1 EKİM DÜNYA YAŞLILAR GÜNÜNDE İSPANYA VE TÜRKİYE: DAYANIŞMA İLE YALNIZLIK ARASINDA

upa-admin 01 Ekim 2026 205 Okunma 0
1 EKİM DÜNYA YAŞLILAR GÜNÜNDE İSPANYA VE TÜRKİYE: DAYANIŞMA İLE YALNIZLIK ARASINDA

Giriş

1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü, her yıl yaşlıların toplumdaki yeri, sahip oldukları haklar ve insan onuruna yaraşır bir yaşam sürme koşulları üzerine yeniden düşünmek için önemli bir vesile olarak öne çıkar. Ancak yaşlıların karşı karşıya kaldığı sorunlar, yalnızca özel günlerde hatırlanmayacak kadar ağır ve yapısal niteliktedir. Emeklilik gelirlerinin yetersizliği, barınma hakkına erişim, artan yaşam maliyetleri, sağlık ve bakım ihtiyaçları ile toplumsal yalnızlık, milyonlarca yaşlının günlük yaşamını doğrudan etkilemektedir.

Yaşlılık, insan hayatının doğal bir evresi olmasına rağmen, ekonomik ve sosyal politikaların yetersiz kaldığı koşullarda güvencesizliğin, yoksulluğun ve yalnızlığın daha ağır hissedildiği bir döneme dönüşebilmektedir. Özellikle emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı, barınma maliyetlerinin hızla arttığı ve sosyal dayanışma mekanizmalarının zayıfladığı dönemlerde, yaşlılıların yaşadığı sorunlar kişisel meseleler olmaktan çıkarak doğrudan toplumsal bir soruna dönüşmektedir.

Bu nedenle, 1 Ekim, yalnızca yaşlılara yönelik iyi dileklerin ifade edildiği bir gün değil; yaşlıların yaşam hakkını, barınma hakkını, ekonomik güvenliğini ve insan onuruna yaraşır yaşam koşullarını hangi ölçüde güvence altına aldığımızı sorgulamak için de bir fırsattır. Farklı ülkelerde yaşanan örnekler, aynı ekonomik ve sosyal sorunlar karşısında toplumların nasıl farklı tepkiler geliştirebildiğini göstermektedir.

Modern kapitalist düzenin getirdiği ekonomik krizler, toplumun en kırılgan kesimlerini, özellikle de yaşlıları ve emeklileri doğrudan hedef almaktadır. Barınma hakkı, beslenme ve insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürme imkânı, piyasa mekanizmalarının insafına terk edildikçe trajik sonuçlar doğurmaktadır. Bu durumun iki farklı tezahürü, İspanya ve Türkiye örnekleri üzerinden açıkça okunabilir: Bir tarafta, hakları gasp edilen bir vatandaş için ayağa kalkan, sokakları dolduran ve dev bir gayrimenkul şirketine geri adım attıran toplumsal dayanışma ve hak arama kültürü; diğer tarafta ise ekonomik çıkmazlar ve geçim derdi içinde intihar eşiğine sürüklenen bireylerin feryatları karşısında kanıksanmış bir toplumsal tepkisizlik ve yalnızlık hali.

İspanya’da Dayanışmanın ve Örgütlü Mücadelenin Zaferi

İspanya’nın başkenti Madrid’in Retiro semtinde 70 yıldır aynı dairede yaşayan 87 yaşındaki Maricarmen Abascal, küresel konut krizinin simgesi haline gelmiştir. Babasının 1956 yılında imzaladığı eski kira sözleşmesiyle hayatını sürdüren Abascal’ın oturduğu ev, 2018 yılında Urbagestión adlı gayrimenkul yatırım şirketi tarafından satın alınmıştır.

Maricarmen Abascal olayı İspanya’da büyük bir kitlesel eyleme dönüştü

Şirketin devralmasının ardından aylık kira bedelini 500 avrodan 2.650 avroya çıkarması, yaşlı kadının emekli maaşıyla bu tutarı karşılamasını imkânsız hale getirdi. 23 Eylül’de polis eşliğinde evinden sedyeyle çıkarılan ve hastaneye kaldırılan Abascal’ın görüntüleri ise ülkede büyük bir infial yarattı.

Neticede, binlerce kişi sokağa döküldü. 26 Eylül’de Madrid merkezinde yaklaşık 25 bin kişinin katıldığı bir gösteri düzenlendi. Göstericiler Puerta del Sol meydanında çadırlar kurarak protestolarını sürdürdü. Sol koalisyon hükümeti olayı “utanç verici” olarak nitelendirirken, Madrid’i yöneten sağcı Halk Partisi’ni suçladı. Özerk yönetim ise bakımevi teklifinde bulundu.

Ancak toplumsal baskı o kadar güçlüydü ki, Madrid Belediyesi’ne bağlı konut şirketi EMVS’nin arabuluculuğunda yürütülen görüşmeler sonucunda şirket geri adım atmak zorunda kaldı. 87 yaşındaki Abascal, net gelirinin yüzde 30’unu (eski bedeli olan yaklaşık 500 avroyu) aşmayacak yeni bir sözleşmeyle 8 yıllığına evine geri dönme hakkı kazandı.

İspanya örneği, kamusal baskının, örgütlü mücadelenin ve toplumsal dayanışmanın sermaye odaklı tahliyeleri nasıl geriletebileceğini ve dev şirketleri geri adım atmaya zorlayabileceğini göstermiştir.

Aynı günlerde Türkiye’de ise bambaşka bir tablo vardı. Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde seyyanen zam talebiyle eylem yapan emeklilerin protestosu sırasında, emekli polis Ali Şekeroğlu “geçinemiyorum” diyerek beylik tabancasıyla başına ateş etti ve yaşamına son verdi.

Ali Şekeroğlu olayı Türkiye’yi derinden yaraladı

Olay, eylem çağrısı yaptığı sosyal medya paylaşımında “Sen yoksan bir kişi eksik olacak… Devletimiz ve bizi yönetenler de duysun…” feryadı, ne yazık ki sistemin yarattığı duvarlara çarpmıştır. Türkiye’de bu trajedi, İspanya’daki Abascal’ın tahliyesinin yarattığı toplumsal seferberliğin aksine, kısa süreli bir üzüntü dalgasının ötesine geçmedi. Herhangi bir toplumsal tepkiye sebep olmadığı gibi, emeklilerin yaşadığı derin yoksulluğun giderilmesi, yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve sosyal devlet mekanizmalarının etkinleştirilmesi yönünde atılan adımlara da herhangi bir etki yaratmadı.

Enflasyon Karşısında Eriyen Emekli Maaşları ve Yoksullaşma

Türkiye’de emekliler, son 20 yılda enflasyon karşısında en çok yoksullaşan kesimler arasında yer alıyor. Çalışma ekonomisi uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik’in TÜİK ve SGK verilerine dayanan hesaplamalarına göre, ortalama emekli aylığının kişi başına düşen milli gelire oranı 2003’te yüzde 51,9 iken 2025’te yüzde 28,6’ya geriledi. Bu, yaklaşık yüzde 45’lik bir erime anlamına geliyor. Yani ülkede her geçen yıl yaşlı ve emekli oranı daha da artmasına karşın, emekliler ülkenin refah pastasından aldıkları payı neredeyse yarı yarıya kaybettiler.

Alım gücü göstergeleri daha da çarpıcı:

– 2002’de bir emekli maaşıyla 19 çeyrek altın alınabilirken, 2025’te bu sayı 3’e düştü.

– 2005’te 12 çeyrek altın alınabiliyordu; 2025’te ise sadece 2.

– Ekmek, simit, çay gibi temel ihtiyaçlarda da ciddi bir gerileme var: 2005’te bir maaşla 1.344 ekmek alınırken bugün 1.125’e; simit ve çay sayıları da belirgin şekilde azaldı.

– Kira ve konut harcamaları, bir zamanlar maaşın üçte birini oluştururken, artık çoğu emekli için maaşın tamamını, hatta fazlasını yutuyor.

– En düşük emekli aylığı açlık sınırının altında seyrediyor. Çalışanların emekli oranı yüzde 70’lere yaklaştı; emeklilik artık dinlenme değil, yeniden iş arama dönemi haline geldi.

Bu tablo, sosyal devlet ilkesinin fiilen tersine işlediğini gösteriyor. Emekliler, yıllarca prim ödeyip sisteme katkıda bulunduktan sonra, enflasyon karşısında daha da muhtaç bırakılıyor. Seyyanen zam talepleri, kök aylık düzenlemeleri, refah payı gibi somut talepler yok sayılıyor.

İspanya örneği, toplumsal dayanışmanın ve örgütlü tepkinin nasıl sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. Maricarmen’in tahliyesi bir bireysel trajedi olarak kalmadı; konut krizinin sembolü haline geldi, siyaseti harekete geçirdi, arabuluculuk mekanizmalarını devreye soktu ve yaşlı kadının evine dönmesini sağladı. Kiracılar Sendikası, genç aktivistler, sivil toplum ve kamuoyu baskısı birleşince sistem esnekleşti.

Türkiye’de ise Ali Şekeroğlu’nun intiharı, emeklilerin yıllardır haykırdığı “geçinemiyoruz” gerçeğinin en uç ifadesi olmasına rağmen, benzer bir etki yaratmadı. Toplumsal tepkisizlik, sadece bir duyarsızlık değil; aynı zamanda sistemin yoksulluğu normalleştirmesini de bir sonucu.. Emekliler “zaten maaşları artıyor” söylemiyle, enflasyonun gerçek etkileri gizlenerek, açlık sınırının altında yaşamaya devam ediyor. Sosyal devlet, kâğıt üzerinde kalırken pratikte emekliler daha fazla yalnızlaşıyor. Yaşlıların ve emeklilerin sadakaya muhtaç hale getirilmesi, sosyal devletin aksine “yardım eden devlet” imajıyla meşrulaştırılmakta; yoksulluk adeta kader olarak benimsenmektedir.

İki ülke arasındaki fark, sadece ekonomik politikaların değil, toplumsal dayanışma kültürünün, siyasal hesap verebilirliğin ve medyanın önceliklerinin de farkıdır. İspanya’da 87 yaşındaki bir kadının sedyeyle evinden çıkarılması İspanyolları ayağa kaldırırken, Türkiye’de bir emeklinin “geçinemiyorum” diyerek canına kıyması, birkaç günlük haber değeri taşıyıp unutuluyor. Yoksulluğun en ağır faturasını emekliler ödemeye devam ediyor…

Özcan ÖĞÜT

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.