AZERBAYCAN’DA KİMLİK VE ETNONİM: AZERİLİK, AZERBAYCANLILIK, TÜRKLÜK

upa-admin 04 Nisan 2015 2.734 Okunma 0
AZERBAYCAN’DA KİMLİK VE ETNONİM: AZERİLİK, AZERBAYCANLILIK, TÜRKLÜK

Türkiye’de “Türk”, “Türkiyeli”, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı” vb. kavramlar üzerinden kimlik tartışmaları yürürken, bu sorun Azerbaycan’da da tam anlamıyla aşılabilmiş değildir.[1] Ancak Türkiye’de baskın etnik unsurun adı (Türk) konusunda yaygın bir tartışma olmamasına rağmen ulusal ve hukuki adlandırma (Hâlihazırda Türk, tartışılan alternatiflere göre Türkiyeli, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı vs.) tartışılırken, Azerbaycan’da ulusal ad konusunda (Azerbaycan halkı) yaygın bir tartışma görülmemekte, ancak baskın etnik unsurun adı tartışma konusu olmaktadır.

Yakın tarihinin farklı dönemlerinde farklı adlar öne çıkmış olsa da, Azerbaycan’da etnik ve ulusal adlar tartışması halen nihayete ermemiştir. Farklı dönemlerde, farklı kesimlerce farklı adların kullandığı görülmektedir. Tartışma yalnızca farklı siyasi grupların ve ideolojilerin arasındaki görüş ayrılığı olarak da yürümez, zira ideolojiden ve siyasi duruştan bağımsız olarak görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı görülür.

Çarlığın son dönemlerine kadar Azerbaycanlılara dair en yaygın adlandırma, Çarlık genelinde olduğu gibi, “Rusya Müslümanları” şeklindedir. 1915 yılında Mehmet Emin Resulzade tarafından neşrine başlanan Açık Söz adlı gazete, “Rusya Türkleri” tabiri ile, dini kimliğin yerine etnik kimliği öne çıkarmıştır. Azerbaycan’ın en köklü siyasi hareketlerinden olan Müsavat (Açık Söz de bu hareketin yayın organı idi), “Türk” adını yaygın şekilde kullanmıştır. 1918’de bağımsız Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Müsavat önderliğinde kurulduğundan, Azerbaycan’ın kuruluşu itibariyle siyasi tercihin “Türk” adından yana olduğu söylenebilir.

Müsavat önderliğinde kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nde, siyasi tercih devlet adamlarının söylemlerinde ve parti programında “Türk” kelimesinden yana olsa da, bu kısa ömürlü Cumhuriyet bir anayasa hazırlamayı başaramamıştır. Ancak yine de, 1918 yılında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti hükümeti tarafından devlet dilinin “Türkçe” olduğu belirtiliyordu.[2]

Azerbaycan’da konuşulan dilin Türkçe olarak adlandırılması, elbette bu dönemde başlamamıştır. Azerbaycan’da sosyalist hareketin önde gelen isimlerinden olan ve Sosyalist Azerbaycan’ın da ilk lideri olan Neriman Nerimanov, henüz 1899 yılında yayımladığı bir eserinde Azerbaycanlıların dilini “Türk-Azerbaycan dili” olarak isimlendirmeyi uygun bulmuştu.[3]

Azerbaycan’da “Türk” adını kullanan yegane sosyalist, şüphesiz ki Nerimanov değildir. Sosyalist şairlerden Samed Vurgun birçok şiirinde “Türk” etnonimini kullanmıştır. Ancak bu şiirlerin daha sonra yayımlanan hâllerinde “Türk” kelimesinin eser içinden çıkartılması dikkat çeker.[4]

Azerbaycan’da resmi dile ve bununla bağlantılı olarak ulus adına ilişkin resmi yaklaşım, 1936 yılından itibaren değişiklik göstermeye başlar. Sosyalist Azerbaycan 1924 yılında devlet dilinin “Türk dili” olduğunu kabul ederken, 1936 tarihli anayasada devlet dilinden bahsedilmemiştir. Bu tarihten sonra Azerbaycan mevzuatında devlet dili olarak “Türkçe” yahut “Türk dili” tabirleri kullanılmamış, bunun yerine “Azerbaycan dili” tabiri tercih edilmiştir. 1991 yılında bağımsızlığını tekrar kazanan Azerbaycan’ın bugünkü anayasasında dahi, devlet dilinin “Azerbaycan dili” olduğu 21. maddede hüküm altına alınmıştır.

Devlet dilinin “Azerbaycan dili” olduğunu söyleyen mevcut Azerbaycan anayasası, ulusun adlandırılması için de “Azerbaycan halkı” tabirini kullanmaktadır. Anayasanın birinci maddesi şu şekildedir: “Azerbaycan Cumhuriyeti’nde devlet hâkimiyetinin yegâne kaynağı Azerbaycan halkıdır.”

Hukuken kabul edilmiş bulunan “Azerbaycan halkı” adı, aynı anayasada şöyle tanımlanır: “Azerbaycan halkı, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında ve onun dışında yaşayan Azerbaycan devletine ve onun kanunlarına tabi sayılan Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarından ibarettir”.

Şu hâlde, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kimlik tanımının tamamen vatandaşlık üzerine kurulu bulunduğu söylenebilir. Azerbaycan devleti, anadilinden istifade hakkı gibi hakları anayasasıyla teminat altına almakla, farklı etnik gruplara dair kültürel hakları tanıyacağını vaat etmekte fakat anayasasında etnik kimlik vurgusunda bulunmayarak bütün vatandaşlarını “Azerbaycan halkı” olarak adlandırmaktadır. Günümüz Azerbaycan’ında hukuki tercihin de bu yönde olması sebebiyle kullanılan en yaygın tabir “Azerbaycanlı” tabiridir.

Ulusal kimliğin yasalarca “Azerbaycan halkı” olarak tespit edildiği Azerbaycan’da, baskın etnik grubun adlandırılması daha büyük bir tartışmanın konusunu teşkil etmektedir. Ruslar, Lezgiler, Talışlar, Kürtler, Ermeniler ve diğer azınlıklar, burada geçen yerleşik isimleri ile anılırken, nüfusun çoğunluğunu teşkil eden etnik grubun nasıl adlandırılacağı halen “Türk”, “Azerbaycanlı” ve “Azeri” kelimeleri üzerinden tartışılmaktadır.

Azerbaycan’da baskın etnik unsur, Azerbaycan devleti tarafından “Azerbaycanlı” olarak tanımlanır.[5] Resmi kurumlar, Azerbaycan’ın etnik çoğunluğunu “Azerbaycanlı” olarak adlandırır, “Türk” etnonimini Türkiye kökenliler için kullanır ve “Azeri” kelimesine yer vermez. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nde Resulzade, Azerbaycan SSC’de Nerimanov, Azerbaycan Cumhuriyeti’nde ikinci Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey tarafından en üst düzeyde kullanılmış olan “Türk” etnonimi, Elçibey’den sonra (1993) güncelliğini kaybetmiş ve yerini “Azerbaycanlı”ya bırakmıştır. Buna mukabil, Azerbaycanlı tabirini bütün Azerbaycan halkını kapsayacak bir coğrafi adlandırma olarak gören ve bir etnonim olarak uygun bulmayan bir kesimin varlığı da dikkate değerdir.

İran etkisi ile kullanıma girmiş olan Azeri kelimesi, varlığını büsbütün kaybetmemiş olsa dahi, hem devlet yönetiminin, hem de entelijansiyanın Azerbaycanlı ve Türk tercihleri karşısında zayıf bir alternatif olmaktan öteye gidememiştir. Bu adlandırmanın yerleşebildiği coğrafya Azerbaycan değil, Türkiye coğrafyası olmuştur. Bu bakımdan, “Azeri” sözcüğünün ekoetnonim vasfı taşıdığı söylenebilir.

Siyasal iktidarların ideolojik yapıları, bu yapıların altyapı üzerindeki belirleyiciliği, uluslararası ilişkiler sahnesinin kayganlığı ve tarihsel hesaplaşmalar ile belirsizleştirilmiş olsa da, bütün açıklamalarımızdan sonra denebilir ki; Azerbaycan’daki hâkim etnik unsurun adının Türkiye’de “Azeri” olarak adlandırılması isabetli değildir. Bu adlandırma Azerbaycanlılar tarafından “Türk” yahut “Azerbaycanlı” olarak yapılmaktadır. Mezkûr iki alternatif arasında hangisinin tercih edileceği, siyasi tercihlere ve tarihsel yaklaşıma bağlı olarak değişebilecektir.

Uğur Sönmez ÖZLÜ

[1] Azerbaycan adı siyasi bir ad olarak Azerbaycan Cumhuriyeti’ni, coğrafi ve tarihsel olarak İran’ın da bir kısmını da kapsayan daha geniş bir araziyi anlatmaktadır. Bu yazı konusu itibariyle Azerbaycan Cumhuriyeti’ni esas aldığından Azerbaycan adı da bu bağlamda anlaşılmalıdır.

[2] Xaqan Balayev, “Azərbaycan dilinin dövlət dili kimi təşəkkül tarixindən (XVI-XX əsrlər)”, Bakı 2002, sf. 13.

[3] Neriman Nerimanov, “Türk Azərbaycan dilinin müxtəsər sərf-nəhvi”, Bakı 1899.

[4] Ahmet Bozdoğan, “Samed Vurgun’un Bakış Açısıyla On Bir Türk Şairi”, Bilig, s. 34, 2005, sf. 97.

[5] Azərbaycan Respublikasının Dövlət Statistika Komitəsi, http://www.stat.gov.az/source/demoqraphy/az/1_11-12.xls.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.