SURİYE’NİN SALDIRISI HANGİ AMACA HİZMET EDİYOR?

upa-admin 04 Ekim 2012 2.206 Okunma 0

Keşif uçuşu yapan silahsız Türk jetinin uluslararası hava sahasında Suriye kuvvetlerince düşürülmesi ile savaşın eşiğine gelen Türkiye, dün Urfa’nın Akçakale ilçesine Suriye topraklarından atılan top nedeniyle beş sivil vatandaşın hayatını kaybetmesi sonrası uluslararası hukuka dayanan “misli ile mukabele” hakkını kullanarak Suriye’nin belirli askeri noktalarını bombalamıştır. Şimdi dünya gündeminde sorulan tek soru Türkiye’nin Suriye ile sıcak çatışmaya girip girmeyeceği yönündedir.

Türkiye, Suriye’de olayların başladığı ilk günden bu yana Esad yönetiminin barışçıl yollar ile demokratik seçimler ile geçişin sağlanması ve reformların yapılması yönünde telkinlerde bulunmaktaydı. Fakat Ankara yönetiminin muhaliflerin safında yer alması, Esad’ın tüm köprüleri atmasına ve Türkiye’nin düşman ülkeler listesine eklemesine neden olmuştur. Suriye’deki iç karışıklığın giderek büyümesi Türkiye’nin ülkenin iç işlerine karışmadan olaylara müdahil olmak zorunda kalmasına zemin hazırlamıştır. Neticede ateş hattında yürütülen diplomasi yerini Türkiye-Suriye arasında ateşler altında sınır boylarına bırakmaktadır.

Rusya-İran ve Terör

Türkiye-Suriye ilişkilerinin geldiği noktayı anlayabilmek için öncelikle Rusya ve İran’ın Suriye ile menfaatlerinin yanı sıra bu Avrasya güçlerinin Türkiye ile ilişkilerinin Suriye üzerinden nasıl zarara uğratıldığının iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Elbette bu süreçte kullanılan “terör kartı” da unutulmamalıdır.

Rusya’nın Suriye’deki olaylar karşısındaki tutumu büyük önem arz etmektedir. Büyük imparatorluk stratejisinin en önemli maddelerinden biri olan “sıcak denizlere inebilme” hayaline sahip olan Rusya, 1971 yılından beri Suriye’nin Tartus limanını üs olarak kullanarak bu amacını gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla Rusya’nın Tartus limanındaki menfaati ile Esad’ın akıbeti arasında ki paralellik Moskova yönetiminin bölge politikalarına yön verirken, ABD’nin Orta Doğu hegemonyasına karşı denge siyaseti izlemektedir.

Diğer taraftan İran, Suriye’ye yapılacak herhangi bir dış müdahalenin kendi topraklarına yapılmış bir saldırı olarak kabul edeceğini söyleyerek Esad rejimin kendi ulusal güvenliği açısından ne derece önemli olduğu mesajını vermiştir. Nükleer çalışmaları sebebiyle uluslararası ambargo uygulanan İran, bölgede mezhep ve ideoloji üzerine siyaset izleyerek Orta Doğu’da nüfuzunu arttırmak ve İsrail karşısında bölgesel güç olma peşindedir. İzlenen bu strateji ışığında Esad yönetimi İran’ın Lübnan’a kadar uzanan Şii koridoru içinde hayatidir.

Büyük Resmi Görebilmek

Tüm bu gelişmelerin ışığında Türkiye ile Suriye arasında yaşanılanları çeşitli komplo teorileri ile yorumlamak mümkün. Fakat “büyük resme” bakıldığında Orta Doğu’da başlayan ayaklanmalar ile Türkiye’de terör odaklarının faaliyetlerini hızlandırmasının aynı döneme gelmesi tesadüf değildir.

ABD-Rusya-Suriye-İran Ekseninde merkeze Türkiye oturtuluyor

Irak’ın kuzeyinde konuşlanan terör örgütü, “Arap Baharı” adı altında başlayan ayaklanmalar ile kendisine rahat faaliyet alanları bulmuştur. Son olarak Suriye’nin kuzeyinde muhalif güçlerin içinde yer alan ayrılıkçı Kürt grupları, Kürt bölgesinin kurulması ve Kuzey Irak ile “Kürt koridoru” oluşturabilmenin planlarını yapmaktadırlar. Özetleyecek olursak, ABD-Rusya-Suriye-İran denkleminde merkeze Türkiye oturtulmak istenmektedir. Yani Türkiye’nin Suriye bataklığına doğru çekilmesinin hesapları yapılmaktadır.

Esad’ın bu safhada Türkiye ile savaşı göze almasını beklemek yersizdir. Türkiye tarafı ise meşru müdafaa hakkını saklı tutacak hamlelerle masada yer alacaktır. Lakin Türkiye topraklarına gerçekleştirilen saldırının Esad güçleri mi, yoksa muhalifler tarafından mı geldiği tam olarak netlik kazanmamıştır. Daha önce de yazmış olduğum gibi ayrılıkçı Kürt grupları Suriye’nin kuzeyinde yeni yapılandırma peşinde koşarken, Türkiye’nin enerjisi ve konsantrasyonunu bölge üzerine çekerek terörün rahat manevra alanına sahip olması ve Rusya ve İran gibi iki önemli Avrasya gücü ile orta menfaat alanlarının yok edilmesine taşeronluk etmektedir.

Haftanın Sözü: “Savaşı kazançla kapatmanın yolunu bulacak kişi, savaşın vereceği zararları en iyi bilen kişidir.” – Sun Tzu

Furkan KAYA

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.