PANDEMİ SÜRECİNDE TÜRKİYE’NİN DIŞ YARDIMLARI

upa-admin 18 Mayıs 2020 13.712 Okunma 0
PANDEMİ SÜRECİNDE TÜRKİYE’NİN DIŞ YARDIMLARI

Etkileri henüz tam olarak geçmeyen koronavirüs (Covid-19) salgını, ülkeleri birçok konuda çaresiz bırakmış ve adeta bütün alanlardaki faaliyetlerini durdurmuştur. Eğitim, ekonomi, ticaret, tarım, turizm gibi çoğu alanın etkilendiği pandemi sürecinde, birçok ülkenin sağlık kapasitelerinin ve etkinliğinin yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Bu süreçte hep birlikte gördük ki, her daim “gelişmiş” olarak nitelendirilen birçok Batılı ülke, sağlık hizmetleri ve insani yardım konularında sınıfta kaldılar. Pandeminin günden güne artan bilançolara yol açması, sağlık ekipmanlarına duyulan ihtiyacın arttığının da bir göstergesiydi. Salgın dolayısıyla paniğe kapılan ülkeler, bu süreçte birbirlerinin malzemelerine el koymaya başlamış, vaka sayısının yoğun olduğu İtalya’ya üyesi olduğu Avrupa Birliği’nin diğer ülkeleri yardım etmemiştir. Her ülkenin kendi başının çaresine bakmak zorunda olduğu böylesi bir süreçte kendi içinde yeterliliği ve fazlası bulunan ülkelerin Covid-19 ile savaşta diğer ülkelere yardımda bulunması gündeme gelmiştir. Zira küresel düzeyde sürdürülen bu savaşta, topyekün bir mücadeleye ihtiyaç duyulmaktaydı. Söz konusu yardımlarda en çok öne çıkan ülke ise, son yıllarda dış yardımlar konusunda da büyük bir farkla öne çıkan Türkiye olmuştur. Türkiye, adeta “dünyanın vicdanı” olarak hareket ederek, bu süreçte en çok insani yardım yapan ülke olarak dünya kamuoyunun gündemine oturmuştur. Ayrıca virüsün yayılmaya başladığı ülke olan Çin de oldukça aktif bir tutum sergileyerek öne çıkan diğer bir ülke olmuştur. Çin’in öne çıkışı, virüsün yayılmasına neden olmasından dolayı bir özür mahiyetinde ve daha çok “ön alıcı kamu diplomasisi” olarak yorumlanmıştır. Türkiye’nin uygulamaları ise, geleceğe yönelik işbirliği arayışı ve bölgesel ve küresel bir güce dönüşmenin alameti şeklinde nitelendirilmiştir. Dolayısıyla, Türkiye’nin yardımları, kriz sonrası süreç adına atılan bir adım olarak da görülmektedir (Duran, 2020). Aşağıda Türkiye’nin yardım ettiği ülkeler geniş kapsamlı olarak gösterilmiştir.

Türkiye’nin Covid-19 salgını kapsamında destek olduğu bazı ülkeler

Türkiye’nin yardımda bulunmaya başlaması üzerine, sayısı 116’yı bulan birçok ülkeden yardım çağrısı gelmiş ve bunların 44’üne geri dönüş yapılarak yardım ulaştırılmıştır. İlk yardım, salgının ortaya çıktığı Çin’e, 31 Ocak-1 Şubat’ta orada bulunan Türk vatandaşlarının tahliyesinin sağlanması amacıyla gönderilen uçakla gerçekleşmiştir. Ardından, salgının hızla yayıldığı İran’a 17 Mart’ta gönderilen yardımla, bu ülkeye 1.000 tanı kiti, 4.715 tulum, 20.000 önlük, 2.004 gözlük, 4.095 maske ve 78.000 üç katlı maske ulaştırılmıştır. Salgının başladığı gün Erbil’e ulaştırılan 20.000 maskenin yanı sıra, Irak’a 30.000 maske ve 475 koli gıda yardımında bulunulmuştur (https://www.cnnturk.com). Koronavirüsten en çok etkilenen ülkeler arasında olan ve AB ülkelerinden yardım alamayan İtalya ve İspanya’ya da, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir uçakla, 1 Nisan 2020’de maske tulum ve anti-bakteriyel sıvıdan oluşan sağlık malzemeleri ulaştırılmıştır. NATO’nun yaptığı açıklamada, gönderilen malzemeler arasında iki ülke için toplam 450.000 adet maske olduğu da belirtilmiştir. Yardımın ardından, bu ülkelerin Dışişleri Bakanlıkları, Savunma Bakanlıkları ve diğer makamlarından Türkiye’ye resmi teşekkür mesajları iletilmiştir (https://www.ntv.com.tr/).

Tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğumuz Balkanlar da bu süreçte yalnız bırakılmayan coğrafyaların başında yer almış ve birçok Balkan ülkesine yardım malzemesi gönderilmiştir. Sırbistan, Kosova, Bosna-Hersek, Karadağ ve Kuzey Makedonya’ya 8 Mart tarihinde gönderilen askeri kargo uçağı ile tıbbi yardım malzemeleri gönderilmiştir (https://www.bbc.com/). Kosova Kızılhaçı, Kızılay’ın yardım tutanağını paylaşarak 160.000 TL değerinde 63.000 tıbbi malzeme gönderildiğini duyurmuştur (Altıok, 2020).  Yardım yapılan ülkeler arasında İngiltere gibi gelişmiş ve dünyanın en zengin ülkeleri arasında olan bir devlet yer almış ve ilki 10 Nisan 2020’de olmak üzere tıbbi yardım desteği sağlanmıştır. Hatta artan vaka sayıları ve ölüm oranları ile salgının merkezi haline gelen ABD de yardım kapsamında yer almış; maske, tulum ve koruyucu malzemeler içeren yardım paketinin ilki 28 Nisan’da ve ikincisi 30 Nisan’da bu ülkeye ulaştırılmıştır (https://www.aa.com.tr). İngiliz yetkililer, NATO aracılığıyla gerçekleştirilen yardımda, iki askeri kargo uçağının birinde 250.000 kişisel koruyucu ekipman olduğunu belirtmişlerdir (Altıok, 2020). Türkiye’den yardım alan ülkelerden olan ABD’nin çeşitli makamları da Ankara’ya teşekkür mesajları göndererek, minnet ifadelerinde bulunmuşlardır (https://tr.euronews.com).

Türkiye’nin Covid-19 salgını sürecinde maske yardımı yaptığı ülkeler

En çok ihtiyaç duyulan malzeme olması nedeniyle, yukarıda da görüldüğü üzere, maske, en çok gönderilen tıbbi yardım malzemesi olarak öne çıkmıştır. Genel olarak, Gürcistan, Azerbaycan, Kolombiya ve Pakistan’ın da içinde bulunduğu toplam 44 ülke söz konusu yardımlardan faydalanmıştır. Gönderilen yardımlarda en çok erzak dağıtımı yapıldığı belirtilmekle birlikte, paketlerin; maske, tulum, koruyucu madde, gözlük, eldiven ve Covid-19 test kiti içerdiği duyurulmuştur. Kolombiya’ya gönderilen 26.250 adet test kiti gibi tıbbi malzemelerin gönderilmesinin yanı sıra, Endonezya’da cami temizliği ve ilaçlama, Gazze’de hastane hibe edilmesi, Romanya’da sağlık ocağı yenilemesi, Sudan’da 3D yazıcısı bağışı ve Yemen’de sağlık çalışanlarına eğitim verilmesi de söz konusu yardımlar arasında değerlendirilmektedir (Altıok, 2020). Aynı zamanda gönderilen kolilerin üzerine Mevlana’nın “Ümitsizliğin ardından nice ümitler var, karanlığın ardında nice güneşler var” sözleri ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı yazısı yer almaktadır (https://www.aa.com.tr). Yardımların ulaştırılması; TİKA, T.C. Sağlık Bakanlığı, T.C. Savunma Bakanlığı, T.C. Cumhurbaşkanlığı, T.C. Ticaret ve Dışişleri Bakanlığı ve Kızılay aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Aynı zamanda bu yardımlar farklı kurumların işbirliğiyle gerçekleştirilmektedir.

Türkiye’nin bu zorlu süreçte gönderdiği yardımlar, insani boyutunun yanı sıra, geleceğe yönelik bir diplomatik yatırım olarak da görülmektedir. BBC İzleme Servisi, bu yardımları “Türkiye’nin cömertliği” olarak değerlendirirken, aynı zamanda Ankara’nın oluşturduğu “yumuşak güç” olgusuna da dikkat çekmiştir. Türkiye’nin yardım yaparken diğer ülkelerin yardımda bulunmadığını yazdığını hatırlatan BBC, Türk basınında yardımların Batı’yı kıskandırdığına dair görüşlerin yer verildiğini de yazmıştır. Aynı zamanda Paris Siyasal Bilimler Enstitüsü’nden Türk Diplomasisi uzmanı Jana Jabbour’un, bu süreçte yardımlarla Türkiye’nin gücünü göstermeye çalıştığını ifade ettiği görüşleri verilmiştir (https://www.bbc.com). Türkiye’de ise, söz konusu yardımlarla ilgili olarak farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Fanatik muhalif kesimlerce yardım kararının halkın iradesini yansıtmadığı ve demokratik olmadığı yorumu yapılırken, diğer yandan hükümet yanlıları ve makul muhalefet çevreleri girişimci ve insani politika kapsamında Türkiye’nin güvenilir ve güçlü bir ülke olduğunun gösterilmesi bağlamında bu süreci olumlu değerlendirmişlerdir (Altıok, 2020).

Geçirdiğimiz son 2-3 ayda ciddi sonuçlara yol açan koronavirüs salgını ile mücadelede etkin ekipmanlara sahip olmanın ve aktif olmanın önemi, küresel düzeyde vaka sayısının 4 milyonu aştığı ve yavaş yavaş normalleşme adımlarının atıldığı şu günlerde daha net olarak görülmektedir. Salgının geç ulaştığı ülkelerden olan ülkemiz Türkiye’de, sağlık çalışanları başta olmak üzere tüm meslek gruplarınca çok boyutlu bir mücadele sürdürülürken, koronavirüs etkisinin ciddi boyutlara ulaştığı ve sağlık hizmetlerinin verilmesinde ciddi sorunların yaşandığı ülkelere çeşitli malzemelerden oluşan yardım paketleri gönderilmiştir. İnsani yardım konusunda son birkaç yılda ABD’yi de geçerek dünyada birinci sırada yer alan Türkiye, dünyanın pençesinde olduğu bu hastalık sürecinin atlatılmasında güçlü bir aktör olarak varlığını göstermiştir. Ankara, tarihsel bağlarının ve yakınlığının bulunduğu, karşılıklı işbirliği kurulan ülkelerle birlikte yardım talebinde bulunan ülkelere de bu süreçte elden geldiğince ulaşmaya çalışmıştır. Yardımların insani boyutunun yanı sıra, salgın sonrası kurulacak olan yeni düzende, sürecin önemli güçlerinden birisi olduğunu gösteren Türkiye, bundan sonra daha etkin ve aktif olacağının sinyallerini vermektedir. Sürecin yönetiminde ve gönderilen yardımlarla birlikte, Türkiye içerisinde verilen hizmetle sağlık altyapısının güçlü olduğu anlaşılmıştır. Türkiye’nin faaliyetleri ve yardımları salgın sonrası düzenin uluslararası ilişkilerinde önceki dönemlere göre bir fark oluşturacak mıdır? Bunu zaman gösterecektir. Ancak bizim görüşümüz, Türkiye’nin artık BM Güvenlik Konseyi’ne 6. üye olarak alınmasının zamanının geldiğidir.

Şeyma KIZILAY

 

KAYNAKÇA

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.