ERMENİSTAN İZLENİMLERİ

upa-admin 17 Eylül 2018 585 Okunma 0
ERMENİSTAN İZLENİMLERİ

Erivan’ın Zvartnost Havalimanı’na indiğimde gözüme çarpan ilk belirgin şey, havalimanının gördüğüm diğer post-Sovyet şehirlerinkine benzerliği oldu. Küçük ve nispeten boş bir liman, polisler aynı büyük yuvarlak şapkayı giyiyor, pasaport polisinin suratı ve tavırları hem Taşkent’i, hem de biraz Odesa’yı hatırlattı bana. Ve belki de ilginç ama maden suyu tercih etmeleri bile aynıydı sanki. Bu sebeplerden ötürü klasik bir eski Sovyet şehrine geldiğimi düşünmüştüm. Ancak, fikrim çok geçmeden değişti.

Arkadaşım beni havalimanından alacaktı ve onu girişteki holde biraz beklemem gerekti. Bu sırada gözlemlerime devam ettim. Liman çıkışında yığılmış ve müşteri kapmaya çalışan taksiciler de diğer eski Sovyet şehirlerinde alışık olduğum bir şeydi. Ancak, insanların fiziksel özelliklerine, giyiniş tarzlarına, hal ve tavırlarına bakınca, kendimi bir anda tekrar Türkiye’de hissettim. Ermeni dilinin fonetiği ve tonlaması bile Türkçeye çok yakın geldi bana. Olgunca insanların yürüyüşü, hayatla ilgili reaksiyonlar, genç kızların ve erkeklerin sokaktaki halleri tıpkı Türkiye’dekiler gibiydi.

Havaalanından çıkınca, görmeyi umduğum büyük ve geniş caddeler beni karşıladı. Diğer gitme ve görme fırsatı bulduğum şehirlerdeki trafik düzenlemeleri, trafik ışıklarının Türkiye’ye göre azlığı ve belki de bunun getirdiği küçük bir kaos. Gerçi Türkiye’deki trafik keşmekeşi yanında gayet sakin bir şoför sürüsü ve araba sıklığıyla karşı karşıyayım ama bazı kavşak ve sokaklardaki geçiş rejimini ayarlamak için ışıkların olmaması bana kalırsa trafikte bir karışıklığa sebebiyet veriyor. Dediğim gibi arabalar genelde sakin kullanıyor, kornaya basan az kişi ve genelde şoförler sakin ve birbirine anlayışlı – hele yukarıda bahsettiğim konulardan ötürü daha fazla korna ve kargaşa bekliyorsun. Bunların hepsi bana Odesa’yı hatırlattı.

Güzel ve bulutsuz bir günde, Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı dağlarını Erivan’dan görebiliyorsunuz. Sınırdaki meşhur Khor Virap Kilisesi’ne gidip, bu muhteşem doğal yapıya yakından bakmak fırsatına da eriştim. Zira Türkiye tarafından Ağrı’yı hiç görmemiştim. İnsanın içine bir güven ve huşu duygularıyla dolduruyor adeta. Erivan’ın biraz uzağında sınır ama yaklaşık bir saatte gidiyorsun. Erivan’ın şehir merkezi, bana nedense Ankara’yı çağrıştırdı. Büyük büyük heykelli meydanlar, geniş caddeler, düzenli ve kompakt bir şehir merkezi. Devlet kurumları, büyükelçilikler, bakanlıklar belli caddelerde sağlı sollu dizilmişler. Ancak, esas beni şaşırtan, Erivan’ın birkaç ilçesinin ismi; Arapgir, Malatya-Sivas ve Maraş. Anladığım kadarıyla bu ilçeler Türkiye’den göçen insanlar tarafından kurulmuş ve isimleri buna göre verilmiş.

Erivan’ı görmemde bana ön ayak olan ve beni orada güzelce ağırlayan arkadaşım ve bazı tanıdıklarıyla sohbet etme fırsatım oldu. Bunlardan bir tanesi Taşnak Partisi’nin ileri derece bir yöneticisiydi. Kendisi Beyrut’ta doğmuş, annesi babası Türkiyeli ama oradan göçmek zorunda kalmışlar ve kendisi de Lübnan İç Savaşı sırasında Kanada’ya yerleşmiş. Konuşmamız havadan sudan ve klasik turist sorularından sonra siyasi bir sohbete evrildi. Özellikle, Ermenistan’da yaşanan ve çoğu Ermeni’nin devrim olarak nitelediği olayı konuştuk. Konu biraz tanıdık; ama Türkiye’deki haberlerde bu konuya dair pek bir şeye rastlamadım. Yarı-Başkanlık sistemiyle yönetilen Ermenistan’ın Devlet Başkanı Serj Sarkisyan -ki kendisi Ermenistan’ın son bağımsızlığından beri yüksek makamlarda görev almaktadır-, ülkenin sistemini parlamenter sisteme dönüştürmek ve kendisi de Başbakan olmak hevesinde değişik idari kararları alacakken, önce parlamentoda, sonra da sokaklarda ciddi direnişle karşılaştı. Bu direnişler bir yandan Ukrayna’nın Euro Maidan ya da Gezi Olayları’nı çağrıştırabilir; ama kan akmadan ve muhalefetin başarılı olduğu yegâne durumlardan biridir. Ve sonunda Serj Sarkisyan istifa eder, sistem değişikliğinden vazgeçer ve sokaktaki muhalefetin lideri, ayrıca parlamentoda da muhalefet yapan gazeteci Nikol Paşinyan Başbakan olarak atanır. Kendisi Taşnak Partisi değil, yeni kurulan Ermeni Ulusal Meclisi üyelerinden biri. Çoğu Ermenistan vatandaşının kendisinden umutlu olduğunu söylediler; ancak görüştüğüm kişiler devrimin tamamlanıp tamamlanamayacağı konusunda biraz temkinliler. Yaklaşan bir yerel seçim var ve bu seçimin Ermenistan’daki devrim ve demokrasi konusunda çok şeyin ipucu olacağı konusunda bir yargı mevcut. Erivan’ın belediye seçimlerinden bahsediliyor bu durumda ve 13 tane parti yarışacak gibi duruyor. Bunun yanında, Ermenistan’daki demokrasinin durumu sadece yeni Başbakan’ın demokrasiye bakışı ya da olası bir diktatörvari tutumu değil, ayrıca devrim sırasında olası bir Azeri-Ermeni çatışmasından da korkmuşlar belli ki. Zira 2016’da bir Azeri saldırısı sonucu kısa süreli bir savaştan bahsediliyor. Yeni bir saldırı ya da çatışma şimdiye kadar demokrasi adına kazanılanları yok edebilir ve olası bir savaş haline otoriter bir yönetim tercih edilip, halkın da bu süre zarfında desteği kolayca alınabilir.

Taşnak Partisi yetkilisi, partilerinin CHP gibi yanlış algılandığından dem vuruyor. Milliyetçilik, CHP için de karmaşık bir konu ve özellikle Avrupalı sosyal demokratların bu toprakların “milliyetçi” tandansını anlayamadıklarını ve sık sık kendilerini faşist olarak yaftaladıklarından şikayetçi. Özellikle Türkiye’deki Ermeniler tarafından “Ermeni CHP” olarak çağrılıyorlarmış ve Uluslararası Sosyalist örgüte üye olmalarına rağmen, sağcı ve aşırı milliyetçi olarak kafalarda yer edindiklerini de söyledi kendisi. Hatta, Türkiye’den bir gazeteci kendisiyle röportaj yapmadan önce, bu röportajın başlığını, “Ermenistan’ın Bahçelisi’yle Söyleşi” olarak bile düşünmüş. Hem CHP’nin, hem de Taşnaklar’ın kuruluşu çok eski ve bu iki partinin sırtlarında yükler mevcut. Bir örnek olarak, Taşnaklar Osmanlı’nın son yıllarında İttihat ve Terakki ile birliktelik yaptıkları gerekçesiyle çok fazla eleştirilmektelermiş.

Bir sürü kilise, mabet ve doğal güzelliğin yanısıra, Erivan’a gelmiş olup, 1915 Anıtı ve müzesini görmeden dönemezdim. Ermeniler burayı Soykırım Anıtı ve Müzesi olarak adlandırıyorlar. Anıt iki, biri daha büyük, diğeri daha küçük iki sivri, obeliski andıran bir yapıyla başlıyor ve yakınında o meşhur sönmeyen ateşi çevreleyen on iki eğik sütun. Kimileri bu sütunların sayısının Anadolu’da eskinden Ermeni nüfusunun hayli yaşadığı kentlerin isimleri yazıyor. Anıtın yapımına 1965 yılında karar verilmiş. Ayrıca büyük bir müzesi de mevcut. Müze bana biraz yanlı geldi, ki böyle hassas ve duygu yüklü bir olay karşısında kimsenin akademik ve tarafsız olması beklenemez. Ancak bir Türk olarak oraya gidince çok üzgün ve rahatsız çıkıyorsunuz. Tabii ki tek taraflı bilgiler çoğunlukta; ancak büyük bir mağduriyet ve katliamın yaşandığı gerçeği yüzünüze çok çarpıcı bir şekilde vuruyor. Üstümdeki ağırlık uzun süre devam etti, ancak keyifli bir Ermenistan gezisini olumlu anmadan edemiyorum. Ermenistan’ın görülmesi gereken çoğu yerini gördüm ve kendime yeni anılar ve tecrübeler katarak ülkeye geri döndüm.

 

Basri Alp AKINCI

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.