SEUL’DAN ANKARA’YA: CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN GÜNEY KORE ZİYARETİ VE STRATEJİK ORTAKLIĞIN YENİ GÜNDEMİ

upa-admin 03 Kasım 2026 81 Okunma 0
SEUL’DAN ANKARA’YA: CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN GÜNEY KORE ZİYARETİ VE STRATEJİK ORTAKLIĞIN YENİ GÜNDEMİ

Giriş

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1–4 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleştirdiği Güney Kore ziyareti, iki ülke arasındaki tarihî dostluğun ötesine geçen yeni bir iş birliği arayışını ortaya koyuyor. Nitekim 3 Kasım’da Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung ile yapılan görüşmelerde nükleer enerji, savunma sanayii, kritik mineraller, ticaret ve ileri teknoloji alanlarında iş birliği teması öne çıktı. Ziyaret, 2027’de diplomatik ilişkilerin 70. yılına yaklaşılırken, 2012’de “stratejik ortaklık” düzeyine çıkarılan ilişkilerin daha somut alanlarda derinleştirilmesi için bir fırsat sundu.

Tarihî yakınlıktan işlevsel ortaklığa

Türkiye ile Güney Kore arasındaki ilişkilerin güçlü bir tarihî ve toplumsal zemini var. Kore Savaşı’na Türkiye’nin asker göndermesi, Kore kamuoyunda Türkiye’ye yönelik özel bir yakınlık yarattı. Bu yakınlık, zamanla artan kültürel, toplumsal ve ekonomik ilişkilerle daha da gelişti. Ancak bugün iki ülke arasındaki bağın kalıcılığı, tarihî hatıranın ötesinde ekonomik, teknolojik ve güvenlik alanlarında üretilecek sonuçlara bağlı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 8 yıl aradan sonra Seul’e gerçekleştirdiği ziyaret ve Lee’nin 2025’te Türkiye’ye yaptığı ziyaret, üst düzey temasların sıklaştığını gösteriyor. Seul’deki liderler görüşmesinde, önceki mutabakatların uygulanma durumu da ele alındı. Bu nokta önemli: İkili ilişkilere artık yeni anlaşmalar eklemek kadar, daha önce alınan kararları yatırım, üretim ve ortak projelere dönüştürmek de yön verecek.

Nükleer enerji: Sinop için fırsat, uzun vadeli sınav

Ziyaretin öne çıkan başlıklarından biri Türkiye’de planlanan nükleer enerji projeleriydi. Türkiye Nükleer Enerji A.Ş. (TÜNAŞ) ile Kore İhracat-İthalat Bankası (KEXIM) arasında imzalanan mutabakat, nükleer güç projeleri için olası finansman modellerini değerlendirecek bir çerçeve kuruyor. Güney Kore’nin Sinop’taki nükleer santral projesine olası katılımı da görüşmelerin gündemindeydi. Bununla birlikte, imzalanan belge, tek başına santralin finansmanının veya inşasının kesinleştiği anlamına gelmiyor; proje için teknoloji, maliyet, finansman, yerel katkı ve risk paylaşımı gibi başlıkların ayrıca netleşmesi gerekecek.

Güney Kore’nin nükleer enerji alanındaki deneyimi, Türkiye’nin enerji arzını çeşitlendirme hedefiyle örtüşebilir. Fakat büyük ölçekli nükleer yatırımlar uzun vadeli mali yükümlülükler de doğurur. Bu nedenle, iş birliğinin başarısı, sadece yatırımın başlamasına değil, finansman koşullarının şeffaflığına, teknoloji ve insan kaynağı kazanımına, yerli tedarik zincirinin gelişmesine ve projenin ekonomik sürdürülebilirliğine bağlı olacaktır.

Savunma sanayii ve üçüncü ülke pazarları

Savunma sanayii, iki ülkenin son yıllarda somut iş birliği geliştirdiği alanlardan biri. Erdoğan, Fırtına obüsü ve Altay tankı gibi projelerdeki deneyimin yeni ortak çalışmalara zemin oluşturabileceğini belirtti. Lee de, savunma iş birliğinin derinleştirilmesi ve üçüncü ülke pazarlarında ortak ihracat imkânlarının değerlendirilmesi yönünde mesaj verdi.

Bu yaklaşım, iki tarafın savunma sanayii kapasitesini birbirini tamamlayacak şekilde kullanma arayışına işaret ediyor. Türkiye’nin çevre bölgelerdeki pazar ve saha deneyimi ile Güney Kore’nin sanayi, elektronik ve üretim kapasitesi ortak projelerde avantaj sağlayabilir. Ancak ortak üretim ve ihracat hedeflerinin gerçekleşmesi; teknoloji paylaşımının kapsamı, fikrî mülkiyet, ihracat izinleri ve üçüncü ülkelerdeki rekabet gibi konularda yapılacak düzenlemelere bağlıdır. Dolayısıyla, siyasi iradenin, proje bazında açık ve uygulanabilir anlaşmalara dönüşmesi gerekecek.

Kritik mineraller ve ileri teknoloji

Enerji ve madencilik alanındaki mutabakatlar, iş birliğini geleneksel sanayi sektörlerinin ötesine taşıma potansiyeline sahiptir. İki ülke; nadir toprak elementleri ve kritik minerallerin tespiti, işlenmesi, rafine edilmesi ve geri dönüştürülmesi ile ortak araştırma projelerini gündeme aldı. Enerji iş birliği çerçevesinde nükleer ve yenilenebilir enerji, hidrojen, enerji verimliliği ve akıllı şebekeler de yer aldı. TÜNAŞ–KEXIM mutabakatına ek olarak bu alanlarda iki bakanlık mutabakatı imzalandı.

Bu başlıkların stratejik önemi, kritik minerallerin batarya, yarı iletken, savunma ve temiz enerji teknolojilerindeki rolünden kaynaklanıyor. Türkiye açısından asıl kazanç, kaynakların yalnızca çıkarılması veya ihraç edilmesi değil; işleme, rafinaj, geri dönüşüm ve ileri üretim kapasitesinin ülke içinde geliştirilmesidir. Ortak Ar-Ge ve teknoloji transferi gibi unsurlar anlaşmaların uygulamasına yerleştirilirse, iş birliği daha yüksek katma değer yaratabilir.

Erdoğan’ın yapay zekâ, batarya ve yarı iletkenler gibi alanlarda Güney Kore ile iş birliğine verdiği önem de bu çerçevede değerlendirilebilir. Ancak bu alanlar yüksek yatırım, nitelikli insan kaynağı ve uzun dönemli sanayi politikası gerektiriyor. Mutabakatların sonuç verebilmesi için firmalar, üniversiteler ve kamu kurumları arasında düzenli çalışan mekanizmaların kurulması önemli.

Ticaret hedefi ve dengesizlik meselesi

Liderler, geçen yıl 11 milyar doları aşan ikili ticaret hacmini daha önce belirlenen 15 milyar dolarlık hedefe taşıma konusunu görüştü. Ayrıca mevcut serbest ticaret anlaşmasının günün koşullarına göre güncellenmesi gündeme geldi. Türkiye tarafı, ticaret hacminin büyümesinin yanında bunun dengeli ve sürdürülebilir olmasını vurguladı. Güney Kore Cumhurbaşkanlığı’nın açıklaması da iki tarafın ticaret dengesizliği, yatırımın artırılması ve sanayi-teknoloji iş birliği ihtiyacını kabul ettiğini belirtiyor.

Bu vurgu, ilişkilerin ekonomik boyutundaki temel gerilimi gösteriyor: Toplam ticaretin artması, Türkiye’nin ihracat kapasitesinin ve üretimden aldığı payın da aynı ölçüde geliştiği anlamına gelmeyebilir. Bu nedenle, serbest ticaret anlaşmasının güncellenmesi, yalnızca ticaret hacmini büyütmeye değil, Türkiye’nin Güney Kore pazarına erişimini, yatırım çekmesini ve ortak üretim kapasitesini artırmaya hizmet etmeli. 15 milyar dolarlık hedefin niteliği, rakamın kendisi kadar önem taşıyor.

Bölgesel ve çok taraflı diplomasi

Ziyaretin gündemi ikili ekonomik ilişkilerle sınırlı kalmadı. Liderler, Birleşmiş Milletler, G20 ve MIKTA gibi platformlarda iş birliğini ilerletme ve bölgesel gelişmeler hakkında istişare etme iradesi ortaya koydu. Kore Yarımadası’nda barış ve istikrar, Ukrayna’daki savaş ve Ortadoğu’daki gelişmeler de görüşülen konular arasındaydı.

Türkiye ve Güney Kore, farklı coğrafyalarda güvenlik kaygıları bulunan ve küresel yönetişim platformlarında daha etkin rol arayan iki orta güç. Bu ortaklık, tarafların her konuda aynı pozisyonda olduğu anlamına gelmiyor; ancak düzenli diyalog, belirli konularda eşgüdüm ve çok taraflı platformlarda iş birliği için alan açıyor. Bunun etkisi, ortak açıklamaların ötesinde, somut diplomatik girişimlerde ve devamlı istişare mekanizmalarında görülecek.

Sonuç: Ziyaretin değeri uygulama aşamasında belli olacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Güney Kore ziyareti, tarihî yakınlığı enerji, savunma, madencilik, teknoloji ve ticaret alanlarında daha işlevsel bir ortaklığa dönüştürme çabasını yansıtıyor. İmzalanan mutabakatlar ve belirlenen hedefler, iki ülkenin iş birliğini genişletmek istediğini gösteriyor. Bununla birlikte mutabakatlar, kendi başlarına yatırım veya ortak üretim garantisi vermiyor.

Önümüzdeki dönemde değerlendirilecek temel ölçütler; Sinop nükleer santrali için somut kararların alınıp alınmayacağı, savunma projelerinde ortak üretimin kapsamı, kritik minerallerde yerli işleme ve teknoloji kapasitesinin geliştirilmesi ve ticaret hacmi artarken ekonomik dengesizliğin azaltılıp azaltılamayacağı olacak. 2027’deki 70. yıl dönümü, bu başlıkların sonuçlarını değerlendirmek için sembolik bir eşik sunuyor. Seul temaslarının kalıcı etkisi, tarihî dostluk söyleminin ötesinde, iki ülkenin birlikte ürettiği somut ve karşılıklı fayda sağlayan projelerle ölçülecek.

Dr. Oğuzhan MANİOĞLU

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.