ABD’NİN YENİ İSRAİLLERE İHTİYACI VAR MI?

upa-admin 19 Şubat 2018 552 Okunma 0
ABD’NİN YENİ İSRAİLLERE İHTİYACI VAR MI?

Yeni dünya düzeninde, ülkeler, kendilerince ulusal güvenliklerini sağlamak yerine, küreselleşen siyasal yapı nedeniyle ortak çaba ve işbirliğini zorunlu kılan sistemsel aktörlere doğru dönüşmek zorunda. Özellikle Soğuk Savaş sonrası süreçte, ABD, “tek süper güç” olarak isimlendirilmiş olsa da, üretmiş olduğu dış politika doktrinleri ABD’nin dünya genelindeki otoritesini ve prestijini yıkıma uğrattı. George W. Bush dönemi ile zirve yapan “neo-con” yani “şahin” politikalar, her ne kadar Barack Obama’nın Başkan olmasıyla ABD’nin dünya genelindeki kötü imajını iyileştireceğini düşündürmüş olsa da, bu mümkün olmadı. Şimdi ise, Donald Trump yönetimindeki ABD, en “şahin” dış politika stratejilerini uyguluyor.

1916 senesinde imzalanan Sykes-Picot Anlaşması, Orta Doğu’yu tarihsel olarak Araplar ve Kürtlerin, Kürtler ve Süryanilerin, Sünni ve Şiilerin, Hıristiyan ve Yahudilerin yaşadığı bölgelere böldü. Bunun neticesinde, bölge ülkelerin sınırları birçok kez değişti; fakat büyük aktörler bu sürece her zaman müdahil olmaya devam ettiler.

“Büyük Avrasya Projesi”ne karşı “Büyük Orta Doğu Projesi”

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra hızlı bir şekilde gücünü yitiren Moskova’nın bu durumunu fırsat bilen ABD, Birinci Körfez Savaşı ile Rusya’nın Orta Doğu’daki kalan etkisini de yok etmeye dönük bir harekat başlattı. Daha önce 1957 senesinde dönemin ABD Başkanı Eisenhower’ın kendi adıyla ilan ettiği doktrinde, ABD, Orta Doğu’da varlığını iyiden iyiye hissettiriyor ve Sovyetler Birliği’nin bölgede iradesini kırmaya ve otoritesini yok etmeye dönük politikalar uyguluyordu. 2001’de Afganistan ve 2003’teki Irak işgalleri ile, ABD, Asya-Pasifik politikasını Orta Doğu ile eklemleyen dönemin kapısını açmış oldu. Arap Baharı ise, bu hattın Kuzey Afrika ile birleşmesini sağlarken, 2011 yılında Suriye’de iş savaşın başlaması Washington’un “Büyük Orta Doğu” projesinin en önemli ayağı olmasıyla Rusya ve Çin’in önderliğindeki Büyük Avrasya projesini önlemeye dönük hamle oldu.

ABD’nin yeni “İsraillere” ihtiyacı var.

ABD’nin Orta Doğu’da en önem verdiği ülkelerin başında İsrail geliyor. Ülkenin kurulduğu 1948 yılından bugüne kadar, Washington yönetimlerinin İsrail’e sağladığı büyük destek tartışılmaz. Elbette bunda ABD’deki lobilerin ve karar alma merciindeki kadroların da etkisi büyük; fakat esas mesele, ABD’nin Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki menfaatlerini koruyacak, Rusya’nın bölgeye nüfuzunu engelleyecek bir “dost” ülkenin coğrafyada varlığını sürdürmesini istemesi… İsrail, bugüne kadar bu misyonu başarıyla yerine getirdi; fakat yeni dünyanın dizaynında artık sadece bölgelerin ayrı ayrı kontörlü değil, bu coğrafyaları birbirine bağlayan koridorların kontrolü de büyük önem arz ediyor. Bunun için de, Orta Doğu’yu Orta Asya’ya bağlayacak olan koridorlarda ABD’nin kontrol edeceği yönetimlerin tesisi büyük önem taşıyor.

Türkiye’nin merkezi rolü ABD’yi neden rahatsız ediyor?

Türkiye’nin yeri ve önemi tartışılmayacak kadar hayati… 1990’lı yılların sonrasında hem sorunlu bölgelerin kesişme noktası, hem de Avrupa’nın merkezinde yer alması, Türkiye’ye yeni dünya düzeni içinde merkezi rol edilme zorunluluğunu getirdi. Türkiye, bunun için bölgesel güç olmasının gerekliliği olan Orta Doğu, Kafkaslar, Balkanlar ve Orta Asya’yı kapsayan  girişimci ve yönlendirici nitelikte aktif bir dış politika ve diplomasi takip etmeye başladı. Diğer taraftan, Türkiye-ABD ilişkileri, tarihinin en gergin ve güvensiz dönemini yaşıyor.

İstikrarsızlık denizindeki ABD, terör gruplarıyla işbirliğine devam ediyor.

Truman Doktrini’nden itibaren Türkiye’nin en önemli güvenlik ilişkisi ABD ile olmuştu. Türkiye, NATO politikalarının destekleyicisiyken, Körfez Krizi’nde, Türkiye, ABD’nin yanında yer alıyordu. Orta Doğu ve güvenlik uzmanı Carol Migdalovitz, geçmiş dönemde ABD’nin içinde bulunduğu birçok sorunun Türkiye’nin çevresinde geliştiğini ve bu istikrarsızlık denizi içinde dost olarak -ABD’nin gözünde- Türkiye’nin değerinin arttığını ifade etmişti. Bugün ise, ABD, NATO müttefiki Türkiye’nin sınır ötesinde terör örgütleriyle işbirliği yapmaya devam ediyor.

ABD’nin hedefi Kuzey Afrika’dan Orta Asya’ya kadar olan güzergahı kontrol etmek.

ABD’nin nezdinde Türkiye’yi karşısına almayı göze alacak kadar kararlı kılan amaç, Türkiye-Rusya-İran üçgeninin Büyük Orta Doğu Projesi’ne tehdit olmasının önüne geçmek. Çin, Suriye meselesine müdahil olduğunu açıkladı. Rusya’nın bölgedeki politikası, Çin ile beraber Büyük Avrasya’daki jeopolitik ortamı yeniden biçimlendirmek için elverişli koşulları ortaya çıkarmak. Türkiye, bu süreçte anahtar ülke konumunda. Dolayısıyla, hem ABD’nin, hem de Rusya’nın Avrasya politikalarında Türkiye kritik bir devlet. Suriye’nin geleceğinde Türkiye’nin de söz sahibi olması, hem Yeni İpek Yolu projesinde, hem de büyük resim olan Büyük Avrasya Birliği düşüncesinde konumunu daha da sağlamlaştıracaktır.

 

Furkan KAYA

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.