Giriş
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ülkesi için geçtiğimiz gün açıkladığı ülkesi için yeni nesil bir nükleer uçak gemisi inşa etme fikri, yüzeyde bir savunma modernizasyonu gibi görünse de, aslında Fransa’nın tarihsel kimliği, jeopolitik kaygıları ve geleceğe dair stratejik tahayyülüyle doğrudan bağlantılıdır. Bu proje, Fransa’nın yalnızca bugünün tehditlerine değil, önümüzdeki 30–50 yılın güç dengelerine hazırlanma isteğinin bir yansıması ve çok ciddi bir projedir.
Tarihsel Arka Plan: “Grandeur” Geleneğinin Devamı
Fransa’nın askeri ve siyasi düşüncesinde “grandeur” (büyüklük, ihtişam) kavramı merkezi bir yere sahiptir. Fransız İmparatorluğu’nun gücünün zirvesinde gelişen bu anlayış, özellikle 5. Cumhuriyet’in Kurucu Cumhurbaşkanı “General” Charles de Gaulle döneminde modern Cumhuriyet parametreleri içerisinde yeniden şekillenmiştir. Bu bağlamda, Cumhuriyet rejimi içerisinde “grandeur” vizyonu, Fransa’nın:
- NATO’dan bağımsız hareket edebilmesi,
- Kendi nükleer caydırıcılığına sahip olması ve
- Küresel krizlerde söz sahibi olması ilkeleri üzerine kurulmuştur.

Fransa’nın 2001’de hizmete aldığı 10. ve ilk nükleer güçlü uçak gemisi: Charles de Gaulle
Cumhurbaşkanı Macron’un nükleer uçak gemisi vizyonu, işte bu köklü geleneğin modern bir versiyonu olarak görülebilir. Charles de Gaulle’ün adını taşıyan mevcut uçak gemisi nasıl 20. yüzyılın sonunda Fransa’nın küresel iddiasını simgeliyorsa, işte PANG projesi de 21. yüzyıldaki bu iddianın devamıdır. Bu bağlamda, Macron ve Fransız Devleti, 2038 yılında kadar Charles de Gaulle uçak gemisinin yerine PANG’ın geçmesini planlamaktadır.

PANG projesi maketi
Nükleer Uçak Gemisi: Askeri Araçtan Öte Bir Siyasi Mesaj
Güvenlik çalışanların gayet iyi bileceği üzere, uçak gemileri, yalnızca birer savaş enstrümanları değildir; aynı zamanda yüzen egemenlik alanlarıdır. Bir nükleer uçak gemisinin herhangi bir kıyıya yanaşmadan aylarca uluslararası sularda operasyon yapabilmesi şu anlama gelir:
- Fransa, diplomatik izinlere ihtiyaç duymadan askeri varlık gösterebilir.
- Kriz bölgelerinde “ilk gelen ve uzun kalan” aktör olabilir.
- Küresel deniz ticaret yolları üzerinde caydırıcı bir etki yaratır.
Bu yönüyle, nükleer uçak gemisi, Fransa’nın dış politikasında ve Avrupa Birliği (AB) bağlamında son yıllarda sıkça vurguladığı “stratejik özerklik” (stratejik otonomi) kavramının askeri alandaki somut karşılığıdır.
Değişen Dünya Düzeni ve Macron’un Okuması
Emmanuel Macron’un bu projeyi savunmasının temel nedenlerinden biri, dünyanın giderek daha çok kutuplu bir yapıya doğru evirilmesidir. ABD’nin küresel liderliğinin tartışmaya açılması, Çin’in deniz gücüne büyük yatırımlar yapması ve Rusya’nın askeri sert gücü ön plana çıkarması, Fransa’yı şu soruyla karşı karşıya bırakmaktadır: “Bu yeni dünyada Fransa nerede duracak?”… Macron’un cevabı ise nettir: “Fransa, büyük güçler arasında arabulucu, dengeleyici ve gerektiğinde askeri olarak etkili bir aktör olmalıdır“. Nükleer uçak gemisi, işte bu rolü oynayabilmenin gerekli ön koşullarından birisidir.
Avrupa Güvenliği ve ABD’den Kısmi Bağımsızlaşma
Cumhurbaşkanı Macron’un sıkça dile getirdiği “NATO’nun beyin ölümü” tartışması ve Avrupa savunma kimliği vurgusu, nükleer uçak gemisi projesiyle doğrudan ilişkilidir. Çünkü bugün Avrupa’nın güvenliği büyük ölçüde:
- ABD’nin askeri varlığına,
- ABD Ordusu’na mensup uçak gemilerine ve
- ABD istihbarat ve lojistik sistemlerine dayanmaktadır.
Ancak Fransa, yeni nesil uçak gemisiyle:
- Avrupa’nın denizaşırı askeri kapasitesini tek başına sırtlayabilecek,
- ABD geri çekildiğinde oluşacak boşluğu doldurabilecek ve
- Avrupa’yı küresel bir aktör haline getirebilecek bir konuma gelmeyi hedeflemektedir.
Bu durum, aynı zamanda Almanya gibi ekonomik olarak güçlü fakat askeri açıdan sınırlı ülkeler karşısında Fransa’nın Avrupa içerisindeki liderliğini de pekiştirebilecektir.
Savunma Sanayii, Ekonomi ve Teknolojik Rekabet
PANG projesi, yalnızca askeri değil, ekonomik ve teknolojik de bir yatırımdır. Nükleer reaktörler, elektromanyetik uçak fırlatma sistemleri (EMALS) ve yapay zekâ destekli savaş yönetim sistemleri gibi alanlar:
- Fransa’nın yüksek teknoloji üretimini,
- Savunma sanayiinde ihracat potansiyelini ve
- On binlerce nitelikli istihdamı desteklemektedir.
Bu açıdan bakıldığında, proje, Fransa’nın Çin ve ABD ile arasındaki teknolojik uçurumu kapatmama kararlılığının da bir göstergesidir.
Eleştiriler ve Riskler
Elbette bu plan da eleştiriye kapalı değildir. Projenin:
- Çok yüksek maliyeti,
- Sosyal harcamalarla çeliştiği iddiası ve
- Asimetrik tehditler (siber saldırılar, insansız sistemler) karşısında ne kadar etkili olacağı sıklıkla tartışılmaktadır.
Ancak Macron ve Fransız savunma elitleri için, bu eleştiriler, küresel güç olmanın kaçınılmaz bedelleri olarak görülmektedir. Bu nedenle, Fransız Devleti nezdinde projeye destek tamdır.
Sonuç: Fransa Ne Yapmak İstiyor?
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un nükleer uçak gemisi vizyonu şu temel mesajı taşımaktadır:
- Fransa, “küresel güç” statüsünden vazgeçmeyecek,
- Avrupa’nın askeri liderliğini üstlenmeye aday bir devlet olacak,
- ABD’ye tamamen bağımlı olmayan yeni bir güvenlik mimarisi oluşturmaya çalışacak ve
- 2050 sonrası dünya düzeninde masada kalmaya gayret edecektir.
Bu proje, Paris’in “büyük güç” olma iddiasının nicelikten çok nitelik, sembolizm ve stratejik etki üzerinden kurulduğunu göstermektedir. Bu, Fransa gibi derinlikli ve sofistike bir dış politika anlayışı olan bir devlet için bile önemli bir gelişmedir.
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ & Oğuzhan MANİOĞLU
























































