CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN MISIR ZİYARETİ: AYRINTILAR VE BÖLGESEL İŞ BİRLİKLERİ

upa-admin 07 Şubat 2026 312 Okunma 0
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN MISIR ZİYARETİ: AYRINTILAR VE BÖLGESEL İŞ BİRLİKLERİ

Giriş

Suudi Arabistan ziyaretinin ardından 4-5 Şubat 2026 tarihleri arasında Mısır’a resmi bir ziyaret düzenleyen Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu ziyareti esnasında akdedilen anlaşmalar ve dile getirilen açıklamalar, her iki ülkedeki yerel ve ulusal medyada olduğu kadar, uluslararası medya tarafından da dikkatle takip edilmiş ve bu bölgesel ziyaret hakkında ciddi bazı analizler yayınlanmıştır. Özellikle hem Suudi Arabistan Krallığı, hem de Mısır ile imzalanan savunma ve güvenlik alanlarına yönelik kapsamlı ve stratejik anlaşma ve iş birlikleri, Ortadoğu bölgesinin güvenlik siyaseti ve mimarisi açısından kritik gelişmeler olarak yorumlanmaktadır. Bölgedeki güç ve güvenlik dengesinde yeni bir durumu ve adeta yeni bir bloklaşmayı ifade eden aktörler-arası bu güvenlik iş birlikleri karşısında diğer aktörlerin vereceği reaksiyonlar ve atacağı adımlar şimdiden merak konusu olurken, bu görüşmelerde Gazze, Suriye, ABD-İran gerilimi gibi güncel sıcak gelişmelerin de ele alınması bölge güvenliğini yakından ilgilendiren çeşitli senaryolara karşı majör aktörlerin ortak tavır ve politikalar benimsemesi olarak da okunmuştur.

Mısır ile İlişkilerin Genel Yapısı

Ortadoğu ve Kuzey Afrika coğrafyasının jeopolitik ve jeostratejik açılardan oldukça önem taşıyan ülkesi Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkiler, tarihin her döneminde büyük bir gelişme potansiyeli barındırmış ama daima çeşitli sorunlar nedeniyle istenilen düzeye çıkarılamamıştır. Kimi zaman dahil olunan farklı müttefik ilişkileri, kimi zaman da her iki aktör arasında öteden beri var olan bölgesel güç mücadelesi ikili ilişkilere farklı şekillerde yansırken, buna rağmen ekonomik, ticari, kültürel, sosyal ve diplomatik ilişkiler kesintisiz olarak devam etmiştir. 2011 yılında baş gösteren “Arap Devrimleri” veya “Arap Baharı” sürecinde, Ankara, her ne kadar Muhammed Mursi yönetiminin bir darbe ile iktidardan devrilmesine demokratik refleksler ekseninde buna tepki gösterse de, bir süre sonra uluslararası sisteme dahil olma çabaları gösteren Abdülfettah es-Sisi yönetimi ile “normalleşme” kapsamında temaslar kurulmuş ve ikili ilişkiler kaldığı yerden devam etmeye başlamıştır.

Türkiye, Katar, İran ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörlerin yanı sıra, Mısır da, 7 Ekim 2023 saldırısı sonrasında Gazze’de giderek artan ve adeta bir soykırıma dönüşen İsrail şiddeti karşısında zamanla tepkisini ortaya koymuştur. Mısır’ın Ortadoğu siyasetinde öteden beri var olan diplomatik ve uzlaştırıcı rolü, 7 Ekim sonrasında da aktif bir biçimde devam etmiş; Kahire, çoğu kez Hamas temsilcileri ile İsrail arasındaki istişarelerde bir “köprü” görevi üstlenmiştir. Ancak “Doha saldırıları (9 Eylül 2025)” sonrasında İsrail’in bölgede diplomatik rol üstlenen tarafsız ve egemen devlet sistemlerine karşı ortaya çıkan hukuk tanımaz tavrı Mısır siyasetinde bir dönüşüme yol açarak, geleneksel “Camp David düzeni” içerisinde hareket eden ve Enver Sedat döneminden itibaren Washington-Tel Aviv yörüngesine dahil olan Kahire’nin süreklilik içinde bir kopuşa yol açacak tepkiler üretmesine neden olmuştur. Arap Birliği ve İİT (İslam İşbirliği Teşkilatı) gibi bölgesel örgütler nezdinde İsrail’i kınayan toplantılara katılan Mısır, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle yakınlaşarak bölgede istikrarı önceleyen politikalar izlemiştir.

Bu ortamda, Mısır-Türkiye ilişkilerinin önemli bir veçhesini oluşturan enerji ve Doğu Akdeniz jeopolitiğinde de son yıllarda önemli gelişmeler olmuş, 13 yıl aradan sonra ilk kez Doğu Akdeniz’de ortak tatbikat yapan iki ülke “normalleşme” süreci kapsamında olası bir Türkiye-Mısır deniz yetki anlaşmasına yönelik güçlü bir beklenti ortaya çıkmıştır. Özellikle Gazze Şeridi’nde gerçekleşen büyük insani felâket ve soykırım karşısında aksiyon alan her iki ülke, 13 Ekim 2025’te Mısır’ın liman kenti Şarm el-Şeyh’te geniş katılımlı bir “Barış Zirvesi’nin” toplanmasına öncülük etmiştir. ABD Başkanı Donald Trump öncülüğünde hayata geçirilen bu Barış Zirvesi’nde “Trump Planı” adı verilen deklârasyon ekseninde İsrail ve Hamas arasındaki ateşkesin gerçekleştirilmesi mümkün olmuş; Katar Emiri yanında Sisi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da bahse konu barış sürecinin garantörleri arasında yer almıştır. Filistin meselesinin diplomasi ve hukuk yoluyla çözümü ile barış girişimlerine güç kazandırma noktasında Türkiye ile Mısır arasında ortaya çıkan kararlı iş birliği ve uyum iki ülkeyi birbirine daha çok yakınlaştırmıştır. Türkiye, Gazze’de yaraların sarılması adına devasa insani yardımları hayata geçirirken, Mısır da uzun süredir kapalı olan “Refah Sınır kapısının” açılmasına karar vermiş ve sahada ve masada İsrail’i barışa zorlamaya başlamıştır.

Erdoğan’ın Ziyareti ile Gelişen Bölgesel Ortaklık ve İçeriği

2013-2022 yılları arasında bölgesel gelişmelerin ikili ilişkilerde meydana getirdiği gerginlik atmosferinin dağılmasının ardından Türkiye ile Mısır arasında başlayan normalleşme eğilimleri yeni bir dönemin kapısını açarak, siyasi, ekonomik, kültürel ve askeri alanlardaki gelişmelerin habercisi olmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyaretini gerçekleştikten sonra uğradığı Mısır’da resmi ziyaretle karşılanmasının ardından bu ülkeyle imzalanan “Askeri Çerçeve Anlaşması” ve “Türkiye-Mısır İş Forumu” küresel medya organları tarafından ilgiyle takip edilmiştir.

Afrika’ya açılan kapı olarak nitelenen Mısır’ın ekonomi, enerji, ticaret ve turizm bakımlarından taşıdığı büyük potansiyel Türkiye’nin ülkeye, bölgeye ve kıtaya olan yakın ilgisi paralelinde yüksek düzeyli iş birliklerini ortaya çıkarmış; bu kapsamda gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Stratejik İş birliği Konseyi Toplantısı’nda iki ülkenin “2030” ve “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda iş hacmini genişletecek imzalar atılmıştır. Deniz ticareti, inşaat ve müteahhitlik hizmetleri başta olmak üzere iki ülke arasında büyük potansiyel taşıyan ekonomik ve ticari iş birliklerinin geliştirilmesi noktasında sektörler arası önemli temasların yapılmasının ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Süveyş Kanalı dolayısıyla dünya deniz taşımacılığında önemli bir yere sahip olan Mısır’la gemi inşası alanında da beraber çalışabiliriz. Biz, ‘kazan kazan’ temelinde buna her zaman hazırız. Gördüğünüz üzere iki ülke arasında gerçekten muazzam iş birliği imkânları mevcut. Bu imkânları değerlendirecek olan bizim de desteklerimizle sizlersiniz. Siz çalıştığınız, siz ürettiğiniz, siz istihdam sağladığınız müddetçe biz de sizin önünüzü açmaya devam edeceğiz. 15 milyar dolar ticaret hedefine giden yolda her türlü öneriye açığız.” ifadelerini kullanmıştır.

Ayrıca imzalanan Askeri Çerçeve Anlaşması ile de askeri iş birliği alanlarında bilgi ve uzmanlık teatisi yoluyla savunma iş birliğinin geliştirilmesi konularında mutabık kalınmıştır. Güçlü bir NATO ülkesi olan Türkiye’nin Mısır’la askeri iş birliği ve savunma konularındaki bu yakınlaşması, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu coğrafyalarında bir tür “dengeleme” durumu meydana getirmiştir. Mısır’ın bu süreçte Türkiye’nin savunma sanayii ürünlerine olan ilgisi de artmış, Mart 2025’te Türkiye’den satın almış olduğu silahlı insansız hava araçlarını (SİHA) ilk kez Sudan’daki iç savaşta kullanan Mısır, Türkiye’nin geliştirmekte olduğu KAAN savaş uçağına da büyük ilgi gösterdiğini belli etmiştir.

Ankara ile Kahire arasında ekonomik, ticari, askeri ve siyasi açılardan giderek pekişen yakın ilişkiler, Doğu Akdeniz coğrafyasında İsrail, Yunanistan ve GKRY (Güney Kıbrıs) gibi aktörlere karşı bir denge mekanizması oluştururken, Ortadoğu bölgesine yönelik olarak ise özellikle bölgenin istikrarsızlaştırılmasında başrol oynayan İsrail’e karşı önemli bir mesaj ve dengeleme unsuru içermektedir. Keza, enerji güvenliği açısından da bahse konu yakınlaşma geleceğe yönelik yeni projeksiyonlar yanında Ankara-Kahire arasında yeni bir deniz yetki anlaşmasını mümkün kılacak bir nitelik barındırmaktadır. Bu durum, bölgedeki denklemlerin yeniden şekillenmesine olanak tanırken, Türkiye’nin “Mavi Vatan Doktrini” çerçevesinde Mısır ile hayata geçireceği yeni iş birlikleri İsrail-Yunanistan-GKRY ittifakının jeopolitik manevra alanını kısıtlama özelliğine de haizdir. Ancak bu konuda Mısır henüz nihai kararını vermemiştir.

Sonuç

Türkiye’nin küresel ve bölgesel gerginliklerin etkisinden kurtularak 2022’den bu yana ilişkilerini “normalleşme” süreci içerisine aldığı önemli bölgesel aktörlerden biri olan Mısır ile geliştirme kararı aldığı ekonomik, ticari ve askeri bağlar, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz güvenlik mimarisini yakından ilgilendiren dinamikler taşımaktadır. Doğu Akdeniz’de enerji güvenliği bağlamında var olan statükoyu değiştirmeye matuf ve Ortadoğu’da kaos ve istikrarsızlıktan beslenen, hatta “böl ve istikrarsızlaştır” olarak deşifre edilen Tel Aviv politikaları karşısında bir “yeniden dengeleme” durumunu ifade eden Ankara-Kahire hattındaki bölgesel güvenlik iş birlikleri bir kez daha Türkiye’yi bölgesel ve uluslararası politikada “oyun değiştirici” ve “oyun kurucu” aktör olarak ön plana çıkarmaktadır.

Dr. Mehmet BABACAN

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.