AVUSTRALYA’DA SEÇİM: İLK İZLENİMLER

upa-admin 04 Temmuz 2016 1.041 Okunma 0
AVUSTRALYA’DA SEÇİM: İLK İZLENİMLER

2 Temmuz 2016 Cumartesi günü, Avustralyalılar, hem Parlamento, hem de Senato  seçimleri için sandık başındaydılar. Bu yazının yazıldığı 4 Temmuz akşamında henüz sonuçlar kesinleşmemesine karşın, 2 Temmuz öncesi seçimin ardından Parlamento’da çoğunluk sağlaması beklenen Liberal-Ulusal Koalisyon’un Avustralya İşçi Partisi karşısında beklenenden çok daha  zayıf bir performans gösterdiği ortaya çıkmış durumda.

Avustralya’da seçim sistemi, seçmenin Parlamento’da partiler, Senato’da ise partiler ya da adaylar arasında sıralama yapmasına dayanıyor. Parlamento seçimlerinde bir bölgede en çok oyu alan adayın % 50 çoğunluğu bulamaması durumunda, diğer adaylara oy veren seçmenlerin ikinci tercihleri devreye giriyor; bu durumda da o bölgedeki seçmenin yarısının oyuna erişilmezse, üçüncü ve dördüncü tercihlere bakılıyor. Bu sisteme göre, bir bölgede en çok oyu alan aday seçimleri kazanamayabiliyor. Örneğin, geçen Cumartesi günkü seçimlerde Victoria’daki Grey seçim bölgesinde ilk tercihler sonucunda Liberal Parti adayı, aldığı % 41 oy ile, Nick Xenophon Takımı’nın adayının % 28, İşçi Partisi adayının % 22 ve Yeşillerin adayının % 3 oyunun karşısında birinci çıkmasına karşın, ikinci tercihlerin devreye girmesinin ardından yarışı % 56’ya karşılık % 43 oranıyla geride götürmekteydi. Zira bu bölgede İşçi Partisi ve Yeşiller ikinci tercih olarak büyük oranda Nick Xenophon Takımı partisinin adayını işaretlemiş durumda. Buradan da anlaşılabileceği gibi, oy sayım süreci Türkiye’de alışık olduklarımızdan çok daha karmaşık ve bu nedenle özellikle 10 bölgede seçim sonuçları henüz tam olarak netleşmemiş durumda.

Aslında seçime giden süreç, 14 Eylül 2015’te başlamıştı. O tarihte 7 Eylül 2013 günü yapılan seçimlerde Avustralya İşçi Partisi’nin altı yıllık iktidarına ezici çoğunlukla kazanılan bir seçim zaferiyle son veren Tony Abbott liderliğindeki Liberal-Ulusal Koalisyon, “parti içi bir darbe” ile Abbott’ın yerine Malcolm Turnbull’u getirmişti. Bu lider değişiminin nedeni, Abbott liderliğindeki Liberal Koalisyon’un anketlerde sürekli İşçi Partisi’nin çok altında seyretmesiydi. Parti, muhafazakar Tony Abbott’dan ziyade daha kozmopolit ve uluslararası sermayeyi temsil eden liberal bankacı Malcolm Turnbull ile seçimlerde şanslarının daha fazla olduğunu hesap etmişti. Gerçekten de, liderlik değişiminin ardından, popüler Turnbull’un liderliği Liberal Koalisyon’u tüm anketlerde birinciliğe taşıdı. Başbakan Turnbull’un seçmenle yaşadığı bu balayından yararlanmak isteyen parti, ülkeyi çifte seçime götürme kumarını oynadı. Senato’da reddedileceğini bilerek, inşaat sektöründeki işçi-işveren pazarlık sürecine denetleyici bir üst kurum öngören yasa tasarısını Parlamento’dan geçirerek, hem Parlamento’nun, hem de Senato’nun kendini feshetmesini sağladılar.

Seçim sürecinde genel beklenti, Liberal-Ulusal Koalisyon’un Parlamento’da çoğunluğu sağlayacak 76 sayısına rahatlıkla erişeceği ve Senato’da ise küçük partilerin elenerek iktidar için kolay çalışılabilir bir aritmetiğe ulaşılacağı yönünde idi. Ancak şu ana kadar belli olan sonuçlara göre; Liberal-Ulusal Koalisyon 68, İşçi Partisi 67, Yeşiller 1, “orta yolcu” Nick Xenophon Takımı 1, sağ-muhafazakar Bob Katter’ın Partisi 1 ve bağımsızlar 2 üyelik kazanmış durumda. Kalan on bölgenin beşinde İşçi Partisi, dördünde Liberal-Ulusal Koalisyon ve birinde de Nick Xenophon Takımı adayı yarışı önde götürüyor. Bu koşullarda herhangi bir partinin 76 sayısına ulaşması zor görünüyor. Daha da ilginci, Liberal-Ulusal Koalisyon ile İşçi Partisi’nin eşit sayıda, 72’şer üyeye erişmesi durumunda, Başbakan’ın belirlenmesinin oldukça sorunlu olacağı  yorumları medyada yaygın olarak yapılmakta.

Seçim öncesinde, Liberal-Ulusal Parti, istikrar ve ekonomik büyüme temalı ve liderleri Malcolm Turnbull’un İşçi Partisi lideri Bill Shorten’a nazaran çok daha fazla olan popülerliğine dayanan bir kampanya yürüttü. İşçi Partisi’nin liderliğinde bulunan ve partinin sağ kanadından gelen eski bir sendika önderi olan Bill Shorten ise, bütün anketlerde Başbakanlığa Turnbull’dan daha az yakışan bir isim olarak görülüyordu. Ancak İşçi Partisi, tüm Avustralya’da ve özellikle en kalabalık Yeni Güney Galler ve Victoria eyaletlerinde çok yaygın ve güçlü olan örgütü ile oldukça agresif ve başarılı bir kampanya yürüttü. İşçi Partisi’nin kampanyası, sıradan vatandaşın yaşamına doğrudan etki eden sağlık ve eğitim alanlarına odaklanmıştı. Her şeyden önce, Avustralya’nın kamu sağlık sistemi olan Medicare’in özelleştirilmesi konusunu “Medicare’e dokundurtmayız” sloganı ile seçimin ana gündemi yapmayı başardılar. İşçi Partisi’nin “yüz bin dolarlık üniversite derecelerine hayır” sloganı, bir başka etkili kampanya unsuruydu. Liberal-Ulusal Parti’nin istikrar ve ekonomik  büyüme konularını oldukça genel ve soyut olarak kullanması, Avustralyalılarca günlük hayatlarına somut bir etki yapmayacak vaatler bütünü olarak görüldü.

Avustralya siyasal geleneklerine göre, iktidarda olan bir partinin üç senelik ilk dönemi sonrasında iktidarı kaybetmesi çok nadir rastlanan bir durum. Bu nedenle, şu an seçimlerde çoğunluk sayısına ulaşıp ulaşmadığı belli olmamasına rağmen, Liberal-Ulusal Parti’nin performansı Başbakan Turnbull’un siyasi geleceğini sorgulanır yapacaktır. Muhtemelen önümüzdeki sene içerisinde parti içerisinde liderlik yarışı göreceğiz. İşçi Partisi’nde ise, 2013’den bu yana liderliği sorgulanan Bill Shorten daha da güçlü hale gelecektir. Bu sonuçların ardından, sol kanattan Anthony Albanese ya da Tanya Plibersek’in Shorten’ın liderliğine karşı harekete geçme planlarını ertelemeleri mecburi görünüyor.

Senato ise, Avustralya seçmeninin göreceli olarak küçük partilere oy vermeye daha eğilimli olduğu bir seçim süreci sonrasında oluşuyor. Bu seçimlerde de, Senato, pek çok değişik grubun temsil edildiği bir platform olacağa benziyor. Oldukça kalabalık bir Yeşil Parti grubu ile Nick Xenophon Takımı senatörlerinin yanında, milliyetçi ve göçmen karşıtı Pauline Hanson’un listesinden üç ya da dört senatörün seçilmesi bekleniyor. Pedofili suçlarına cezaların artırılmasını kampanyasının temel teması yapan Derryn Hinch’in Adalet Partisi ile Tazmanya’nın önceliklerini ve emekli askerlerin haklarını savunan Jackie Lambie de, Senato’da muhtemel Liberal Parti ya da İşçi Partisi hükümetlerinin yasama sürecinde pazarlık etmek durumunda kalacakları diğer aktörler olacak.

Siyaseten Parlamento’da Liberal-Ulusal Koalisyon’un ya da İşçi Partisi’nin kuracağı hükümet çok ince hesaplara dayanacak olsa da, dahası, Senato’da yasaları onaylatmak kapsamlı görüşme ve pazarlıklara  bağlı kalacak gibi görünse de, Avustralya’nın siyasi kültürü ve güçlü ekonomisi, bu tarz durumların etkisini en aza indirgeyecek birikime sahip. Satın alma gücü paritesine göre Almanya ya da Büyük Britanya’dan bile daha fazla kişi başına düşen gayri safi gelir, 2015 yılında maden fiyatlarının dünya piyasalarındaki düşüşüne rağmen gelişmiş ülkeler için çok iyi bir rakam sayılabilecek % 2,5 oranında ekonomik büyüme ve yine 2015 yılı İnsani Gelişme Endeksi’ne göre dünyada ikinci sırada olan çok kalifiye ve eğitimli bir nüfusun varlığı, ülkede hükümet kurma konusunda oluşabilecek sıkıntıların çok da sarsıcı olmayacağının açık göstergeleri.

Dr. Murat YURTBİLİR

Australian National University

Leave A Response »