ABD UZMANI YUNUS EMRE ERDÖLEN’LE MÜLAKAT: 2024 ABD BAŞKANLIK SEÇİMİ YAKLAŞIYOR

upa-admin 13 Nisan 2024 749 Okunma 0
ABD UZMANI YUNUS EMRE ERDÖLEN’LE MÜLAKAT: 2024 ABD BAŞKANLIK SEÇİMİ YAKLAŞIYOR

Yunus Emre Erdölen, 2015 yılında İstanbul Robert Koleji’nden mezun oldu. Daha sonra Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okudu ve buradan 2020 yılında mezun oldu. Ardından Fulbright bursiyeri olarak New York Üniversitesi’nde Uluslararası Hukuk alanında yüksek lisansını tamamlayan Erdölen, şu anda Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Anayasa Hukuku anabilim dalında araştırma görevlisi olarak çalışıyor ve Kamu Hukuku Yüksek Lisans programında “Geçiş Dönemi Adaleti” konusunda yüksek lisans tezini yazıyor. ABD Siyaseti üzerine uzmanlaşan Erdölen, Perspektif, Gerçek Gündem ve Serbestiyet gibi bilindik internet sitelerinde ABD siyaseti üzerine yazdığı makalelerle dikkat çekmiştir.

Ozan Örmeci: Değerli kardeşim, genç yaşınıza rağmen özellikle ABD iç siyasetine dair uzmanlığınızla beğeni topluyorsunuz. Bu konuda okurlarımızı bilgilendirmek ve gençlerimizi diğer ülkelerin uzmanı olabilmek konusunda cesaretlendirmek için size yaptığımız mülakat teklifimizi kabul ettiğiniz için de öncelikle teşekkür ederim. Mülakata güncel konularla başlamak istiyorum. ABD’de artık Başkan adayları netleşti ve 2020’de olduğu gibi bir kez daha Joe Biden ile Donald Trump düellosu için düğmeye basıldı. Türkiye kamuoyunda pek yer almamasına karşın, her iki partide de ön seçim süreci nasıl geçti? Demokratlarda Biden’a rakip önemli bir aday çıkıp kendisini sonraki seçimler için gösterebildi mi? Keza Cumhuriyetçilerde Nikki Haley ve Ron DeSantis gibi isimler ön seçim sürecinde gelecekte iddialı olabilmelerini sağlayacak önemli bir varlık gösterebildiler mi? Bu konularda okurlarımızı aydınlatmanızı rica ediyorum.

Yunus Emre Erdölen: Ozan hocam, öncelik bu söyleşi fırsatını tanıdığınız için teşekkür ederim. Güzel sözleriniz için de müteşekkirim. ABD’de Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti önseçimleri hala devam ediyor. Türkiye’den farklı olarak, ABD’de siyasi partiler, Başkan adaylarını, Senatör veya vekil, hatta kasaba şerifi adaylarını kapalı kapılar ardında değil, bütün halkın katıldığı önseçimler sonucunda belirliyor. Bu kapsamda, hem Demokratlar, hem de Cumhuriyetçiler 50 eyalette düzenlenen önseçimlere katılıyor ve kendi partilerinin aday adayları arasında bir tercihte bulunuyorlar. Bazı eyaletlerde oy vermek için parti üyesi olmanıza dahi gerek yok… Oldukça şeffaf ve katılımı destekleyen bir seçim sistemi var.

Cumhuriyetçilerde aslında bir sürü aday vardı. Fakat Nikki Haley ve Ron DeSantis gibi popüler isimler dahi Trump’ın gölgesinde kaldı. Trump, neredeyse her eyaleti büyük farklarla kazandı. Kendisi hakkında açılan her türlü davaya rağmen alternatifsiz bir isim olduğunu kanıtladı. Fakat çok ilginç bir durum da var; Trump, bugünlerde tek başına girdiği önseçimlerde dahi oyların tamamını alamıyor, Nikki Haley çekilmesine rağmen neredeyse her eyalette % 10 civarında bir tepki oyu alıyor. Bu seçmenler Trump karşıtı Cumhuriyetçiler olabilir.

Biden ise genel seçimde bu seçmenlerin oyunu almaya talip gibi duruyor. Biden, Demokrat Parti seçmeninin farklı bir aday istemesine ve Biden’ı yaşlı bulmasına rağmen tek aday olarak önseçimlere girdi. Fakat önseçimlerde Biden’in en büyük rakibi Gazze’ydi. Gazze konusunda ABD’nin İsrail’e yönelik desteğine tepki duyan, solcu, genç ve Müslüman seçmenler Michigan ve Minnesota gibi kritik eyaletlerde sandığa gidip boş oy attılar. Bu boş oylar, bazı eyaletlerde 100 bini bile geçti. Bu durum Biden için önemli; zira bu eyaletlerde genel seçimler başabaş geçiyor. Bu seçmen genel seçimde sandığa gitmezlerse veya Cornel West gibi sosyalist adaylara oy verirlerse, Trump, Biden’ı bu seçimde geçebilir. Zaten anketlere göre durum başabaş gidiyor. Bu nedenle, önseçim sürecini şöyle özetleyebiliriz: Evet, hem Biden, hem de Trump rakipsiz; fakat iki ismin de en büyük sınavı kendi partilerinin destekçilerinin tamamını sandığa taşımak. Biden, İsrail’e verdiği destekle küstürdüğü seçmenin, Trump da kendisine mesafeli merkez siyasete yakın Cumhuriyetçi seçmenin oyunu almaya çalışıyor. İki ismin de henüz başarılı olduğunu söylemek zor.

Ozan Örmeci: Robert Koleji, Galatasaray Üniversitesi ve New York Üniversitesi gibi elit kurumlarda eğitim almış genç bir ABD Siyaseti uzmanı olarak size soruyorum; bu kadar gelişmiş ve demokratik geleneği güçlü bir ülkede, Başkanlık seçiminde 80 yaş civarında iki denenmiş ve dünyada pek de heyecan yaratamayan adayın Başkanlık için yarışması Amerikan siyaseti hakkında bize ne fikir vermeli? Gerçekten ABD demokrasisi geriliyor mu veya insanlar siyasetle ilgilenmedikleri için mi genç adayları vs. göremiyoruz?

Yunus Emre Erdölen: Cumhuriyetçiler aslında yeni isimleri sahneye çıkarmaya çalıştı; fakat bu isimlerin hepsi Trump’ın gölgesinde kaldı. Trump, kendi tabanında heyecan yaratan bir isim; yaşı ileri, fakat enerjik. İletişimi kuvvetli, siyaset için aykırı ve yeni bir figür. Biden’a ise yeni bir rakip çıkmadı. Önseçimde kimse Biden’ın karşısına aday çıkıp, mevcut Başkan’ı yıpratmak istemedi. Zaten Biden, 2024’te aday olacağını açıkladıktan sonra tablo netti. Fakat Demokrat Parti’de Biden’a alternatif olabilecek bir isim henüz yok. Biden, hem siyahlar arasında sevilen, hem de klasik orta sınıf Demokrat beyaz seçmeni ikna edebilen bir isim. Yeri geldiğinde hem solcuların oyunu alabiliyor, hem de küskün Cumhuriyetçilerin desteğini kazanıyor. Demokratlar, açıkças kendi içlerinden kapsayıcı ve bu geniş seçmen koalisyonuna hitap edebilecek yeni bir figür bulamadılar. Gençlerin ilgisi yüksek, birçok genç siyasetçi Kongre’ye de giriyor. Fakat hepsi sol ideolojiye yakın. Demokratların ise tamamen solcu bir isimle genel seçimi kazanma şansı yok. Bu noktada merkez siyasette yeni bir figür açığı olduğunu söylemek mümkün. Özellikle şu anda Ulaştırma Bakanı olan Pete Buttigieg’i yakından takip etmekte fayda var. Buttigieg, 2020 önseçimlerinde ilk açık eşcinsel aday olarak Demokrat Parti Iowa önseçimlerini kazanmıştı. Merkez sol bir figür, eski Cumhuriyetçilere ve dindar seçmenlere hitap etmeyi tercih eden ilginç bir siyasetçi ve Demokrat Parti’nin ilerideki vitrini olabilir.

Ozan Örmeci: ABD’de seçim sonuçlarını etkileyecek temel kutuplaşma konuları ve politik fay hatları sizce nelerdir? Trump ve Biden destekçileri sizce nasıl bir sosyolojik temele oturuyor ve birbirlerinden ayrışıyorlar?

Yunus Emre Erdölen: Şu anda seçimin en büyük konusu Trump… Demokratlar, açıkçası Biden’ın politikaları/vaatleri veya son 4 senede elde ettiği başarılar için sandığa gitmeyecekler, yalnızca Trump’ı durdurma motivasyonuyla oy verecekler. Cumhuriyetçiler de hileli olduklarna inandıkları 2020 seçimlerinin rövanşını almak ve Trump’ı yeniden Beyaz Saray’a taşımak için oy verecekler. Elbette sınır güvenliği, kürtaj, sağlık sigortası, vergiler gibi klasik kutuplaştırıcı konular seçmenin gündeminde. Fakat eskiden bu tarz konularda politika önerileri konuşulurdu. Şimdilerde ise ABD’de siyaset değişti. Trump’ın bu konulardaki görüşü veya Biden’ın çözüm önerileri pek de gündemde değil. Daha çok kişilikler ve isimler üzerinden bir kutuplaşma var. Cumhuriyetçiler zaten önem verdikleri bütün konularda Biden’in “şeytan” olduğunu düşünüyor, Demokratlar da Trump seçilirse ABD’nin çökeceğine inanıyorlar. Bu nedenle, hangi aday hangi konuda ne demiş diye pek konuşulmuyor. Zaten her seçmenin bir cevabı ve adaylar hakkında sabit bir görüşü var. Esas mesele, karşı taraftan ne derece nefret edildiği. Bu da, sandığa katılım oranını belirleyecek. Biden’ın seçmeni kürtajın serbest kalmasını isteyen, göç konusunda çok katı olmayan daha çok kentli orta-üst sınıflarken, Trump’ın seçmeni daha muhafazakâr, göç konusunda endişeli, genellikle dindar, banliyö ve kırsalda yaşayan Amerikalılar. Fakat artık bu gruplar arasında geçişkenlik de fazla. Siyasetin kişiselleşmesi bu seçmen davranışlarını da kırdı. Örneğin, Trump, son dönemde siyahlar ve Hispanikler arasında oyunu yükseltiyor. Özellikle dindar ve erkek seçmenleri etkilemeye daha çok meyilli.

Ozan Örmeci: ABD’deki Müslüman nüfusu son yıllarda artmasına ve bazı Müslüman kadın siyasetçiler ABD Kongresi’nde de son dönemde yer almalarına karşın, Amerikalı Müslümanların Amerikalı Yahudiler gibi sizce seçim sonuçlarına etki edebilecek güçlü bir örgütlenmeleri ve köklü lobi kuruluşları var mı? Türk Amerikalıların genel bir siyasi çizgileri söz konusu mu? Sizce Dr. Oz-Mehmet Öz’ün siyasi çizgisi genel Türk Amerikalı seçmenin tavrını yansıtıyor mu?

Yunus Emre Erdölen: Amerikalı Müslümanların seçim sonuçlarını etkileyebileceği tek bir eyalet var. O da Michigan. Michigan’da Trump ve Biden başa baş gidiyor. Seçim sonuçları 100 bin oyla belirleniyor. Michigan’da da 250 bin civarın Müslüman Arap seçmen var. Bu seçmenlerin çoğu Biden destekçisi. Özellikle Gazze konusunda Biden’a tepkililer. Bu nedenle eğer sandığa gitmezlerse Biden bu eyaleti kaybedebilir. Bu da seçim sonuçlarını etkiler, Beyaz Saray şansını azaltır. Biden bu nedenle son zamanlarda İsrail’e yönelik eleştirileri arttırdı. Türk Amerikalılar, genellikle Demokratların kalesi olan eyaletlerde yaşadığı için seçim sonuçlarını etkileyen bir yapıya sahip değiller. Dr. Oz’un siyasi çizgisi de tamamen kendisinin Trump ile kurduğu özel ilişkinin bir sonucu. Zaten kampanya döneminde Türkiye’de doğduğunu dahi söylememiş, mesafe koymuştu. Bu nedenle bir Türk olarak siyasete girmedi, muhafazakar bir Trumpçı olarak sahneye çıktı. Bu yüzden yansıtmıyor. ABD’de Müslümanların en görünür olduğu yer, Demokrat Parti’nin sol-sosyalist kanadı. Rashida Tlaib, Ilhan Omar gibi solcu Müslümanlar partinin sol kanadında çok etkin. Müslümanlar sorunlarını bu isimler vasıtasıyla gündeme getiriyor.

Ozan Örmeci: Donald Trump’ın geleneksel ABD normlarına uymayan siyasi çizgisi sizce bu önemli iş insanı ve siyasetçinin kişisel özellikleriyle mi, yoksa ABD’nin değişen ve dönüşen demografisi, toplumsal yapısı ve ekonomisiyle mi açıklanmalı? Trump destekçilerinde beyaz milliyetçiliği eğilimi devam ediyor mu ve bunun Afrikalı Amerikalı ve Hispanik seçmen üzerindeki etkisi nelerdir?

Yunus Emre Erdölen: Amerikalılar 2016’da alışılmış, müesses nizam siyasetten bıkmış, Hillary Clinton ve Jeb Bush gibi yıllardır aynı soyadlı kişileri görmekten sıkılmıştı. Özellikle Trump’ın siyasete yeni ve aykırı bir isim olarak girmesi, ekonomik eşitsizlik, küreselleşme sonucu sermayenin yurtdışına çıkması, göç gibi halkın tepki duyduğu konulardaki öfkesini radikal siyasete aktarmasına vesile oldu. Trump, bu öfkeyi, “Make America Great Again” gibi bir sloganla oya devşirdi. Bazı insanlar beyazların üstün olduğu, bazıları göçmenlerin olmadığı, bazıları ise fabrikaların Çin’de değil, Michigan’da olduğu o “eski” günleri hatırladılar ve bugüne dair öfkelerini tepki oyuna çevirdiler. Trump, geçmişte Demokratlara oy veren mavi yakalı beyazların sessiz tepkisiyle sürpriz bir şekilde Başkan seçildi. Fakat daha sonrasında bu seçmenleri dönüştürdü ve bu seçmenlerle birlikte kendisi de dönüştü. Demokratlar seçmenleri dönüştürmeye ve ikna etmeye çalışırken, Trump da seçmenlerin anlık öfkelerini takip edip, anında kendisini dönüştürüyor ve bu öfkeyi fırsata çeviriyor. Bu yüzden, seçimlerde başarılı, ama ülke yönetme konusunda başarısız. Trump’ın ulusalcılığı devam ediyor. Özellikle Ukrayna gibi ABD’den uzak bir ülkeye silah verilmesi ve para yardımı yapılmasına tepkili. “Önce Amerika” (America First) diyor. Bu da, Ukrayna’yı haritada gösteremeyen birçok Amerikalı için ikna edici bir söylem. Fakat artık Trump sadece beyazların adayı da değil; özellikle dindar, kadın ve eşcinsel hakları gibi konularda muhafazakâr Hispanik ve siyah seçmenler ve erkekler arasında da yavaş yavaş oyunu arttırıyor. Bu trendi de takip etmekte fayda var. İlginç ve yeni sosyolojik gruplar çıkıyor: Göç karşıtı Hispanikler, pozitif ayrımcılık karşıtı siyahlar, Trump destekçisi eşcinseller gibi… Demokrat Parti ise yeni figürler çıkarmakta zorlanıyor, ama Cumhuriyetçiler Trump ile beraber yeni figürleri vitrine çıkarıyor.

Ozan Örmeci: Türkiye’de ABD siyaseti konusunda takip ettiğiniz önemli akademisyen ve uzmanlar kimlerdir?

Yunus Emre Erdölen: Emre Erdoğan, Hüseyin Bağcı başta olmak üzere birçok hocamızın yazdıklarını okuyorum. Fakat ABD siyaseti, o kadar çok sosyal medyayla iç içe ki, her şeyi sosyal medya üzerinden takip etmek de mümkün. Amerikalılar Twitter bağımlısı…

Ozan Örmeci: Teşekkür ediyor, başarılarınızın devamını diliyoruz.

Tarih: 12/04/2024

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.