KRAL III. CHARLES’IN DIŞ POLİTİKA HAMLELERİ

upa-admin 22 Eylül 2023 643 Okunma 0
KRAL III. CHARLES’IN DIŞ POLİTİKA HAMLELERİ

Kraliçe II. Elizabeth’in 8 Eylül 2022 tarihinde vefat etmesi üzerine Birleşik Krallık tahtına Prens Charles,  III. Charles ismiyle (regnal name) çıkmıştır. Kral III. Charles’ın tahttaki ilk yılına Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden (AB) çekilmiş olmasına bağlı olarak AB ve üye devletler ile ilişkilerin yeniden şekillendiği, Birleşik Krallık’ın AB’den çekilmesinin uluslararası politikada hareket alanını genişlettiğini kanıtlamak istercesine üçüncü devletler ile siyasi ve ticari anlaşmalar yaptığı yoğun dış politika gündemi ile iktidardaki Muhafazakâr Parti içindeki liderlik yarışının iç siyasette yarattığı gerginliğin hem pandeminin, hem de Brexit’in sebep olduğu ekonomik sorunlara eşlik ettiği, diğer taraftan İskoçya’da ikinci bağımsızlık referandumu taleplerinin yüksek sesle dillendirildiği iç siyaset gündemi damgasını vurmuştur. Kısacası, Kral’ın ilk yılı, iç ve dış siyaset anlamında pek de kolay geçmiş gibi değildir.

Britanya monarşisinin siyasi ve idari rolü olmamasına rağmen, monarkı iç ve dış siyaset gündeminin tamamıyla dışında bir yere konumlandırmak, monarkın Birleşik Krallık Devlet Başkanı olması ve devletin ve ulusun birliğini, bütünlüğünü, sürekliliğini ve istikrarını temsil etmekle görevli olması itibarıyla, imkânsızdır. Bu temsil görevi kendini belirgin olarak dış politika sahnesinde gösterir ki, Britanya monarşisi sadece monarkın değil, Kraliyet ailesinin diğer mensuplarının resmi yurt dışı seyahatlerini ülkenin diplomatik ve ekonomik ilişkilerini güçlendirmeye yönelik ziyaretler olarak tanımlar. Bu çerçevede, monarşinin Birleşik Krallık’ın “yumuşak gücü” olduğuna yönelik değerlendirmeler dikkat çekicidir.

Hâl böyle olunca, monarkın ve Kraliyet ailesinin diğer mensuplarının hangi ülkelere, ne zaman ve neden ziyaretler gerçekleştirdiği ve bu ziyaretlerde hangi mesajları verdikleri Birleşik Krallık’ın dış politika analizi ve değerlendirmelerinde göz ardı edilemeyecek unsurlardır.

Kral III. Charles, ilk yurt dışı seyahatini 29-31 Mart 2023 tarihlerinde Almanya’ya gerçekleştirmiş; Almanya Parlamentosu’nda konuşan ilk Kral olan III. Charles, Birleşik Krallık ve Almanya arasındaki tarihi bağlara  atıf yaparak, iki devlet arasındaki bağları daha da güçlendirmek için elinden geleni yapacağını belirtmiştir. III. Charles’ın ilk resmi ziyaretini Almanya’ya yapmış olması, AB’den çekilmesi nedeniyle AB ve üye devletler ile ilişkilerini yeniden şekillendirme sürecindeki ülkesinin AB ve üyeleri ile iyi ilişkileri sürdürme konusundaki kararlılığının sergilenmesine yöneliktir. Zira Almanya, AB entegrasyon tarihine entegrasyonun itici gücü olarak geçmiştir ve Birliğin en güçlü üyesidir. III. Charles, ikinci  yurt dışı ziyaretini 2-6 Haziran 2023 tarihleri arasında yine bir AB üyesi ülkeye, Romanya’ya gerçekleştirmiştir. III. Charles, Romanya ziyaretinde, iki ülke arasındaki dostluğun günümüzde de geçmişte olduğu kadar güçlü olduğunu ve ilişkilerin gelecekte daha da güçlenmesi için üzerine düşeni yapacağını ifade etmiştir. III. Charles, üçüncü yurt dışı ziyareti için yine bir AB üyesini tercih etmiş ve 20-22 Eylül 2023 tarihlerini kapsayacak bir Fransa ziyaretine başlamıştır. Fransa Parlamentosu’nda da konuşan ilk monark olan III. Charles, İngiltere ile Fransa arasındaki “sağlam dostluğa” ve “vazgeçilmez ilişkiye” vurgu yapmıştır.  III. Charles’ın Fransa ziyareti de, Almanya ziyareti gibi, ülkesinin AB ile ilişkilerini iyi tutma yönündeki politikasının yansıması olarak okunmalıdır.

Dolayısıyla, III. Charles’ın bu üç ziyaretinin genel hatları incelendiğinde, Kral’ın gündeminin üç boyutlu olduğu dikkat çekmektedir. İlk boyut “ikili ilişkiler” boyutudur; burada  ziyaret edilen ülke ile Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerin tarihine, mevcut haline ve geleceğine değinmek suretiyle ikili ilişkilerin önemine vurgu yapılmaktadır. Charles’ın ziyaretlerinde AB ve Brexit kavramlarını hiç kullanmamış olması ise, ziyaretlerin AB konsepti dışında olduğu izlenimi yaratmamalıdır; zira ilk üç ziyaretin de AB üyelerine yapılması ve özellikle de Almanya ve Fransa’nın AB’nin en güçlü devletleri olması Kral’ın ziyaretlerinin Brexit nedeniyle soğuk rüzgarların estiği havayı ısıtmaya yönelik olduğunun işaretidir; yani III. Charles’ın gündeminin ikinci boyutu AB’dir. Üçüncü boyut ise Ukrayna Savaşı’dır. III. Charles, Almanya ziyaretinde “Ukrayna’nın işgaliyle savaşın Avrupa’ya geri döndüğünü, insan onurunun ve özgürlüklerin ayaklar altına alındığı koşullarda Birleşik Krallık’ın seyirci kalmadığını ve ülkesinin  Ukrayna’ya, barışa ve özgürlüğe destek olduğunu” belirterek, Ukrayna’ya destek konusunda Birleşik Krallık ile birlikte Almanya’nın da öncü  rol oynadığını vurgulamıştır.  Kral, Romanya ziyaretinde savaştan kaçarak Romanya’ya sığınan Ukraynalılar ile buluşmuş; bu buluşmada Ukraynalılara “bu bir kabus ve sizin için çok üzülüyoruz” diyen III. Charles  ayrıca “Ukrayna halkına gösterdikleri cesaret nedeniyle duyduğu hayranlığı” ifade etmiştir. Kral, Fransa’ya geldiğinde de uluslararası politikaya dair önceliğinin Ukrayna olduğunu göstermiştir. “Birliğimiz ve kararlılığımız her zamanki kadar önemli. Hep birlikte Ukrayna halkıyla kararlı bir dayanışma içindeyiz. Birlikte, Ukrayna’nın zafere ulaşması ve aziz özgürlüklerimizin galip gelmesi konusunda kararlıyız.” sözleriyle uluslararası bir sorunda ortak tavır almanın önemini vurgularken, Ukrayna’ya verilen desteği de “Kıtadaki saldırganlığa karşı demokratik değerlerin ortak savunulması” olarak nitelendirmiştir.

Yukarıda III. Charles’in ziyaretlerindeki gündemin üç boyutlu olduğunu belirtmiştik; bu boyutları kesinlikle birbirlerinden ayrı/bağımsız düşünmemek gerekmektedir. Zira Kral’ın gündeminde ikili ilişkiler, AB ve Ukrayna savaşı meselesi iç içedir. Birleşik Krallık’ın özellikle Almanya ve Fransa olmak üzere AB üyeleri ile ikili ilişkilerini iyi ve güçlü tutması, aynı zamanda Brexit nedeniyle  gerilen AB ile ilişkilerini de daha pozitif bir yöne sokması demektir; ziyaretlerinde Ukrayna Savaşı’na dair görüşlerini yüksek sesle ifade etmesi sadece Ukrayna’ya destek anlamında değil, Ukrayna’ya verilen ortak desteğin ikili ilişkilerin geliştirilmesi adına bir “fırsat”  olması anlamında okunmalıdır. Bu okuma, III. Charles’ın Ukrayna Savaşı’na dair açıklamalarında “demokrasi”, “özgürlük” gibi Avrupa devletlerin “ortak  değerlerine” değinmiş olmasıyla güç kazanmaktadır.

Üstelik Kral’ın ilk üç ziyaretinin AB üyelerine olması, Birleşik Krallık’ın adeta “AB’den çıkmak Avrupa’dan çıkmak değildir” mesajını vermektedir.

Doç. Dr. Dilek YİĞİT

KAYNAKLAR

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.