Almanya’da aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin Saksonya-Anhalt eyaletinde elde ettiği tarihi zaferin ardından ülke içerisinde ve Avrupa genelinde alarm zilleri çalmaya başlamışken, bu süreçle eşzamanlı olarak aşırı sol çizgideki Die Linke (Sol Parti) adına da Türk asıllı bir kadın siyasetçinin hızlı yükselişi sürüyor. Bu yazıda, Elif Eralp fenomeni kısaca özetlenecektir.
1981 doğumlu olan Elif Eralp, 12 Eylül 1980 darbesinin ardından Almanya’ya kaçmış solcu bir ailenin çocuğu olarak Almanya’da doğmuş ve büyümüştür. Hamburg Üniversitesi’nde Hukuk eğitimi alan Eralp, bir süre hukuk alanında avukat olarak çalıştıktan sonra 2010 yılından itibaren Die Linke partisi içerisinde siyasal faaliyetlerine başlamıştır. 2021 yılından bu yana partisi adına Berlin Temsilciler Meclisi (Abgeordnetenhaus) üyesi olarak görev yapan Eralp, ayrıca partisinde 2024’ten beri Grup Başkan Yardımcılığı ve 2025’ten beri Eyalet Başkan Yardımcılığı pozisyonlarını da üstlenmiştir. Partisinin 2026 Berlin eyalet seçimlerindeki adayı olan Elif Eralp, seçilirse Almanya’nın ilk göçmen kökenli kadın Eyalet Başbakanı olacaktır. Partisinin ülke genelindeki görece düşük desteğine rağmen, anketlere göre şu sıralar Berlin eyalet seçimlerinde birinci sırada olan Eralp, konut krizini ve ırkçılıkla mücadeleyi ön plana aldığı seçim kampanyası sonucunda Berlin’de Eyalet Başbakanı seçilirse, partisini de yeniden Almanya ulusal siyasetinin önemli bir aktörü haline getirebilir. Hatta bu nedenle Eralp’e daha şimdiden New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani benzetmeleri bile yapılmaktadır.
Eralp’in hızlı yükselişi ve 20 Eylül’de olası Berlin Eyalet Başbakanı olması, Alman demokrasisinin geleceği adına AfD’nin yükseldiği bir ortamda yeni bir umut kapısı olacaktır. Kuşkusuz, Eralp’in partisi Sol Parti veya Die Linke’nin de bazı aşırıcı özellikleri bulunmaktadır. Ancak Neo-Nazi çağrışımı yapan aşırı sağcı bir partiye kıyasla, NATO ve ABD ile ilişkiler konusunda şüpheci olan Die Linke’nin yaklaşımları şüphesiz ki demokrasiye daha uygundur. Daha da önemlisi, Almanya’yı tüm dünyada nefret objesi haline getiren Nazileri çağrıştıran bir partinin yükselmesi, Almanya’ya ve Alman vatandaşlarına büyük zararlar verebilir. Bir diğer önemli husus, Sol Parti’nin AfD’nin popüler olduğu Doğu Almanya’da daha başarılı olmasıdır. Yani Die Linke’nin yükselişi, AfD’nin durdurulması adına seçim hesaplamaları açısından da faydalıdır. Son olarak, Türk kökenli bir Alman olan Elif Eralp’in başarısı Almanya’daki Türk ve diğer göçmen nüfus için de önemli bir kazanım ve ilham kaynağı olacaktır. Tüm bu nedenlerle, dileğimiz Elif Eralp’in Berlin’de seçilmesidir…

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ




























































