SUUDİ HANEDANINDA TAHT OYUNLARI

upa-admin 12 Mart 2020 6.051 Okunma 0
SUUDİ HANEDANINDA TAHT OYUNLARI

Suudi Arabistan Krallığı, 2015 Ocak ayında Salman bin Abdülaziz’in Kral olmasıyla birlikte tarihinde görmediği ölçüde yeni bir yola girdi ve tahta çıkış usullerinde ciddi değişiklikler yapıldı. Düzenli olarak Kurucu Kral Abdülaziz el Suud’un çocukları tahta çıkarken, bu uygulama, çocukları ve torunları şeklinde değiştirilerek ilk kez Kurucu Kral’ın üçüncü nesline, yani torunlarına taht yolu açılmış oldu. Aslında Salman bin Abdülaziz’in tahta çıkışı da kendinden önce güçlü veliahtlık dönemleri yaşamış olan ve Suudi siyasetinde etkileri bugün dahi görülen Sultan bin Abdülaziz (1928-2011) ve Nayef bin Abdülaziz (1934-2012) in mevcut Kral Abdullah bin Abdülaziz’den (1924-2015) önce ölmeleri sayesinde olmuştu. Diğer bir deyişle, iki ağabeyi veliaht iken ölmüş olmasaydı, bugün Salman bin Abdülaziz Kral olamayacağı gibi, ilerleyen yaşı ve sağlık sorunları sebebiyle de bu hakka hiçbir zamana ulaşamayacaktı.

Kral Salman’ın tahttaki ilk uygulamalarından biri olan veliahtlık değişikliği, önceki Kral Abdullah bin Abdülaziz zamanında yürürlüğe konan ikinci veliahtlık uygulaması (daha önce böyle bir uygulama yoktu) bağlamında gerçekleşti ve yeni Kral, ikinci veliaht olarak oğlu Muhammed bin Salman’ı atadı. Birinci veliahtlık koltuğuna ise, yine veliaht iken ölen Nayef bin Abdülaziz’in oğlu Muhammed bin Nayef getirildi. Kısa süren veliahtlık döneminde ciddi bir destek gören Muhammed bin Nayef, yine Suudi Kraliyet ailesinde bir taht oyununa kurban giderek bu görevinden alındı ve bir nevi ev hapsine mahkum edildi.

Suudi tahtına mevcut Kral Salman bin Abdülaziz’den sonra geçmesi muhtemel iki isim Prens Muhammed bin Nayef ve Prens Ahmet bin Abdülaziz’in kim olduğu sorusu akıllara gelmekte ve güçleri sorgulanmaktadır. Nitekim bu isimlerin etkileri hanedan üyeleri üzerinde ve iç siyasette belirgin düzeyde görülmektedir. Bu iki ismin önemi ve etrafında bulunan ve Kraliyet ailesine mensup olan destekçileri, hiç şüphesiz veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın tahta çıkıp çıkmayacağının da belirleyicisi olacaktır. Nitekim Mart 2020’de gerçekleşen Kraliyet operasyonu, Aralık 2017’de gerçekleşene nazaran daha küçük ölçekli (tutuklanan kişi sayısı bazında) olsa da, tutuklanan kişilerin isimleri ve nüfuzları göz önüne alındığında, bunun daha etkili olduğu görülmektedir. Ayrıca ilk operasyonda iddia yolsuzluk ve rüşvet iken, bu kez iddia daha vahim bir boyutta olup “vatana ihanet” şeklinde ortaya çıkmıştır.

Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın Kral olan babası Salman bin Abdülaziz’den sonra tahta çıkmak istediği ve bu sebeple saray içi muhalefeti daha göreve gelmeden susturmak istediği açıkça görülmekle birlikte, bunda ne kadar başarılı olacağını zaman gösterecektir. Zira, daha öncede mevcut kralların kendi oğullarını tahta en yakın noktaya konumlandırma gibi istekleri olmuş; ancak her biri tarihte yerini alarak kraliyet ailesinden silinip gitmiştir.

Muhammed bin Nayef

Uzun yıllar İçişleri Bakanlığı (1975-2012) yapan Nayef bin Abdülaziz’in oğlu olan Muhammed bin Nayef, ülke içinde ve ABD’de aldığı iyi eğitim sonucu Suudi hanedanında özellikle babasının İçişleri Bakanı olması sebebiyle ciddi görevlere yükseldi ve hemen hepsinde kendisini göstermeyi başardı. Özellikle güvenlik ve terörizmle mücadele politikalarında kendinden söz ettiren Muhammed bin Nayef, babasının Kral olması durumunda daha önemli görevlere de gelebilecekken, bu hakkından bir nevi mahrum kaldı. Öyle ki; babasının siyasi gücü ve tahtın bir numaralı varisi olması sebebiyle, onun ölümünden sonra bir nevi bu hak iddiası üstü kapalı bir şekilde de olsa kendisine geçti ve Prens Nayef’in en büyük oğlu olarak veliaht Prensliğe atandı. Bu, şu anlama geliyordu; Kral Salman’ın ölümü sonrası Kral olarak tahta çıkacak kişi kendisiydi!

Ancak işler hiç de öyle gitmedi ve 2017 senesinde veliahtlıktan alındı; yani bir nevi itibar kaybına uğratıldı. Babasının Kraliyet ailesinde ciddi bir nüfuzu bulunması sebebiyle kendisine ciddi bir siyasi miras kalan Muhammed bin Nayef, özellikle İçişleri Bakanlığı kadroları ve istihbarat kadrolarında ciddi bir desteğe sahipti. Kurucu Kral Abdülaziz al Suud’un torunu olan ve ilk kez üçüncü nesilden veliaht olan bin Nayef, Kraliyet ailesinin özellikle mevcut Kral Salman bin Abdülaziz’in oğlu ve şu an tek veliaht olan Muhammed bin Salman’la arasının açılmasına engel olamadı, ya da olmadı!

Tahta giden yolda arkasını sağlama almak isteyen Muhammed bin Salman’ın iki büyük rakibinden biri olan Muhammed bin Nayef, 8 Mart 2020 tarihinde gözaltına alındı; bu kez gözaltı sebebi olarak “vatana ihanet” gösterildi ki, bu iddianın içeriğinde mevcut Kral’ı ve veliaht Prensi devirmeye teşebbüs gibi ciddi ifadelerin olması Kraliyet ailesinin diğer fertlerini de birbirine düşürdü.

Ahmet bin Abdülaziz

Kurucu Kral Abdülaziz al Suud’un ölümü sonrası ardından kalan 36 oğlundan biri olan Prens Ahmet bin Abdülaziz, meşhur Südeyri yedilisinden biri olmakla birlikte, uzun yıllar ne öz ağabeylerinin (Kral Fahd ve Kral Salman dönemleri) Krallığı döneminde, ne de diğer ağabeylerinin (Prens Sultan ve Prens Nayef) veliahtlığı döneminde çok önemli bir göreve getirilmemişti. Muhalif yapısı ve Kraliyet ailesine dönük eleştirileri sebebiyle her zaman dikkatle izlenen, ancak çok da gündemde tutulmayan Prens Ahmet, Londra’da yaşadığı bir nevi sürgün hayatı sonrası başkent Riyad’a dönmüş ve mevcut Kral öz ağabeyi Kral Salman ile diğer ağabeyleri Talal bin Abdülaziz’in cenaze töreninde aynı fotoğraf karesine girmişti. Ahmet bin Abdülaziz’in hayatta bulunan diğer kardeşlerinden farkı, siyasi çekişmelerin çokça tarafı olmadığı gibi, Kraliyet içinde ciddi görevlere gelmemesi sebebiyle adının herhangi bir yolsuzluk ya da iddiaya da karışmamasıydı. Öyle ki; mevcut veliaht Prens Muhammed bin Salman’a muhalif olanların potansiyel Kral olarak Prens Ahmet’i görmeleri ve onun etrafında toplanmaları, veliaht Prens nezdinde Prens Ahmet’i çekinilen bir pozisyona soktuğu gibi, Kral Abdülaziz’in hayatta kalan 6 oğlundan Kral olmaya en uygun olanı olması da bu çekingenliği arttırmıştı.

Son yapılan operasyon ile tutuklanan kişiler arasında Prens Ahmet bin Abdülaziz’in olması hiç de şaşırtıcı olmamış, aksine beklenenin erken ilanı gibi bir durum ortaya çıkarmıştı. Prens Muhammed bin Nayef ile birlikte tahtın en güçlü adaylarından olan Prens Ahmet’in vatana ihanetle suçlanması, şüphesiz bugüne kadar bu suçlamaya maruz kalan en yüksek düzeyli Prens olması (Kurucu Kral’ın oğlu) sebebiyle etkileri de şüphesiz yüksek düzeyli olacaktır. Prens Ahmet’in etrafında bulunan hanedan üyelerinin nasıl bir yol izlediği ve suçlamanın nasıl bir cezayı beraberinde getireceği bilinmemekle birlikte, neticesinden tüm hanedan üyelerinin etkileneceği muhakkaktır.

 

Ali İzzet KEÇECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.