AVRUPA ŞAMPİYONASI’NIN İLK AYAĞI HOLLANDA SEÇİMLERİ

upa-admin 16 Mart 2017 477 Okunma 0
AVRUPA ŞAMPİYONASI’NIN İLK AYAĞI HOLLANDA SEÇİMLERİ

Son günlerde Türkiye gündemini meşgul eden en önemli ülke kuşkusuz ki Hollanda… Genel itibariyle dünya siyasetinde pek gündemde olmayan bu ülke, Türkiye ile yaşadığı diplomatik kriz ile dünyada ve bizim ülkemizde bir numaraya oturdu. Türkiye’nin referanduma gideceği süreçte, onlar da 15 Mart 2017’de parlamento seçimi yaptılar. İki seçimin evsafı tabii ki farklı; ancak, hararetli gündem aynı…

Önce Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçağının Hollanda havalimanlarına inişine izin verilmemesi, sonra da Aile Bakanı Fatma Kaya’nın Almanya’dan kara yoluyla Rotterdam’a geçip Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğu’na girişinin engellenmesi, yukarıda da bahsettiğim gibi bir diplomatik kriz yarattı. Bakanın ve korumalarını gördüğü muamele ve Hollanda’da yaşayan Türk kökenli vatandaşların bu olayı protestosu sırasında yaşanan şiddet olayları da duruma tuz biber ekmiş durumda.

Bu gündem gölgesinde, Hollanda parlamento seçimini yaptı. Seçimlerde, halihazırda Başbakan olan Mark Rutte’nin partisi, Özgürlük ve Demokrasi Partisi’nin (VVD), 150 sandalyeli Hollanda parlamentosunda 33, aşırı sağcı Geert Wilders’in partisi, Özgürlükler Partisi’nin (PVV), 20 sandalye, Hıristiyan Demokrat ve Democrats 66’nın 19’ar, Yeşiller’in ise 14 sandalye aldığı açıklandı.

Seçim sonuçlarına bakınca, ortaya çıkan ilk mesaj, “Hollanda popülizme dur dedi” olarak okundu. Avrupa’daki tüm AB yanlısı, liberal ve ilerici çevrelerin içine adeta su serpildi. Hatta bu ülkeye tebrik mesajları yağdı. Zira daha önce bu seçimleri Fransa ve Almanya seçimlerinin “yarı-final” ve “final” maçlarını oluşturacağı Avrupa popülizmi ve demokrasisi arasındaki karşılaşmanın adeta bir “çeyrek finali” olacağı yorumları yapılmaktaydı. Tabii, bu seçimlerin parlamento seçimi olduğu, bir referandumdaki gibi ya hep ya hiç bir sonuç yaratmayacağı da düşünülürse, Hollanda seçimlerinin Brexit, Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimleri veya ABD Başkanlık seçimleriyle kıyaslanması pek doğru olmaz. Bazı yayınlarda bahsedildiği gibi, Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesinin Hollanda Özgürlükler Partisi lideri aşırı sağcı Wilders’e güç verdiği sorusunun cevabı biraz karışık da olsa, son yıllarda Avrupa’daki popülist ve aşırı sağcı partilerin yükselişte olduğu da bir gerçek.

Seçimlerden ilk parti olarak çıksa da, VVD, bir önceki seçimlere göre 8 sandalye kaybetmiş durumda. Tek başına hükümeti kuramayacak olması zaten öngörülen VVD’nin Hristiyan Demokratlar, merkez sağcılar ve Yeşillerle bir koalisyon kurması kuvvetle muhtemel. Seçimlerin en büyük kaybedeni ise, 38 sandalyeden 9 sandalyeye düşen, bir önceki hükümetin ortaklarından Sosyal Demokrat Parti (PvdA). Sosyal Demokratların bu feci düşüşünü, Rutte hükümetinin uyguladığı kemer sıkma politikalarının faturası olarak görenler mevcut.

Jesse Klaver

Jesse Klaver

Ancak kuşkusuz seçimin en önemli kazananı, 30 yaşındaki lideriyle, Yeşiller (GL). Geçen seçime göre sandalyelerini 10 arttırdılar ve olası bir koalisyona göz kırpıyorlar. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, Yeşillerin 30 yaşındaki lideri Jesse Klaver, Hollanda sol siyasetine yeni bir soluk getirmişe benziyor. Destekçilerinin “Jessiah” olarak çağırdığı Klaver, Faslı bir baba ve Hollanda-Endonezya karışımı bir anneni oğlu. Seçim süresince Faslı soyu taşıdığı için Wilders tarafından horlanmış ve hatta karşılıklı bir tartışmadan ötürü Wilders’i mahkemeye vermişti. Jessiah, Sosyal Demokratların ve Sosyalistlerin prestij kaybettiği bu seçimlerden solun lideri olarak çıkmış durumda. Bakalım, Hollanda’nın Trudeau’su önümüzdeki dönemde neler yapacak?

Türkiye açısından bir önemli bilgi ise, Türk kökenli 35 yaşındaki siyasetçi Tunahan Kuzu’nun yeni kurduğu çok etnisiteli ve göçmenleri temsil edeceğini belirten DENK adlı partinin de 2 kişi ile yeni parlamentoda yer alacak olması. Türkiye doğumlu Kuzu, 2016’da İsrail Başbakanı Netanyahu’nun elini sıkmayarak gündeme gelmişti.

Yukarıda da bahsedildiği üzere, Hollanda parlamento seçimi sonuçları Avrupa’nın kaderini belirleyecek yeni popülizm dalgasının kırılması için yeterli olacak mı bilinmez, ama sonuçlara göre 4-5 partinin katılacağı bir koalisyon öngörülmekte.  İkinci sırada yer alsa da bu partiler arasında PVV’nin yer almayacağı kesin, zira hiçbir parti PVV ile çalışmayacağını seçim öncesi açıkladı. Bu aşırı sağı daha uç kılar mı göreceğiz. Sonuçta, parlamentonun neredeyse yüzde 30’unu oluşturan bir partiyi yok saymak gibi bir yaklaşım görülmekte. Hollanda’da Rutte kazandı, Fransa’da Macron önde, Almanya’da Sosyal Demokratlar Schultz ile yenilenmek istiyor. Yine bakarsanız, Türkiye tartışmalarını merkeze oturtan bir seçim daha geçti.

Basri Alp AKINCI

KAYNAKÇA

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.