RUS İSTİHBARAT SERVİSİNİN EFSANE İSMİ RICHARD SORGE

upa-admin 02 Temmuz 2017 238 Okunma 0
RUS İSTİHBARAT SERVİSİNİN EFSANE İSMİ RICHARD SORGE

Bugün istihbarat dünyasında, “adı anıldığı zaman hangi kampta olursa olsun saygı duyulan tek istihbaratçı kimdir” diye sorulsa, herhalde yanıt Richard Sorge olurdu. Zira üstlendiği kritik görevler ile İkinci Dünya Savaşı’na doğrudan etki eden Richard Sorge, disiplin, çelik gibi bir irade ve vatanseverlik özelliklerinin aynı bünyede buluşması sayesinde ortaya çıkan efsanevi bir kişiyi ifade etmektedir. Ancak günümüzde Sorge hakkında efsaneleşmiş birçok hikaye ile gerçekler birbirine girmiş durumdadır. Bu konularda yazılı veya resmi belge-bilgi bulmanın zorluğu da buna eklenirse, eldeki çoğu bilginin doğruluğuna ulaşmak zorlaşmaktadır. Fakat en azından iddia biçiminde dahi olsa bunları okuyucuya sunmak ve onların takdirine bırakmak en iyisi olacaktır.

Sorge, 4 Ekim 1895’te Bakü’de doğdu. Sorge’nin doğumundan birkaç yıl sonra ailesi Almanya’ya göç etti. Sorge ve ailesi Almanya’da üst orta-sınıfa mensup bir yaşam sürmekteydiler. Birinci Dünya Savaşı’nda Alman Ordusu’na katılan Sorge, savaşta hayatı boyunca yürümesini aksatacak şekilde bacağından yaralandı. Ayrıca savaşta gösterdiği üstün başarıları nedeniyle Demir Haç (Iron Cross) nişanı ile ödüllendirilmişti.[1] Savaştan sonra Hamburg Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünden doktora derecesi aldı.[2]

Doktora çalışmaları esnasında Karl Marks’ın kitaplarıyla tanıştı ve bu süre içinde sosyalist-komünist fikirleri benimsedi. 1919 yılında Alman Komünist Partisi’ne katıldı. Kömür işçileriyle dayanışma ve daha birkaç eyleme katıldıktan sonra polisle başı belaya girdi. 1924 yılına gelindiğinde, Sorge SSCB’ye yerleşmişti. 1929’da askeri istihbarat görevlisi oldu ve ilk görev yeri olan Çin’e gitti. 1933 yılında tekrar Moskova’ya döndü.

Japonya’nın Mançurya’yı işgaliyle, Japon yayılmacılığından endişeye kapılan Sovyet idarecileri, hem Japonya’nın Uzak Doğu’daki Sovyet çıkarlarına yönelebilecek tehditlerini, hem de Sovyetler Birliği’ne bakışını öğrenmek adına Sorge’yi Japonya’ya tayin ettiler. Sorge, önce Almanya’ya gitti. Almanya’da bir gazete editörünün vasıtasıyla kendisini Alman Nazi Partisi üyesi bir gazeteci olarak tanıttı ve Japonya’daki Alman Askeri Ateşesi Eugen Ott’un yanına girdi. Hatta bu editör, Sorge için Ott’a referans mahiyetinde bir tanıtıcı mektup dahi yazmıştı. Sorge, sonradan Almanya’nın Japonya Büyükelçisi olan Eugen Ott’un en güvenilir adamı pozisyonuna geldi.

Sorge’nin ekibinde Moskova’dan gönderilen iki tane daha istihbarat görevlisi vardı. Bunlardan biri bir Fransız haber ajansı için çalışan Yugoslav Komünist Branko Vukelic ve ekibin iletişimini sağlayan radyo operatörü ve Alman bir Komünist olan Max Clausen’di. Ekipte ayrıca sol eğilimli bir Japon gazeteci de bulunmaktaydı. Bu kişi, Japonya’da Çin üzerinde uzman olduğu için oldukça saygı gören Hotsumi Ozaki isimli gazeteciydi. Ozaki, Sorge’den sonra grubun en hayati elemanıydı, çünkü Japonya’da politik bağlantıları bulunmaktaydı. Daha sonra Ozaki, Japon  Başbakan Fumimaro Konoye’nin danışmanı olarak çalışmaya başladı. Böylece SSCB için çalışan bir kişi Japonya için hayati gizlilik taşıyan dökümanlara ulaşabilecek pozisyondaki bir göreve atanmış oluyordu. Zaten Sorge’un bundan sonra Moskova’ya geçtiği istihbaratın bel kemiğini de Ozaki’nin edindiği bilgiler oluşturmuştur.

Sorge, ilk istihbarat başarısını Japonya’nın Almanya’yı bir Sovyet karşıtı pakta ikna etmeye çalıştığını öğrenip Moskova’ya bildirmesiyle elde etti. Bu bilgi, 1939 yılında yapılan ve Molotov-Ribbentrop Paktı olarak bilinen Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı’na giden yolu açtı. Çünkü Batılıların Naziler ile SSCB’yi birbirine kırdırmak istediğini anlayan Stalin, iki cepheli bir Alman-Japon saldırısı karşısında SSCB’nin tutunamayacağını düşünmüştü. Bu yüzden de Almanya ile bir saldırmazlık paktı imzalamıştı.

Daha sonra KGB’nin atası sayılan NKVD’nin Başkanı olan General Genrikh Lyushkov’un teşkilattan kaçarak Japonya’ya iltica etmesi ve sığınma talep etmesiyle, son derece kritik bilgilere sahip olan bu kişinin Japonlara ne gibi bilgiler ifşa ettiğinin öğrenilmesi gerekmekteydi. Bu görev de kuşkusuz Sorge’ye düşmüştü. Lyushkov’un verdiği bilgiler harfi harfine Alman Büyükelçiliği raporlarından öğrenilmişti. Lyushkov, Rusya’da Stalin’e karşı büyük bir hoşnutsuzluk ve muhalefet olduğunu ve bir Japon saldırısının Kızıl Ordu’yu birkaç gün içinde yerle bir edebileceği gibi bilgiler vermişti. Lyushkov, ayrıca Rus birliklerinin konuşlu olduğu yerleri ve parolaları da Japonlar ve Almanlara vermişti. Alınan istihbarat sayesinde bunların hepsi değiştirildi.

Sorge, istihbarat faaliyetlerine devam ederken, 1940 yılının sonlarına doğru gelindiğinde bir Alman saldırısına kesin gözle bakmaktaydı. Hayati derecede öneme haiz bir istihbaratı Moskova’ya geçti. Sorge’nin 6 Mayıs 1941’de ‘‘Şu sıralar bir savaşın patlak verme olasılığı çok yüksek, Alman subayları SSCB’nin askeri kapasitesini çok zayıf görmektedir’’ şeklinde bir istihbarat geçtiği iddia edilmektedir. Robert Whymant, Stalin’in Casusu kitabında Sorge’nin 30 Mayıs 1941’de Moskova’ya ‘‘Haziran’ın son haftası bir Alman saldırısı başlayabilir’’ şeklinde bir istihbarat geçtiğini aktarmaktadır.[3] Çoğu internet ve gazete kaynağında Stalin’in bu istihbaratları umursamadığı şeklinde dolaşan bilgilerin gerçeği yansıtmadığını Rus tarihçi Yelena Prudnikova, Rusya’nın Sesi’ne verdiği mülakatta açıklamıştır. Ancak Prudnikova’ya göre, Stalin’in zaten Alman Büyükelçiliği’nde bir casusu bulunmaktaydı ve bu bilgiyi Japonya’dan almasına lüzum yoktu.[4]

Sorge ve ekibinin edindiği diğer istihbari bilgiler ise Japonya’nın Hindiçini’ne asker çıkaracağı ve eğer Kızıl Ordu Nazilere yenilirse Japon birliklerinin buradan Kuzey’e kaydırılacağı yönündeydi. Temmuz’da bu istihbarat gerçeğe döndü. Japonya Fransız Endonezya’sına asker çıkardı ve aynı hızla yüzbinlerce askerini Mançurya’daki Rus sınırına yığdı. Sorge, olayın SSCB’ye savaş açılmasına kadar gidip gitmeyeceğini çözmek için Ozaki’nin yardımına başvurdu. Ozaki’nin Başbakanlıktan edindiği bilgiye göre, Japon yöneticilerin bu yıl (1941) SSCB’ye savaş açma gibi bir niyetlerinin olmadığı öğrenildi. Ne var ki, Ozaki’nin ekibinden Yotoku Miyagi’nin deşifre olması ve Ozaki ile Sorge’nin isimlerini polise vermesiyle ikisi de tutuklandı. Sorge, 1944’teki idamına kadar Tokyo’daki Sugamo Hapisanesi’nde kaldı. Bir haftalık bir direnişten sonra Sorge, SSCB adına çalıştığını ve yaptığı tüm faaliyetleri itiraf etti. 1943 yılında mahkeme imparatorluğu yıkmak adına çalışmak, casusluk ve komünist ajanlık suçlamalarıyla Sorge’yi idama mahkum etti. 1944’te idam edilene kadar Japon hükümeti Sorge ile SSCB elinde bulunan Japon mahkumların takas edilmesi için birkaç kez girişimde bulunduysa da, SSCB yetkilileri Richard Sorge adında bir görevlilerinin bulunmadığı konusunda ısrarcı oldu.

7 Kasım 1944’te Sorge asılarak idam edildi. 1961 yılında ise Kruşçev tarafından  Sovyetler Birliği Kahramanı ünvanına layık görüldü.[5]

 

Onur BİGAÇ

[1] https://www.rbth.com/arts/2016/01/07/richard-sorge-the-master-spy-who-helped-alter-the-course-of-ww2_554247.

[2] https://www.britannica.com/biography/Richard-Sorge.

[3] http://www.historynet.com/the-spy-who-saved-the-soviets.htm.

[4] https://tr.sputniknews.com/turkish.ruvr.ru/2013_12_26/126490654/?slide-1.

[5] http://www.historynet.com/the-spy-who-saved-the-soviets.htm.

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.