ABD-KANADA TİCARET KRİZİ DERİNLEŞİYOR

upa-admin 23 Ağustos 2026 171 Okunma 0
ABD-KANADA TİCARET KRİZİ DERİNLEŞİYOR

Giriş

Dünyadaki en uzun kara sınırını paylaşan, NATO gibi önemli bir askeri alyans içinde ortak olarak yer alan, eski adı NAFTA olan USMCA (ABD-Meksika-Kanada Anlaşması) ile ekonomik entegrasyon sağlamış ve tarihsel kökleri de olan güçlü bir ittifak ilişkisi içerisinde bulunan iki Kuzey Amerika devleti, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Kanada, şimdilerde beklenmedik bir şekilde ciddi bir kriz yaşamaktadır. Ticaret tarifelerine yönelik olarak ABD Başkanı Donald Trump’ın başlattığı politikalarla başlayan kriz, geçtiğimiz aylarda kısmen yatıştırılabildiyse de, önceki gün yaşanan restleşme ile ekonominin ötesine geçerek artık siyasi bir krize dönüşmüştür. Bu yazıda, ABD-Kanada krizi değerlendirilecektir.

Trump’ın Ticaret Tarifeleri Politikası Tarihsel Müttefikliği Yıprattı

Yeniden seçilen ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’le ve diğer devletlerle rekabette ülkesi ABD’ye avantaj sağlamak adına ülkesini yeniden endüstrileştirmek, yurt dışına giden Amerikan sermayesini ana vatana getirmek ve diğer devletlerle ilişkilerinde tamamen ulusal çıkarlar temelinde hareket etmek istediği zaten biliniyordu. Nitekim göreve yeniden başlar başlamaz, birçok devlete karşı yüksek gümrük tarifelerini uygulamaya sokan Trump, daha sonra ABD Yüce (Yüksek) Mahkemesi’nin Şubat 2026 tarihli kararıyla bu kararlarını istediği şekilde uygulayamamıştı. Başkan Trump tarafından yürürlüğe konulan tarifelerin dayandırıldığı Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası’nın (IEEPA) Başkan’a tarife koyma yetkisi vermediğine hükmeden en üst mahkeme, bu yetkinin ABD Kongresi’nde olduğuna hükmetmiş; bu da Trump’ın istediği korumacı ve kapsamlı tarifelere dayalı ekonomik düzenin oluşmasını engellemişti.

Donald Trump ile Mark Carney

Bu kararın ardından yeniden tarifelerle ilgili görüşmelere başlayan taraflar, geçtiğimiz gün yaşadıkları şiddetli anlaşmazlığın ardından rest çektiler. Aslında, kriz patlak vermeden saatler önce, iki ülke heyetlerinin çelik, alüminyum ve otomotiv sektorlerindeki gümrük vergilerini düşürecek ve Amerikan alkollü içeceklerinin Kanada pazarına dönüşünü sağlayacak kapsamlı bir uzlaşıya oldukça yakın olduğu belirtiliyordu. Ancak ABD’nin yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki Kanada ürününe yüzde 50 oranında ek gümrük tarifesi uygulayarak yürürlüğe koymasının ardından başlayan son kriz sürecinin ardından ipler tamamen atıldı ve Kanada’nın ticaret müzakerelerini askıya almasını müteakiben, iki müttefik devlet, ticaret ve egemenlik temelinde ciddi bir sürtüşme sürecine girdiler. Öyle ki, Kanada Başbakanı Mark Carney, önceki gün yaptığı açıklamada, sert ifadeler kullanarak, ABD’nin değiştiğini ve Kanada’nın tüm iyi niyetine karşın egemenliklerinin çiğnendiğini belirterek, ABD ile ilişkilerde fırtınalı bir döneme girildiğini resmen ilan etti. ABD Başkanı Donald Trump da, Kanada’nın bir ABD eyaleti olmamasına karşın eyalet olma haklarından yararlanmak istediğini söyleyerek Kanada yönetimini eleştirdi.

Krizin yapısına bakıldığında; ABD tarafı, Kanada’nın ABD menşeli alkollü içeceklere, otomobillere ve süt ürünlerine karşı “ayrımcı muamele” uyguladığını ve önceden kararlaştırılan şartlara uymadığını iddia etmektedir. Ayrıca, Trump ve ekibi, Yüce Mahkeme tarafından iptal edilen önceki uygulamalar nedeniyle, bu defa uygulamaya sokulan yüksek tarifeleri 1930 tarihli Tarife Yasası’nın 338. maddesine başvurarak devreye sokmuş ve olası bir yasal kısıtlamadan kaçınmayı başarmıştır. Kanada ise, ABD’nin önerilerinin adaletsiz olduğunu ve Washington’daki mevcut yönetimle yapılacak bir anlaşmaya güven duymadıklarını vurgulamaktadır. Bu bağlamda, taraflar arasında oluşan bir güven bunalımından söz etmek de yerinde olacaktır. Nitekim Kanada Başbakanı Mark Carney, bu yıl başında Davos Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmayla da bunun sinyallerini vermiş; Washington’ın güven vermediği bir ortamda çok kutupluluk ve orta ölçekli devletler arasında kurulacak ittifakı öne çıkaran tarihi bir konuşma yapmıştı. Trump ise, şovmen kişiliğiyle Kanada’yı küçük düşüren bazı konuşmalar yapmış ve Kanadalıları kızdırmıştı.

Sonuç

Gelinen noktada, dünyanın en sağlam müttefikliği olarak tanımlanabilecek ABD-Kanada ilişkilerindeki krizin ciddi bir aşamaya geldiği belirtilmelidir. Ticaret savaşı ve tarifeler temelinde başlayan kriz, tarafların birbirlerini suçlayan açıklamaları neticesinde ilişkileri kısa sürede siyasi bir krize dönüştürmüştür. Bu durumda, taraflardan birinde lider değişikliği yaşanmadan krizin çözümlenmesi beklenmemektedir. Zira Kanadalıların Trump’a güvenleri yok denecek kadar azdır. Trump ise, haklı olduğunu düşünmekte ve politikalarında ısrar etmektedir. Krizin iki ülke halkı ve küresel ekonomiye yansıması ise, kuşkusuz daha fazla ekonomik sorun olacaktır. Daha büyük resmen bakıldığında ise, ABD-Çin rekabetinde Washington’a hem coğrafi, hem siyasi, hem askeri, hem de iktisadi açılardan en yakın Batı müttefiklerinden Kanada’nın ABD karşıtı ve daha dengeli bir dış politikaya yönelmesi ve Çin’le ilişkilerini geliştirmesi, kuşkusuz Batı dünyası adına da ciddi bir risktir.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.