Günümüzde Avrupa Birliği (AB) çatısı altında barış içerisinde ortak bir gelecek kurma hedefine kenetlenmelerine karşın, Avrupalı devletlerin tarihleri, birbirlerine yönelik savaşlar, tehditler ve husumetlerle dolu oldukça çatışmalı ve kanlı bir süreçtir. Bu bağlamda, Brexit süreciyle AB’den ayrılan, ancak Brüksel ve üye devletlerle ilişkilerini iyi seviyede sürdüren Birleşik Krallık ile AB’nin siyasi lideri konumundaki Fransa arasındaki ilişkiler daha da ilginçtir. Öyle ki, Paris ile Londra arasındaki ilişki, bir tür sevgi-nefret ilişkisine (love and hate relationship) benzetilebilir. Karşılıklı olarak birbirinin diline, kültürüne, mutfağına ve yaşam tarzına duyulan ilgi ve hayranlığın yanında, tarihsel rekabetle şekillenen ciddi bir rekabet ve husumet algısı da güçlüdür. Bu ambivalans, bir ölçüde haklı ve doğaldır; zira uzun yıllar dünya hâkimiyeti için rekabet eden bu iki eski emperyal güç, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş gibi ciddi jeopolitik süreçlerde daima müttefik olmuşlardır. Bu ikili ruh hali, örneğin Brexit sürecinde ciddi rakiplerinden İngiltere’yi AB dışında bırakan Fransa’da ciddi bir memnuniyet uyandırırken, İngiltere’nin özel ilişkilere sahip olduğu ABD ile yakınlaşması ve kıta Avrupası’nın istikrarına yardımcı olmaması durumunda ciddi bir telaşa da neden olabilmektedir. Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçtiğimiz gün gerçekleştirdiği iki günlük Londra ziyareti oldukça önemli ve semboliktir. Bu yazıda, bu ziyaretin detayları özetlenecektir.

Kral III. Charles ile Macron (2021)
Görev süresinin son yılına giren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un İngiltere ziyareti, hem siyasi, hem de kültürel bazı hedeflerle temellendirilmiştir. 2 Eylül Çarşamba günü başlayan ziyaret, Macron’un Birleşik Krallık monarkı Kral III. Charles ile görüşerek, Orta Çağ’a ait ünlü Bayeux Halısı’nın (Bayeux İşlemesi) 900 yılı aşkın bir sürenin ardından ilk kez İngiltere’ye getirilmesi vesilesiyle British Museum‘da özel bir sergi açılması vesilesiyle olmuştur. 10 Eylül’de halka açılacak serginin özel ön gösterimi için bir araya gelen iki Devlet Başkanı, Orta Çağ’ın en önemli eseri kabul edilen ve 1066 yılındaki Hastings Muharebesi ile sonuçlanan Normanlar’ın İngiltere’yi fethini konu alan bu esere ve genel olarak birbirlerinin geçmiş ve kültürlerine duydukları saygıyı bu şekilde bir kez daha göstermişlerdir. Yaklaşık 1000 yıl sonra İngiltere’ye getirilen ve normalde Fransa’nın Normandiya bölgesindeki Bayeux şehrinde bulunan Musée de la Tapisserie de Bayeux’de sergilenen eser nedeniyle Paris’in yaptığı jesti karşılıksız bırakmayan Londra da, Sutton Hoo hazineleri ve Lewis satranç taşlarını sergilenmesi için Fransa’ya göndermiştir. Kral Charles da, bu vesileyle yaptığı konuşmada iki devletin yakınlığının en iyi göstergesi olan bu süreci övmüş ve Fransa ile ilişkilerin iyi seviyede olduğunu vurgulamıştır.

Bayeux İşlemesi (Halısı)
Macron, bu görüşmenin ardından, 3 Eylül Perşembe günü ise Birleşik Krallık’ın yeni Başbakanı Andy Burnham ile Downing Sokağı 10 numaradaki Başbakanlık konutunda görüşmüş ve bunu yapan ilk yabancı lider olmuştur. Macron, Burnham görüşmesi, hem dış politikada henüz pek deneyimli olan yeni İngiliz Başbakan’ın koltuğuna alışması, hem de kritik bazı konuların görüşülmesi anlamında önemlidir. Nitekim önemli haber kuruluşlarının analizlerine göre, görüşmede, Manş Denizi’nde yaşanan düzensiz göç hadiseleri, Birleşik Krallık-AB ilişkilerinin farklı boyutlarıyla geliştirilmesi ve Ukrayna ve İran’da devam eden çatışmalar gibi konular ele alınmıştır. Görüşmeden somut olarak Manş Denizi’ndeki düzensiz göç olaylarını önlemek adına Fransa’nın kuzey kıyılarında 45 ek polis memurunun görevlendirilmesi gibi somut bir kazanım elde edilmiştir. Ek olarak, iki lider, İngiliz teknolojisini kullanarak Ukrayna’da SCALP uzun menzilli füzeleri için bir montaj hattı kurulması yönündeki sonraki adımları ele almışlardır.

Andy Burnham ile Emmanuel Macron Downing Sokağı 10 numarada
Bu bağlamda, Paris ile Londra’nın bu tarz kritik konularda son dönemlerde benzer tepkiler vermeleri ve ABD’den ziyade birbirlerine yakın olmaları dikkat çekicidir. Öyle ki, ABD’deki Donald Trump yönetimi Ukrayna’ya verilen desteği azaltarak Rusya’nın lehine olabilecek hızlı bir barışı tercih ederken, Fransa, Birleşik Krallık ve neredeyse tüm diğer Avrupa devletleri Ukrayna’nın savaşta üstün geleceği ana kadar Kiev’e verilen desteğin arttırılarak sürdürülmesinden yanadır. Keza İran konusunda da, ABD, İsrail etkisiyle daha şahin bir görüntü çizer ve rejim değişikliği temelli bir politika takip ederken, İngiltere ve Fransa için savaşın bir an önce sonlandırılması ve küresel ekonominin düzlüğe çıkarılması daha acil bir ihtiyaçtır. Bu bağlamda, daha ekonomi odaklı bu iki devlet için NATO ve kollektif Batı’nın temel hasmı Rusya iken, ABD’de küresel liderlik bağlamında daha ciddi bir rakip olarak görülen Çin’in dengelenmesi stratejisi Rusya’nın yarattığı risklere kıyasla daha ön plandadır.
Sonuç olarak, AB’den ayrılmasına karşın Londra-Paris hattında ilişkilerde bir gerilim olmadığının görüldüğü bu ziyaret, daha ziyade kültürel boyutuyla (Baeyux İşlemesi) dikkat çekse de, tarihsel düşmanlıkların çok geride kaldığı ve Birleşik Krallık-Fransa ve Birleşik Krallık-Avrupa ilişkilerinde iş birliklerinin artacağı ve yoğunlaşacağı yeni bir dönemin başladığının anlaşılması adına önemli ve semboliktir.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ




























































