Giriş
2027 yılı Nisan ayında ikinci ve son Cumhurbaşkanlığı dönemi sona erecek olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 9 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde iç siyasetten ziyade dış politikada iz bırakmış bir lider olarak tarihe geçmiştir. Öyle ki, özellikle Avrupa Birliği’nin geleceği ve stratejik özerkliği adına yapmış olduğu uluslararası konuşmalarla hatırlanacak olan Macron, sık sık dış temaslar yaparak ülke içerisindeki sıkıntıları ve kendisine yönelik protestoları unutturmaya ve ülkesini uluslararası siyasetin gündeminde tutmaya çalışmıştır. Bu yazıda, Macron’un 31 Mart-3 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleşen ve Japonya ile Güney Kore’yi kapsayan Asya turu değerlendirilecektir. Bu analiz öncesinde, Fransız reis-i cumhurunun ziyaret frekansları da analiz edilecektir.
Macron’un uluslararası ziyaretleri: AB temelli ‘Küresel Güç’ olma isteğinin tezahürü
Fransa Beşinci Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı olan Emmanuel Macron, Avrupa Birliği (AB) odaklı düşünen ve hareket eden ve liberalizm ve küreselleşme savunusuyla dikkat çeken bir Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçmiştir. Macron, güçlü Avrupacı eğilimlerinin ve AB toplantılarının doğal sonucu olarak, 9 yıllık süreçte en çok (58 defa) AB’nin başkenti kabul edilen Brüksel’i içeren Belçika’yı ziyaret etmiştir. İkinci sırada yer alan Almanya’yı 37 defa ziyaret eden Macron, AB dışında olmasına karşın Avrupa güvenliği açısından kritik konumdaki Birleşik Krallık’ı da tam 13 defa resmi olarak ziyaret ederek bu ülkeye verdiği önemi teyit etmiştir. İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri’ne 11’er defa giden 8. Fransız Cumhurbaşkanı, İsviçre’yi 8, İspanya ve Mısır’ı 6, Hollanda, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni 5, Portekiz, Vatikan, Rusya, Çin, Japonya ve Hindistan’ı ise 4’er kez ziyaret etmiştir.

Cumhurbaşkanı Macron’un dış ziyaret frekansı (açıktan koyuya doğru sayı artıyor)
Yukarıdaki haritadan da anlaşılabileceği üzere, Emmanuel Macron, dış ziyaretlerini daha çok Avrupa ülkeleri ve ABD’ye yaparken, Batıcı eğilimlerini sergilemiş; ayrıca Fransız ve AB çıkarları açısından önemli olan bazı Ortadoğu (Mısır, Katar, BAE) ve Asya (Çin, Japonya, Hindistan, Rusya) ülkelerini sık sık ziyaret etmeyi tercih etmiştir. İlginçtir ki, Türkiye’ye hiçbir devlet veya çalışma ziyaretinde bulunmayan Macron, yalnızca 2018’in Ekim ayında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın düzenlediği Suriye özel zirvesine katılmış ve Ankara ile yaşadığı görüş ayrılıklarını ve ülkemizle bozulan ilişkileri net şekilde ortaya koymuştur. Macron, bu Avrupacı ve Batıcı çizgisiyle, bizce, Cumhurbaşkanlığı sonrasında Batılı bir uluslararası kurumda üst düzey görev yapmaya da aday durumdadır.
Macron’un 2026 Asya Turu: Japonya ile sıcak ilişkiler, Güney Kore ile diplomatik ilişkilerinin tesisinin 140. yıldönümünde ilk ziyaret
Asya turuna 31 Mart-2 Nisan 2026 tarihleri arasında 3 gün süren 4. Japonya ziyareti ile başlayan Emmanuel Macron, bu ziyaretinde Japon İmparatoru Naruhito ve ailesini ziyaret etmiş ve Japonya’nın yeni LDP’li Başbakanı Sanae Takaichi ile de bir çalışma yemeği yiyerek ikili ilişkileri değerlendirmiştir. İyi geçen bu temaslar, daha çok medyatik yönleriyle uluslararası basında yer etmiştir.

Macron çifti Japon İmparatorluk Sarayı’nda
Eşi Brigitte Macron ile Japon İmparatoru Naruhito ve eşini 2021 Tokyo Olimpiyatları sonrasında ilk kez ziyaret eden Macron, sembolik görevi olan Japon İmparatoru ile daha ziyade diplomatik nezaket ve kültürel ilişkilere dayalı kısa bir görüşme gerçekleştirmiştir. Macron’un Başbakan Takaichi ile görüşmeleri ise devletler arası ekonomik ve siyasi ilişkileri kapsayan ve İran Savaşı konusunu içeren daha yoğun bir gündeme sahip olsa da, uluslararası basına daha ziyade iki liderin birbirlerine yaptıkları “Dragon Ball” çizgi filmi hareketiyle konu olmuştur. Geçtiğimiz Aralık ayındaki Çin ziyareti sonrasında Macron’un Japonya’ya yaptığı ziyaret, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın teyidi ve Çin’le ilişkileri gerilen Japonya’ya verilen destek anlamında oldukça önemlidir.

Uluslararası siyasetin ‘Dragon Ball’ gündemi!
Japonya ziyareti sonrasında Güney Kore’ye geçen Macron, burada da Başbakan Lee Jae-myung ile görüşmüş ve Fransa-Güney Kore resmi diplomatik ilişkilerinin kurulmasının 140. yıldönümünde ilk kez bu ülkeyi ziyaret etmiştir. Bu ziyaret vesilesiyle Paris ile Seul arasındaki ilişkileri enerji, güvenlik ve yapay zekâ alanlarında geliştirmeyi amaçlayan bazı anlaşmalara imza atılmış ve “stratejik ortaklık” görüşü teyit edilmiştir. Emmanuel Macron, ayrıca Güney Kore ziyareti sırasında yine gündem yaratan bazı açıklamalara imza atmış ve 21. yüzyılda Avrupalı devletlerin ABD veya Çin güdümüne girmemek için birlikte üçüncü ve bağımsız bir blok oluşturmaları gerektirdiğini ifade etmiştir. Macron, ayrıca hem Japonya, hem de Güney Kore ziyaretinde İran Savaşı’na değinmiş ve askeri değil, diplomatik yöntemlerin tercih edilmesi noktasında her iki ülkeyle de mutabık olduklarını kaydetmiştir.

Macron ile Lee Jae-myung
Sonuç
Sonuç olarak, önümüzdeki günlerde 2026 NATO Zirvesi için ikinci kez Türkiye’ye gelecek olan Emmanuel Macron, Türkiye-Fransa ilişkilerinin iyi olmadığı bir dönemde görev yapan Avrupacı bir Fransız Cumhurbaşkanı olmuştur. Macron, ilişkilerin daha da bozulmaması adına Cumhurbaşkanı Erdoğan’la diyalog kanallarını açık tutarak ikili ilişkilerde olası bir kopmayı önlese de, ilişkileri geliştirme konusunda pek de başarılı olamamış ve 9 yıllık Cumhurbaşkanlığının özellikle ilk yıllarında Türk-Fransız ilişkileri sürekli krizlerle anılır olmuştur. Son olarak, Nisan ayında Vatikan, Ermenistan ve Kıbrıs’ı ziyaret edecek olan Macron’un demokrasiye verdiği önem nedeniyle Türkiye ile ilişkilere çok sıcak yaklaşmadığı ve dış siyaset ve ekonomik girişimlerinde öncelikle demokratik rejimleri olan ülkeleri tercih ettiği belirtilebilir. Buna karşın, Macron’un ABD-Çin dengesi konusunda yaptığı açılımlar ve yine Avrupa Birliği’nin özerkliği ve kendi savunmasını sağlaması konusundaki girişimleri oldukça önemli ve tarihsel niteliktedir.
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

























































