UKRAYNA BARIŞ GİRİŞİMLERİ: KÜRESEL DİPLOMASİNİN EN ZORLU SINAVI

upa-admin 24 Ağustos 2025 1.971 Okunma 0
UKRAYNA BARIŞ GİRİŞİMLERİ: KÜRESEL DİPLOMASİNİN EN ZORLU SINAVI

Öz: Rusya’nın 2022 yılında Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgali, kısa süre içerisinde yalnızca iki ülke arasındaki bir savaş olmaktan çıkarak, küresel düzeni sarsan büyük bir çatışmaya dönüşmüştür. Bu makalede, Ukrayna’daki barış girişimleri tarihsel arka planıyla, uluslararası aktörlerin rollerinin analizleriyle, diplomatik çözüm arayışlarının önündeki engellerle ve geleceğe dair olası senaryolarla birlikte ele alınmaktadır. Çalışmanın amacı, barışın neden zorlaştığını, hangi koşullar altında mümkün olabileceğini ve küresel aktörlerin rolünü çok boyutlu bir bakış açısıyla değerlendirmektir.

Anahtar Kelimeler: Rusya, Ukrayna, Savaş, Kriz, Barış, Diplomasi.

***************************************************************

Giriş

Rusya-Ukrayna Savaşı, 21. yüzyılın en kritik jeopolitik krizlerinden biridir. Çatışma, yalnızca iki ülkenin sınırlarıyla sınırlı kalmamış, Avrupa’nın güvenlik mimarisinden küresel enerji piyasalarına, uluslararası hukuktan gıda arz güvenliğine kadar pek çok alanda ciddi etkiler yaratmıştır. Bu nedenle, bu konudaki barış girişimleri, yalnızca Ukrayna ve Rusya arasındaki çatışmayı sona erdirmeyi değil, aynı zamanda uluslararası sistemin geleceğini şekillendirmeyi de hedeflemektedir.

Ukrayna’daki barış süreci üzerine yapılan analizler, diplomasinin sınırlarını test eden bir tabloyu gözler önüne sermektedir. Tarafların siyasi hedefleri, askeri dengeler, bölgesel çıkarlar ve küresel rekabet, barış ihtimalini zayıflatmaktadır. Ancak yine de, çeşitli diplomatik çabalar, krizin tamamen çözümsüz olmadığını göstermektedir.

Tarihsel Arka Plan: Savaşın Kökleri

Ukrayna’daki savaş, 2022’de başlayan geniş çaplı işgalle sınırlı değildir. 2014’te Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı ve Donbas’ta başlayan çatışmalar, bugünkü krizin temelini oluşturmuştur. O dönemde Minsk Anlaşmaları barış için bir umut olmuş, ancak tarafların anlaşmayı farklı şekilde yorumlaması ve sahada güvenlik garantilerinin sağlanamaması nedeniyle sonuçsuz kalmıştır.

Minsk sürecindeki başarısızlık, barış girişimlerinin neden zor olduğunu anlamak açısından önemlidir. Çünkü 2022 sonrası girişimler de benzer bir kaderle karşılaşmaktadır: sahadaki askeri gerçeklik ve tarafların uzlaşmaz talepleri, masada diplomatik çözümü engellemektedir.

İlk Barış Girişimleri: Türkiye’nin Rolü

Savaşın ilk aylarında Türkiye, tarafları İstanbul’da bir araya getirmeyi başarmıştır. Bu görüşmeler, Rusya ve Ukrayna’nın ilk kez aynı masada bulunduğu önemli bir adım olmuştur. Ancak sahadaki çatışmaların şiddetlenmesi, müzakerelerin ilerlemesini engellemiştir.
Türkiye’nin en somut başarısı ise, Karadeniz tahıl koridoru anlaşmasıdır. Bu girişim, hem küresel gıda krizini hafifletmiş, hem de diplomasinin tamamen işlevsiz olmadığını göstermiştir. Bununla birlikte, kalıcı barış için yapılan çabalar askeri gelişmelerin gölgesinde kalmıştır.

Çin’in Dengeli Ama Etkisiz Planı

Çin, 2023 yılında 12 maddelik bir barış planı açıklamış, ancak bu plan Batı’da ciddi bir karşılık bulmamıştır. Çin’in önerileri, tarafsız bir söylemle hazırlanmış olsa da, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü somut olarak garanti etmemesi nedeniyle Kiev yönetimi tarafından yetersiz bulunmuştur. Batı dünyası ise, Çin’in planını, Rusya’ya örtülü destek sağlamak olarak yorumlamıştır.

Yine de, Çin’in girişimi, Küresel Güney ülkeleri tarafından dikkatle izlenmiştir. Bu, Çin’in yalnızca ekonomik değil, diplomatik bir güç olarak da uluslararası arenada rol oynamak istediğinin göstergesidir.

Vatikan ve Küresel Güney’in Çabaları

Vatikan, bu krizde insani odaklı girişimleriyle ön plana çıkmıştır. Esir takasları, insani yardımların ulaştırılması ve mültecilerin korunması gibi konularda Katolik Kilisesi zaman zaman taraflar arasında iletişim kanalı olmuştur. Ancak bu girişimler, savaşı sona erdirmek için yeterli olmamıştır.

Küresel Güney ülkeleri ise, daha çok ekonomik ve insani sonuçlara odaklanmıştır. Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika gibi ülkeler, tarafsızlık politikaları çerçevesinde barış çağrıları yapmış; özellikle enerji ve gıda güvenliği konusunda daha istikrarlı bir ortam talep etmiştir.

Kiev ve Moskova’nın Çıkmazı

Ukrayna, Batı’dan aldığı askeri ve ekonomik destek sayesinde müzakere masasına güçlü oturmayı hedeflemektedir. Zelenskiy yönetimi için barış, işgal altındaki toprakların geri alınmasıyla eş anlamlıdır. Ukrayna kamuoyunda da toprak bütünlüğünden taviz verilmesine dair bir isteklilik bulunmamaktadır.

Rusya açısından ise durum farklıdır. Moskova yönetimi, Kırım ve Donbas üzerindeki kontrolünü kaybetmeyi kabul etmemekte; aksine bu bölgelerdeki varlığını daha da pekiştirmek istemektedir. Vladimir Putin için bu savaş yalnızca bir dış politika meselesi değil, aynı zamanda iç politikadaki meşruiyetinin temel dayanağıdır. Dolayısıyla, olası bir geri adım, Rusya açısından ağır bir yenilgi anlamına gelecektir.

Uluslararası Toplumun Çatallanan Yaklaşımı

Batı ülkeleri, Ukrayna’ya koşulsuz destek verirken; Küresel Güney ülkeleri daha temkinli davranmaktadır. Avrupa Birliği ve ABD, ekonomik yaptırımlar ve askeri yardımlarla Ukrayna’nın yanında durmuştur. Buna karşılık, Küresel Güney ülkeleri Batı-Rusya çatışmasında taraf olmaktan kaçınmış ve daha çok insani maliyetlere odaklanmıştır.

Birleşmiş Milletler ise, sürecin en etkisiz aktörlerinden biri olmuştur. Güvenlik Konseyi’nde Rusya’nın veto hakkı, BM’nin herhangi bir yaptırım ya da etkin çözüm üretmesini engellemiştir. Bu durum, uluslararası hukuk ve kurumların büyük güçler karşısındaki sınırlılığını açıkça ortaya koymuştur.

Barış Önündeki Engeller

Barış girişimlerinin başarısız olmasının başlıca nedenleri şunlardır:

1. Toprak Talepleri: Ukrayna, kaybettiği toprakları geri istemekte; Rusya ise bu bölgeleri ilhak etmeyi amaçlamaktadır.

2. Güvenlik Garantileri: Ukrayna, NATO üyeliği veya güçlü güvenlik garantileri olmadan barışa yanaşmamaktadır. Rusya ise, NATO’nun genişlemesini ulusal güvenliğine tehdit olarak görmektedir.

3. Siyasi İrade Eksikliği: Her iki taraf da uzlaşının kendi çıkarlarını zayıflatacağından endişe etmektedir.

4. Küresel Rekabet: ABD, Rusya ve Çin arasındaki büyük güç mücadelesi, barış sürecini karmaşıklaştırmaktadır.

Olası Gelecek Senaryoları

1. Uzun Süreli Çatışma: Savaş düşük yoğunluklu da olsa uzun süre devam edebilir.

2. Dondurulmuş Çatışma: Taraflar fiilen ateşkese varabilir, ancak kalıcı barış anlaşmasına ulaşamayabilir.

3. Kapsamlı Barış Anlaşması: Uluslararası baskı ve ekonomik maliyetler, tarafları uzlaşmaya zorlayabilir. Ancak bu en zayıf ihtimal olarak değerlendirilmektedir.

Sonuç

Ukrayna’daki barış girişimleri, yalnızca bir savaşın sona erdirilmesi çabası değil, aynı zamanda uluslararası düzenin sınandığı bir süreçtir. Tarafların taleplerindeki uzlaşmazlık, askeri dengelerin değişkenliği ve küresel aktörlerin farklı çıkarları, kalıcı barışı zorlaştırmaktadır. Ancak insani yardımlar, tahıl koridoru gibi sınırlı uzlaşı alanları, gelecekte daha kapsamlı bir barışın zeminini hazırlayabilir.

Sonuç olarak, Rusya-Ukrayna Savaşı, yalnızca iki ülkenin değil, tüm dünyanın ortak meselesidir. Barışın sağlanması, küresel güvenliğin ve uluslararası hukukun geleceği açısından belirleyici olacaktır. Kalıcı bir çözüm, ancak tarafların taviz vermesi ve küresel toplumun ortak bir irade sergilemesiyle mümkün olabilir.

Oğuzhan MANİOĞLU

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.