TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA ‘BEDİR İTTİFAKI’ DÖNEMİ

upa-admin 22 Ekim 2026 72 Okunma 0
TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA ‘BEDİR İTTİFAKI’ DÖNEMİ

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinin ilerlememesi nedeniyle başlattığı çok boyutlu dış politika yönelim sürecinde bu yılın Ağustos ayında Suudi Arabistan ve Pakistan’la oluşturulan Mekke İttifakı‘nın yanı sıra, şimdi de Katar, Pakistan ve Endonezya ile “Bedir İttifakı” olarak adlandırılan bir mutabakat zaptının imzalanması dikkat çekici bir gelişme olmuştur. Bu yazıda, Bedir İttifakı olarak adlandırılan bu mutabakat zaptının içeriği ve önemi değerlendirilecektir.

Ekim 2026’da Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya gibi Müslüman nüfuslu etkili devletler arasında imzalanan ve savunma sanayisi ve askerî iş birliğini güçlendirmek amacındaki çok taraflı bir stratejik pakt olan Bedir İttifakı, Türkiye’nin son yıllarda Avrupa ile yaşadığı sorunlar temelinde Türk ve İslam dünyasına yönelmesinin bir diğer emaresi olmuştur. Katar’ın başkenti Doha’da, önceki gün Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Saud bin Abdulrahman bin Hasan Al Sani, Endonezya Savunma Bakanı Yardımcısı Yusuf Jauharı, Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammed Asıf ve Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler tarafından imzalanan pakt, üye devletler arasında askerî üretim alanında iş birliğini teşvik etmeyi, dört ülkenin askerî kabiliyetlerini güçlendirmeyi ve teknik, askerî, eğitim, araştırma ve geliştirme konularında iş birliğini desteklemeyi amaçlamaktadır. Milli Savunma Bakanlığı, bu konudaki açıklamasında, paktın askeri üretimde iş birliğini teşvik etmeyi, dört ülkenin askeri kabiliyetini güçlendirmeyi ve teknik askeri eğitim ile AR-GE konularında iş birliği yapmayı amaçladığını duyurmuştur.

İttifaka adını veren “Bedir” sözcüğü, Arapça’da “dolunay” anlamına gelmekte olup, bu dört ülkenin birleşimiyle gökyüzünde tam bir dolunayın oluşmasını simgelemektedir. Bu mutabakat, daha önce Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke İttifakı’nın ardından İslam dünyasındaki ikinci büyük stratejik savunma adımı olarak öne çıkmaktadır. Ankara, bu şekilde son dönemde Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi/Yönetimi ikilisi nedeniyle AB ile yaşanan sorunlar temelinde, KKTC’nin yaşatılması, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanlarının korunması ve gelişmekte olan Türk savunma sanayisine yeni pazarlar bulunması temelinde İslam dünyasına yönelimini sürdürmektedir. Ancak bu, kuşkusuz, Türkiye’nin laik devlet yapısından vazgeçtiği anlamına gelmemekte ve dış politikada ulusal çıkarların maksimize edilmesini amaçlayan realist bir ton taşımaktadır.

İngilizce olarak “Badr Agreement” adı verilen ittifak, çatışmaların ve belirsizliklerin arttığı bir dönemde, Müslüman devletlerin birbirlerine yönelerek, güvenmedikleri Batı dünyasıyla ilişkilerini çeşitlendirme girişimlerini de yansıtmaktadır. Ancak elbette bu tarz yeni ittifak girişimlerinin başarısı ve ciddiyeti, ancak zaman içerisinde çeşitli zorluklarla test edildiğinde ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, bu güzel girişim nedeniyle Türkiye’yi kutlarken, klasik dış politika parametrelerinin de bir anda gözden çıkarılmaması gerektiğini hatırlatıyoruz.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.