2026 ERMENİSTAN PARLAMENTO SEÇİMLERİ: İÇ SİYASİ DÖNÜŞÜM VE DIŞ POLİTİKA YÖNELİMİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

upa-admin 10 Haziran 2026 98 Okunma 0
2026 ERMENİSTAN PARLAMENTO SEÇİMLERİ: İÇ SİYASİ DÖNÜŞÜM VE DIŞ POLİTİKA YÖNELİMİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Giriş

7 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen Ermenistan parlamento seçimleri, ülkenin bağımsızlığından bu yana en kritik siyasal dönemeçlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Seçimler, yalnızca hükümet değişikliği veya iktidarın yenilenmesi anlamına gelmemiş; aynı zamanda Ermenistan’ın güvenlik paradigması, dış politika yönelimi ve ulusal kimlik anlayışı üzerine bir referandum niteliği de taşımıştır. Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi, oyların yaklaşık yüzde 49,8’ini alarak parlamentoda çoğunluğu korumayı başarmıştır. Buna karşılık, Rusya yanlısı muhalefet blokları da toplamda yaklaşık yüzde 31 oy elde ederek önemli bir toplumsal desteğe sahip olduklarını göstermiştir.

Bu analizde, 2026 seçimleri iki temel eksende analiz edilmektedir: ilk olarak Ermenistan’ın iç siyasal dengeleri ve rejim dönüşümü; ikinci olarak ise seçim sonuçlarının Güney Kafkasya jeopolitiği ve Ermenistan dış politikası üzerindeki etkileri.

İç Politika Boyutu: Yeni Ermeni Devlet Kimliğinin İnşası

İkinci Karabağ Sonrası Siyasal Düzenin Konsolidasyonu

2026 seçimlerinin arka planını belirleyen temel gelişme, 2023 yılında Ermenistan’ın fiilen 25 seneden fazla işgalde tuttuğu Azerbaycan’ın Karabağ bölgesi üzerindeki kontrolünü tamamen kaybetmesi olmuştur. Bu gelişme, Ermeni milliyetçiliğinin yaklaşık 30 yıldır üzerine inşa edildiği temel siyasi söylemi geçersiz hale getirmiştir.

Paşinyan yönetimi, seçim kampanyasını “kaybedilmiş toprakları geri alma” söylemi üzerine değil, “devletin sürdürülebilirliğini sağlama” yaklaşımı üzerine kurmuştur. Bu durum, Ermeni siyasetinde önemli bir paradigma değişimine işaret etmektedir. Geleneksel güvenlik anlayışının yerini ekonomik kalkınma, bölgesel entegrasyon ve diplomatik normalleşme söylemi almaya başlamıştır. Seçim sonuçları, Ermeni seçmeninin önemli bir bölümünün Karabağ’ın geri alınmasını kısa ve orta vadede gerçekçi görmediğini ve devletin mevcut sınırlar içinde güçlendirilmesine öncelik verdiğini göstermektedir.

Paşinyan’ın Siyasal Meşruiyetinin Yeniden Üretilmesi

Normal şartlarda bir liderin hem 2020 İkinci Karabağ Savaşı’nın, hem de 2023 Karabağ kaybının ardından iktidarını koruması beklenmezdi. Ancak Paşinyan, seçim kampanyasında yenilgiyi kişisel bir başarısızlıktan ziyade eski güvenlik modelinin çöküşü olarak çerçevelemeyi başarmıştır.

Bu çerçevede, iktidar, üç temel argüman geliştirmiştir:

  1. Rusya’nın Ermenistan’ın güvenliğini garanti edemediği,
  2. Karabağ merkezli politikanın ülkeyi sürekli çatışmaya sürüklediği,
  3. Yeni dönemde ekonomik entegrasyonun güvenlikten daha önemli hale geldiği.

Seçim sonuçları, bu söylemin toplumda belirli bir karşılık bulduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, Paşinyan’ın aldığı oy oranı, 2021 seçimlerine kıyasla bir miktar gerilemiştir. Bu durum, toplumun hükümete tam anlamıyla güvenmediğini, ancak alternatifleri daha riskli bulduğunu göstermektedir.

Ermeni Muhalefetinin Yapısal Sorunları

Seçimlerin dikkat çekici özelliklerinden biri, muhalefetin güçlü bir performans sergilemesine rağmen iktidar alternatifi yaratamamasıdır. Muhalefetin ana bileşenleri:

  • Samvel Karapetyan liderliğindeki Güçlü Ermenistan (Strong Armenia),
  • Eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan çevresindeki Ermenistan İttifakı (Armenia Alliance),
  • Eski siyasal elitlerle bağlantılı çeşitli partilerden oluşmuştur.

Muhalefetin temel sorunu, Karabağ sonrası döneme ilişkin uygulanabilir bir strateji sunamamasıdır. Muhalefet, Rusya ile ilişkilerin yeniden güçlendirilmesini savunsa da, Moskova’nın 2020–2023 döneminde Ermenistan’a beklenen desteği vermemiş olması bu söylemin toplumsal karşılığını sınırlandırmaktadır. Dolayısıyla, seçim sonuçları, Paşinyan’a güçlü bir destekten çok, eski siyasal elitlere yönelik devam eden güvensizliği yansıtmaktadır.

Dış Politika Boyutu: Stratejik Yönelimde Değişim

Rusya’dan Kademeli Uzaklaşma

2026 seçimleri, esas itibarıyla Ermenistan’ın jeopolitik yönelimi üzerine yapılmış bir oylama niteliği taşımıştır. Kampanya sürecinde dış politika ilk kez iç siyasetin merkezine yerleşmiştir. Sovyet sonrası dönemde Ermenistan’ın güvenliği büyük ölçüde Rusya’ya bağlıydı. Ancak 2020 Karabağ Savaşı ve 2023 gelişmeleri sonrasında Erivan’da Rusya’nın güvenilirliği ciddi biçimde sorgulanmaya başlanmıştır. Bu nedenle, Paşinyan hükümeti, son yıllarda Rusya merkezli güvenlik mimarisinden uzaklaşarak Avrupa ile entegrasyonu artırma, ABD ile stratejik iş birliği geliştirme ve güvenlik ortaklıklarını çeşitlendirme stratejisi izlemektedir. Seçim sonucu, bu yönelimin toplumsal meşruiyet kazandığını göstermektedir. Ancak bu durum Ermenistan’ın kısa vadede Batı kampına tamamen geçtiği anlamına gelmemektedir. Ülke ekonomisinin önemli bir bölümü hâlâ Rusya ile bağlantılıdır ve enerji bağımlılığı devam etmektedir. Dolayısıyla, ortaya çıkan model Rusya’dan kopuş değil, Rusya bağımlılığının azaltılması olarak tanımlanmalıdır.

Azerbaycan ile Barış Süreci

Seçimlerin dış politika açısından en önemli sonucu Azerbaycan ile yürütülen normalleşme sürecinin devam edecek olmasıdır. Paşinyan hükümeti, son iki yıldır hem sınırların belirlenmesi, diplomatik ilişkilerin kurulması, ulaşım koridorlarının açılması ve karşılıklı egemenliğin tanınması gibi başlıklarda ilerleme sağlamaya çalışmaktadır. Seçim zaferi, hükümete bu süreci sürdürme konusunda önemli bir siyasi yetki sağlamıştır. Bununla birlikte, Azerbaycan’ın talep ettiği anayasal değişiklikler konusunda hükümetin önünde ciddi engeller bulunmaktadır. Paşinyan parlamentoda çoğunluğu korumuş olsa da, anayasa değişikliği için gerekli toplumsal desteği garanti altına alamamıştır. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde Ermeni iç siyasetinde en önemli tartışma başlıklarından biri kesinlikle anayasal reform olacaktır.

Türkiye ile Normalleşme İhtimali

Seçim sonuçları dolaylı olarak Türkiye-Ermenistan ilişkileri açısından da önem taşımaktadır. Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme süreci büyük ölçüde Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerindeki gelişmelere bağlıdır. Paşinyan’ın yeniden güçlü biçimde iktidara gelmesi:

  • sınırların açılması,
  • ekonomik entegrasyonun artması,
  • ulaştırma projelerinin ilerlemesi

ihtimallerini güçlendirmiştir.

Özellikle Güney Kafkasya’nın ulaştırma ağlarına entegrasyonu, Ermenistan’ın uzun yıllardır yaşadığı ekonomik izolasyonu azaltabilir. Ancak Ermeni diasporasının belirli kesimleri ve milliyetçi muhalefet, Türkiye ile hızlı bir normalleşmeye karşı çıkmaya devam etmektedir. Bu nedenle, süreç ilerlese bile siyasi dirençle karşılaşılması beklenmektedir.

Avrupa Birliği ve ABD ile İlişkiler

Seçimlerin ardından Avrupa ve ABD’den gelen destek mesajları dikkat çekmiştir. Batılı aktörler, seçim sonucunu Ermenistan’ın demokratik dönüşümünün ve Batı ile yakınlaşma sürecinin bir devamı olarak değerlendirmiştir. Bununla birlikte, Ermenistan’ın yakın gelecekte AB üyeliğine yaklaşması beklenmemektedir. Daha gerçekçi bir senaryo ise; ekonomik entegrasyonun artırılması, yatırım akışlarının teşvik edilmesi, güvenlik alanında sınırlı iş birliklerinin desteklenmesi ve kurumsal reformların desteklenmesi şeklinde gösterilebilir. Dolayısıyla, Ermenistan’ın Batı yönelimi sembolik olmaktan çıkmış olsa da, henüz tam anlamıyla stratejik bir ittifak düzeyine ulaşmış değildir.

Sonuç

2026 Ermenistan seçimleri, sıradan bir iktidar yenilenmesinden çok daha büyük bir anlam taşımaktadır. Seçimler, Karabağ sonrası dönemde Ermeni devletinin nasıl bir kimlik ve stratejik yönelim benimseyeceğine ilişkin toplumsal tercihleri ortaya koymuştur. İç politika açısından seçimler, Paşinyan’ın kişisel zaferinden ziyade Karabağ merkezli geleneksel güvenlik paradigmasının gerilemesini ve yeni bir devlet anlayışının yükselişini göstermektedir. Muhalefetin önemli oy almasına rağmen iktidar alternatifi oluşturamaması, Ermeni toplumunun eski siyasal elitlere yönelik güvensizliğinin sürdüğünü ortaya koymaktadır.

Dış politika açısından ise seçimler, Ermenistan’ın Rusya’ya tam bağımlılık modelinden uzaklaşarak çok yönlü bir dış politika izleme iradesini teyit etmiştir. Azerbaycan ile barış süreci, Türkiye ile normalleşme girişimleri ve Batı ile artan iş birliği bu yeni stratejik yönelimin temel unsurlarıdır. Bununla birlikte Ermenistan’ın önünde anayasal reformlar, toplumsal kutuplaşma ve Rusya’nın bölgedeki etkisi gibi önemli engeller bulunmaktadır.

Sonuç olarak, 2026 seçimleri, Ermenistan’ın yalnızca hükümetini değil, aynı zamanda Karabağ’ı kaybetmesinden sonraki dönemdeki jeopolitik kimliğini de belirleyen tarihsel bir dönüm noktası olarak değerlendirilmelidir.

Dr. Elnur İSMAYIL

İstanbul Medeniyet Üniversitesi

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.