BREZİLYA’DA LULA NASIL KAZANDI? YOKSULLUK, KUTUPLAŞMA VE SAĞ POPÜLİZMİN SINIRLARI

upa-admin 02 Kasım 2026 81 Okunma 0
BREZİLYA’DA LULA NASIL KAZANDI? YOKSULLUK, KUTUPLAŞMA VE SAĞ POPÜLİZMİN SINIRLARI

Giriş

Brezilya’da 25 Ekim’de sonuçlanan ikinci tur Başkanlık seçimleri, dünya siyasetinde sağa doğru esen rüzgâra rağmen solun hâlâ güçlü bir toplumsal karşılık bulabildiğini gösterdi. Mevcut Başkan Luiz Inácio Lula da Silva, aşırı sağın popüler adayı Flávio Bolsonaro karşısında oyların yüzde 51,79’unu alarak yeniden seçildi. Ancak bu zafer, yalnızca bir seçim sonucundan ibaret değildi. Yıllar önce yolsuzluk suçlamalarıyla hapse giren, siyasi geleceği sona ermiş gibi görülen Lula, şimdi ülkesini 4. kez yönetmeye hazırlanıyor. Peki, Brezilya’da sol nasıl yeniden ayağa kalktı? Lula’nın bu dönüşünün ardında ne vardı? Bu soruların yanıtlarını, ülkenin son 23 yıllık siyasi tarihine bakarak arayalım.

Sağ Dalgaya Karşı Solun Zaferi

2003 yılında, Luiz Inácio Lula da Silva, yıllarca ekonomik istikrarsızlık ve derin toplumsal eşitsizliklerle boğuşan Brezilya’da, özellikle emekçi ve yoksul kesimler için büyük bir umut olarak iktidara geldi. Bir zamanlar metal işçisi olarak fabrikalarda çalışan, sendikal mücadele içinde yetişen ve İşçi Partisi’nin kurucuları arasında yer alan Lula, ülkesinin emekçi sınıflarına yabancı bir siyasetçi değildi. Onun hikâyesi, yoksul bir işçi ailesinden çıkan bir insanın, yıllar süren siyasi mücadelenin ardından ülkenin en yüksek makamına ulaşmasının hikâyesiydi. Bu geçmiş, Lula’ya yalnızca siyasi bir kimlik değil, Brezilya’nın geniş emekçi kesimleriyle güçlü bir bağ da kazandırdı.

2002 seçimlerini kazanarak 2003’te başkanlık koltuğuna oturan Lula, 2010 yılına kadar süren iki döneminde ülkenin toplumsal yapısında önemli değişimlere imza attı. “Bolsa Família” başta olmak üzere sosyal yardım programlarını genişletti; asgari ücretteki artışlar ve yoksul ailelerin gelirini destekleyen politikalar sayesinde milyonlarca insanın tüketim piyasasına katılımının önünü açtı. Bu politikalar, uluslararası emtia talebinin yükseldiği ve Brezilya’nın ihracat gelirlerinin arttığı elverişli bir ekonomik ortamla birleşince, ülke güçlü bir büyüme dönemine girdi. Yoksulluğun ve gelir eşitsizliğinin azalması, Lula’nın halk nezdindeki desteğini pekiştirdi. 2006’da yeniden seçilen Lula, 2011’de görevini yine İşçi Partisi’nden Dilma Rousseff’e devretti.

Yolsuzluk Soruşturması ve Hapse Giden Yol

2014 yılına gelindiğinde, Brezilya büyük bir yolsuzluk skandalıyla sarsılıyordu. Başlangıçta yasadışı döviz işlemleri ve kara para aklamayı araştıran Lava Jato soruşturması, kısa sürede devlet kontrolündeki petrol devi Petrobras’a uzandı. Büyük inşaat şirketlerinin Petrobras ihaleleri karşılığında şirket yöneticilerine ve siyasi çevrelere rüşvet ödediği iddiaları, ülkenin en büyük yolsuzluk skandallarından birini ortaya çıkardı. Soruşturma, Petrobras’la sınırlı kalmadı; iktidardaki İşçi Partisi’ni (PT) de içine alan büyük bir siyasi krize dönüştü. Artık tartışılan yalnızca yolsuzluk değil, Brezilya’nın siyasi geleceğiydi.

Lula’nın adı da kısa sürede yolsuzluk soruşturmasının merkezine yerleşti. Guarujá’daki bir dubleks daireyle bağlantılı yolsuzluk ve kara para aklama suçlamalarından 2017’de mahkûm edildi. Temyiz mahkemesi, kararı 2018’de onadı. Lula, aynı yılın Nisan ayında cezaevine girdi ve yaklaşık 19 ay tutuklu kaldı. Hakkındaki karar nedeniyle 2018 başkanlık seçiminde aday olamadı. Bu sırada aşırı sağın adayı Jair Bolsonaro seçimi kazanarak iktidara geldi.

Bolsonaro Dönemi: Pandemi ve Ekonomik Sıkıntılar

Lula’nın hapse gönderilmesini, Brezilya solu, siyasi bir yargı operasyonu, hatta bir “yargı darbesi” olarak gördü. Ardından Jair Bolsonaro’nun iktidara geldiği yıllar başladı. Bolsonaro, COVID-19 salgınının tehlikesini küçümseyen açıklamaları ve kısıtlamalara karşı tavrıyla büyük tepki topladı. Pandemi, Brezilya’nın sağlık sistemini zorlarken ekonomiyi de ağır biçimde sarstı. Ekonomik sıkıntılar ve yolsuzluk tartışmaları, kendisini düzenin dışından gelen bir siyasetçi olarak sunan Bolsonaro’nun iktidarını da yıprattı.

Basınla, yargıyla ve siyasi rakipleriyle sık sık çatışan Bolsonaro, bir yandan kendi seçmenlerini harekete geçirirken diğer yandan parçalı muhalefetin ortak bir zeminde buluşmasına katkıda bulundu. Kongrede kalıcı bir çoğunluk kurmakta zorlanan hükümet, piyasa yanlısı reformlara ve özelleştirmelere yöneldi. Ancak pandemi sonrasında derinleşen ekonomik sıkıntılar, gelir kaybı ve yükselen gıda fiyatları, özellikle dar gelirli kesimlerin yaşamını daha da zorlaştırdı. Enflasyon ve işsizlikteki gerileme ise seçmenlerin geçim sıkıntısını ortadan kaldırmaya yetmedi.

2021’de Brezilya Yüksek Mahkemesi, Lula hakkındaki mahkûmiyet kararlarını iptal etti ve siyasi haklarının önünü açtı. Böylece Lula, 2022 seçimlerine yeniden aday olabildi. İkinci turda Jair Bolsonaro’yu kıl payı mağlup ederek 12 yıl aradan sonra yeniden Başkan seçildi. Brezilya’da Lula dönemi bir kez daha başlamıştı.

Bolsonaro’nun seçim sistemine yönelik kanıtsız suçlamaları da yargıya taşındı. 2023’te mahkeme, siyasi gücünü kötüye kullandığı ve kamu iletişim araçlarını seçim çıkarları için kullandığı gerekçesiyle 8 yıl boyunca aday olmasını yasakladı. Ancak Bolsonaro’nun yargıyla hesaplaşması bununla sınırlı kalmadı. 2022 seçim yenilgisinin ardından darbe girişimi nedeniyle 27 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Lula’nın cezaevine girmesinden yıllar sonra bu kez Bolsonaro da mahkûm oldu; sağlık gerekçesiyle ev hapsine alındı.

Brezilya Dünya Soluna Umut Olabilir mi?

4 yıl sonra, 2026 seçimlerinde Lula’nın karşısında bu kez Jair Bolsonaro’nun oğlu Flávio Bolsonaro vardı. Son seçim tartışmalarından birinde Lula’nın iş kazasında kaybettiği parmağı üzerinden alaycı bir ifade kullanan Flávio, büyük tepki topladı. Ancak seçim, kişisel atışmaların ötesinde, Brezilya’nın nasıl bir gelecek istediğine dair bir mücadeleydi. 25 Ekim’de sonuçlanan ikinci turda Lula oyların yüzde 51,79’unu, Flávio Bolsonaro ise yüzde 48,21’ini aldı. Lula böylece dördüncü kez başkan seçilerek rakibini geride bıraktı.

Lula’nın yeniden seçilmesi, sosyal demokratların birçok ülkede güç kaybettiği ve sağ popülizmin yükseldiği bir dönemde dünya solu için yeni bir umut yarattı. Ancak seçim zaferi, Brezilya’nın yoksulluk, yolsuzluk ve organize suç gibi köklü sorunlarını kendiliğinden çözmeyecek. Asıl sınav şimdi başlıyor: Lula, sosyal devleti korurken ekonomik refahı arttırabilecek mi? Brezilya, son yıllarda yakaladığı büyümeyi toplumun geniş kesimlerine yayabilecek mi? Belki de daha büyük soru şu: Güney Amerika’dan yükselen bu sol dalga, dünyadaki sağ popülizmin yükselişine karşı kalıcı bir alternatif sunabilecek mi? Bunun cevabını yalnızca sandık değil, Lula’nın önümüzdeki yıllarda halkın hayatında yaratacağı değişim de verecek.

Ali EKİNCİEL

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.