ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ’NÜN 25. YILDÖNÜMÜ KIRGIZİSTAN ZİRVESİNDE KUTLANDI

upa-admin 04 Eylül 2026 139 Okunma 0
ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ’NÜN 25. YILDÖNÜMÜ KIRGIZİSTAN ZİRVESİNDE KUTLANDI

Giriş

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi, örgütün kuruluşunun 25. yıldönümünde 31 Ağustos – 1 Eylül 2026 tarihleri arasında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te gerçekleştirildi. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un başkanlık ettiği zirve, “ŞİÖ’nün 25 Yılı: Sürdürülebilir Barış, Kalkınma ve Refah İçin Birlikte” temasıyla düzenlendi ve başarıyla tamamlandı. Zirveye, üye devletler (1) Belarus/Beyaz Rusya (2024’te katıldı), (2) Çin Halk Cumhuriyeti (Kurucu Üye), (3) Hindistan (2017’de katıldı), (4) İran İslam Cumhuriyeti (2023’te katıldı), (5) Kazakistan (Kurucu Üye), (6) Kırgızistan (Kurucu Üye), (7) Özbekistan (2001’de katıldı), (8) Pakistan (2017’ve katıldı), (9) Rusya Federasyonu (Kurucu Üye) ve (10) Tacikistan’ın Devlet Başkanlarının yanı sıra (Kurucu Üye), Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, ŞİÖ’nün diyalog ortağı statüsündeki Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve yine örgütün diyalog ortaklarından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev katılmışlardır. Bu yazıda, ŞİÖ’nün Bişkek Zirvesi temelinde, örgütün bugüne kadar başardıkları değerlendirilecektir. 

ŞİÖ haritası

25. Yılında ŞİÖ

Hükümetlerarası bir uluslararası bölgesel kuruluş statüsündeki ŞİÖ veya İngilizce SCO (Shanghai Cooperation Organization), kuruluşunun ardından geçen 25 yıllık süreçte önemli bazı işler başarmıştır. Bu mânâda yapılacak ilk önemli tespit, örgütün Avrasya coğrafyasında en kritik devletleri ya tam üye, ya diyalog ortağı, ya da gözlemci üye yaparak, -bir şekilde- bu bölgedeki en önemli uluslararası platformlardan biri haline gelmeyi başarmasıdır. Bu şekilde neredeyse tüm Avrasya coğrafyasına yayılmayı başaran örgüt, yalnızca 10 tam üyesiyle değerlendirildiğinde bile 3,5 milyar civarında devasa bir insan grubunu kapsayan ve Birleşmiş Milletler ile BRICS’in ardından dünyanın en büyük uluslararası kuruluşu hüviyetindedir. Gözlemci üyeler ve diyalog ortakları da hesaba katılırsa, ŞİÖ’nün BRICS’le birlikte dünyanın en büyük uluslararası kuruluşu olduğu anlaşılmaktadır. Bu, kuşkusuz, etki alanı ve insanlara ulaşabilme açısından önemli bir kazanımdır. Bu iş birliği, kuşkusuz üye devletlerin halkları arasında sağladığı yakınlaşma nedeniyle ekonomik çarpan etkisini de tetiklemektedir.

ŞİÖ logosu

İlk kez 1996 yılında Şanghay Beşlisi adıyla kurulan ŞİÖ, genişlemenin yanı sıra, derinleşme ve sorun çözme anlamında da bazı somut başarılar elde etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın resmi internet sitesinden alıntılamak gerekirse: “Örgütün en somut ilk başarısı, Çin ile eski Sovyet Cumhuriyetleri (Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan) arasındaki uzun yıllara dayanan sınır anlaşmazlıklarını barışçıl yollarla tamamen çözüme kavuşturmasıdır. Bu şekilde, üye devletlerin sınır sorunlarının çözülmesiyle sınır bölgelerindeki askeri güçlerin silahsızlandırılması ve/veya azaltılması sağlanarak, örgüt sayesinde bölgesel istikrarın zemini oluşturulmuş ve askeri kaynakların daha efektif kullanımı için uygun koşullar sağlanmıştır. 

ŞİÖ’nün Bölgesel Terörle Mücadele Kuruluşu (RATS)

Örgüt adına önemli bir girişim ise, Taşkent merkezli olarak 2004 yılında faaliyete geçen Bölgesel Terörle Mücadele Kuruluşu’nun (kısaca RATS), örgütün en işlevsel yapılarından biri olarak kurulmasıdır. Bu yapı sayesinde bugüne kadar binlerce terör eylemi engellenmiş; üye devletler arasında suçluların iadesi ve istihbarat paylaşımı yapılarak stratejik iş birliği kurumsallaştırılmıştır. ŞİÖ, bölgedeki istikrarı tehdit eden üç unsur olarak “terörizm, ayrılıkçılık ve aşırılıkçılık” unsurlarına karşı ortak ve kararlı bir duruş sergilemiş; bu sayede bu bölgede, Ortadoğu bölgesine kıyasla, görece daha istikrarlı bir ortam oluşmasını sağlamıştır. Bölgedeki aşırıcı bazı akımların toplumsal gücü de düşünüldüğünde, RATS’ın üye devletlerin istikrarına olumlu etkide bulunduğu açıktır. 

ŞİÖ sayesinde elde edilen bir diğer önemli kazanım, üye ülkeler arasında askeri koordinasyonu ve savunma kapasitesini arttırmak amacıyla düzenli olarak büyük ölçekli ortak askeri tatbikatların gerçekleştirilmesi, üye ülkeler arasında askeri alanda standartlaşmanın sağlanması ve iş birliğinin artmasıdır. 

ŞİÖ Enerji Kulübü

ŞİÖ adına çok önemli bir diğer girişim ise ŞİÖ Enerji Kulübü olup, bu alt kuruluşun temel amaçları; üye ve ortak ülkeler arasında enerji stratejilerini uyumlu hale getirmek, enerji güvenliğini güçlendirmek ve bölgesel iş birliğini teşvik etmektir. İlk olarak 2006 yılında Rusya’nın önerisi ve Kazakistan’ın girişimleriyle temelleri atılan kulüp, resmi olarak 2013 yılında faaliyete geçen ŞİÖ Enerji Kulübü, Türkiye’nin 2017 yılında kuruluşun dönem başkanlığını üstlenmesi nedeniyle oldukça dikkat çekmiş ve dünya çapında konuşulmuştur. ŞİÖ Enerji Kulübü, enerji iş birliği ve yeni enerji rotalarının belirlenmesinde kritik roller üstlenebilecek önemli bir diğer kazanımdır.

Örgüt adına yapılabilecek son önemli tespit ise, ŞİÖ sayesinde ortak bir platform oluşturan demokrasi-dışı, otoriter eğilimli devletlerin (bu bağlamda Hindistan bir istisnadır), örgütün sağladığı kalkan sayesinde ABD ve Avrupalı devletlerle ilişkilerinde daha güçlü bir pozisyonda olmaya çalışmasıdır. Bu şekilde tek seçeneklerinin Batı olmadığını göstermeyi başaran ŞİÖ üyeleri, Batı ile ilişkilerinde daha cazip koşullar oluşturmayı da başarmaktadır.

Örgüt adına yapılabilecek en temel eleştiri ise, Batı dünyasıyla genelde sorunlu ilişkileri olan ve Hindistan dışında demokrasiden uzak devletlerin bir araya gelmesiyle oluşan bu platformun Batı kamuoyunda “diktatörler kulübü” olarak algılanmasıdır. Nitekim üye devletlerin insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti gibi konulardaki düşük performansları, bu eleştirilerin haksız olmayabileceğini düşündürmektedir.

2026 Bişkek Zirvesi: Örgütün Derinleşme Sürecinde Diğer Liderlerden Rol Çalan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

ŞİÖ’nün 25. yıldönümünde düzenlenen Bişkek Zirvesi ise, bazı açılardan dikkat çeken ve önemli anlaşmaların imzalandığı bir zirve olarak tarihe geçmiştir. Öncelikle, Zirve kapsamında tam 28 belgenin imzalanması dikkat çekicidir. Pakistan’ın Lahor şehrinin 2026-2027 dönemi için Turizm ve Kültür Başkenti ilan edilmesine de karar verilen Zirvede, terörle mücadele, yapay zekâ, uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele, enerji ve diğer alanlarda iş birliğine ilişkin farklı belgeler imzalanarak, üye devletlerin ilişkilerinin derinleştirilmesi ve kurumsallaştırılması amaçlanmıştır. Bu belgeler arasında özellikle uyuşturucuyla mücadele konusuna büyük önem verilmesi dikkat çekmiş ve üye devletlerin bu konudaki kamu sağlığı temelindeki duyarlılıklarını ortaya koymuştur.

Zirvede en çok dikkat çeken husus ise, daha birkaç hafta önce başkent Ankara’da çok önemli ve tarihi bir NATO Zirvesi’ne başarıyla ev sahipliği yapan ŞİÖ’nün diyalog ortağı Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın örgüte yönelik sıcak yaklaşımları, buradaki temasları ve açıklamaları olmuştur. Zirvede huzur, barış, istikrar ve refah mesajları veren Erdoğan, enerji arzı güvenliği ve güvenli ulaşım koridorları gibi konularda ŞİÖ’nün önemli roller üstlenebileceğini vurgulamış; bu bağlamda Doğu (Avrasya)-Batı (Avrupa) yönümlü ekonomik ve ulaşım ilişkilerinin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek, Batı karşıtı bir imaj çizmemeye gayret etmiş; hatta tam tersine ilişkileri geliştirme yönünde katkı sağlamaya çalışan yapıcı bir görüntü sergilemiştir. Erdoğan, ŞİÖ’yü “yükselen bir yıldız” olarak tanımlayarak, örgüte sıcak yaklaştığını da açıkça ortaya koymuştur. Daha önce örgüte tam üyelikten söz ederek Batı dünyasından eleştiriler alan Erdoğan (ki bu eleştiriler NATO üyesi Türkiye’nin askeri boyutu olan ŞİÖ’ye tam üyeliği halinde oluşabilecek güvenlik risklerine ve istihbarat açıklarına dayanıyordu), bu defa tam üyelik yerine derinleşen iş birliği olgusunu öne çıkarmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beyaz Rusya Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le samimi görüntüleri ile yine Putin’le ikili görüşmesinde yaptığı ilginç açıklamalar, Türkiye medyası ve uluslararası kamuoyunda oldukça dikkat çekmiştir. Putin’le görüşmesinde Rus lidere verdiği önemi belirten Erdoğan, Türk-Rus ilişkilerinin önceki dönemlere kıyasla çok daha iyi durumda olduğunu söylerken, özellikle yaz aylarında Türkiye’yi sıklıkla ziyaret eden Rus turistlere vurgu yapmış ve Antalya’nın turizm sektörünün gelişmesinde Rusya’nın katkılarından övgüyle söz etmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca Mersin-Akkuyu Nükleer Santrali’nin iki ülke ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olacağını vurgulamış ve santralin artık bitirme aşamasına geldiğini belirtmiştir. Erdoğan, bu santral sonrasında yeni santraller konusunda da Moskova ile iş birliği yapılabileceği mesajını verirken, tarım ve enerji alanlarını da potansiyel iş birliği alanları olarak işaret etmiştir. Bu şekilde, Erdoğan, tarihi NATO Zirvesi sonrasında da Rusya ile ilişkileri bozma niyetinde olmadığını göstermiştir. Buna karşın, Türkiye’nin Ukrayna ile savaş konusunda Moskova ile aynı görüşte olmadığını vurgulamak gerekir.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Türkiye ile ikili ilişkileri sıklıkla gözden geçirdiklerini söylerken, Türkiye’nin Rusya için öncelikli ve imtiyazlı bir ekonomik partner olduğunu vurgulamış ve ekonomik ilişkilerin çok iyi bir seviyede olduğunu ifade etmiştir. Putin de, Erdoğan gibi, Akkuyu Nükleer Santrali’ne vurgu yaparken, Rosatom’a verilen talimat uyarınca santralin yıl sonuna kadar tamamlanacağını belirtmiştir. Kültürel alanda da ilişkilerin çok iyi olduğunu belirten Rus lider, Rus turistlerin son birkaç yılda Türkiye’yi rekor düzeyde ziyaret ettiklerini hatırlatarak, tüm bu konuları ikili görüşmelerde ele alacaklarını vurgulamış ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmekten memnuniyet duyduğunu ifade etmiştir. Bu şekilde, iki devletin Suriye ve Ukrayna gibi ciddi bazı konularda yaşadıkları ihtilaflara karşın çatışma niyetinde olmadıkları bir kez daha teyit edilmiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bişkek açıklamaları ve temasları, Türkiye’nin çok boyutlu dış politikasında devam ettiğini ve NATO Zirvesi ile Batı cephesini güvence altına aldıktan sonra Doğu cephesini tahkim ettiğini ortaya koymaktadır. Bu, çatışmalara aktif olarak girmeden gelişmek ve büyümek isteyen Ankara’nın stratejisine uygun bir yöntemdir. Ancak burada kritik unsur, Batılı devletler veya onların bölgesel uzantılarıyla (örneğin İsrail) aktif çatışmaya girmemektedir. Bunun için de, ABD ile koordinasyon ve uyum sağlanması şarttır ki, Türkiye, özellikle Donald Trump yönetimiyle bunu kısmen başarmıştır.

Sonuç

Sonuç olarak, 25. yıldönümünde gelişmeye devam eden ŞİÖ’nün tarihi Bişkek Zirvesi’nde, tüm diğer liderlerden rol açan örgütün diyalog ortağı Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik yoğun ilgi, Türkiye’nin gücü ve çok boyutlu dış politikasındaki başarısını ortaya koymaktadır. Bu başarının eksik kısmı ise ekonomik refah, demokrasi ve hukuk devleti alanlarındaki gerekli atılımlardır. Bunlar da sağlanırsa, Türkiye zaten Avrupalı devletlerin çok ötesinde bir gelişmişlik düzeyine erişmiş ve hem Batı, hem de Doğu ile yakın iş birliği geliştirebilen çok güçlü bir devlet haline gelecektir.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.