Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman’ın 23–24 Ağustos 2026 tarihlerinde Fransa’ya gerçekleştirdiği ziyaret, Riyad–Paris ilişkilerinde uzun süredir devam eden yakınlaşmanın yeni ve daha kurumsal bir aşamaya geçtiğini gösterdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ev sahipliğinde gerçekleştirilen görüşmeler, yalnızca iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin genişletilmesiyle sınırlı kalmadı. Savunmadan yapay zekâya, ulaştırmadan enerjiye, kültürden turizme kadar uzanan kapsamlı anlaşmalar, tarafların ilişkilerini çok boyutlu bir stratejik ortaklığa dönüştürme iradesini ortaya koydu.
Ziyaretin, ayrıca Fransa ile Suudi Arabistan arasındaki siyasi ilişkilerin kuruluşunun 100. yıldönümüne denk gelmesi sembolik önem taşıdı. Macron ve Bin Selman, Élysée Sarayı’nda gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından Fransa–Suudi Arabistan Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık ettiler. Konseyin faaliyete geçirilmesi, Aralık 2024’te Macron’un Suudi Arabistan’a yaptığı devlet ziyareti sırasında ilan edilen stratejik ortaklığın kurumsal altyapısının oluşturulması anlamına geliyor. Böylece, ilişkilerin yalnızca liderler arasındaki kişisel diplomasiye değil, düzenli toplantılar ve sektörel çalışma mekanizmalarıyla desteklenen kalıcı bir yapıya dayandırılması hedefleniyor.
Görüşmeler ve Fransa–Suudi Arabistan Yatırım Yuvarlak Masa Toplantısı sonucunda 22’den fazla anlaşma ve mutabakat zaptının açıklandığı bildirildi. Anlaşmalar enerji, sanayi, finansal hizmetler, sağlık, ulaşım, lojistik, savunma, yapay zekâ, turizm, kültür ve eğlence sektörlerini kapsıyor. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 2025 yılında yaklaşık 11,8 milyar dolara ulaşmış olması, söz konusu iş birliğinin önemli bir ekonomik temel üzerinde yükseldiğini gösteriyor. Yeni anlaşmaların temel amacı ise mevcut ticari ilişkinin ötesine geçerek karşılıklı yatırımların ve ortak üretim projelerinin artırılmasıdır.
Ziyaret kapsamında kamuoyunda en fazla dikkat çeken gelişme, Suudi Arabistan merkezli Qiddiya Yatırım Şirketi’nin Paris yakınlarındaki Cergy-Pontoise bölgesinde gerçekleştirmeyi planladığı büyük eğlence ve yaşam merkezi projesi oldu. Yaklaşık 6 milyar avroluk yatırım hacmine sahip olması öngörülen proje; üç büyük tema ve eğlence parkının yanı sıra konaklama tesislerini, restoranları, kültürel alanları ve sportif faaliyetleri de kapsayacak. Projenin önemli bölümlerinden birinin Japon manga ve anime serisi “Dragon Ball” temasını taşıması planlanırken, yatırımın tamamlanmasıyla yaklaşık 22 bin kişilik yeni istihdamın oluşturulması bekleniyor. Henüz kesin bir açılış tarihi belirlenmemiş olsa da, bu proje, Fransa’nın son yıllarda çektiği en büyük dış yatırımlardan biri olmaya aday görünüyor.

Qiddiya projesi
Söz konusu yatırım, ekonomik büyüklüğünün yanı sıra Suudi Arabistan’ın değişen dış ekonomik politikasını göstermesi bakımından da önem taşıyor. Riyad yönetimi, “Vizyon 2030” programı çerçevesinde ekonomisini petrol gelirlerine bağımlı olmaktan çıkarmaya çalışırken, eğlence, spor, turizm, kültür ve dijital teknolojileri yeni kalkınma alanları olarak konumlandırıyor. Qiddiya projesinin Fransa’ya taşınması ise Suudi Arabistan’ın artık yalnızca ülke içine yabancı yatırım çekmek isteyen bir ekonomi olmadığını, kendi eğlence ve turizm modelini uluslararası pazarlara ihraç etmeye başladığını gösteriyor. Bu yönüyle, proje, ekonomik yatırım kadar bir yumuşak güç ve ülke markası girişimi olarak da değerlendirilebilir.
Fransız şirketlerinin Suudi Arabistan’daki yatırımlarını genişleten önemli anlaşmalar da ziyaretin ekonomik boyutunu tamamladı. Fransız deniz taşımacılığı şirketi CMA CGM ile Red Sea Gateway Terminal arasında, Cidde İslam Limanı’ndaki 4 numaralı terminalin geliştirilmesini öngören 434 milyon avroluk bir yatırım anlaşması imzalandı. Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik risklerinin küresel ticareti ve enerji taşımacılığını doğrudan etkilediği bir dönemde Cidde Limanı’nın kapasitesinin arttırılması, Kızıldeniz güzergâhının stratejik değerini daha da yükseltiyor. Bu yatırım, Suudi Arabistan’ın Asya, Afrika ve Avrupa arasındaki ticaret bağlantılarında bir lojistik merkez hâline gelme hedefini destekliyor.
Fransız Alstom şirketinin Riyad Metrosu’nun 3 ve 6 numaralı hatları için yeni tren setleri sağlamasına yönelik yaklaşık 500 milyon avroluk sözleşme de öne çıkan anlaşmalar arasında yer aldı. Bunun yanında, Suudi Arabistan’da metro araçlarının montajını yapacak bir tesis kurulması ve yeni hatlarda yerel üretim kapasitesinin geliştirilmesi gündeme geldi. Bu durum, Riyad yönetiminin yabancı şirketlerle kurduğu ilişkilerde yalnızca ürün satın almaya değil, teknoloji transferine, yerel üretime ve nitelikli iş gücü oluşturulmasına da ağırlık verdiğini ortaya koyuyor.
Teknoloji ve enerji alanlarındaki anlaşmalar, ortaklığın geleceğe dönük yönünü belirliyor. Fransız yapay zekâ şirketi Mistral AI ile Suudi HUMAIN arasında hesaplama altyapısı, ortak yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi ve bu modellerin ticarileştirilmesini kapsayan uzun vadeli bir iş birliği çerçevesi oluşturuldu. Ayrıca, yapay zekâ, kuantum teknolojileri ve diğer gelişmekte olan teknolojilerde hükümetler arası iş birliği yapılması kararlaştırıldı. Fransız nükleer yakıt şirketi Orano ile Suudi madencilik şirketi Maaden arasında imzalanan mutabakat zaptı ise teknoloji geliştirme, madencilik ve stratejik enerji alanlarını kapsıyor. Taraflar, ayrıca yenilenebilir enerji, temiz hidrojen, enerji depolama, emisyon azaltma teknolojileri ve barışçıl nükleer enerji konularında iş birliğinin artırılması konusunda görüş birliğine vardı.
Savunma, ziyaretin bir diğer önemli başlığıydı. Fransa ve Suudi Arabistan, silahlanma, askerî eğitim ve savunma sanayisini kapsayan mevcut iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla bir niyet belgesi imzaladı. Siber güvenlik, yapay zekâ ve gelişmekte olan teknolojilerin savunma alanındaki kullanımı da iş birliğinin yeni unsurları arasında yer aldı. Fransa açısından Suudi Arabistan, Körfez bölgesindeki en önemli savunma ortaklarından ve silah pazarlarından biridir. Riyad açısından ise Fransa ile geliştirilen ilişki, ülkenin güvenlik bağlarını yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’ne dayandırmamasına ve savunma ortaklarını çeşitlendirme politikasına katkı sağlamaktadır.
Kültür alanında, Suudi Arabistan’ın en önemli tarihî ve turistik merkezlerinden biri olan El-Ula’daki Fransız-Suudi ortaklığının 2035 yılına kadar uzatılması kararlaştırıldı. Arkeoloji, kültürel mirasın korunması, eğitim, turizm, inovasyon ve sürdürülebilir kalkınmayı kapsayan El-Ula projesi, iki ülke ilişkilerinin en görünür kültürel boyutunu oluşturuyor. Ayrıca Fransa’nın Riyad’da düzenlenecek EXPO 2030’a güçlü biçimde katılması ve organizasyon tecrübesini Suudi Arabistan ile paylaşması konusunda mutabakata varıldı. Spor, gençlik ve elektronik spor alanlarında ortak programların geliştirilmesi de ziyaret sırasında ele alınan konular arasındaydı.
Ziyaretin diplomatik gündemi ise Ortadoğu’daki güncel krizler etrafında şekillendi. Macron ve Bin Selman, İran konusunda gerilimi daha fazla arttırmayacak müzakereye dayalı bir çözüm bulunması gerektiğini vurguladı. İran’ın nükleer programının barışçıl niteliğinin güvence altına alınması ve Tahran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile tam iş birliğine dönmesi yönünde çağrıda bulunuldu. Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırılar kınanırken boğazda serbest ve güvenli seyrüseferin yeniden sağlanmasının küresel enerji güvenliği bakımından taşıdığı önem hatırlatıldı.
Gazze konusunda sürdürülebilir bir ateşkesin sağlanması, sivillere kesintisiz insani yardım ulaştırılması ve Filistin halkının 1967 sınırları içerisinde bağımsız bir devlet kurma hakkının korunması gerektiği belirtildi. İki ülke, yerleşim politikalarının ve yerleşimci şiddetinin iki devletli çözümü tehdit ettiğini ifade etti. Bunun yanında, Lübnan devlet kurumlarının güçlendirilmesi, Yemen’de Birleşmiş Milletler öncülüğünde kapsamlı bir siyasi çözüm bulunması, Sudan’daki çatışmaların sona erdirilmesi ve Suriye’nin ekonomik toparlanmasının desteklenmesi konularında ortak mesajlar verildi. Suriye’nin Avrupa, Körfez ve Asya arasındaki alternatif ulaştırma hatlarında bir köprü olarak konumlandırılması ve Suudi–Suriye–Fransız İş Konseyi’nin oluşturulması yönündeki yaklaşım, ekonomik koridorların bölgesel diplomaside giderek daha fazla önem kazandığını gösteriyor.
Muhammed bin Selman’ın ziyareti Fransa’da insan hakları ve basın özgürlüğü tartışmalarını da yeniden gündeme getirdi. Bazı basın kuruluşları ve sivil toplum çevreleri, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2018 yılında öldürülmesiyle ilgili tartışmaları hatırlatarak Veliaht Prens’in Paris’te üst düzey protokolle karşılanmasını eleştirdi. Bununla birlikte, Macron yönetimi, bölgesel krizlerin çözümü, enerji güvenliği ve ekonomik yatırımlar bakımından Suudi Arabistan’la diyaloğun zorunlu olduğu görüşünü sürdürüyor. Bu tablo, Avrupa devletlerinin değer temelli dış politika söylemleriyle ekonomik ve güvenlik çıkarları arasında kurmaya çalıştıkları hassas dengeyi bir kez daha ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, Bin Selman’ın Fransa ziyareti, iki ülke ilişkilerinin yalnızca petrol ve silah ticaretine dayanan geleneksel çerçevenin dışına çıktığını gösterdi. Fransa, Suudi sermayesini ülkesine çekmek, şirketlerine Körfez’de yeni pazarlar açmak ve Ortadoğu diplomasisindeki etkisini korumak istiyor. Suudi Arabistan ise Fransız teknolojisine, savunma kapasitesine ve kültürel deneyimine erişirken, ekonomik dönüşümünü uluslararası yatırımlarla desteklemeyi amaçlıyor. Riyad’dan Paris’e uzanan bu yeni ortaklık; sermaye, teknoloji, güvenlik ve diplomasi arasında kurulan karşılıklı çıkarlara dayalı çok boyutlu bir ilişkiyi temsil ediyor. Ancak açıklanan mutabakatların gerçek başarısı, projelerin hayata geçirilme düzeyi ve stratejik ortaklığın bölgesel krizler karşısında ne ölçüde somut sonuç üreteceğiyle belirlenecektir.

Dr. Oğuzhan MANİOĞLU



























































