YÜKSEK NİTELİKLİ GÖÇÜN NERESİNDEYİZ? SON 10 YILIN ANATOMİSİ

upa-admin 02 Ekim 2026 102 Okunma 0
YÜKSEK NİTELİKLİ GÖÇÜN NERESİNDEYİZ? SON 10 YILIN ANATOMİSİ

Giriş: Yüksek Nitelikli Göç ve Konunun Siyasallaşması

Türkiye’de son yıllarda yüksek eğitimli ve nitelikli nüfusun yurtdışına yönelimi, ekonomik koşulların yanı sıra mesleki, kurumsal, siyasal ve toplumsal faktörlerin birlikte şekillendirdiği önemli bir toplumsal fenomen haline gelmiştir.[1] Esasen Türkiye’de yüksek nitelikli göçe ilişkin tartışmalar yeni bir olgu değildir. Nitekim Cumhuriyet’in 50. yılı olan 1973’te, Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) temsilcileri Nebil Oktay ve Vefa Tanır tarafından hazırlanan bir önergeyle artan beyin göçüne dikkat çekilmiştir. Önergede, göçün kalkınma açısından yarattığı sorunların ve ülkeye maliyetinin araştırılması amacıyla bir araştırma komisyonu kurulması talep edilmiştir.[2] Bu örnek, yüksek nitelikli insan gücünün yurtdışına yöneliminin Türkiye’de uzun süredir yalnızca bireysel bir göç tercihi olarak değil, ülkenin kalkınma kapasitesi ve insan sermayesi açısından siyasal gündemde karşılık bulan bir mesele olduğunu göstermektedir.

Bununla birlikte, günümüzdeki tartışmayı geçmiş dönemlerdeki beyin göçü tartışmalarından ayıran temel unsurlar; süreklilik, göçün ölçeği ve siyasal gündemde edindiği büyük yerdir. Özellikle son yıllarda yüksek eğitimli ve nitelikli nüfusun yurtdışına göçü, münferit bir insan kaynağı kaybı tartışmasının ötesine geçerek ekonomik, mesleki, kurumsal, siyasal ve toplumsal boyutları olan daha sistematik bir mesele haline gelmiştir. Yüksek nitelikli göçün farklı siyasal aktörler tarafından seçim dönemlerinde, parti programlarında, meclis araştırmalarında ve kamu politikası tartışmalarında giderek daha görünür biçimde ele alınması, konunun siyasal gündemin daha merkezi unsurlarından biri haline geldiğine işaret etmektedir. İYİ Parti ve CHP’nin başını çektiği ve giderek yayılan eleştirel yaklaşımlar, iktidar partisi tarafından tersine beyin göçü vurgularıyla yanıtlanmaktadır. 2024 yerel seçim zaferinin ardından yaptığı ilk konuşmada, dönemin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, “Onlar bu ülkeden ümidi kestiler, bavulları zihinlerinde topladılar ve ‘bir gün gidecekler’ denilen gençler, bir seçim daha beklemeye karar verdiler” ifadelerini kullanması, yüksek nitelikli gençlerin ülkede kalma eğilimine dikkat çekmesi açısından öne çıktı.[3] Öte yandan, bu değerlendirme; yüksek nitelikli göç meselesinin yalnızca genel seçimlerin değil, yerel seçimlerin de gündem başlıklarından biri haline geldiğinin göstergeleri arasında yer almıştır. Mevcut siyasal tartışmalar, önümüzdeki seçim dönemlerinde yalnızca Türkiye’ye yönelen göçün değil, Türkiye’den yurtdışına yönelen nitelikli göçün de önemli tartışma başlıklarından biri haline gelebileceğine işaret etmektedir.[4] Bu yönüyle, konu, Türkiye’nin insan sermayesini koruma, geliştirme ve yeniden üretme kapasitesiyle doğrudan ilişkili bir ‘siyasallaşma’ alanına dönüşmüştür.

Göç hareketinin süreklilik göstermesi ve genel olarak artış eğilimini sürdürmesi, bu sürecin geçici bir hareketlilikten ziyade yapısal bir nitelik taşıdığını göstermektedir. Nitekim alan araştırmalarından elde edilen bulgular, yüksek nitelikli bireylerin göç kararlarının yalnızca ücret ve kariyer fırsatlarıyla açıklanamayacağını; mesleki ve kurumsal koşulların yanı sıra siyasal, toplumsal ve yaşam biçimine ilişkin faktörlerin de bu kararda etkili olduğunu ortaya koymaktadır.[5] Bu çok boyutlu yapı ve gözlemlenebilir sonuçları, günümüzdeki yüksek nitelikli göç hareketini Türkiye’nin geçmiş dönemlerde deneyimlediği diğer örneklerden ayırt etmektedir.

“10 Yılda 1,5 Milyon Göçmen Yarattık Genç Yaştan”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’den yurtdışına göç eden T.C. vatandaşlarının sayısı 2016 yılında 69.326 iken, 2017 yılında %63 oranında artarak 113.326’ya, 2018 yılında ise 136.740’a yükselmiştir. 2019 yılında 84.863’e ve 2020 yılında 77.810’a gerileyen göç, 2021’de yeniden artarak 103.613’e, 2022’de ise 139.531’e ulaşmıştır. 2023 yılında önceki yıla kıyasla %108,8 oranında belirgin bir artış gerçekleşmiş ve Türkiye’den yurtdışına göç eden T.C. vatandaşlarının sayısı 291.377’ye yükselmiştir. 2024 yılında bu sayı 151.140’a gerilemiş, 2025 yılında ise sınırlı bir artışla 155.119’a yükselmiştir.[6]

Bu seyir, Türkiye’den yurtdışına yönelik vatandaş göçünün yıllar içerisinde önemli konjonktürel dalgalanmalar göstermesine karşın, 2016 sonrasında genel olarak yüksek bir düzeyde seyrettiğini ortaya koymaktadır. Yaş dağılımı açısından bakıldığında ise, Türkiye’den yurtdışına göç eden nüfusun önemli bir bölümünü genç yetişkinlerin oluşturduğu görülmektedir. TÜİK’in resmi verileri, yurtdışına giden nüfus içinde en yüksek payın 25-29 yaş grubuna ait olduğunu, bu grubu ise sırasıyla 20-24 ve 30-34 yaş gruplarının izlediğini ortaya koymaktadır. Öte yandan, bu yaş dağılımının toplam göçmen nüfusu kapsadığı ve yabancı uyrukluları da içerdiği göz önünde bulundurulmalıdır.[7]

TÜİK yükseköğretim beyin göçü istatistikleri, Türkiye’de lisans eğitimini tamamladıktan sonra yurtdışında uzun süreli ikamet eden mezunların durumunu ölçmektedir. TÜİK verilerine göre, 2024 yılında yükseköğretim mezunlarının genel beyin göçü oranı %2 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran, bilişim ve iletişim teknolojileri alanında %6,7’ye, mühendislik, imalat ve inşaat alanında ise %4,4’e yükselmektedir. Lisans programları bazında moleküler biyoloji ve genetik (%15,0), işletme mühendisliği (%10,8) ve elektronik mühendisliği (%9,6) en yüksek göç oranına sahip bölümler olmuştur. Mezunların göç etmek için tercih ettikleri ilk üç ülke ise sırasıyla ABD (%19,6), Almanya (%19,4) ve Birleşik Krallık (%11,3) olarak kayıtlara geçmiştir.[8]

TÜİK’in yükseköğretim beyin göçü istatistikleri belirli bir yükseköğretim mezunu grubunun yurt dışındaki hareketliliğini izlerken, uluslararası göç istatistikleri daha geniş bir nüfusu kapsar. Ele alındığı üzere, TÜİK verilerine göre, 2016-2025 döneminde Türkiye’den yurt dışına göç eden T.C. vatandaşlarının toplamı 1,3 milyona yaklaşmıştır. 2026 yılı verilerinin de eklenmesiyle, 2016 sonrasında ortaya çıkan bu toplam hareketliliğin 1,5 milyon düzeyine yaklaşması beklenmektedir. Ancak bu toplamın tamamının yüksek nitelikli göç olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, söz konusu rakam doğrudan yüksek nitelikli göçün büyüklüğünü göstermez. Bununla birlikte, yükseköğretim mezunları arasındaki yurt dışına yönelim ve özellikle bilişim, mühendislik ve diğer yüksek beceri gerektiren alanlarda görülen görece yüksek göç oranları, yüksek nitelikli insan kaynağının bu geniş hareketlilik içinde önemli bir yer tuttuğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla, 2016 sonrasında ortaya çıkan tablo, yalnızca genel bir nüfus hareketliliğine değil, Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağını da yakından ilgilendiren, süreklilik kazanmış daha geniş bir göç örüntüsüne işaret etmektedir. Bununla birlikte, söz konusu hareketliliği yalnızca teknik branşların ekonomik getirileri üzerinden okumak, sosyal ve beşerî bilimleri de kapsayan entelektüel sermaye kaybının derinliğini anlamayı zorlaştırabilir. Dolayısıyla, bu hareketliliği süreklileştiren yapısal arka planı; emeğin değersizleşmesi, kurumsal güvencesizlik ve toplumsal geleceğe dair beklentiler ekseninde, çok katmanlı nedenleriyle analiz etmek önem taşımaktadır.

Yüksek Nitelikli Göçün Temel Nedenleri

Türkiye’den yüksek eğitimli nüfusun yurtdışına yönelimi; ekonomik koşullar, kurumsal yapılar ve siyasal dinamiklerin bir arada işlediği çok boyutlu bir süreçtir. Süreçte enflasyon, satın alma gücü ve küresel ücret farklılıkları gibi maddi etkenler rol oynarken; liyakat, araştırma özgürlüğü, iş güvencesi, kariyer olanakları, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi mesleki ihtiyaçlar da önem taşır. Bu unsurlar, Türkiye’de yüksek nitelikli göçün uzun süredir ekonomik koşulların, mesleki olanakların ve siyasal gelişmelerin birlikte şekillendirdiği bir örüntü içinde büyüdüğünü göstermektedir.[9]

Bununla birlikte, günümüzdeki siyasal faktörün niteliği geçmiş dönemlerden belirli ölçüde farklılaşmaktadır. Önceki dönemlerde siyasal istikrarsızlık, askeri müdahaleler ve doğrudan siyasal baskılar belirgin kırılma noktaları yaratırken, günümüzde demokratik standartlardaki gerilemenin daha uzun bir zamana yayılan ve hem kurumsal işleyişi, hem de gündelik yaşamı etkileyen bir süreç olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Bu bağlamda, siyasal faktör, yalnızca belirli bir kriz veya olağanüstü dönemle sınırlı bir ‘itici’ unsur olmaktan çıkarak; hukuki güvenceler, ifade özgürlüğü, kurumsal özerklik, eğitim ve yaşam tarzı gibi farklı alanlara yayılan ve göç kararlarını şekillendiren bir değerlendirme alanına dönüşebilmektedir. Bu durum, yüksek nitelikli bireylerin yalnızca mevcut koşulları değil, kendilerinin ve ailelerinin gelecekte nasıl bir toplumsal ve siyasal ortamda yaşayacağına ilişkin beklentilerini de göç kararlarına dahil edebildiklerini göstermektedir.[10] Özellikle yüksek nitelikli bireyler açısından akademik ve mesleki özgürlüklerin yanı sıra, düşüncelerini özgürce ifade edebilmek ve tercih ettikleri yaşam biçimini sürdürebilmek, uzun vadeli yaşam kararlarının önemli unsurları arasında değerlendirilebilir. Bu nedenle, siyasal ve toplumsal koşulların ekonomik ve mesleki faktörlerle birlikte ele alınması, yüksek eğitimli nüfusun yurtdışına yönelimini daha bütüncül bir biçimde anlamaya katkı sağlamaktadır.

Türkiye’de İfade Özgürlüğü

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gelişmeler, yüksek eğitimli nüfusun çalışma ve yaşam koşullarının değerlendirilmesinde önemli bir bağlam oluşturmaktadır. Özellikle kamu sektörü ve akademide yaşanan kurumsal dönüşümler, mesleki özerklik ve akademik özgürlük açısından çeşitli tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bu gelişmelere paralel olarak, uluslararası endeksler de Türkiye’de siyasal haklar, sivil özgürlükler, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü alanlarında devam eden çeşitli sorunlara işaret etmektedir. Örneğin Freedom House’un “Freedom in the World 2026” raporunda Türkiye, “Not Free” (Özgür Değil) kategorisinde değerlendirilmiş ve siyasi haklar ile sivil özgürlükler alanlarında düşük puanlar almıştır. Raporda, ayrıca, medya özgürlüğü, ifade özgürlüğü, akademik özgürlük ve yargı bağımsızlığına ilişkin çeşitli değerlendirmelere yer verilmektedir. Özellikle akademisyenler, gazeteciler, araştırmacılar ve sosyo-politik konularda çalışan profesyoneller açısından ifade özgürlüğü ile kurumsal özerklik, mesleki faaliyetlerin sürdürülebilmesi için belirleyici unsurlar arasında yer almaktadır.

Toplumsal ve Yaşam Tarzına İlişkin Faktörler

Yüksek nitelikli göçün bir diğer boyutu, bireylerin hangi sosyal çevrede yaşamak istedikleriyle ilgilidir. Eğitimli bireylerin yurtdışına ilişkin beklentileri yalnızca iş ve ücret üzerinden şekillenmemektedir. Eğitim sistemi, toplumsal cinsiyet ilişkileri, kişisel özgürlükler, yaşam tarzı tercihleri, sosyal güvenlik ve gündelik yaşamda öngörülebilirlik de göç kararlarında rol oynayabilmektedir. Bu durum, özellikle kadınlar ve genç profesyoneller açısından önem taşımaktadır. Kadınların işgücüne katılımı, kariyer fırsatları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki koşullar, uluslararası hareketlilik kararlarının bir parçası haline gelebilmektedir.[11] Benzer şekilde, farklı yaşam tarzlarına veya kimliklere sahip bireyler açısından toplumsal kutuplaşma ve sosyal kabul düzeyi, yaşanacak ülkenin seçiminde etkili olabilmektedir.

Göçün Toplumsal Boyutu, İnsan Sermayesi ve Geri Dönüş Politikaları

Konu özelindeki araştırmalar, yurtdışına gitme düşüncesinin yalnızca yükseköğretim mezunlarıyla sınırlı kalmadığını, akademik olarak başarılı ortaöğretim öğrencileri arasında dahi gelecekte yurtdışında yaşama veya çalışma arzusunun bulunduğunu ortaya koymaktadır.[12] Bu durumun yanı sıra, belirli toplumsal çevrelerde yurtdışında eğitim alma, çalışma veya yaşama deneyimi, yalnızca ekonomik ve mesleki bir kazanım olarak değil, başarı, fırsat ve toplumsal statüyle ilişkilendirilen bir prestij unsuru olarak da algılanabilmektedir.[13] Sonuç olarak, göç örüntüsü büyüdükçe yurtdışına gitmek, istisnai bir tercih olmaktan çıkıp eğitim ve kariyer planlarının olağan bir seçeneği, hatta arzu edilen toplumsal bir başarı göstergesi haline gelmektedir. Bu durum, göçün yalnızca bireysel bir hareketlilik biçimi olmaktan çıkarak, ailelerin ve toplumun insan sermayesine, başka bir ifadeyle ‘ideal yüksek nitelikli birey’ hususuna ilişkin tasavvurlarını etkileyebildiğini göstermektedir.

Yüksek nitelikli insan gücünün uzun süreli olarak ülke dışında kalması, yalnızca bireysel bir kayıp anlamına gelmemektedir. Mühendislik, bilişim, sağlık, akademi, temel bilimler ve diğer yüksek beceri gerektiren alanlarda yetişmiş insan kaynağının azalması; üretim kapasitesi, bilimsel araştırma, teknolojik yenilik, sağlık hizmetleri, eğitim, nitelikli kamu hizmetleri ve entelektüel hayat açısından çeşitli riskler doğurabilmektedir. Bu nedenle, yüksek nitelikli göçün sonuçları yalnızca göç eden kişilerin sayısı üzerinden değil, bu kişilerin yetiştiği alanların ve üstlendikleri toplumsal işlevlerin ülke içinde nasıl karşılanacağı üzerinden de değerlendirilmelidir. Özellikle belirli sektörlerde nitelikli insan kaynağının azalması, yerini alacak yetişmiş insan gücünün yeniden yetiştirilmesi için gereken süre ve maliyetleri arttırabilmektedir. Göç döngüsü sürdüğü ve ağlar güçlendiği için yeniden yetiştirilen beşerî sermayenin ülkedeki kalıcılığı ise soru işaretleri taşımaktadır.

Bununla birlikte, akademik iş birlikleri, girişimcilik, yatırım, bilgi transferi ve diaspora ağları aracılığıyla yurtdışında yaşayan profesyoneller Türkiye ile ekonomik, bilimsel ve mesleki bağlarını sürdürebilir. Ancak bu ilişkilerin kendiliğinden devam edeceği varsayılmamalıdır. Özellikle ekonomik, mesleki, kurumsal veya siyasal nedenlerle ülkeden ayrılan ve ayrılış sürecinde kırgınlık ya da güvensizlik yaşayan kişiler açısından diaspora ile kurulacak ilişkinin niteliği belirleyici olabilir. Bu nedenle yüksek nitelikli göçmenlerle ilişkilerin korunması ve geri dönüşün desteklenmesi, yalnızca ekonomik teşvikler veya geri çağırma programları üzerinden ele alınmamalıdır. Kurumların, yurt dışına giden insanların nedenlerini ve taleplerini dikkate alması, onları tek bir göçmen profili altında değerlendirmemesi ve farklı toplumsal beklentilere açık bir yaklaşım geliştirmesi önem taşımaktadır. Özellikle demokratik katılım, hukuki güvence, ifade özgürlüğü, kurumsal özerklik ve liyakat gibi beklentilerin dikkate alınması, diaspora ile güvene dayalı ve uzun vadeli bir ilişkinin kurulması açısından önemlidir. Aksi halde yalnızca ‘geri dönün’ çağrısına dayanan politikaların, insanların ülkeden ayrılmasına neden olan koşulları yeterince dikkate almaması nedeniyle sınırlı bir etki taşıması olasıdır.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve ilgili sektörel kurumların yürüttüğü ve geliştireceği geri dönüş ve yeniden entegrasyon mekanizmaları da önem taşımaktadır. Bununla birlikte, bu tür politikaların yalnızca yurtdışına çıkmış akademisyen ve profesyonellerin geri dönüşüne odaklanmaması, Türkiye’de kamu kaynakları ve rekabetçi programlarla yetiştirilen yüksek nitelikli insan kaynağının da sistematik biçimde izlenmesini ve akademik ve profesyonel hayata kazandırılmasını kapsaması gerekmektedir. Özellikle üniversitelerde geçici statüyle görev yapan araştırma görevlileri ile YÖK 100/2000 Doktora Burs Projesi gibi rekabetçi programlar aracılığıyla yetiştirilen doktora öğrencilerinin mezuniyet sonrasındaki kariyer süreçlerinin izlenmesi, liyakata dayalı akademik istihdam olanaklarının güçlendirilmesi ve nitelikli araştırmacıların Türkiye’deki üniversite, araştırma kurumları ya da yerel hizmet birimlerine kazandırılması, insan sermayesinin sürdürülebilirliği açısından önem taşımaktadır. Aksi durumda, yetiştirilmesi için önemli ölçüde kamusal kaynak ve uzun yıllar gerektiren insan kaynağının doktora sonrasında sistem dışında kalması veya yurtdışına yönelmesi, yalnızca bireysel bir kariyer hareketliliği değil, aynı zamanda kamusal yatırımın ve akademik kapasitenin kaybı anlamına gelebilmektedir.

Bu politikaların sürdürülebilirliği açısından aile boyutunun da göz önünde bulundurulması önemlidir. Geri dönüş programlarının yalnızca bireysel akademisyen veya profesyonelleri hedeflemek yerine, özellikle aileleri de kapsayacak biçimde tasarlanması, geri dönüş kararlarının sürdürülebilirliğini güçlendirebilir. Eşlerin istihdam olanakları, çocukların eğitim koşulları, sosyal çevreye yeniden uyum ve aile yaşamının öngörülebilirliği, yüksek nitelikli bireylerin geri dönüş kararlarında dikkate alınması gereken unsurlar arasındadır.[14] Bu çerçevede, ekonomik refah ve öngörülebilirlik, nitelikli istihdam ve kariyer olanaklarının yanı sıra hukukun üstünlüğü, hukuki güvenceler, demokratik kurumların işleyişi, akademik ve mesleki özerklik ile bireysel özgürlüklerin korunması birlikte ele alınmalıdır. Nitelikli insan kaynağını ülkede tutmak, yalnızca ekonomik teşvikler sunmaktan ziyade, bireylerin mesleki geleceklerini güvenle planlayabildikleri, hukuki ve kurumsal yapıya güven duyabildikleri, demokratik hak ve özgürlüklerin güvence altında olduğu ve yaşam standartlarının sürdürülebilir biçimde geliştirilebildiği bir toplumsal ortamın oluşturulmasıyla yakından ilişkilidir. Aile yaşamı ve çocukların eğitimine ilişkin koşullar da bu çerçevenin tamamlayıcı unsurlarıdır.

Sonuç Yerine

Türkiye’de son 10 yılda yüksek nitelikli göçün niteliği, kapsamı ve siyasal anlamı önemli ölçüde değişmiştir. Bu olgu artık yalnızca yetişmiş insan gücünün ülke dışına çıkışı bağlamında değil insan sermayesinin korunması, devlet kapasitesinin sürdürülebilirliği, diaspora ile ilişkilerin yeniden yapılandırılması ve meselenin ‘yüksek siyaset’ alanına geçişi çerçevesinde ele alınması gereken çok boyutlu bir konudur.

Bu çerçevede, son on yılda yaşanan dönüşüm, bu çalışma açısından birkaç temel sonuç üzerinden özetlenebilir. Bunlardan ilki, yüksek nitelikli göçün siyasal alanda giderek artan görünürlüğü ve taşıdığı anlamın değişmesidir. Son on yılda yüksek nitelikli göç, bireysel kariyer tercihleri ve işgücü piyasasındaki hareketliliğin ötesine geçerek, Türkiye’nin insan sermayesini koruma, geliştirme ve yeniden üretme kapasitesiyle doğrudan ilişkili bir ‘siyasallaşma’ alanına dönüşmüştür. Bu süreç, konunun bazı siyasal partiler tarafından öncelikli bir gündem maddesi olarak nitelendirilmesi ve iç siyasette süreklilik kazanan bir tartışma alanı haline gelmesiyle ilişkilidir. Yüksek nitelikli göçün nedenleri ve sonuçlarının iktidar ve muhalefet partilerinin bir bölümü tarafından farklı gerekçeler ve perspektifler üzerinden ele alınması, söz konusu dönüşümün temel unsurlarından biridir. Bu gelişmeler, yüksek nitelikli göçün yalnızca gündelik siyasal tartışmaların bir konusu olmaktan çıkarak, insan sermayesinin korunması, devlet kapasitesinin güçlü biçimde sürdürülmesi ve ülkenin uzun vadeli toplumsal ve ekonomik geleceğiyle bağlantılı bir mesele olarak yüksek siyaset alanına taşındığının işareti vermektedir.

İkinci olarak, yeni yüksek nitelikli diasporanın kendi içindeki farklılıkları dikkate alan ve saha araştırmalarında ortaya çıkan deneyim, kırgınlık ve beklentileri göz önünde bulunduran daha kapsayıcı bir yaklaşıma duyulan ihtiyaç öne çıkmaktadır. Son yıllarda yurtdışına yerleşen yüksek eğitimli ve mesleki deneyime sahip vatandaşlar, önceki göç dalgalarından farklı özellikler taşıyan ve kendi içinde oldukça heterojen bir yapı oluşturmaktadır. Bu grubun göç motivasyonları, Türkiye ile kurduğu ekonomik, mesleki, akademik ve toplumsal bağlar ile geleceğe ilişkin beklentilerine bağlı olarak önemli ölçüde farklılaşabilmektedir. Saha araştırmalarının da ortaya koyduğu üzere, bu farklılıkların yanı sıra yurtdışına yerleşme sürecine eşlik eden çeşitli kırgınlıklar, Türkiye ve ülkedeki koşullara ilişkin değerlendirmeler ile geleceğe yönelik beklentiler, yeni yüksek nitelikli diasporanın Türkiye ile kurduğu ilişkinin niteliğini şekillendirebilmektedir. Dolayısıyla, diaspora politikalarının yurtdışında yaşayan vatandaşları tek bir toplumsal veya siyasal kategori altında değerlendirmek yerine, farklı deneyim, beklenti ve tutumları dikkate alan kapsayıcı bir yaklaşım doğrultusunda şekillendirilmesi önem taşımaktadır. Bu yaklaşım; akademik işbirliği, bilgi ve teknoloji transferi, girişimcilik, yatırım, mesleki ağların geliştirilmesi ve yeni teknoloji alanlarında Türkiye ile diaspora arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi açısından da çeşitli imkanlar sunabilir. Bu nedenle ilgili politikaların yalnızca geri dönüşe odaklanmak yerine, yurtdışında yaşayan yüksek nitelikli insan kaynağıyla uzun vadeli, sürdürülebilir ve karşılıklı faydaya dayalı ilişkiler geliştirilmesini de kapsayacak biçimde ele alınması önem arz etmektedir.

Türkiye’nin insan sermayesini ve devlet kapasitesini güçlü biçimde yeniden üretme yeteneği, ön plana çıkarılması gereken üçüncü husustur. Mühendislik, bilişim, sağlık, akademi, temel bilimler ve diğer yüksek beceri gerektiren alanlarda yetişmiş insan kaynağının uzun süre ülke dışında kalması, aynı zamanda kurumların uzmanlık birikimini, bilgi üretme kapasitesini ve nitelikli insan kaynağını yeniden üretme imkanlarını da olumsuz etkileyebilmektedir. Bu durum, yalnızca kamu kurumlarının ve üniversitelerin değil, sağlık, eğitim, teknoloji ve diğer nitelikli hizmet alanlarının ihtiyaç duyduğu uzmanlık kapasitesinin sürekliliği açısından da önem taşımaktadır. Özellikle hekimler başta olmak üzere sağlık çalışanlarının yurt dışına göçü, şu an için nispeten tolere edilebilir bir görüntü çizmekle birlikte, bu kapasite kaybının sağlık hizmetleri üzerindeki somut yansımalarından biri olarak değerlendirilebilir. Nitelikli insan kaynağındaki sürekliliğin zayıflaması, uzun vadede araştırma altyapılarının, teknolojik kapasitenin ve kamusal hizmetlerin geliştirilmesini zorlaştırabilecek bir etki yaratabilir. Bunun yanı sıra, farklı disiplinlerde yetişmiş ve bilgi üretimine katkı sunan insan kaynağının azalması, akademik ve entelektüel ortamın çeşitliliğini ve dinamizmini de sınırlayarak, uzun vadede bir tür ‘entelektüel çoraklık/yokluk’ riskini beraberinde getirebilir. Bu bağlamda ele alınan göç, Türkiye’nin bilgi, uzmanlık, altyapı ve nitelikli hizmet üretme kapasitesinin sürekliliği açılarından da değerlendirilmelidir.

Yüksek nitelikli göçün uzun vadeli sonuçları yalnızca ekonomik büyüme veya işgücü piyasası göstergeleri üzerinden değil, bilgi üretimi, entelektüel çoğulculuk ve farklı düşünsel perspektiflerin özgürce dolaşımı açısından da değerlendirilmelidir. Yurtdışında yaşayan yüksek nitelikli vatandaşların Türkiye ile kurdukları akademik, mesleki ve entelektüel bağların niteliği, insan sermayesinin ülke dışında bulunmasının doğrudan bir kayıp olmaktan çıkıp farklı biçimlerde yeniden toplumsal ve kurumsal değere dönüşebilmesinde belirleyici olabilir.

Son olarak, bu çalışmanın kapsamına ilişkin bir hususun önemle vurgulanması gerekmektedir. Çalışma, iltica olgusunu doğrudan ele almamakta ve Türkiye’den iltica prosedürleri veya düzensiz göç yolları üzerinden ayrılan kişilerin deneyimlerini kapsamamaktadır. Çalışmanın temel odağı, yüksek nitelikli bireylerin yurtdışına göçü ve bu yönelimin Türkiye açısından insan sermayesi, diaspora ilişkileri, siyasal alan, bilgi üretimi ve devlet kapasitesi bakımından ortaya çıkardığı ve çıkarabileceği sonuçlardır. Bu doğrultuda, çalışmada ele alınan yüksek nitelikli göç kategorisi, hukuki statü açısından iltica kavramıyla özdeşleştirilmemelidir. İltica ve düzensiz göç süreçleri ile bunların kendine özgü dinamikleri, farklı araştırmaların konusu olabilecek ayrı bir inceleme alanı oluşturmaktadır.

Dr. Ahmet CEYLAN

KAYNAKÇA

  • Baser, Bahar, and Ahmet Erdi Öztürk. “From Exit to Voice: Reflections on Exile through the Accounts of Turkey’s Intelligentsia.” Middle East Critique 31, no. 4 (2022): 401-415.
  • Ceylan, Ahmet. “Göç ve Siyasallaşma: Türkiye’de Beyin Göçü Tartışmalarının Siyasallaşma Gerekçeleri Üzerine Bir İnceleme.” Memleket Siyaset Yönetim 16, no. 35 (2021): 189-224.
  • Ceylan, Ahmet, and Başak Bilecen. “Democratic Backsliding and the Politics of Exit: Highly Skilled Migration from Turkey to the Netherlands.” International Migration 64, no. 4 (2026): e70199.
  • “CGP Beyin Göçü İçin Meclis Araştırması İstedi.” Milliyet, 1973. https://gazetearsivi.milliyet.com.tr/
  • Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), “Beyin Göçü Raporu,” 27 Kasım 2021, https://chp.org.tr/yayin/beyn-gocu-raporu.
  • Danış, Didem. “Günümüz Türkiye’sinde Beyin Göçü.” Gitmek ve Dönmek Arasında: Türkiye’de Yeni Nesil Beyin Göçü, der. Didem Danış, 9-30. Ankara: Nika Yayınevi, 2023.
  • Dervişoğlu, Dursun Müsavat. “TBMM Genel Kurul Konuşması.” 9 Aralık 2024. https://www.tbmm.gov.tr/Milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=129742.
  • Elveren, Adem Yavuz. Brain Drain and Gender Inequality in Turkey. Cham: Palgrave Pivot, 2018.
  • Euronews. “Türkiye’nin En İyi Liselerinde Beyin Göçü Mezuniyetle Başlıyor.” 13 Aralık 2024. https://tr.euronews.com/2024/12/13/turkiyenin-en-iyi-liselerinde-beyin-gocu-mezuniyetle-basliyor.
  • Freedom House, “Turkey: Freedom in the World 2026 Country Report,” 2026, https://freedomhouse.org/country/turkey/freedom-world/2026.
  • Medyascope, “Yerel Seçim 2024: Özgür Özel’in Konuşmasının Tamamı.” 31 Mart 2024, https://medyascope.tv/2024/03/31/yerel-secim-2024-ozgur-ozelin-konusmasinin-tamami/.
  • Özçürümez, Saime, and Deniz Yetkin Aker. “What Moves the Highly Skilled and Why? Comparing Turkish Nationals in Canada and Germany.” International Migration, 54, no. 3 (2016): 61-72.
  • Sunata, Ulaş. “Tersine Beyin Göçünde Sosyal Ağların Rolü: Türkiyeli Mühendislerin Almanya’dan Geriye Göç Deneyim ve Algıları.” Türk Psikoloji Yazıları 17, no. 34 (2014): 85-96.
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). “Uluslararası Göç İstatistikleri, 2025.” 24 Haziran 2026. TÜİK Veri Portalı. https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/58140.
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). “Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri, 2024.” 24 Ekim 2025. TÜİK Veri Portalı. https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/54053.

 

DİPNOTLAR

 [1] Bu çalışma, iltica ve düzensiz göç süreçlerini kapsamaz. Çalışma, yüksek nitelikli bireylerin yurtdışına göçüne ve bu göçün Türkiye açısından ortaya çıkardığı sonuçlara odaklanmaktadır. Bu nedenle çalışmada kullanılan ‘yüksek nitelikli göç’ kavramı, hukuki statü açısından iltica veya düzensiz göç kategorileriyle özdeşleştirilmemektedir.

[2] CGP Beyin Göçü İçin Meclis Araştırması İstedi”, Milliyet, 1973, aktaran Ahmet Ceylan, “Göç ve Siyasallaşma: Türkiye’de Beyin Göçü Tartışmalarının Siyasallaşma Gerekçeleri Üzerine Bir İnceleme”, Memleket Siyaset Yönetim, 16/35 (2021), s. 189-224.

[3]“Yerel Seçim 2024: Özgür Özel’in Konuşmasının Tamamı”, Medyascope, 31 Mart 2024.

[4] Ceylan, “Göç ve Siyasallaşma.”; Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), “Beyin Göçü Raporu,” 27 Kasım 2021; Dursun Müsavat Dervişoğlu, TBMM Genel Kurul Konuşması, 9 Aralık 2024, https://www.tbmm.gov.tr/Milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=129742.

[5] Adem Yavuz Elveren, Brain Drain and Gender Inequality in Turkey, Cham: Palgrave Pivot, 2018; Bahar Baser and Ahmet Erdi Öztürk, “From Exit to Voice: Reflections on Exile through the Accounts of Turkey’s Intelligentsia,” Middle East Critique 31, no. 4 (2022); Ahmet Ceylan and Başak Bilecen, “Democratic Backsliding and the Politics of Exit: Highly Skilled Migration from Turkey to the Netherlands,” International Migration 64, no. 4 (2026): e70199.

[6] Ceylan and Bilecen, “Democratic Backsliding and the Politics of Exit.”; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Uluslararası Göç İstatistikleri, 2025,” 24 Haziran 2026, TÜİK Veri Portalı, https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/58140.

[7] Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Uluslararası Göç İstatistikleri, 2025.”

[8] Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri, 2024,” 24 Ekim 2025, TÜİK Veri Portalı, https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/54053.

[9] Ceylan, “Göç ve Siyasallaşma”; Didem Danış, “Günümüz Türkiye’sinde Beyin Göçü,” içinde Gitmek ve Dönmek Arasında: Türkiye’de Yeni Nesil Beyin Göçü, ed. Didem Danış, Ankara: Nika Yayınevi, 2023, 9-30; Saime Özçürümez and Deniz Yetkin Aker, “What Moves the Highly Skilled and Why? Comparing Turkish Nationals in Canada and Germany,” International Migration 54, no. 3 (2016): 61-72.

[10] Ceylan and Bilecen, “Democratic Backsliding and the Politics of Exit.”

[11] Elveren, Brain Drain and Gender Inequality in Turkey.

[12] Euronews, “Türkiye’nin en iyi liselerinde beyin göçü mezuniyetle başlıyor,” 13 Aralık 2024, https://tr.euronews.com/2024/12/13/turkiyenin-en-iyi-liselerinde-beyin-gocu-mezuniyetle-basliyor.

[13] Ulaş Sunata, “Tersine Beyin Göçünde Sosyal Ağların Rolü: Türkiyeli Mühendislerin Almanya’dan Geriye Göç Deneyim ve Algıları,” Türk Psikoloji Yazıları 17, no. 34 (2014): 87.

[14] Ulaş Sunata, “Tersine Beyin Göçünde Sosyal Ağların Rolü”.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.