KKTC CUMHURBAŞKANI SAYIN MUSTAFA AKINCI’NIN KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ KONFERANSI

upa-admin 11 Aralık 2015 1.075 Okunma 0
KKTC CUMHURBAŞKANI SAYIN MUSTAFA AKINCI’NIN KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ KONFERANSI

Dün bir konferans için Kadir Has Üniversitesi’ne gittim. Konferansın konusu “Uluslararası Dinamikler Işığında Kıbrıs Müzakerelerinin Geleceği” idi, ancak zamanın kısıtlı olmasından ötürü, dış dinamiklerden fazla bahsedilemedi. Konferansın konuşmacısı ise KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı idi.

Mustafa Akıncı, 26 yaşında seçildiği Lefkoşa Türk Belediye Başkanlığı’nı kesintisiz 14 yıl boyunca üstlenmiş deneyimli bir siyasetçi. Daha sonra Toplumcu Kurtuluş Partisi’nin Genel Başkanlığı’nı da yürütmüş olan Akıncı, şimdilerde KKTC Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanı seçilmeden önce Başbakan Yardımcılığı ve Turizm Bakanlığı da yapmış.

Akıncı, konuşmasına, Kıbrıs Sorunu’nun tarihsel başlangıç noktası olarak gördüğü 1 Mayıs 1955 tarihinde gerçekleşen EOKA’nın ilk terörist eylemini hatırlatarak başladı. Bu girişten sonra, Kıbrıs siyasetindeki çeşitlik mihenk taşlarının üzerinden geçti. Örneğin, 1960 Ortaklık Belgesi ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilanı, 31 Aralık 1963’te bu ortaklığın bozulması, 1974 Enosis yanlısı darbe ve yine aynı yıl Türkiye’nin adaya silahlı müdahalesinin üstünde durarak, bunların günümüzde yürütülen müzakerelerdeki önemine değindi. 1975’te kurulan Kıbrıs Türk Federe Devleti’nde Kurucu Meclis Üyesi olduğundan da bahseden Akıncı, Lefkoşa Türk Belediye Başkanı iken Rum tarafının Belediye Başkanı ile giriştikleri elektrik projesini ve bu tarz küçük olabilecek jestlerin barışa tutacağı ışıktan vazgeçilmemesi gerektiğini vurguladı.

Mustafa Akıncı, aslında 2009 yılında siyaseti bıraktığını ve yazdığı kitaplara odaklanmak istemiş olduğunu söyledi. Ancak siyasi akışın içine kapılarak kendi jenerasyonunun Kıbrıs barışı konusunda üstüne düşen son bir görevi yerine getirmesi gerektiğini, hatta belki de son bir şans olarak düşündüğü Cumhurbaşkanlığına aday olması gerektiğini ve halktan da bu konuda önemli bir destek sağladığını belirtti. Konuşmasının ortalarına doğru Kıbrıs’ta iki toplumun müzakere süreçlerinin tarihsel bir çizelgesini sunan Akıncı, müzakerelerin 1968’de Beyrut’ta başladığını söyledi. 1977’de Denktaş-Makarios ve Denktaş-Kyprianou görüşmelerinde üzerinde mutabık kaldıkları 4 Nokta Anlaşması’nın ve 1979 yılında Denktaş-Kyprianou’nun görüşmeleri sonunda ortaya çıkan On Nokta Anlaşması’nın Kıbrıs Türk toplumunun taleplerini karşıladığını vurguladı. Olası bir birleşmenin de, bu noktalar üzerinden olması gerektiğinin altını çizdi.

2004 Annan Planı’na da değinen Cumhurbaşkanı, KKTC vatandaşlarının plana % 65 civarında bir oy oranıyla “evet” demelerine ve Rum tarafının seçmenlerinin yine aynı plana % 75’lik bir oy oranıyla “hayır” demelerine karşın, Türk tarafının cezalandırılırcasına sadece Rum tarafının temsil ettiği kadük Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye tam üye olmasının yanlışlığı üzerinde durdu. Göreve geldiği ilk günden itibaren daha önce yapılan müzakereler ve mutabakatlar üzerine yenilerini inşa etme yoluna gittiğinden bahseden Akıncı, ayrıca, 11 Şubat 2014 Hristofyas-Eroğlu görüşmeleri sonunda imzalanan mutabakat metninin kaldığı yerden devam edilerek sonuca gideceği bir felsefeyi benimsediğini söyledi.

Göreve geldiği 30 Nisan 2015 tarihinin hemen sonrası vakit kaybetmeden müzakereleri tekrar başlattığından bahseden Akıncı, 15 Mayıs 2015’te ilk müzakerelerini gerçekleştirdiğini hatırlattı. Bu müzakerelerde ona yol gösterecek ve Cumhurbaşkanlığı seçimine hazırlanırken de ortaya koyduğu 4 vizyonunu saydı. Bu vizyonu oluşturan öğeler, sırasıyla; çözüm odaklı siyaset, iç meselelere duyarlı Cumhurbaşkanlığı, Türkiye ile ilişkilerde eşit ve sağlıklı olmak, bağımsız ve tarafsız bir Cumhurbaşkanlığı olarak sıralandı.

Her iki tarafın da geçmişleriyle yüzleşmesi gerektiğini belirten Akıncı, 1983 yılında ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bir türlü uluslararası arenaya ve uluslararası hukuka dâhil olamadığından dem vurdu. Türkiye’nin bile KKTC’yi tanımayı tam anlamıyla yerine getiremediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı, Rum kesiminin Türkiye tarafından tanınmama politikasının da aslında tam anlamıyla yürütülemediğini söyledi. En basitinde hiçbir Türk takımının gelip KKTC’li bir futbol kulübüyle dostluk maçı dahi yapamazken, aynı Türk takımlarının UEFA’nın turnuvalarında mecburen de olsa Rum takımlarıyla maç yapmalarını örnek vererek, bu tanıma-tanımama politikalarının zayıflığından bahsetti.

2010 yılında müzakerelerin kopmasıyla birlikte tıkanan süreçte KKTC’nin o dönemki Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun tekrar masaya oturmaktaki ön koşulu olan KKTC’nin Rum Kesimi tarafından tanınmasının gerçekçi olmadığını belirten Akıncı, Azerbaycan’ın bile KKTC’yi Karabağ sorunu sebebiyle tanıyamamasının örneğini vererek, yeniden başlayan müzakerelerde Rum Kesimi’nin Doğu Akdeniz’in zenginliklerine tek başına sahip olamayacağını gördüğünü savundu. Ayrıca, müzakerelerin iki eşit topluma, AB ilkelerine dayalı ve iki kesimli adil bir çözümü getireceğini söyledi.

15 Mayıs 2015 tarihinde 6 başlıkta (Yönetim, Ekonomi, AB, Mülkiyet, Toprak Düzenlemesi, Güvenlik ve Garantiler) tekrar başlayan müzakerelerin ilk üçünde anlaşılması durumda diğer üçünün daha kolay aşılabileceğini belirten Akıncı’ya göre, bütünlüklü bir çözüm gerçekleşmelidir. Bütün parçaların bir araya getirilmesi ve her parçanın onayı sonrası bir çözüme gidilmesi anlamına gelen bu yaklaşımın olmazsa olmaz olduğunu söyleyen Akıncı, müzakere ve çözüm ilkeleri açısından şeffaflığın önemli olduğunu, ancak, müzakerelerin bekasının gizlilik de gerektirdiğini savundu.

Akıncı, yeni iş olanakları yaratılmadan mülkiyet sorunun çözülemeyeceğini, mülkiyet ve toprak düzenlemelerinin ise mali kaynak gerektirdiğini vurguladı. Yeni kuşakların bir birine yabancılaştığını, ancak, buna rağmen çözümün aylar içerisinde gerçekleşebileceğini savunan Cumhurbaşkanı, aklın yolunun bir olduğu ve bu yolun çözümden geçtiğinden bahsetti. Doğu Akdeniz gaz yataklarının yarattığı gerginliğin yapıcı olmadığı, İsrail gazı ile birleşince ortaya çıkacak gazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasının en mantıklısı olacağını da sözlerine ekledi. Türkiye’den gelen sudan da bahseden Akıncı, bu suyun tüm ada tarafından kullanılmasının mümkün olduğunu belirtti. İki toplumun karşılıklı ekonomik bağlarının gelişmesinin barışa yol vereceğinin ve doğal gazın ortak bir kaynak olarak ele alınmasının üstünde duran Akıncı, özellikle Türkiye’deki son seçimlerde Kıbrıs konusunun siyasete malzeme olmamasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Türk-Rus gerginliğinin de gösterdiği gibi Türkiye’nin AB yolculuğunun çok önemli olduğunu belirten Akıncı, Kıbrıs Sorunu’nun çözümünün, Türkiye-İsrail ve Türkiye-Yunanistan ilişkilerine de olumlu tesir etmesini beklediğini sözlerine ekledi. Sözlerini bu yorumlarla bitiren Akıncı, daha sonra sorulara geçti. İlk soru, iki toplum arasında geçmişte yaşananların unutulup çözümün adadaki Türk halkını riske atıp atmayacağı ile ilgiliydi. Akıncı, buna, geçmişte küçük gruplar halinde yaşan Kıbrıs Türklerinin artık birlikte yaşadığı ve olası bir çözümde kendi jandarması, polisi, yargıcı olacak Türk toplumunun güvende olacağını söyledi. Ayrıca, Kıbrıslı Türklerin Türkiye’nin garantörlüğünü istediğini belirten Akıncı, barış kültürüne ihtiyaçlarının olduğunu ve eski kalıplarla düşünülmemesi gerektiğini vurguladı.

Doğu Akdeniz gazı konusunda sorulan bir soruya; İsrail, GKRY ve Mısır’ın ortaklaşa giriştikleri Doğu Akdeniz gazının çıkarılması projesinin çok uzun ömürlü olmayacağını belirten Cumhurbaşkanı, Mısır’da bulunan Zor yatağının, Mısır açısından işleri değiştirdiğini ve Mısır üzerinden gidecek bir boru hattından ziyade Türkiye üzerinden Avrupa’ya gidecek bir boru hattının daha verimli olacağını söyledi. Rumların mülkiyet konusundaki fikirlerinin sorulması üzerine, geriye dönüş taleplerinin eskisi kadar olmadığını belirten Akıncı, Türkiye ile ilişkilerle ilgili bir soruya ise iki ülke arasındaki ilişkinin eşit ve kardeşliğe dayalı onurlu bir evsafta olmasını istediğinin altını çizdi. KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durmasının, ekonomik kaynaklarını ve kurumlarını geliştirmesinin Türkiye’nin de istediği bir şey olduğunu savunan Cumhurbaşkanı, “Amir-memur ilişkisinin olmaması gerektiğini” de sözlerine ekledi.

Kıbrıs Türklerinin olası bir birleşmede dörtte birlik bir nüfusta sabitlenmesi konusunda çıkan ve yine iki kesimde de bazı kantonların kurulacağı konusunda çıkan haberlerin sorulmasına, kimsenin toplumların nüfusunu kontrol edemeyeceği, tabiri caizse “Yatak odalarına bekçi dikilemeyeceği” cevabını veren Akıncı, bu işlerin doğal akışına bırakılacağını, kanton konusunda ise, kantonun söz konusu olmadığını ve sadece Annan Planı’nda da yer alan özel bölgelerin kurulabileceğini belirtti. Bu bölgelerin Karpaz ve Lefke’de olabileceği ve içinde oldukları federe devletlerin yönetimi altında olacaklarının altını çizdi.

Panelde gayet rahat olduğunu gözlemlediğim Cumhurbaşkanı, yer yer espriler de yapmaktan da çekinmedi. Sunduğu fikirler itibariyle Akıncı’nın çözümden yana olduğu, ancak bazı olmazsa olmazlarının da olduğu söylenebilir. Özellikle iki kesimli, eşit ve adil toplumların oluşturacağı Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti fikrine ben de sıcak bakıyorum. Kuzey Kıbrıs’ın ve Kıbrıs Türklerinin yaklaşık 40 senedir maruz kaldıkları uluslararası ambargonun bir an önce bitmesi ve hak ettikleri değere kavuşmaları gerekmektedir. Ancak, önceki planlardan ve müzakerelerden de hatırlanacağı üzere, çok da rahat bir süreç bizi beklemiyor. Dolayısıyla “çözüm yakın” diye rehavete kapılmanın bir anlamının olmadığını düşünüyorum. Akıncı’nın gerektiğinde sert müzakereler yöneteceği, daha 1980’lerde Rumların kendisine “Denktaş’ın bıyıklısı” tabirini yakıştırmalarından belli. Konuşmasının sonunda Yunan bir akademisyenin sorusunu yarı Yunanca, yarı İngilizce cevaplandıran Akıncı’nın yumuşak ve kapsayıcı dili benim çok hoşuma gitti. Müzakerelerin iki toplumun da menfaati doğrultusunda devam edip, çözümün her kesimi memnun edeceği konusundaki fikirlerim sabit olmakla beraber farklı uluslararası dinamiklerin de dâhil olduğu Kıbrıs Sorunu’nda çözümün kolay gelmeyeceğini düşünüyorum.

Basri Alp AKINCI

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.