dünya Savaşı yıllarında da, Türk dış politikasında yer almadı, çünkü Türkiye savaşta tarafsızlığını korumak yoluna gitti ve bu doğrultuda imza attığı bu antlaşmaya ters bir hareket izlemekten kaçındı. Savaş yılları “felçli yıllar”dı ve II.Dünya Savaşı ile dünya, yeni ekonomik çöküntüler yaşadı. Toplumsal düzenini sağlayamadan Kıbrıs’ta karışıklıklar yeniden baş gösterdi. İngiltere’nin savaşa girmesi adada tepkilere ve İngiliz yönetimine karşı sert eleştirilere neden oldu. Özellikle Almanya’nın ada üzerindeki propagandası oldukça etkiliydi. Berlin Radyosu Rumca yaptıkları özel yayında, “İngiliz boyundurluğundan kurtulmaları için bir fırsat doğduğunu”[35] anlatıyordu. Savaş karşıtı olan tutumları ile Rumlar , Yunanistan’ın İngiltere yanında II.Dünya Savaşı’na girmesi ile bu sefer tam tersi bir hal alarak savaşı ve İngiliz yönetimini desteklemeye başladılar.

Savaş döneminin ardından 1950’li yıllar, ada için daha da çekilmez bir hal aldı. Bunda, özellikle Ortadoğu’daki kaynamaların, Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya üyeliklerinin ve Türkiye’de yaşanan 6-7 Eylül Olayları’nın önemli bir rolü vardır. Türkiye’de gerginleşen ve çatışmalara neden olan Türk-Rum ilişkileri adada da kendini gösterdi, Türk-Rum kesimi arasındaki nefret ve düşmanlık arttı. Kurulan EOKA[36]  ile de terör faaliyetleri, zeminini oluşturma fırsatı yakaladı. Bu tarihten sonra Kıbrıs Rumlarının Ruhani Lideri Makarios sahneye çıktı ve ilk işi de İngilizlere “self-determination”[37] teklifini götürmek  oldu. Bu teklifi reddetmesinin ardından kısa bir süre geçmesine rağmen Mısır’da yaşanan gelişmeler sonucu İngiltere, 1956 yılında kendi kaderini tayin hakkını tanımak zorunda kaldı.[38]

Bu gelişmeler kendini Türk-Yunan ilişkilerinde de gösterdi ve iki ülke savaşla burun buruna geldi. Araya giren ABD’nin girişimi ile Zürih-Londra Garanti ve İttifak Antlaşmaları imzalandı, Bu görüşmelerin sonucunda Kıbrıs adası, 16 Ağustos 1960’ta bağımsız bir Cumhuriyet oldu.[39] Adadaki sorunların çözüleceğine olan inanç, aslında boşunaydı. Ada, asıl bağımsızlığından sonra daha da çözülemez bir problem oldu ve Türkler için korku dolu günler çok yakındı.

Çiçek CİHANGİR

Dokuz Eylül Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Lisans Öğrencisi.

KAYNAKÇA

Resmi Yayınlar

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayınları, Osmanlı İdaresinde Kıbrıs (Nüfusu, Arazi Dağılımı ve Türk Vakıfları), Ankara, 2000.

Kıbrıs Sorununun Tarihsel Süreci, T.C. İçişleri Bakanlığı Araştırma ve Etütler Merkezi, http://www.arem.gov.tr/ortak_icerik/arem/Raporlar/degerlendirme/kibris_tarihsel_surec.pdf, Son Erişim Tarihi:06.12.2014.

Gazeteler

Arkadaş

Aydınlık

Çerkezköy Haber

Deha20

Habertürk

Haber Kritik

İlkhaber (Adana)

Judge Welt (Almanya)

Milli Gazete

Milliyet

Sabah

Vatan

Yeşil Gazete

Zaman

Kitaplar

AKMARAL Kemal, Kıbrıs Türkü’nü İmhayı Hedefleyen Akritas Planı ve Annan’a dek Uzanan Planlar Süreciyle Kıbrıs, Bilge Karınca Yayınları, İstanbul, 2010.

AKŞİN Sina, Kısa Türkiye Tarihi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, Haziran 2014.

ANDERSON Matthew Smith, Doğu Sorunu 1774-1923 Uluslararası İlişkiler Üzerine Bir İnceleme, çev. ESER İdil, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2010.

ARMAOĞLU Fahir, 20.Yüzyıl Siyasi Tarihi, Alkım Yayınevi, İstanbul, 2012.

ATALAY Talip, Geçmişten Günümüze Kıbrıs İdari Yapılanma ve Din Eğitimi, Mehir Vakfı Yayınları, Konya, 2003.

BAYTOK Taner, İngiliz Kaynaklarından Türk Kurtuluş Savaşı, Başnur Matbaası, Ankara, 1970.

BOZKURT Enver – DEMİREL Havva, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği Kapsamında Kıbrıs Sorunu, Nobel Yayınları, Ankara, 2004.

GİBBONS Harry Scott, Kıbrıs’ta Soykırım, Near East Publishing, Ankara, Nisan 2003.

GÜREL Şükrü S., Kıbrıs Tarihi-2 (1878-1960) Kolonyalizm, Ulusçuluk ve Uluslararası Politika, Kaynak Yayınları, İstanbul, Ekim 1985.

GÜRSOY Cevat, İNALCIK Halil, KURAN Ercümend, ALASYA Fikret, Kıbrıs ve Türkler, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara, 1964.

KARACAN Ali Naci, Lozan, NoktaKitap, İstanbul, 2012.

ORAN Baskın, Türk Dış Politikası Kurtuluş Savaşı’ndan Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, Cilt 1, İletişim Yayınları, İstanbul, 2001-2008.

TURAN İlhan, İsmet İnönü ve Lozan Barış Konferansı, İnönü Vakfı, Ankara, 2003.

Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2012.

Makaleler

ALBAYRAK Mustafa, “Türkiye’nin Kıbrıs Politikaları 1950-1960”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı: 46, Mart 2000.

ALTUĞ Yılmaz, “Atatürk ve Lozan Barış Konferansı’nın İlk Devresi”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt: 4, Sayı: 11, 1988.

ARIKAN Zeki, “Lozan Barış Antlaşması 70.Yıldönümü Uluslararası Semineri(25-26 Ekim 1993 İstanbul)”, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi,  Cilt: 2, Sayı: 4-5, 1994-1995.

BİLGEHAN Gülsün, “Lozan’dan Bugüne Türk Dış Politikası”,

http://kisi.deu.edu.tr//yilmaz.ahmet/ikinci_donem_makale/01_lozandan_cumhuriyete/06.pdf, Son Erişim Tarihi:31 Ekim 2014.

CİCİOĞLU Hasan, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Eğitim”,

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/40/514/6394.pdf, Son Erişim Tarihi: 07.12.2014.

DEĞERLİ Esra Sarıkoyuncu, “Demokrat Parti Dönemi’nde Türkiye’nin  Kıbrıs Politikası (1950-1960)”, Akademik Bakış, Cilt: 8, Sayı: 11.

DEMİR Nesrin, “Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinde Kıbrıs Sorunu”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 15, Sayı: 1. DEMİRYÜREK Mehmet, “Kıbrıs Türk Basını ve Türk Hükümetleri I (Osmanlı Dönemi) (1878-1910)”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 25-26, Mayıs-Kasım 2000.

DİNÇ Sait, “Atatürk Döneminde (1920-1938) Türk Dış Politikasında Gelişmelere Genel Bir Bakış; İkili ve Çok Uluslu İlişkiler”, Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezi, 2008. http://turkoloji.cu.edu.tr/ATATURK/arastirmalar/ataturk_aras..php, Son Erişim Tarihi: 22.10.2014.

DOĞAN İzzettin, “Kıbrıs Sorununun Milletlerarası Hukuk Açısından Değerlendirilmesi”, http://www.journals.istanbul.edu.tr/iuhfm/article/download/1023004735/1023004322, Son Erişim Tarihi: 22.10.2014.

DOĞRUÖZ Türkan, “Lozan Antlaşması’nın Ahali Gazetesi’ne Yansımaları”,  History Studies-International Journal Of History, Cilt: 5, Sayı: 3, Temmuz 2013. http://www.historystudies.net/Makaleler/162054674_02%20T%C3%BCrkan%20DO%C4%9ERU%C3%96Z.pdf, Son Erişim Tarihi: 28.10.2014.

ERTAN Temuçin Faik, “Lozan Görüşmeleri Sırasında Türk Heyeti ile TBMM Hükümeti Arasındaki İlişkiler”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt: 6, Sayı: 18, 1990.

ERZEN Arif, “Tarihi ve Sosyal Bir Dava Olarak Kıbrıs Meselesi”, Otuzuncu Konferans, http://www.journals.istanbul.edu.tr/iusoskon/article/viewFile/1023005942/1023005466, Son Erişim Tarihi 07.12.2014.

GİRİTLİ İsmet, “Lozan Antlaşması’nın 70. Yıldönümü Ardından, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt: 9, Sayı: 27, 1993.

GÖKTÜRK Turgay Bülent, “Rumlar’ın Kıbrıs’taki Enosis İsteklerinin Şiddete Dönüşmesi: 1931 İsyanı; Öncesi ve Sonrası”, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, Cilt: 7, Sayı: 16-17, 2008 Bahar/Güz.

GÜLEN Ahmet, “Demokrat Parti Döneminde Lozan Algısı”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 53 (Lozan Antlaşması Özel Sayısı), 2013. http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/45/1909/20037.pdf, Son Erişim Tarihi: 27.10.2014.

GÜNAY Nejla, “Kıbrıs’ın İngiliz İdaresine Bırakılması ve Bunun Anadolu’da Çıkan Ermeni Olaylarına Etkisi”, Akademik Bakış, Cilt: 1, Sayı: 1, Kış 2007.

GÜREL Ahmet, “Lozan’dan Cumhuriyet’e Yürüyüş”, http://ahmetsaltik.net/2013/07/24/lozandan-cumhuriyete-yuruyus/, Son Erişim Tarihi: 31.10.2014.

HÜLAGÜ Metin, “Türkiye,Yunanistan ve Avrupa İlişkilerinde Kıbrıs”, Ata Dergisi, Sayı: 12,  Konya, 2004.

KASIM Kamer, “Soğuk Savaş Sonrası Kıbrıs Sorunu, Akademik Bakış, Cilt: 1, Sayı: 1, Kış 2007.

KESER Ulvi,  “Kıbrıs Türk Mücadele Tarihinde Kıbrıs Türk Kurunları Federasyonu-Nacak İşbirliği ve Ekonomik Kalkınma Gayretleri”, History Studies İnternational Journal of Turkey, Cilt: 1, Sayı: 4, 2012.

KESER Ulvi, “ ‘Lozan Sonrasında Kıbrıs Unutuldu mu?’ Sorusuna Kesitsel Bir Bakış ve M.Remzi Okan”, History Studies İnternational Journal of Turkey, Cilt: 5, Sayı: 4, Temmuz 2013.

KODAL Tahir, “Lozan Barış Antlaşması ve Türk Kamuoyu”, http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-64-65-66/lozan-baris-antlasmasi-ve-turk-kamuoyu, Son Erişim Tarihi: 22.10.2014.

KÜÇÜKOĞLU Bayram, “Kıbrıs Sorununa Dair Yaklaşım ve Algıların Türk Basınına Yansıması(1954-1974), Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 48, Güz 2011. http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/45/1660/17726.pdf, Son Erişim Tarihi: 07.12.2014.

ÖÇALAN Gökhan, “Türkiye ve Yunanistan Perspektifinden Kıbrıs Sorunu”, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler, http://akademikperspektif.com/2014/01/14/turkiye-ve-yunanistan-perspektifinden-kibris-sorunu/, Son Erişim Tarihi: 07.12.2014.

ÖZCAN Mert, “Osmanlı Belgelerine Göre Bir Kıbrıs Gazetesi: Zaman http://www.journals.istanbul.edu.tr/iuydta/article/viewFile/1023019424/1023018487, Son Erişim Tarihi: 07.12.2014.

SANDIKLI Atilla – AKÇADAĞ Emine, “Kıbrıs Sorunu Kapsamında AB-Türkiye İlişkileri, Bilge Strateji, Cilt: 2, Sayı: 4, Bahar 2011.

SATAN Ali, “Yeni İngiliz Belgeleri Işığında Kıbrıs ve Önemi”, http://ataturkilkeleri.istanbul.edu.tr/wp-content/uploads/2013/03/ydta-06-satan.pdf, Son Erişim Tarihi: 07.12.2014.

ŞAHİNGÖZ  Mehmet, “Lozan Türk Yurdu, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt: 13, Sayı: 37, Mart 1997.

TARAKÇI Mustafa, “Kıbrıs Barış Harekatı” http://www.mustafatarakci.com/wp-content/uploads/2012/04/kibrisbarisharekati.pdf, Son Erişim Tarihi: 07.12.2014.

TEMEL Mehmet, “Ulusal Çıkar Politikası Açısından İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ne ve Milli Mücadeleye Bakışı” http://sbe.balikesir.edu.tr/dergi/edergi/c1s1/makale/c1s1m8.pdf, Son Erişim Tarihi: 07.12.2014.

VATANSEVER Müge, “Kıbrıs Sorunu’nun Tarihsel Gelişimi”, http://webb.deu.edu.tr/hukuk/dergiler/dergimiz-12-ozel/3-kamu/9-mugevatansever.pdf, Son Erişim Tarihi: 07.12.2014.

YÜKSEL Yiğit Dilek, “Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi(1914-1958)”, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırma Dergisi,  Cilt: 8, Sayı: 18-19,  Bahar-Güz 2009.

Gazete Makaleleri

AKYOL Taha, “Atatürk ve İnönü”, Vatan, 6 Aralık 2011.

ARSLAN Kazım, “Lozan Barış Antlaşması Bağımsızlığımızın Tescilidir”, Deha20, 24 Temmuz 2014.

ASLAN Hüseyin, “Lozan:Türkiye Cumhuriyeti’nin Tapu Senedi”, Habertürk, 1 Ağustos 2014.

BARLAS Mehmet, “Lozan’da Verdik,Londra-Zürih’te Garantör Olduk”, Sabah, 6 Ocak 2010.

BELGE Fatma Batuken, “Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü Sergisi:Devleşen Bir Ulus ve Bir Adamın Öyküsü”, Aydınlık, 11 Eylül 2014.

BRAUNS Nick, “Cumhuriyet’e Giden Yol”, Junge Welt, 27 Temmuz 2013.

BULUT Bayram, “Lozan Barış Antlaşması’nın 91.Yıldönümü Kutlandı”, İlkhaber, 24 Temmuz 2014.

ÇETİN Abidin, “90.Yılında Lozan Antlaşması’nın Günümüze Yansıması”, Arkadaş, 14 Kasım 2013.

ÇEVİKYİĞİT Ali, “Lozan Barış Antlaşması Üniter Yapı ve Terör”, Çerkezköy Haber, 23 Temmuz 2013.

ÇUBUKÇU Yelda, “Kıbrıs Sorunu Tarihi”, Yeşil Gazete, 2 Ocak 2014.

DEMİRÖZ Ceren, “Lozan Barış Antlaşması”, Gazete Bilkent, 24 Temmuz 2013.

ER İbrahim Halil, “Lozan Antlaşması ile İlgili Bilinmeyenler”, Milli Gazete, 15 Eylül 2013.

GEVGİLİLİ Ali, ”Lozan’a Elli Yıl Sonra Bir Daha Bakarken”, Milliyet, İktisat ve Ticaret, 24 Temmuz 1973.

GÜNDÜZ Arslan, “Yunanistan Barışı Zorluyor”, Milliyet, Dizi Yazılar, 25 Temmuz 1987.

KEMAL Hasan Hüseyin, “Lozan Antlaşmasının Gizli Maddeleri mi Vardı?”, Sabah, Aktüel, 11 Ekim 2014.

KİRLİDÖKME Rıza, “Lozan”, Gündem, 26 Temmuz 2013.

KUMKALE Tahir Tamer, “Lozan’a Sahip Çıkma Zamanıdır”, Haber Kritik, 24 Temmuz 2013.

SOYSAL İlhami, ”Lozan Yolcusu İsmet Paşa’nın Gördüğü Feci Manzara”, Milliyet, 9 Ekim 1984.

TOKER Metin, “Lozan 60 Yaşında”, Milliyet, 24 Temmuz 1983.

TOPRAK Zafer, “Entelektüel Bakış: Gerçekçi Dış Politika Örneği”, Milliyet, 25 Temmuz 1998.

Tezler

BAŞTÜRK Asuman, Türk-Yunan Uyuşmazlıkları Çerçevesinde Türkiye’nin AB’ye Entegrasyonunda Yunanistan Engeli 1959-1997, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Avrupa Toplulukları Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 1997.

ERGÖR Sedef, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs Politikaları:Değişim mi Süreklilik mi?, Başkent Üniversitesi Avrupa Birliği Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2011.

REYHAN Özin, 1911-1916 Yıları Arası Şer’iye Sicili, KKTC Yakın Doğu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Osmanlıca Paleografyası veArşivcilik Eğitimi Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Lefkoşe, 2004.

DİPNOTLAR

[1] Esra Değerli Sarıkoyuncu, “Demokrat Parti Dönemi’nde Türkiye’nin  Kıbrıs Politikası (1950-1960)”, Akademik Bakış, Cilt: 8, Sayı: 11, Kış 2012, s. 85.

[2] Arif  Erzen, “Tarihi ve Sosyal Bir Dava Olarak Kıbrıs Meselesi”, Otuzuncu Konferans, http://www.journals.istanbul.edu.tr/iusoskon/article/viewFile/1023005942/1023005466, Son Erişim Tarihi: 07.12.2014, s. 162.

[3] Talip Atalay, Geçmişten Günümüze Kıbrıs İdari Yapılanma ve Din Eğitimi, Mehir Vakfı Yayınları, Konya, 2003, s. 30.

[4] Enver Bozkurt-Havva Demirel, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği Kapsamında Kıbrıs Sorunu, Nobel Yayınları, Ankara, 2004, s. 7.

[5] Osmanlı İdaresinde Kıbrıs (Nüfusu, Arazi Dağılımı ve Türk Vakıfları), Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara, 2000, s. 53.

[6] “Sürgün Hükmü; bu topraklarda kurulacak olan Türk idaresinin güvenli ve istikrarlı bir şekilde devam etmesi ve adanın bayındırlığı için çıkarılan hükümdür. Bunun sonucunda Beyşehir, Seydişehir,Bozkır, Niğde, Bor, Ilgın, İshaklı ve Akşehir’den toplam 1690 hane deftere yazılarak, buralarda kaydedilen her 10 haneden biri zorunlu iskana tabi tutuldu. Buraya sürgün edilen kişiler güçlü kişiler arasından ve genellikle birbirlerini tamamlayıcı meslekleri olanlar arasından seçildi: Ayakkabıcı, terzi, boyacı, madenci vb”. Bkz. Atalay, s. 37.

[7]  “Megali İdea’nın temel fikri; Bizans İmparatorluğu ile Pontus Rum devletinin yeniden ihyası, hatta bir Makedon olmasına rağmen Yunanlı saydıkları Büyük İskender’in fethettiği tüm yerleri yeniden fethederek Büyük Hellen İmparatorluğu’nun kurulmasıdır. Bu imparatorluğun başkenti de ısrarla “Konstantinapolis”diye adlandırdıkları İstanbul olacaktı.” Bkz. T.C. İçişleri Bakanlığı Araştırma ve Etütler Merkezi, “Kıbrıs Sorunun Tarihsel Süreci”, http://www.arem.gov.tr/ortak_icerik/arem/Raporlar/degerlendirme/kibris_tarihsel_surec.pdf, Son Erişim Tarihi: 07.12.2014, s. 1.

[8] Hasan Cicioğlu, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Eğitim”, http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/40/514/6394.pdf, Son Erişim Tarihi: 07.12.2014, s. 214.

[9] Yüksel, a.g.e., s. 163.

[10] Mustafa Tarakçı, “Kıbrıs Barış Harekatı”, http://www.mustafatarakci.com/wp-content/uploads/2012/04/kibrisbarisharekati.pdf, Son Erişim Tarihi: 07.12.2014, s. 13.

[11] Turgut Turhan, “Tarihsel Bakış Açısıyla Kıbrıs Türk Hukuk Sistemi”, http://auhf.ankara.edu.tr/dergiler/auhfd-arsiv/AUHF-2008-57-02/AUHF-2008-57-02-turhan.pdf, Son Erişim Tarihi: 07.12.2014, s. 266.

[12] Dönemin en önemli gazetelerinden biri olan Doğru Yol gazetesinin 12 Ocak 1920 tarihli yazısı şöyledir: “Anadolu,Türk’ün son yurdu,son melceidir. Oradaki kardeşlerimizin böyle sefaletler, mahrumiyetler içinde helak olmasına seyirci kalırsak dünyada en alçak insanlar bizler oluruz. Bu felaketler hepimize büyük bir ders-i intibah olsun. Onlar bizim ırkdaşlarımız olmasalar bile vazife-i insaniye muavenetlerine şitabımızı emreder. Şu halde vazifemiz iki katıdır. İzmir civarında yedi ay zarfında 60 bin Türk şehit edilmiş, 40 bin kişi terk-i diyar etmeye mecbur kalmış ve 200 milyon liralık servetleri gasbolunmuştur. İşte bugün yersiz ve yurtsuz kalmış bu binlerce kardeşimiz bizden muavenet bekliyor.” Bkz. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I, Atatürk Araştıma Merkezi, Ankara, 2012, s. 345.

[13] Ayrıntılı bilgi için bkz. Harry Scott Gibbons, Kıbrıs’ta Soykırım, Near East Publishing, Ankara, Nisan 2003.

[14] Baskın Oran, Türk Dış Politikası Cilt:1 1919-1980, İletişim Yayınları, İstanbul, 2001, s. 217.

[15] Ali Naci Karacan, Lozan, NoktaKitap, İstanbul, 2012, s. 65.

[16] Sina Akşin, Kısa Türkiye Tarihi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, Haziran 2014, s. 179.

[17] ABD Delegesi John Grew, bu dönemi günlüğüne not eder. Bu notlarda özellikle İsmet Paşa ve Lord Curzon’un çekişmelerini anlatır. Bunları incelemek için bkz. İlhan Turan, İsmet İnönü ve Lozan Barış Konferansı, İnönü Vakfı, Ankara, Nisan 2003, http://www.ismetinonu.org.tr/index.php/ismet-inonu-ve-lozan-baris-konferansi, Son Erişim Tarihi: 13.12.2014.

[18] “Tan Gazetesi Ne Diyor?”, Ahali, 16 Mart 1923, Aktaran: Türkan Doğruöz, “Lozan Antlaşması’nın Ahali Gazetesine Yansımaları”, History Studies-İnternational Journal of History, Cilt:5, Sayı:4, Temmuz 2013, s. 31.

[19]  Seha L. Meray, Yakın Doğu Sorunları Üzerine Lausanne Konferansı ( 1922-1923), Konferansdaki Görüşmelerin Tutanakları ve Belgeler, Konferansda İmzalanan Senetler (30 Ocak-24 Temmuz 1923), Paris Devlet Basımevi, Takım 2, Cilt 2, ss. 6-8.

[20] Ahmet Yılmaz, “Barış Andlaşması (Traile de Paix), Lozan, 24 Temmuz 1923”, http://kisi.deu.edu.tr//yilmaz.ahmet/ikinci_donem_makale/01_lozandan_cumhuriyete/03.pdf, Son Erişim Tarihi: 16.12.2014), s. 6.

[21] Murat Sarıca, Erdoğan Teziç, Özer Eskiyurt, Kıbrıs Sorunu, Fakülteler Matbaası, İstanbul, 1975, s. 6.

[22] Yılmaz, a.g.m., s. 6.

[23] Mehmet Barlas, “Lozan’da Verdik Londra-Zürih’te Garantör Olduk”, Sabah, 6 Ocak 2010, http://www.sabah.com.tr/yasam/2010/01/06/lozanda_verdik_londrazurihte_garantor_olduk?fihojsiaynkskbjj, Son Erişim Tarihi: 16.12.2014.

[24] Seha L. Meray, Lozan Barış Konferansı Tutanaklar Belgeler Yakın Doğu Sorunları Üzerine Lausanne Konferansı- Konferansdaki Görüşmelerin Tutanakları ve Belgeler (23 Nisan-24 Temmuz 1923), Paris Devlet Basımevi, 1923, Takım 2, Cilt 1, Kitap 1, s. 128.

[25] Hikmet Öksüz, “Lozan’dan Sonra Kıbrıs Türklerinin Anavatan’a Göçleri”, Tarih ve Toplum, Cilt:31, Sayı: 187, Aktaran Birmec, a.g.e., s. 76.

[26] Ulvi Keser, “ ‘Lozan Sonrasında Kıbrıs Unutuldu mu?’ Sorusuna Kesitsel Bir Bakış ve M.Remzi Okan”, History Studies İnternational Journal of Turkey, Cilt: 5, Sayı: 4, Temmuz 2013, s. 60.

[27] Meryem Birmec, “Kıbrıs Türk Basını’nda Lozan Barış Antlaşması”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Enstitüsü Tarih (Türkiye Cumhuriyet Tarihi) Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2005, s. 31.

[28] Bozkurt-Demirel, a.g.e., s. 13.

[29] Ulvi Keser, “Kıbrıs Türk Mücadele Tarihinde Kıbrıs Türk Kurunları Federasyonu-Nacak İşbirliği ve Ekonomik Kalkınma Gayretleri”, History Studies İnternational Journal of Turkey, Cilt:1, Sayı: 4, 2012 ,s. 301.

[30] Cevat Gürsoy, Halil İnalcık, Ercümend Kuran, Fikret Alaska, Kıbrıs ve Türkler, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara, 1964, s. 78.

[31] Demiray Doğasal-Kemal Tekakpınar, Dr. Fazıl Küçük, 2. Cilt, 1991, s. 421, Aktaran: Özin Reyhan, 1911-1916 Yıları Arası Şer’iye Sicili, KKTC Yakın Doğu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Osmanlıca Paleografyası veArşivcilik Eğitimi Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Lefkoşe, 2004, s. 20.

[32] Keser, “Kıbrıs Türk Mücadele Tarihinde Kıbrıs Türk Kurunları Federasyonu-Nacak İşbirliği ve Ekonomik Kalkınma Gayretleri”, s. 64.

[33] Meray, Yakın Doğu Sorunları Üzerine Lausanne Konferansı ( 1922-1923), Konferansdaki Görüşmelerin Tutanakları ve Belgeler, Konferansda İmzalanan Senetler (30 Ocak-24 Temmuz 1923), s. 10.

[34] Taçgey Debeş, Sir Ronald Storrs’un Anıları (1926-1932), KKTC, 1993,s.s.29-30, Aktaran: Turgay Bülent Göktürk, “Rumlar’ın Kıbrıs’taki Enosis İsteklerinin Şiddete Dönüşmesi: 1931 İsyanı; Öncesi ve Sonrası”, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, Cilt: 7, Sayı: 16-17, 2008 Bahar/Güz, s. 339.

[35] CO 67/299/2, CO 67/306/6, CO 67/308/9, Aktaran: Şükrü S. Gürel, Kıbrıs Tarihi 2 (1878-1960) Kolonyalizm, Ulusçuluk ve Uluslararası Politika, Kaynak Yayınları, İstanbul, Ekim 1985, s. 10.

[36] EOKA’nın açılımı Kıbrıs Savaşçıları Ulusal Örgütü’dür. 1955’te milliyetçi temellerle kurulmuştur.

[37] Self-determination, Kıbrıs adası ve milletinii kendi kaderini kendisi tayin hakkına sahip olması anlamındadır. Bkz. İzzettin Doğan, “Kıbrıs Sorununun Milletlerarası Hukuk Açısından Değerlendirilmesi”, http://www.journals.istanbul.edu.tr/iuhfm/article/download/1023004735/1023004322, Son Erişim Tarihi: , s. 171.

[38] 1956 Temmuzu’nda Mısır’daki Nasır yönetimi Süveyş Kanalı’nı ulusallaştırdığını açıkladı ve kanaldan dolayı Mısır’a yerleşmiş olan İngiliz askeri üsleri kapatıldı. Bu arada Kıbrıs’taki Rumların mücadelesi de şiddetlenmişti. Mısır’daki üslerini kaybeden İngiltere, bölgesel önemi iyice artan Kıbrıs’ı elinden tümüyle kaçırmamak için bunu kabul etti, ancak adadaki askeri üslerin kalmasını şart koştu. Bkz. Yelda Çubukçu, “Kıbrıs Sorunu Tarihi”, Yeşil Gazete, 2 Ocak 2014, http://yesilgazete.org/blog/2014/01/02/kibris-sorunu-tarihi-i/, Son Erişim Tarihi: 29.11.2014.

[39] Gürel, a.g.e., s. 162.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.