PROF. DR. OZAN ÖRMECİ ÜHA İÇİN YORUMLADI: “İRAN’DA ÇÖZÜM, SERTLİK DEĞİL REFORM!”

upa-admin 13 Ocak 2026 87 Okunma 0
PROF. DR. OZAN ÖRMECİ ÜHA İÇİN YORUMLADI: “İRAN’DA ÇÖZÜM, SERTLİK DEĞİL REFORM!”

İran’da ülke genelinde yayılan ekonomik koşullara ve hayat pahalılığına tepki gösteren protestolar ve bu süreçte yaşanan can kayıplarını değerlendiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ozan Örmeci, İran rejiminin, başlarda yumuşak tepkilerine karşın giderek sertleşmeye başladığını söyledi. Rejimin yıkılmasının Tahran’ın sahip olduğu köklü devlet geleneği nedeniyle o kadar da kolay olmadığını dile getiren Prof. Dr. Örmeci, “Ancak elbette ABD ve İsrail gibi dış güçlerin doğrudan müdahalesi durumunda olaylar farklı bir yönde gelişebilir.” dedi. İran’ın öncelikle yaptırımlardan kurtulması ve kalkınmaya odaklanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Örmeci, “Yine rejimin kadın giyimi, gençlerin yaşamları gibi konularda daha özgürlükçü bir tavır alması yerinde olabilir.” diye konuştu.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ozan Örmeci, İran’da ülke genelinde yayılan ekonomik koşullara ve hayat pahalılığına tepki gösteren protestolar ve bu süreçte yaşanan can kayıplarını değerlendirdi.

Riyalin değer kaybı alım gücünü ciddi biçimde düşürdü

Sahadan sağlıklı bilgi almanın zorlaştığına ve ülkede ciddi internet kısıtlamaları uygulandığına dikkat çeken Prof. Dr. Ozan Örmeci, protestoların başlangıç noktası ve seyriyle ilgili önemli tespitlerde bulundu.

“Protestoların önce ekonomik taleplerle başladığı anlaşılıyor…”

İran’daki protestoların ilk olarak ekonomik taleplerle başladığını belirten Prof. Dr. Örmeci, “Sahadan bilgi almak kolay olmadığı ve İran’da şu sıralar internet üzerinde büyük bir kısıtlamaya gidildiği için doğru bilgilere ulaşmak zor olsa da Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki İran uzmanlarıyla yaptığım görüşmeler neticesinde protestoların önce ekonomik taleplerle başladığı anlaşılıyor. Özellikle İran para birimi riyalin devalüe olması nedeniyle alım gücü ciddi biçimde düşen vatandaşlar rejime tepki göstermeye başladı.” dedi.

Ekonomik temelli başlayan tepki siyasi nitelik kazandı…

Prof. Dr. Örmeci, ekonomik temelli tepkilerin zamanla siyasi bir nitelik kazandığını vurgulayarak, “İran’daki molla rejiminin geleneksel sorunları olan kadın özgürlükleri, farklı etnik ve dini gruplarla ilişkiler ve hayat standartları düşük olan gençlerin saldırgan aktivizmi gibi temalar üzerinden gelişmiştir. Rejim başlarda silah kullanımını yasaklasa da zamanla karşılıklı şiddet kullanımı başlamış ve nitekim olaylardaki ölü sayısının 500’ü geçtiği belirtilmiştir.” diye konuştu.

Gençler ve kadınlar protestolarda her zaman ön planda

Prof. Dr. Örmeci, İran’daki protesto kültürüne dikkat çekerek, şunları söyledi:“Yeşil Hareket dönemi ve Mahsa Amini protestolarını incelediğimizde, daha ziyade gençler ve kadınların İran’daki protestolara çok yoğun olarak katıldıkları ve olaylar organize olmasa da genel rejim memnuniyetsizliği nedeniyle patlamaya hazır bir kitlenin İran’da sürekli var olduğu bilinmektedir. Bu defa bu geleneksel muhalif gruplara ekonomik zorluklardan bıkan esnaflar da eklenince, olayların kısa sürede büyümesi zemin kazanmış ve gösteriler daha geniş katılıma sahne olmuştur. Ayrıca göstericilerin sosyal medya platformlarını kullanarak haberleştikleri ve organize oldukları anlaşılınca, bu yönde büyük kısıtlamalara gidilmiş ve İran’daki muhaliflere destek olmak amacıyla Amerikalı iş insanı Elon Musk, Starklink uydularını göndermiştir. Zamanla devletin tedbirleri nedeniyle İran’ın tüm internet erişimi kesilmiştir. Bu bağlamda, elbette yabancı devletlerin kışkırtmaları da bu tarz süreçlerde etkilidir ki İsrail ve ABD’nin İran içerisinde operasyonlar yapabildiğine kısa süre önce tanıklık etmiştik.

Köklü devlet geleneğine sahip İran’da rejimin yıkılması o kadar da kolay değil!

İran rejiminin, başlarda yumuşak tepkilerine karşın giderek sertleşmeye başladığını ve şiddet kullanan göstericileri şiddetle bastırma amacında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Örmeci, “Bu, tüm rejimlerde olduğu gibi otoriter bir yönetim sistemi olan İran’da da geçerli bir durum olup, devlet otoritesinin iç dinamikler nedeniyle kendiliğinden kaybolması ve rejimin yıkılması -Tahran’ın sahip olduğu köklü devlet geleneği nedeniyle- o kadar da kolay değildir. Ancak elbette ABD ve İsrail gibi dış güçlerin doğrudan müdahalesi durumunda olaylar farklı bir yönde gelişebilir.” ifadesinde bulundu.

Rejim meşruiyeti sarsılıyor ancak tamamen kaybolmuş değil

Protestoların rejimin meşruiyeti üzerindeki etkisini de değerlendiren Prof. Dr. Örmeci, “Rejim, daha ziyade yolsuzluk, ekonomik kaynakların verimsiz kullanımı, yasakçılık, adam kayırmaya dayalı liyakatsizlik düzeni, beceriksizlik ve ABD gibi tehlikeli büyük devletlerle iyi ilişkiler kuramaması nedeniyle İran halkını zora sokması gibi temalar üzerinden şiddetle eleştirilmektedir. İran halkında protesto ve isyan kültürü çok güçlü olup, 1979’da bundan istifade eden İslamcılar, şimdi bundan yakınmaktadırlar. Protestolar rejimin meşruiyetini ciddi anlamda sarsmakta, ancak meşruiyetin kaybolduğuna dair henüz elde somut bir veri bulunmamaktadır. Çünkü devletin tüm ideolojik aygıtlarıyla yaklaşık 50 yıldır Şahlık anti-propagandasına maruz kalan İran halkının sıfırdan yeni bir ezbere alışması kolay değildir.” dedi.

ABD algısı İran’da değişiyor

ABD’nin olası müdahalesinin protestolara etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Örmeci, “ABD, özellikle de Donald Trump yönetimi, rejimin propaganda çabaları sonucunda İran’da aslında geleneksel bir nefret objesi, hatta Humeyni’nin deyimiyle ‘büyük şeytan’ iken, son yıllarda ülkedeki sosyoekonomik, siyasal ve güvenlik sorunlarının derinleşmesi neticesinde özellikle gençlerin sıcak baktığı bir dış güç haline gelmeye başlamıştır. Keza devrik Şah Pehlevi’nin oğlu Rıza Pehlevi’ye verilen dış ve iç desteğin de son dönemde arttığı görülmektedir. Batı’nın açıklamalarına İran’dan erişim sınırlı olsa da İran’ın yurt dışında yaşayan büyük bir diaspora topluluğunun olması ve bunların genelde rejim karşıtı olması sebebiyle dışarıdaki tepkiler içeriye de kanalize olmaktadır.” şeklinde konuştu.

Rejim değişimi zor, istikrarsızlık devam edebilir

Protestoların rejim değişimiyle sonuçlanmasının kısa vadede zor olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Örmeci, şu değerlendirmede bulundu: “Bu protestoların İran’da rejimi değiştirip değiştiremeyeceğini öngörmek için yeterince somut bilgi ve veri yoktur. Ancak önceki deneyimler temelinde, rejimin yerinde kalacağı ve protestoların hem güvenlik güçlerince bastırılma hem de sönümlenme yoluyla zaman içerisinde cılızlaşacağını öngörebilirim. Bu ise kuşkusuz, İran’ın sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmemekte ve ülkenin istikrarsız yönetiminin devam edeceğine delalet etmektedir. Tahran’ın bu konuda aşama yapabilmesi için ABD yaptırımlarının en azından bir bölümünden kurtulması, bunun için de nükleer programı yerine kalkınmaya odaklanması gerekmektedir.

“Rejimin reform yoluyla dönüşümü Ankara açısından daha kabul edilebilir bir seçenek”

İran’ın öncelikle yaptırımlardan kurtulması ve kalkınmaya odaklanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Örmeci, “Yine rejimin kadın giyimi, gençlerin yaşamları gibi konularda daha özgürlükçü bir tavır alması yerinde olabilir. Ancak bu tarz sert ideolojilere dayalı rejimler, ilginçtir ki taviz verdikçe yıkılma sürecine de girebilirler. Bu nedenle, Çin’deki 1980’ler deneyimi de göz önünde tutulursa, olayların günlük yaşamı bozduğu bir zamanlamada asayiş ve güvenliğin sağlanması ve sonrasında da kalkınma sürecinin başlatılması yerinde olacaktır. Türkiye açısından da İran’daki gelişmeler kritik mahiyette olup, rejimin devrim yerine reform yoluyla dönüşümü Ankara açısından daha kabul edilebilir bir seçenektir. Ancak bu reformların toplumla bağlantı kuracak olan gerekli sivil toplum kanallarının olmadığı bir ortamda gerçekleştirilmesi de kolay bir iş değildir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Kaynak: Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.