21. YÜZYILDA AVRASYA’DA TÜRKİYE VE RUSYA ARASINDAKİ ENERJİ(K) İLİŞKİLERİN YEPYENİ BİR BOYUTU OLARAK NÜKLEER ENERJİ İŞBİRLİĞİ

upa-admin 07 Nisan 2018 621 Okunma 0
21. YÜZYILDA AVRASYA’DA TÜRKİYE VE RUSYA ARASINDAKİ ENERJİ(K) İLİŞKİLERİN YEPYENİ BİR BOYUTU OLARAK NÜKLEER ENERJİ İŞBİRLİĞİ

Türkiye, Neden Nükleer Enerji’ye Gereksinim Duymaktadır?

Türkiye’nin enerji güvenliği bağlamında ele alınması gereken bir konu da Türkiye’de nükleer santral inşa edilmesidir. Ankara, ülke içindeki yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmenin yanı sıra, nükleerden enerji üretme yolunu da tercih etmiştir.[1] Enerji çeşitliliği ve arz güvenliği için 2023 senesine kadar toplam 15.000 megawatt (MW) kapasiteye sahip üç nükleer santralin faaliyete geçirilmesi hedeflenmektedir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın tahminine göre, “2023 senesine kadar Akkuyu ve Sinop Nükleer Santrallerinin devreye alınması halinde, hâlihazırdaki kurulu gücümüzün % 20’si nükleer santrallerden elde edilecek elektrikten meydana gelecektir.” Mersin Akkuyu’da inşa edilecek ilk nükleer santral için Rus devlet şirketi Rosatom’la kilovat saati 14 cent’e anlaşılmıştır. İkinci santralin ise Sinop’ta inşa edilmesi öngörülmektedir. Üçüncü nükleer santralin yapılacağı yer olarak ise Trakya bölgesindeki İğneada’nın adı ön plana çıkmaktadır. Ortalama senelik enerji talebi % 7-8 artan ve elektrik talep artışında Pekin’den sonra dünyada ikinci sırada bulunan Türkiye’nin enerji alanındaki kısa dönemli hedefi, nükleer santralin Türkiye’nin elektrik üretimindeki payını, 2020 itibariyle en azından % 5 seviyesine çıkarmaktır. Enerji ihtiyacı hesaplarına göre Rusya Federasyonu’na Mersin Akkuyu’da bir nükleer santral inşa ettirilmesi kararı AK Parti iktidarı tarafından alındı.[2] Mersin-Akkuyu’da kurulması düşünülen Türkiye’nin ilk nükleer santrali için 2004’te başlatılan çalışmalar neticesinde, Eylül 2008’de açılan ihaleye teklif sunan tek şirket, devlet destekli bir Rus firması oldu. Teklifin yüksekliği ve başka bir şirketin ihaleye katılmaması kamuoyunda tartışmalara neden olduysa da, Rusya Federasyonu’nun 18-20 milyar dolarlık bu projeye 7 milyar dolarlık bir finansman tedarik etmeyi taahhüt etmesi sonucunda teklif kabul edildi. Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin açtığı dava neticesinde, Danıştay, 10 Kasım 2009’da ihalenin temellendirildiği yönetmeliğin üç maddesinin yürürlüğünün durdurulması kararını aldı. Bu maddeler, nükleer santrale yer tahsisi ve aktif elektrik enerjisi birim satış fiyatını oluşturma usul ve esasları ile ilintiliydi. Bu karar ertesinde, Türkiye’de devletin genel enerji ve iktisat politikası doğrultusunda, elektrik ticaret ve taahhüt faaliyetlerini yürütmekte olan ve ihalenin gerçekleştirilmesinden sorumlu olan Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A,Ş. (TETAŞ), 20 Kasım 2009’da ihaleyi iptal etti. Bu esnada kurum temyize gitse, süre daha da uzamış ve hukuki süreci büyük bir olasılıkla aşılamamış olacaktı.[3]

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Ocak 2010’daki Moskova ziyareti esnasında, bu engelin kısa zamanda aşılacağını ve Kremlin’in nükleer santral ihalesinde öncelikli ülke olarak değerlendirildiğini ifade etti. Bunun ertesinde, hükümet, iç hukuk yargı denetimini aşmak için, Ankara ve Moskova arasında nükleer enerji konusunda hükümetlerarası bir işbirliği çerçeve anlaşması imzalanması kararını aldı. Bu anlaşmaya 12 Mayıs 2010’da imza konuldu ve anlaşma -TBMM tarafından 15 Temmuz’da onaylanmak suretiyle- 6 Ekim 2010’da yürürlüğe girdi. Rusya Federasyonu Konseyi tarafından da anlaşma 24 Kasım 2010’da onandı. Böylelikle ihale yapılmadan, nükleer santral yapımında “hükümetten hükümete” formülünün uygulamaya geçirilmesi sağlanmış oldu.[4] Anlaşmayı faaliyete geçirecek proje firmasını, Rus tarafı, 13 Aralık 2010’da Ankara’da tamamı Rus sermayeli ancak Türk yasalarına tabi olacak Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş. ismiyle kurmuştur. Firma, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan kurucu sıfatı için onay aldı ve nükleer santralin kurulum süreci resmen başlamış oldu. Santral, her biri 1,2 GW kapasiteye sahip 4 reaktörden meydana gelecek ve toplamda 4,8 GW güce sahip olacaktı. 10 senelik bir sürede bitirilmesi ve 2020’ye kadar tam kapasiteyle faaliyete geçmesi öngörülmekteydi. Projeye göre, birinci reaktörün bulunduğu ilk blok yedinci senenin sonunda tamamlanacak, diğerleri de birer yıl arayla devreye alınacaktı. Projenin maliyetinin 20 milyar dolar olacağı öngörülmekteydi. Projenin tarafları Rusya Federasyonu Nükleer Enerji Kurumu Rosatom ile T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olacaktı.

Türkiye’nin 2014-2017 Döneminde Elektrik Üretiminde Kurulu Güç ve Üretim Artışı

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/gungor-uras/akkuyu-hayirli-olsun-2641251/

21. Yüzyılda Rusya Federasyonu’nun Nükleer Enerji Politikaları

Rosatom, milletlerarası çapta yapım safhasında bulunan 61 santralden 14’ünün inşasını gerçekleştirmekte ve bu çerçevede benzer projeler yürütmektedir. Verdiği teklifte, tüm yakıt çevrimini üstlenmiştir. Bir başka deyişle, santralde kullanılacak yakıt Rusya Federasyonu’nda üretilecek ve nükleer santralde kullanılmasının ertesinde tekrar Rusya Federasyonu’na götürülmüş olacaktır. Rosatom, sadece kendi inşa ettiği santrallere değil, dünyadaki çeşitli santrallere de nükleer yakıt tedarik etmektedir. ABD ve Fransa’da kullanılan yakıtın % 30’u ve İsviçre’de kullanılanların tamamı Moskova tarafından sağlanmaktadır ve Moskova, dünya uranyum zenginleştirme kapasitesinin  % 40’ına sahip bulunmaktadır.[5] Rusya Federasyonu, yeni nükleer teknolojileri de kapsayan nükleer alandaki rolünü daha da geliştirmek maksadıyla geleceğe yönelik planlar yapmaktadır. Çağdışı kalmış nükleer kapasitesini dengelemek amacıyla, 2028 senesine değin ortalama olarak her sene bir büyük reaktörü devreye almayı öngörmektedir. Rusya Federasyonu’ndaki nükleerden elektrik elde etme verimi, 1990 senesinin ortalarından bu yana önemli oranda artış kaydetmiştir. Nükleer ürünlerin ve hizmetlerin dış satımı, Moskova’nın ana siyaseti ve iktisadi hedefini oluşturmaktadır. Rusya Federasyonu’nun haricinde yirmiden fazla nükleer güç reaktörünün yapılmasının onayı verilmiş veyahut öngörülmüştür.[6] 2016 senesinin bitiminde, dış alımlar yüz otuz üç milyar dolar olmuştur. Rusya Federasyonu, hızlı nötron reaktör teknolojisi alanında dünyanın bir numaralı ülkesi olup, bunu Proryv Projesi ile sağlamlaştırmaktadır. Rusya’nın ülke içerisinde faaliyette bulunan otuz beş reaktörü mevcuttur. Buna ilaveten, yapım durumunda yedi, planlaması yapılmış yirmi altı ve önerilmiş durumda bulunan yirmi iki reaktörü söz konusudur. Öte yandan, Rusya, Karadeniz kıyısında nükleer reaktöre sahip değildir. 2016 senesi itibariyle faaliyetteki otuz beş reaktörü vasıtasıyla 179,7 TW-saat enerji üretimi gerçekleştirilmiştir. Toplam olarak 26,983 MWe güce sahip söz konusu santralleri şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:

v     3 ilk VVER-440/230 ya da benzeri PWR türü reaktörler,
v     2 sonraki tasarım VVER-440/213 türü PWR reaktörleri,
v     13 RBMK türü Rusya’ya özgü hafif sulu grafit reaktörü. Bunlardan en eski dört âdeti Kursk ve Leningrad’da 1970’li senelerde faaliyete geçmiş ancak dış güvenlik kapılarının bulunmamasından ötürü Avro-Atlantik Blok tarafından endişeyle karşılanmaktadır,
v     Doğu Sibirya’da hem elektrik elde edilmesi hem de yöresel ısıtmanın sağlanması amacıyla 1970’li senelerde yapılan dört küçük grafit yavaşlatıcılı BWR türü (Kaynar Sulu) reaktörün 2022 senesi itibariyle devreden çıkarılması planlanmaktadır,
v     Bir adet BN-600 ve bir adet BN-800 hızlı nötron reaktörü,
v     Hâlihazırda on iki adet faaliyette olan VVER-1000 türü çoğunluğu V-320 modeli, dış güvenlik kabına sahip PWR reaktörleri ve
v     Bir adet yeni nesil VVER-1200 türü PWR Reaktörüdür.[7]

 

Rusya Federasyonu, nükleer reaktörlerden -enerji elde etmenin dışında- yerel ısıtma maksadıyla da istifade etmektedir. Bilbino haricindeki birçok reaktörden senede toplam 11 PJ’nin üstünde enerjiden yerel ısıtma için faydalanılmıştır. Buna ek olarak, Rusya Federasyonu’nda nükleer teknolojiden, buzkıran gemilerinde ve uzak coğrafyalardaki ivedi elektrik gereksinimlerini karşılamak amacıyla gezici santral gemilerinde de yararlanılmaktadır. Rusya Federasyonu’nda yapılan ilk nükleer reaktörlerin kullanım süreleri otuz sene olarak öngörülmüştür.[8] Nükleer teknolojide son zamanlarda kaydedilen gelişmeler paralelinde, inşa edilecek yeni nesil reaktörlerin ömürleri altmış seneye yükseltilmiştir. Faaliyetteki reaktörlerden daha uzun süreli faydalanmak amacıyla gerçekleştirilen denetim ve iyileştirmeler yardımıyla, hâlihazırdaki reaktörlerin kullanım süreleri nitelikleri göz önünde bulundurulmak suretiyle, güvenli olacak biçimde on, on beş, yirmi, yirmi beş ya da otuz yıl daha arttırılmıştır. Ocak 2015’te ise 2023 senesine değin dokuz adet reaktörün devre dışı bırakılması öngörülmüştür. Bunlar arasında dört VVER türü Kola-1, 2 ve Novovoronezh-3, 4, RBMK türü Leningrad-1, 2 ve Kursk-1 ve Bilbino’daki ufak EGP’ler bulunmaktadır. 2027 senesine değin ise 3 RBMK türü Kursk-2 ve Leningrad-3, 4 ve BN-600 türü Beloyarsk-4 reaktörünün daha devre dışı bırakılması planlanmaktadır. Eylül 2006 tarihi itibariyle alınan karara göre, Rusya Federasyonu’nun teknolojik geleceğinin aşağıdaki yer alan dört alana yoğunlaşması öngörülmüştür:

v     Faaliyet ömürleri altmış seneye yükseltilen AES-2006 modeli reaktörlerin seri halinde üretiminin yapılması,
v     BN-800 süratli üretken reaktörü,
v     KLT-40 ve VBER-300 türü ufak ve orta boyutta reaktörler ve
v     HTR adlı Yüksek Sıcaklıklı Reaktörler’dir. [9]

 

2006 senesinden bu yana, BN-1200, büyük boyuttaki süratli reaktörlerin temel merkez noktası olmuş durumdadır. SVBR-100 ise, ufak modüler süratli reaktör olarak ön planda yer almaya başlamıştır. HTR’ler özelinde ise, 2015 senesine kadar herhangi bir önemli gelişme yaşanmamıştır. Süratli reaktörler Rusya Federasyonu açısından bir teknolojik avantaj oluşturmaktadır. 2012 senesinde Rus Rosatom Şirketi, nükleer tesislerinden bir bölümünü Dördüncü Nesil Uluslararası Araştırma Grubu tarafından deneyler gerçekleştirilebilmesi amacıyla kullanıma tahsis edeceğini ilan etmiştir.[10] 2020-2025 senelerinden başlamak suretiyle süratli nötron güç reaktörlerinin Rusya Federasyonu’nda sadece elektrik elde etmede değil, aynı zamanda yakıtların dikkat çekici miktarda geri dönüştürülmeleri bakımından yükselen bir katkıya sahip olacağı düşünülmüştür. Süratli reaktörlerin 2030 senesine değin 14 GWe, 2050 senesine kadar ise 34 GWe toplam güç kapasitesine erişeceği öngörülmektedir. 2020’li senelerin ortalarında ise, süratli reaktör modellerinin tek kalbini oluşturan ve plütonyum elde etmeye dönük olarak kalbin harici bölümünde battaniye bölgesi içermeyen BREST ve SVBR benzeri yeni tasarımların mevzubahis olacağı tahmin edilmektedir.

Dünya Üzerinde Rusya Federasyonu Tarafından İnşa Edilen Nükleer Santraller

Kaynak: https://www.ntv.com.tr/dunya/iranin-ilk-nukleer-santrali-faaliyete-basladi,2PUsv1ximkyYV3YeWSPdpQ

2010 Sonrası Dönemde Türkiye’nin Nükleer Santral Projeleri Bağlamında Rusya Federasyonu’nun Konumu

Son on senedir Türkiye’de nükleer enerji santrallerinin yapılmasına dönük olarak kamuoyunu bilgilendirme ve sürece hazırlama girişimlerinin gerçekleştirildiği ve enerjide yaşanan sıkıntıların ortadan kaldırılması maksadıyla nükleer santrallerin bir zorunluluk olduğuna vurgu yapılmaktadır. Söz konusu çerçevede, verilen beyanatlarda enerji ihtiyacı şöyle ifade edilmektedir: “Türkiye’nin enerji kaynakları incelendiğinde, yüzde yetmiş ikilere yakın enerjide ithalat bağımlılığını tecrübe ettiği görülmektedir. Türkiye, hâlihazırdaki koşullarda doğalgazın yüzde doksan sekizini, petrolün yüzde doksan ikisini ve kömürün yüzde otuzunu ithal etmektedir. Türkiye,  elektrik talep artışında Avrupa’da ilk, dünya ölçeğinde ise Çin Halk Cumhuriyeti’nden sonra ikinci sıradadır. Türkiye, 2023 senesine değin elektrik elde etmede mevcut şartlarda yüzde kırk üç olan doğalgazın payını yüzde otuza düşürmeyi, yenilenebilir enerjinin payını ise yüzde otuza yükseltmeyi hedeflemektedir. Türkiye, nükleer enerji sayesinde enerji gereksinimindeki dikkat çekici bir açığı ortadan kaldırmayı planlamaktadır. Eğer Akkuyu ve Sinop Nükleer Santralleri bugün faaliyete geçmiş olsaydı, hâlihazırdaki elektrik kullanımının yüzde otuz üçü nükleer santraller tarafından karşılanıyor olacaktı. Yalnızca Akkuyu Nükleer Santrali faaliyete geçirilmiş olsaydı, elektrik kullanımının yüzde on yedisi buradan karşılanıyor olabilecekti. Akkuyu ve Sinop’ta yapılacak nükleer santrallerin yardımıyla, Türkiye, on altı milyar metreküp doğalgaz ithalatı gerçekleştirmekten ve nihayetinde doğal gaza senelik yedi milyar dolardan fazla bir para ödemekten kurtulmuş olacaktır”.[11]

Projenin devreye alınmasından sonra senede kırk milyar kilowatt elektrik üretimi gerçekleştirilecektir. Buradan elde edilecek elektrik kanalıyla, doğalgaz dış alımında senelik takriben 8 milyar metreküp düzeyinde bir başka deyişle 3,6 milyar Amerikan Doları tutarında bir düşüş olması öngörülmektedir. Hükümetlerarası Anlaşma’ya bakıldığında, Türkiye’nin sorumluluğunun alanın santralin devreden çıkarma sürecinin bitimine değin Akkuyu Nükleer Güç Santrali Elektrik Üretim Anonim Şirketi’ne tahsisi ve santralden elde edilecek elektriğin yüzde ellisini on beş sene süresince TETAŞ tarafından satın alınması olduğu görülmektedir. Proje Firması, elektrik alım garantisinin sona ermesinin ertesinde takriben kırk beş sene süresince Türk tarafına senelik ölçekte Proje Firması’nın net kazancının yüzde yirmisini vermiş olacaktır. Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi, Mayıs 2010’da Rusya Federasyonu ile 4800 Megawatt (4 ünite) nükleer santral yapımına yönelik anlaşmaya imza konulmuştur. Proje çerçevesinde toplam olarak 300 öğrenci Rusya’daki üniversitelerde ve santrallerde stajı yapmayı da kapsayacak şekilde takriben dokuz buçuk yıl eğitim göreceklerdir. Eğitimlerini bitiren öğrenciler Akkuyu’da çeşitli mevkilerde görev yapmaya başlayacaklardır. Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 2015 senesi içerisinde 300 öğrenciye ilaveten seksen öğrencinin daha Rusya Federasyonu’nda eğitime yollanacağını açıklamıştır.[12]

Mersin’de inşa edilecek olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin faaliyete geçmesi bağlamında, Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcut Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak şu hususların altını çizmiştir: “Tesis 2023 itibariyle faaliyete hazır olacaktır. Biz Akkuyu’yu 2023’te hizmete sokmayı planlıyoruz. Tesis, en yüksek güvenlik standartlarına sahip olacak ve 3+ teknolojisini kullanacaktır”.[13] Avrupa Parlamentosu’nun 6 Temmuz 2017 tarihli Türkiye ile katılım müzakerelerini askıya almasına dönük tavsiye kararında sürpriz bir biçimde Ankara’ya Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin inşasını durdurmasıyla yönelik bir paragraf yer almıştır. Avrupa Parlamentosu’nun söz konusu kararında şu ifadeler yer verilmiştir: “Türk Hükümeti’ne Akkuyu Nükleer Güç Santralinin inşası ile ilgili planlarını askıya alması çağrısında bulunulmakta ve yapılması düşünülen yer ciddi depremlere açık bir yerde konuşlanmasından ötürü sadece Türkiye açısından değil aynı zamanda Akdeniz bölgesi için de çok önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Türk hükümeti, Yunan ve GKRY hükümetleri ile çevresel endişelerden ötürü Akkuyu Nükleer Güç Santrali hakkında gelecekteki gelişmelerle ilgili olarak danışmalarda bulunmalıdır.[14] Fakat bazı enerji uzmanlarına göre, bu talepler ve iddialar gerçekçi görülmemekte ve Ankara’nın enerji güvenliğini hedeflemektedir. Örneğin, Paris’te enerji endüstrisiyle ilgilenen bir kurum olan Mediterranean Observatory for Energy (OME) uzmanlarından Dr. Sohbet Karbuz’a göre, “Avrupa Parlamentosu’nun Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili karar eğer kasıtlı olarak alınmamışsa anlamsız ve siyasi saiklerle alınmış bir karardır”.[15] Öte yandan, AtomInfo adlı kuruluşun baş editörü Aleksandr Uvarov ise şu ifadeleri kullanmıştır: “Avrupa Parlamentosu’nun çağrısının depremin yaratacağı zararlarla ilgisi bulunmamaktadır ve deprem tahribatlarıyla ilişkilendirilemez“. Rosatom firmasının eski Genel Direktörü Sergey Kirienko tarafından 2015 senesinde yapılan bir açıklamada ise, Akkuyu’nun Richter ölçeğinde 9 şiddetinde depreme dayanabilecek şekilde tasarlandığı ve Akkuyu’nun deprem bölgesinde olmadığına işaret edilerek, yeni tesisin her halükarda Richter ölçeğindeki 9 şiddetindeki bir depreme karşı dayanıklı inşa edileceği vurgulanmıştır. Ayrıca modern reaktör teknolojisinin Japonya’da 2011 senesinde meydana gelen Fukuşima-Daiichi kazasından sonra dönüşüm geçirdiğine de işaret edilmiştir. Ankara merkezli Siyaset, Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (SETA) adlı düşünce kuruluşunun Enerji Araştırmaları Bölümü’nden Profesör Erdal Tanas Karagöl ise, şu hususların altını çizmiştir: “Avrupa Parlamentosu’nun çağrısı Türkiye’nin enerji tedarik güvenliğini hedeflemektedir ve kabul edilemezdir. Türkiye, büyüyen ekonomisinden kaynaklı artan enerji taleplerini karşılamak için enerji tedarik kaynaklarını çeşitlendirmektedir. Nihayetinde, nükleer güç Türkiye için hayatidir ve Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Türkiye’nin enerji tedarik güvenliğini güçlendirmek için büyük bir adımdır. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin Çevresel Etki Değerlendirme Raporu zaten deprem riskini değerlendirmiş ve nükleer güç santrali projesinin inşasını onaylamıştır. Sonuç olarak, inanıyorum ki; Avrupa Parlamentosu’nun çağrısı deprem riskini vurgulamaktan daha ziyade Türkiye’nin enerji tedarik güvenliğini zayıflatmayı amaçlamaktadır.

Türkiye’de Elektrik Üretiminde Kullanılan Enerji Kaynaklarının Oranı

Kaynak: http://netrehberim.com/2018/04/04/turkiyenin-ilk-nukleer-santrali-olacak-akkuyu-icin-ilk-harc-dokuldu/#.Wsjmwi5ubDc

Öte yandan, Türkiye’de nükleer güçten yararlanılmasına yönelik olarak üç nükleer santral kurulması paralelinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın en son açıklamalarına yer vermek, Ankara tarafından izlenen politikanın daha da somut olarak anlaşılmasını kolaylaştırabilecektir. Sayın Erdoğan, 20 Mart 2018 tarihindeki bir konuşmasında Türkiye’nin nükleer enerji politikasıyla ilgili olarak aşağıdaki ifadeleri kamuoyu ile paylaşmıştır: “Fransa’nın, Japonya’nın, hatta Rusya ve Amerika gibi aralarında zengin doğalgaz ve petrol kaynağına sahip 30’un üzerinde ülkenin kullandığı imkânlardan, bizim istifade etmememiz düşünülemez. Son 15 yılda şahit olduklarımız bize, adında ‘yeşil, çevre, doğa’ gibi sıfatlar bulunan kurumların aslında birer kamuoyu yönlendirme şirketleri olduğunu açık ve net göstermiştir. Bunun için artık maskelere değil, o maskelerin altında saklanan gerçek yüzlere bakıyoruz. En çarpıcı örneğini Gezi olaylarında yaşadığımız şekilde, bunların ne ağaçla, ne yeşille, ne de çevrenin korunmasıyla hiçbir alakaları yoktur. Bunların küresel ekonomiyi kontrol altında tutmayı amaçlayan çevrelerin tetikçiliğini yapan, onların çıkarları için diğer ülkelere saldıran lejyonerlerden başka bir şey olmadığı da ortadadır. Artık biz bu yapıları çok iyi tanıyor, kime ve neye hizmet ettiklerini çok iyi biliyoruz. Bu sebeple de milletimizin kafasını karıştırmak için ortaya attıkları iddiaları nazarı dikkate almadık, almıyoruz. Altyapı çalışmaları tamamlanan Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşaatına bu yıl başlanacağını ve santralin temelini çok yakında Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile beraber atmayı planlıyoruz. Akkuyu ve Sinop nükleer güç santrallerinin devreye girmesiyle, ülkenin enerji ihtiyacının en az yüzde 10’luk kısmının karşılanacağını, üçüncü bir nükleer santral için de hazırlıkları sürdürmekteyiz”.[16] 

3 Nisan 2018 tarihinde Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın telekonferans yoluyla iştirakleriyle, Rus Atom Enerjisi Şirketi Rosatom tarafından Akkuyu-Mersin’e yapılacak Türkiye’nin ilk nükleer santralinin temeli atılmıştır.[17] Söz konusu temel atma töreninde Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin Türkiye açısından içerdiği önem, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından şu şekilde vurgulanmıştır: “Enerji güvenliğimizin geliştirilmesi hedefi doğrultusunda, enerji sektörümüzün her alanına yatırımlarımız kesintisiz devam ediyor. Ülkemizin güvenli, sürdürülebilir enerjiye sahip olacağı bir gelecek için yaptığımız planlamalar içinde nükleer enerji önemli bir yer tutuyor. Hâlihazırda dünyada 31 ülke kullandığı elektriğinin önemli bir bölümünü faaliyette olan 450 nükleer santralden elde ediyor. Hâlen 16 ülkede 55 nükleer santral de inşa hâlindedir. Bugün temelini attığımız Akkuyu ile bu sayı 56 oluyor. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk reaktörünün 2023 yılında devreye alınmasıyla, Türkiye de nükleer enerji kullanan ülkeler ailesine dâhil olmuş olacaktır. Böylece, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılını, enerji alanında da tarihî bir eserle taçlandırmış olacağız. Türkiye’nin pek çok yatırımı, pek çok eseri gibi, ülkemizin yarım asırlık hayali olan Akkuyu projesini hayata geçirmek de hamdolsun, bize nasip oldu. Akkuyu projesine karar verdiğimiz andan itibaren, Sayın Putin başta olmak üzere, tüm Rus makamlarıyla siyasi ve teknik düzeyde çok yakın bir mesaimiz oldu. Kendileri bu aşamaya gelinceye kadar gerçekten takdire şayan bir iş birliği sergilediler. Böylesine çetrefilli bir konuda kısa sürede mesafe almamızın sebebi, süreç boyunca iki tarafın ortaya koyduğu iş birliği ruhudur. Dört reaktörden oluşacak bu santralin ilk reaktörünü 2023 itibariyle işletmeye alma hedefimiz doğrultusunda hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Rusya ile bölgesel meselelerdeki iş birliğini de her geçen gün daha da artırarak sürdürmekte kararlıyız. Temeli atılan santralin en kısa zamanda tamamlanması ve her iki ülke için de hayırlı ve uğurlu olması temenni ediyorum.”[18]

Bu törende yaptığı konuşmada, Rus lider Vladimir Putin, nükleer santralden ötürü Türkiye’ye tebriklerini sunduğu ifade ederek, bugün gerçekleştirilen temel atma töreniyle yalnızca Türkiye’nin ilk nükleer güç santralinin inşasına başlanılmadığını, aynı esnada Türkiye’de nükleer iş sektörünün meydana getirildiğinin altını çizmiştir. Putin, Rusya’nın nükleer enerjinin barışçıl kullanımında dünya çapında üne sahip lider ülkelerden birisinin olduğunu vurgulayarak, Akkuyu Projesi’nin en gelişmiş mühendislik tekniklerinin ve en verimli ve de güvenilir teknolojileri içereceğine işaret etmiştir ki, ülkesinin bu teknolojileri aynı zamanda ülke içerisindeki projelerde de kullandıklarını belirtmiştir. Buna ek olarak, en yüksek güvenlik standartlarının ve en sıkı çevresel zorunlulukların da gözetileceğinin üzerinde durmuştur. Putin, nükleer santralin açılışının Türk ekonomisinin, araştırma ve üretim potansiyelinin geliştirilmesine katkı sunacağını belirterek, söz konusu kanal vasıtasıyla Türk tüketicilerine ucuz ve temiz elektrik sağlanacağını ifade etmiştir.[19] Başkan Putin, yapılan uzman tahminlerine göre daha önce belirtildiği gibi bu nükleer güç santralinin Türkiye’nin toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde onunu karşılayacağının altını çizmiştir. Buna ek olarak, Putin, Rus yüklenicilerin Türk küçük ve orta ölçekli işletmeleri projeye çekmeyi planladıklarından bahsederek, söz konusu yüklenicilik firmalarını firmalarının gelecekte Türkiye’deki istasyon için kaynakların önemli bir bölümü için sözleşme imzalama niyetinde olduklarına değinmiştir. Üç yüz elliden fazla Türk firmasının potansiyel tedarikçiler listesine dâhil olmak için zaten başvurmuş olduğunu belirten Putin, Akkuyu Projesi’nin hem Türkiye’de, hem de Rusya’da yeni, modern ve en önemlisi yüksek maaşlı işler yaratacak olmasına ek olarak gelişmiş üreticilerin ve teknolojilerin gelişimlerinde artış yaşanmasına yol açacağının altını çizmiştir. Ayrıca Putin, nükleer santralin işletilmesi için yetişmiş işgücünün eğitilmesi konusunda da yakın işbirliği yapma niyetinde olduklarından bahsederek, daha önce işaret edildiği gibi iki yüz yirmiden fazla genç Türk insanının Rus üniversitelerinde nükleer mühendislik eğitimi aldıklarını ifade etmiştir. Dünyanın en önde gelen üniversitelerinden birisi olan Ulusal Araştırma Nükleer Üniversitesi’nden (MEPhI) mezun olan otuz beş Türk vatandaşı, santralin proje firması Akkuyu Nükleer tarafından istihdam teklifleri almışlardır. Onlardan bazılarının bu temel atma törenine katılmalarından memnuniyet duyduğunu ifade eden Putin, Türk meslektaşlarına bu projeyi stratejik bir yatırım projesi olarak değerlendirmelerinden ve vergi teşviklerinin yanı sıra tercihleri listesini genişlettikleri için müteşekkir olduklarını vurgulayarak, bu karardan ötürü tüm Türk dostlarına teşekkürlerini sunmak istediğini söylemiştir. Putin, söz konusu kararın kendi projelerini ekonomik açıdan kapsamlı ve karlı bir hale getirdiğine işaret ederek, ayrıca Türk Parlamentosu’nun üyelerine teşekkür etmek istediğini, çünkü onların yaptıklarının projeyi potansiyel yatırımcılar için çok daha çekici hale getireceğine değinmiştir. Putin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun yüzüncü yıl dönümü olan 2023 senesinde ilk güç ünitesini devreye alma gibi hırslı bir hedefle karşı karşıya olduklarının altını çizerek, kendisinin ve yakın dostu Erdoğan’ın bu hedefi gerçekleştirmek için ellerinden gelenin en iyisini yapma konusunda mutabakata vardıklarına işaret etmiştir. Putin, iki ülke arasındaki planların dâhil olan Türk ve Rus profesyoneller arasındaki yakın etkileşim sayesinde gerçekleştirileceğinden emin olduğunu vurgulamıştır. Son olarak, Putin, projenin başarıyla gerçekleştirilmesinin Rus-Türk etkileşiminin, ortaklığının ve dostluğunun dinamik ve de istikrarlı olarak geliştirilmesinin bir sembolü haline geleceğini sözlerine eklemiştir.[20]

Türkiye’de Elektrik Üretimi Bağlamında Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile Rüzgâr ve Güneş Santrallerinin Yatırım Maliyetlerinin Karşılaştırılması

Kaynak: http://nukleerakademi.org/nukleer-enerji/ulkemiz-icin-nukleer-santraller-neden-gerekli/

Öte yandan, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin temel atma töreninde bir konuşma yapan Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Berat Albayrak ise, konu hakkında aşağıdaki değerlendirmelerde bulunmuştur: “63 yıllık rüya gerçeğe dönüşmüştür. Proje için Rusya ve Türkiye arasında hükümetler arası anlaşmanın 2010’da imzalanmıştır. 20 milyar dolar maliyetiyle Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gelmiş geçmiş en büyük projesinin temelini atıyoruz. Akkuyu NGS Türkiye’de kapasite ve enerji arz güvenliği yönünden çok önemli bir rol oynayacak. Bu proje sayesinde iklim ve mevsim koşullarına bağlı olmadan 7 gün 24 saat kesintisiz elektrik üreteceğiz. Bunu sıfır emisyonla yani çevreye zararlı hiçbir sera gazı salımı yapmadan gerçekleştireceğiz. Nükleer enerjinin, sanayiden tarıma, uydu haberleşmeden sağlığa kadar birçok alanda önemli bir kapasite kazandıracaktır. Bu nükleer teknoloji kapasitesini düşününce bugün Türkiye için enerji ve teknoloji alanında önemli bir miladı yaşadığımız açıktır. Akkuyu NGS ile en yüksek güvenlik standartlarına sahip son teknoloji enerji üreteceğiz. İnşaatın başlamasıyla 10 bin kişilik istihdam olacak ve bunun yüzde 80’i Türk çalışan olacak. Santral işletmeye alındığında da 3 bin 500 kişi tüm bu tesislerde çalışıyor olacak. İnşası ve işletmesinde ihtiyaç duyulan mal ve ekipmanların büyük kısmı Türk şirketler tarafından tedarik edilecek. Nükleer enerjide yabancı ülke ve firmalarla ortak yatırımlar hem ülkemize hem de bu alanda üst düzey know-how ve teknoloji transferi sağlayacaktır. Rusya’ya eğitim için giden 248 öğrencimizden 35’i de geçtiğimiz aylarda eğitimini tamamlayıp döndü. Öğrencilerimizin bilgi ve tecrübeleri inanıyorum ki nükleer teknolojinin yerlileşmesi noktasında çok ama çok önemli rol oynayacaktır. İki ülke liderlerinin gösterdiği kararlılığın projenin gerçekleşme aşamasına gelişinde büyük önem taşımaktadır. Akkuyu NGS’nin Türkiye ve Rusya arasında diğer alanlardaki iş birlikleri için de öncü rol oynayacaktır.”[21]

Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Berat Albayrak’ın 3 Nisan 2018 Tarihinde Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin Temel Atma Töreni’ndeki Konuşması

Kaynak: https://www.takvim.com.tr/ekonomi/2018/04/04/tarihimizin-en-buyuk-projesi

Türkiye ve Rusya Federasyonu arasında Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 3 Nisan 2018 tarihinde yapılan Akkuyu Nükleer Santrali’nin temel atma töreninin ertesinde, projenin gerçekleştirilmesine yönelik Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden tepkiler gelmiştir. Nicosia, Doğu Akdeniz bölgesinde bulunan Güney Kıbrıs’ın birkaç kilometre uzağında Türkiye tarafından ülkenin ilk nükleer santralinin yapılmasına yönelik olarak protestolar düzenleneceğini ilan etmiştir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Hükümet Sözcüsü Prodromos Prodromou, ülkesinin Dış İşleri Bakanlığı’nın söz konusu santralin gelecekte Türkiye’nin Akdeniz sahilinde faaliyete geçmesinden sonra gerçekleştirilecek protestolarda önayak olacağını vurgulamıştır. Buna ilaveten, Prodromou, aralarında Avrupa Parlamentosu’nun da olduğu birçok kurum tarafından ifade edilen endişelerin Türkiye tarafından göz ardı edildiğini vurgulayarak, burada ortaya konan bir endişenin nükleer santralin inşa edileceği bölge olan Akkuyu’nun deprem bölgesinde bulunmak suretiyle hassas bir yerde olduğuna dikkati çekmiştir. Söz konusu minvalde, Prodromou’ya göre, Ankara, nükleer santralin olası çevresel etkileri konusundaki çalışmaları dikkate almamış ve komşu ülkelere bu konuda danışmamıştır.[22]

3 Nisan 2018 günü temeli atılan Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşa süreciyle ilgili olarak, Rusya Federasyonu Enerji Aleksandr Novak, ülkesinin başka yatırımcılar bulunamaması durumunda söz konusu santrali kendi imkânlarıyla gerçekleştirebileceklerine işaret etmiştir. Novak, Rosatom’u referans göstermek suretiyle şu ifadeleri kullanmıştır: “Zaten 3 milyar dolar yatırım yapıldı. Eğer bir yatırımcı bulamazlarsa, bu durum tesisin Akkuyu Nükleer tarafından inşa edileceği anlamına geliyor.” Rus Rosatom Şirketi, bu minvalde yüzde kırk dokuzluk hisse için Türk yatırımcı veyahut yatırımcılar arayışındadır.[23] Bakan Novak, bu konu hakkında şu ifadeleri kullanmıştır: “Bu konuda önceliğimiz Türk şirketleri, özellikle devletin de yer aldığı şirketler. Yatırımcıların projeye katılmasına yönelik anlaşmanın yakında yapılacağını umuyorum. Eğer yatırımcı bulunamazsa, o zaman projeyi Rosatom şirketi tamamlar. Projeye bugüne kadar 3 milyar dolar yatırıldı. Bu rakam inşaatın devam etmesi için yeterli”.  Öte yandan, Rosatom Başkanı Aleksey Lihaçev tarafından daha önce yapılan bir açıklamada ise, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yüzde kırk dokuzluk hissesinin satışının büyük bir olasılıkla 2019 senesinde tamamlanacağını umduklarının altını çizmiştir.[24]

Öte yandan, Ankara tarafından nükleer santralin inşası ile ilgili yapılan bir açıklamada, projenin yapımında kullanılacak 1,1 milyon ton çeliğin Türkiye’de üretileceğine vurgu yapılmıştır. Konu hakkında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü tarafından şu açıklamalar kamuoyu ile paylaşılmıştır: “Nükleer santralde kullanılacak olan 1,1 milyon ton çelik Türkiye’de üretilecek. Yani Akkuyu Nükleer Santrali’nde sadece kum döken, inşaat işi yapan değil, bakın yerli çelik üreticilerimiz çelik üretecek.”[25] Buna ek olarak, Rusya Federasyonu Enerji Bakanı Aleksandr Novak, Türkiye’nin nükleer güç kapasitesinin geliştirilmesi doğrultusundaki çalışmalarıyla yakından ilgilendiklerini ifade ederek, şu noktaların üzerinde durmuştur: “Nükleer santral hacmini büyütmek isterlerse, bu yönde niyetimizi belirtiriz. Türkiye önüne yeni planlar koyarsa, bizim de bunda yer alacağımızı düşünüyorum.”[26]

Sonuç

Türkiye, özellikle 2000’li yılların başından bu yana yakaladığı dünya ortalamasının üzerindeki yüksek büyüme oranları neticesinde enerji gereksinimi gittikçe artan bir ülke konumuna ulaşmış durumdadır. Bu çerçevede düşünüldüğünde, güç üretme yani elektrik elde etme bağlamında petrole ve doğalgaza bağımlılığı da gittikçe artmaktadır. Söz konusu bağımlılığı azaltmak ve enerji sepetinde alternatif kaynakların payını arttırmayı önceleyen Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcut hükümeti olan AK Parti Hükümeti, geçmiş senelerde çeşitli engellerden ötürü faaliyete geçirilemeyen nükleer güç santralleri hakkındaki projeleri büyük bir kararlılıkla hayata geçirmeye yönelik çalışmalarını sürdürmektedir.

Bu çerçevede ortaya çıkan ilk proje, Türkiye’nin Akdeniz sahilindeki Mersin şehrinde bulunan Akkuyu’ya Rusya Federasyonu tarafından bir nükleer santral yapılması olmuştur. 2010 senesinden önce çeşitli sorunlarla karşılaşan bu proje, daha sonrasında dönemin AK Parti Hükümeti’nin aldığı bir kararla hükümetlerarası anlaşma yapılmak suretiyle ilerletilmiştir. 2011 senesinden bu yana devam eden Suriye İç Savaşı eksenli yaşanan gelişmeler çerçevesinde, Kasım 2015’teki uçak düşürme krizinden ötürü bir dönem askıya alınmasına rağmen, Haziran 2016 tarihinde Türkiye ve Rusya Federasyonu arasındaki ilişkilerin düzelmesine paralel olarak söz konusu projenin hayata geçirilmesine yönelik çabalar daha da hız kazanmıştır. Nihayetinde 3 Nisan 2018 tarihinde, iki ülkenin Cumhurbaşkanları ve ilgili devlet görevlilerin katılımıyla temel atma töreni yapılarak adı geçen projede çok önemli bir aşama geçilmiştir. Bahse konu projeye, özellikle aralarında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bulunduğu AB ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu gibi AB kurumları tarafından çevresel endişeler ve de santralin yerinin deprem bölgesinde olduğu iddiasıyla şiddetle karşı çıkılmaktadır. Buna karşın, hem Türk yetkililerin, hem de projeyi yapan Rus yetkililerin açıklamalarına baktığımızda, söz konusu iddiaların temelsiz olduğunu ve inşa edilecek nükleer santralde en yeni ve sıkı güvenlik tedbirlerinin uygulanacağının altı çizilmektedir. Ayrıca Rusya Federasyonu, Türkiye’nin gelecekte nükleer güç kapasitesini geliştirmeye yönelik çabalarıyla da yakından ilgilendiklerini vurgulamaktadır.

Son tahlilde, sürekli bir ekonomik büyüme yaşayan ve bu paralelde enerji gereksinimi sürekli olarak artan Türkiye’nin nükleer enerjiye ivedilikle ihtiyacı söz konusudur. Bu minvalde ikinci nükleer santralin Sinop’a, Fransız-Japon ortaklığıyla ve üçüncü nükleer santralin ise İğneada’ya yapılması planlanmaktadır. Türkiye’nin nükleer enerjiye sahip ülkeler kulübüne girmesi, kendi enerji güvenliği gerçekleştirmenin yanı sıra, diğer alanlarda da nükleer enerjiden faydalanma doğrultusunda bir politika izlemesi çok mantıklıdır. Ankara ve Moskova arasında nükleer enerji alanında gelişmeye başlayan mevzubahis ilişkilerin gelecekte daha da sağlamlaşmak suretiyle diğer alanlara da yansıyacağını öngörmek mümkündür. Zira her iki ülkede de bu yönde çok güçlü bir irade bulunmaktadır.

 

Sina KISACIK

 

[1] Emre İşeri, “Küresel Düzeyde Enerji Meseleleri ve Türk Dış Politikası”, içinde XXI. Yüzyılda Türk Dış Politikasının Analizi, Faruk Sönmezoğlu, Nurcan Özgür Baklacıoğlu, Özlem Terzi (ed.) (İstanbul: DER Yayınları, 2013), ss. 285-286.

[2] Mitat Çelikpala, “Rusya Federasyonuyla İlişkiler”, içinde Türk Dış Politikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, Cilt III (2001-2012), Baskın Oran (ed.), Birinci Baskı (İstanbul: İletişim Yayınları, 2013), ss. 549-550.

[3] Mesut Hakkı Caşın ve Sina Kısacık “Kritik Enerji Altyapı Güvenliği”, Hazar Strateji Enstitüsü, Ağustos 2014, s. 52.

[4] Caşın ve Kısacık, “Kritik Enerji Altyapı Güvenliği”, s. 53.

[5] Caşın ve Kısacık, “Kritik Enerji Altyapı Güvenliği”, s. 53.

[6] Mustafa Oktay Alnıak ve Aylin Çelik-Turan, “Karadeniz Ülkelerinde Nükleer Enerji Potansiyeli”, içinde Karadeniz Jeopolitiği, Hasret Çomak, Caner Sancaktar, Volkan Tatar ve Burak Şakir Şeker (ed.), (İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım, Ocak 2018), s. 631.

[7] Alnıak ve Çelik-Turan, “Karadeniz Ülkelerinde Nükleer Enerji Potansiyeli”, s. 631.

[8] Alnıak ve Çelik-Turan, “Karadeniz Ülkelerinde Nükleer Enerji Potansiyeli”, ss. 631-632.

[9] Alnıak ve Çelik-Turan, “Karadeniz Ülkelerinde Nükleer Enerji Potansiyeli”, s. 632.

[10] Alnıak ve Çelik-Turan, “Karadeniz Ülkelerinde Nükleer Enerji Potansiyeli”, s. 632.

[11] Alnıak ve Çelik-Turan, “Karadeniz Ülkelerinde Nükleer Enerji Potansiyeli”, s. 625.

[12] Burcu Yavuz-Tiftikçiğil, “Türkiye’nin Nükleer Enerji Stratejileri”, içinde Enerji Diplomasisi, Hasret Çomak, Caner Sancaktar ve Zafer Yıldırım (ed.), (İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım, Temmuz 2015), ss. 587-588.

[13] “Turkey’s first nuclear power plant Akkuyu to be operational by 2023”, Daily Sabah Energy, 3 Şubat 2017, Erişim Adresi: https://www.dailysabah.com/energy/2017/02/04/turkeys-first-nuclear-power-plant-akkuyu-to-be-operational-by-2023, (Erişim Tarihi: 23.08.2017).

[14] Ali Ünal, “EP call on Turkey to halt Akkuyu Nuclear Power Plant ‘not related to hazards’”, Daily Sabah Energy, 7 Temmuz 2017, Erişim Adresi: https://www.dailysabah.com/energy/2017/07/08/ep-call-on-turkey-to-halt-akkuyu-nuclear-power-plant-not-related-to-hazards, (Erişim Tarihi: 23.08.2017).

[15] https://www.dailysabah.com/energy/2017/07/08/ep-call-on-turkey-to-halt-akkuyu-nuclear-power-plant-not-related-to-hazards.

[16] Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, “Ege ve Kıbrıs başta olmak üzere yakın çevremizde fırsatçılık yapmaya kalkanlara izin vermeyiz.”, 20 Mart 2018, Erişim Adresi: https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/91836/ege-ve-kibris-basta-olmak-uzere-yakin-cevremizde-firsatcilik-yapmaya-kalkanlara-izin-vermeyiz.html, (Erişim Tarihi: 21.03.2018).

[17] “Putin and Erdogan to launch Turkey’s 1st nuclear reactor”, Penn Energy,  3 Nisan 2018, Erişim Adresi: http://www.pennenergy.com/articles/pennenergy/2018/04/nuclear-power-putin-and-erdogan-to-launch-turkey-s-1st-nuclear-reactor.html, (Erişim Tarihi: 05.03.2018).

[18] Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, “Cumhuriyetimizin 100. yılını enerji alanında tarihî bir eserle taçlandıracağız”, 3 Nisan 2018, Erişim Adresi: https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/92007/cumhuriyetimizin-100-yilini-enerji-alaninda-tarih-bir-eserle-taclandiracagiz.html, (Erişim Tarihi: 04.04.2018).

[19] President of Russia, “Akkuyu Nuclear Power Plant ground-breaking ceremony”, 3 Nisan 2018, Erişim Adresi: http://en.kremlin.ru/events/president/news/57190, (Erişim Tarihi: 04.04.2018).

[20] http://en.kremlin.ru/events/president/news/57190.

[21] Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, “Akkuyu Nükleer Güç Santrali Temel Atma Töreni: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Akkuyu NGS’nin temel atma töreninde konuştu.”, 3 Nisan 2018, Erişim Adresi: http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Bakanlik-Haberleri/Akkuyu-Nukleer-Guc-Santrali-Temel-Atma-Toreni, (Erişim Tarihi: 04.04.2018).

[22] “Cyprus to protest Turkey’s planned nuclear power plant”, Penn Energy: Home – Power, 5 Nisan 2018, Erişim Adresi: http://www.pennenergy.com/articles/pennenergy/2018/04/nuclear-power-cyprus-to-protest-turkey-s-planned-nuclear-power-plant.html, (Erişim Tarihi: 07.04.2018).

[23] “Rusya: Gerekirse Akkuyu’yu tek başımıza yaparız”, NTV Haber: Ekonomi Haberleri, 6 Nisan 2018, Erişim Adresi:https://www.ntv.com.tr/ekonomi/rusya-gerekirse-akkuyuyu-tek-basimiza-yapariz,PN05COzUTECuvILWF3Lfrw, (Erişim Tarihi: 07.04.2018), “Gerekirse Akkuyu’yu tek başımıza yaparız”, Capital, 6 Nisan 2018, Erişim Adresi: https://www.capital.com.tr/gundem/aktuel/gerekirse-akkuyuyu-tek-basimiza-yapariz, (Erişim Tarihi: 07.04.2018) .

[24] “Akkuyu’yu tek başımıza yaparız”, Star: Ekonomi Haberleri, 7 Nisan 2018, Erişim Adresi: http://www.star.com.tr/ekonomi/akkuyuyu-tek-basimiza-yapariz-haber-1328671/, (Erişim Tarihi: 07.04.2018).

[25] “Bakan Özlü: Akkuyu Nükleer Santrali’nde kullanılacak olan 1.1 milyon ton çelik Türkiye’de üretilecek.”, İhlas Haber Ajansı, 4 Nisan 2018, Erişim Adresi: http://www.iha.com.tr/istanbul-haberleri/bakan-ozlu-akkuyu-nukleer-santralinde-kullanilacak-olan-11-milyon-ton-celik-turkiyede-uretilecek-istanbul-1975396/, (Erişim Tarihi: 07.04.2018).

[26] “Rusya: Ankara planları büyütürse, Türkiye’de yeni nükleer santraller yapabiliriz”, Sputnik Türkiye: Ekonomi, 6 Nisan 2018, Erişim Adresi: https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201804061032931088-rusya-ankara-plan-turkiye-yeni-nukleer-santral/, (Erişim Tarihi: 07.04.2018).

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.