Giriş
Son yıllarda uluslararası siyasette süregelen jeopolitik mücadelenin dinamiklerine dair kapsamlı bir açıklama içeren zihin açıcı eserlerden biri, Edward Fishman’ın kaleme aldığı Chokepoints adlı kitaptır. Tam ismi Chokepoints: American Power in the Age of Economic Warfare (Darboğazlar: Ekonomik Savaş Çağında Amerikan Gücü) olan eser, 2025 yılında Portfolio tarafından yayımlanmıştır. 560 sayfalık eser, şimdiden önemli bir klasik olmaya adaydır.
Yazar: Edward Fishman
Kitabın yazarı Edward Fishman, ekonomi yönetimi ve yaptırımlar konusunda önde gelen bir uzmandır. Fishman, Columbia Üniversitesi Uluslararası ve Kamu İşleri Okulu’nda ders vermekte ve Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde kıdemli araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır. Ayrıca, şirketlere jeopolitik strateji konusunda danışmanlık yapmakta ve erken aşama teknoloji girişimlerine yatırım yapmaktadır. Yazar, daha önce ABD Dışişleri Bakanlığı’nda Dışişleri Bakanı’nın Politika Planlama Ekibi üyesi, Pentagon’da Genelkurmay Başkanı’na danışman ve ABD Hazine Bakanlığı’nda Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı’na özel asistan olarak görev yapmıştır. Yazıları ve analizleri düzenli olarak The New York Times, The Wall Street Journal, The Washington Post, Foreign Affairs, Politico ve NPR gibi yayın organlarında yayımlanmaktadır. Yale Üniversitesi’nden Tarih lisans derecesi, Cambridge Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler yüksek lisans derecesi ve Stanford Üniversitesi’nden MBA derecesine sahiptir.
Darboğazlar (Chokepoints)
Kitabın öncelikle üzerinde durduğu husus, küresel ticarette önemli olan deniz taşımacılığında etkili olan geçiş noktalarıdır. Geleneksel geçiş noktaları, küresel gemi trafiğinin büyük hacimlerde geçmek zorunda kaldığı dar deniz kanallarıdır. Küresel ticarette kritik mahiyette olmaları, bu geçiş noktalarını çatışma, korsanlık ve ablukalara karşı son derece savunmasız hale getirir. Dünyada bu bağlamda öne çıkan birkaç kritik darboğaz bulunmaktadır. Bunlar şöyle sıralanabilir;
Hürmüz Boğazı: Şimdilerde ABD ile İran arasında ciddi bir gerginlik konusu olan Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ni açık okyanusa bağlamakta ve dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin taşınmasına aracılık etmektedir. Bu nedenle, Hürmüz’ün kontrolünün İran’a geçmesi, bu ülkeyi ciddi anlamda bir bölgesel güç haline getirecektir. Hürmüz Boğazı, normalde seyrüsefer serbestisi ilkesi doğrultusunda tüm ticari gemilerin geçişine açıktır; ancak 2026 yılında yaşanan ABD/İsrail-İran Savaşı sonrasında, Hürmüz, serbest ve koşulsuz geçiş usulü yerine İran’ın onayına ve kayıt sistemine bağlanmıştır. Bu nedenle, artık buradan geçiş yapmak isteyen tüm gemilerin ve kaptanların geçiş öncesinde İran makamlarına başvurarak izin alması zorunludur.
Malakka Boğazı: Malakka Boğazı, Hint Okyanusu’nu Pasifik Okyanusu’na bağlar ve Asya, Avrupa ve Ortadoğu arasında birincil nakliye kanalı görevi görür. Boğaz, tek bir ülkenin kontrolünde değildir. Stratejik önemi nedeniyle uluslararası bir su yolu statüsünde olan bu boğaz, kıyıdaş devletler Endonezya, Malezya ve Singapur’un ortak sorumluluğunda ve denetimindedir. Malakka, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (UNCLOS) göre tüm gemiler için serbest transit geçişe tabidir ve buradan geçiş ücreti alınması yasaktır.
Süveyş Kanalı: Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayan, Avrupa ve Asya arasında en kısa deniz yolunu sağlayan, insan yapımı bir Mısır su yolu olan Süveyş Kanalı, 1869 yılında İngiliz ve Fransız şirketlerince yapılmış; ilerleyen dönemde ise 1956 yılındaki millileştirilmesinden bu yana tamamen Mısır devletinin kontrolüne geçmiştir. Küresel deniz ticareti için hayati bir geçiş noktası olan kanal, uluslararası sözleşmeler gereği barış ve savaş zamanlarında tüm ülkelerin ticaret ve savaş gemilerinin serbest geçişine açıktır.
Panama Kanalı: Atlantik ve Pasifik Okyanuslarını birbirine bağlayan hayati bir kanal olan Panama Kanalı, Amerika kıtaları arasında nakliye sürelerini önemli ölçüde kısaltır. Panama Kanalı, normalde serbest geçişe açıktır; ancak kuraklık dönemlerinde uygulanan su tasarrufu önlemleri ve özel geçiş programları nedeniyle geçişler sıkı planlamalara tabidir. Gemilerin kanalı kullanabilmesi için önceden Panama Kanalı Transit Rezervasyon Sistemi üzerinden resmi geçiş randevusu alması gerekmektedir. Ayrıca son dönemde ABD’nin Çin’le girdiği jeopolitik rekabet nedeniyle, Washington’ın baskısıyla Hong Kong merkezli CK Hutchison firmasının Panama’daki liman imtiyazlarının Panama Yüksek Mahkemesi tarafından iptal edilmesiyle birlikte, Çinli şirket, liman hisselerini BlackRock liderliğindeki bir konsorsiyuma devretme yoluna girmiş ve Kanal üzerinde ABD etkisi artmıştır.
Bab el Mendeb: Yemen ve Afrika Boynuzu arasında yer alan ve Kızıldeniz’in güney girişini koruyan bir boğaz olan Bab el Mendeb veya Babülmendep, Türkçede “Gözyaşı Kapısı” ya da “Hüzün Kapısı” anlamına gelir. Burası, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne (ve dolayısıyla Hint Okyanusu’na) bağlayan, Afrika kıtası ile Arap Yarımadası’nı birbirinden ayıran uluslararası bir su yoludur. Tek bir devletin veya gücün mutlak kontrolünde olmayan Bab el Mendeb Boğazı’nda, fiili güvenlik ve askeri denge üç ana aktör arasında paylaşılmaktadır. İlk olarak, Yemen’deki Husiler, Boğaz’ın doğusunda yer alan Yemen kıyılarını ve boğazdaki rotaları tehdit edebilecek stratejik adaları kontrol etmektedir. Husiler, bölgeden geçen uluslararası ticari gemilere yönelik füze ve drone saldırıları düzenleyebilmektedir. İkincil olarak, Yemen hükümetine bağlı askeri unsurlar (Devler Tugayları gibi) ve adadaki yerel topluluklar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) destekli olarak Boğazın bazı bölgelerinde Husilere karşı konuşlanmıştır. Son olarak, ABD öncülüğündeki Küresel Koalisyon, seyrüsefer serbestisini sağlamak amacıyla bölgede devriye gezmekte ve Husilerin saldırılarını engellemeye çalışarak denge unsuru olmaktadır.
Bu bağlamda, kitabın işlediği ilk önemli husus, küresel deniz taşımacılığı, özellikle de enerji ticareti bağlamında önemli olan bu kritik su yollarıdır.
Modern ve Görünmez Geçiş Noktaları
Kitabın üzerinde durduğu bir diğer husus, modern ve görünmez geçiş noktalarıdır. 21. yüzyılda, jeopolitik veya jeopolitika, “görünmez geçiş noktalarına” doğru kaymıştır. Yani uluslararası güç mücadelesinde kritik alanlar hâkim (başat) konumdadır. Tek bir devlet veya küçük bir koalisyon tarafından askeri güç kullanılmadan silah haline getirilebilen bu unsurlar şöyle sıralanabilir:
ABD (Amerikan) Doları: Dolar, küresel döviz işlemlerinin yaklaşık yüzde 90’ını tekabül ettiği için, ondan kopmak uluslararası işletmeler için varoluşsal zorluklar yaratır. Bu nedenle, BRICS’in yerel para birimini teşvik etmesi, ABD’nin küresel liderliği açısından risklidir.
Gelişmiş Mikroçipler: Günümüzde, yüksek teknoloji tedarik zincirleri ve yarı-iletken üretimi oldukça yoğunlaşmıştır. Bu da, ihracat kontrollerini etkili bir stratejik kaldıraç haline getirir. ABD’nin Tayvan politikasının belirlenmesinde bile, mikroçip teknolojisinin ciddi etkisi vardır.
Finansal Takas Ağları: SWIFT gibi mesajlaşma sistemleri ve uluslararası ticaret altyapıları, küresel ticarete kimin katılabileceğini belirleyen merkezi düğümler görevi görür. Bu nedenle, bu tarz platformların kontrolü ABD ve Batı dünyası ya da karşısındaki blok açısından kritik mahiyettedir.
Sonuç
Sonuç olarak, 2025 yılının başlarında yayımlanan bu eser, küreselleşmenin nasıl bir silah haline geldiğini ve jeopolitiğin yeni kurallarını incelemektedir. Eser, ABD ve müttefiklerinin; Rusya, Çin ve İran gibi rakiplerine karşı askeri güç kullanmak yerine küresel ekonomideki görünmez “darboğazları” (kilit geçiş noktalarını) nasıl birer savaş silahı olarak kullandığını anlatmaktadır. Yazar, kitaba ismini veren “darboğaz” (chokepoint) kavramını yalnızca coğrafi boğazlar (Süveyş, Hürmüz, İstanbul Boğazı vb.) olarak ele almaz. Kitapta asıl odaklanılan kilit noktalar; başta enerji alım-satımları olmak üzere küresel ticarette en yaygın kullanılan para birimi olan ABD (Amerikan) doları, uluslararası para transferlerine aracılık eden SWIFT sistemi, teknoloji ürünleri üretiminde kritik bir unsur olan gelişmiş mikroçip teknolojisi ve küresel enerji tedarik zincirleridir.
Yazarın önceki ABD Başkanlarından Barack Obama döneminde Dışişleri ve Hazine Bakanlığı yaptırım yetkilisi olması, kitaba müthiş bir arka plan ve gerçekçilik katmaktadır. Kitap, Financial Times Business Book of the Year ödüllerinde de finale kalmıştır. Bu nedenle, bu kitabın okunulmasında fayda vardır.
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ



























































