GÜNEY KIBRIS-FRANSA SAVUNMA İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALANDI

upa-admin 09 Haziran 2026 102 Okunma 0
GÜNEY KIBRIS-FRANSA SAVUNMA İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALANDI

Görev süresinin son yılına giren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçtiğimiz günlerde, 23 Nisan 2026 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla bilinen Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne yaptığı ziyarette temelleri atılan ve Fransa’nın Kıbrıs’ın güneyinde Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran garanti anlaşmalarına aykırı olarak asker bulundurmasını içeren savunma iş birliği anlaşması, önceki gün atılan resmi imzalarla birlikte hayata geçirildi. Türkiye’nin tepkisini çeken ve uluslararası hukuka aykırılık teşkil eden anlaşma, belki de Kıbrıs’ta yeniden “iki devletlilik” formülü yönünde gelişmeleri tetikleyebilecek önemli bir adım. Bu yazıda, bu anlaşmayı mercek altına alacağım.

8 Haziran 2026 tarihinde başkent Lefkoşa’da düzenlenen Avrupa Birliği (AB) Savunma Bakanları gayriresmi toplantısını müteakiben, Birliğin iki üye devleti olan Fransa ile Kıbrıs Cumhuriyeti (Güney Kıbrıs Rum Kesimi/Yönetimi) Savunma Bakanları Catherine Vautrin ile Vasilis Palmas, kısaca SOFA (Statü Kuvvetler Anlaşması) olarak nitelendirilen bir askeri düzenlemeye imza attılar. “Kuvvetlerin Düzenlenmesine İlişkin Anlaşma” başlıklı belge, askeri kuvvetlerin birbirlerinin topraklarında konuşlandıkları durumlardaki hak ve yükümlülüklerini belirlemekte; operasyonel koordinasyonu ve ikili savunma iş birliğini geliştirmenin yasal zeminini sağlamaktadır. Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis tarafından da duyurulan bu anlaşma, Fransız askeri unsurlarının Güney Kıbrıs topraklarında konuşlandırılmasına ve adadaki askeri altyapının kullanılmasına yasal bir zemin hazırlamaktadır.

Anlaşmayı yorumlayan uzmanlar, SOFA kapsamında Fransa’nın artık askeri personeli ve unsurlarını belirli şartlar çerçevesinde Güney Kıbrıs’ta konuşlandırılabileceğinin altını çiziyor. Bu bağlamda, Kıbrıs’ta var olan Kıbrıs Rum, Kıbrıs Türk, Türkiye, İngiltere (Birleşik Krallık) ve Yunan askeri unsurlarının yanı sıra, Fransa da yeni bir askerî güç olarak adaya yerleşiyor. Türk basın-yayın organlarında yer alan haberler, anlaşmanın yalnızca askeri konuşlanmayı değil, iki taraf arasında savunma alanındaki iş birliğini de kapsadığını belirtirken, askeri teknoloji paylaşımı, ortak tatbikatların düzenlenmesi ve stratejik diyalog mekanizmalarının geliştirilmesi gibi başlıklar da anlaşmanın içeriğinde yer alıyor. Anlaşmanın arka planında ABD/İsrail-İran Savaşı sırasında Kıbrıs’ın güneyine İran kaynaklı bir insansız hava aracının düşmesinin etkili olduğu belirtilirken, son aylarda Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile diplomaside atağa kalkan Kıbrıslı Rumların, Türkiye ve yalnızca Ankara’nın tanıdığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni diplomaside yalnızlaştırarak zora sokmak istediği de ortada. Bu mânâda, Hürriyet‘in haber analizine göre, SOFA anlaşmasıyla, Paris yönetimi, Rumların Mari kasabasındaki askeri limanı ile Baf kentindeki Andreas Papandreu askeri üssünü kullanmayı istiyor. Rum yönetimi de, Türkiye’ye karşı cephe oluşturmak amacıyla Batı ülkelerine topraklarını açıyor. Bu şekilde, Fransa’nın Cumhurbaşkanı Macron ile sınırlı kalabileceği düşünülen Kıbrıs politikasının da sürdürülebilir bir zemine oturtulduğu söylenebilir.

Türkiye ve KKTC ise anlaşmaya sert tepki göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ve KKTC yetkilileri, bu adımın 1960 Garanti Anlaşmaları’na açıkça aykırı olduğunu belirtmektedir. Yapılan açıklamalarda, adadaki hassas dengeleri bozan bu tür tek taraflı askeri hamlelerin Doğu Akdeniz’deki istikrarı tehdit ettiği ve Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesindeki çözüm çabalarını olumsuz etkilediği vurgulanmaktadır.

Bu gelişmeler, kuşkusuz Ankara’nın hoşuna gitmemekle birlikte, Kıbrıs’ta bugüne kadar açıktan Türkiye karşıtı bir çizgiye yönelmemiş olan Fransa’nın soruna müdahil olması, orta ve uzun vadede Kıbrıs’ta yeniden “iki devletlilik” yönünde gelişmeleri tetikleyebilir. Zira bu yaz aylarında son bir kez şans verilmesi düşünülen “federasyon” veya “federal çözüm” konusunda adanın iki asli unsuru olan Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasında bir kez daha anlaşma sağlanamazsa, bu durumda AB ile Türkiye arasında ciddi bir stratejik krize ve hatta ilerleyen yıllarda bir tür askeri çatışmaya neden olabilecek Kıbrıs Sorunu’nun bir şekilde hallolması ihtimali yeniden gündeme gelebilir. Bu ise, kuşkusuz, Türkiye’nin Batılı kurumlara (NATO, Avrupa Konseyi ve AB) bağlılığı veya stratejik iş birliği temelinde KKTC’nin NATO üyesi Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından korunmasını daha makul bir zemine taşıyabilir. Zira Türkiye ve TSK’nın Avrupa’nın kayıt dışı göçten, organize suç gruplarından ve terör örgütlerinden korunması konusunda da ciddi faydaları bulunmaktadır. Bu da, Fransa gibi etkili Batılı ülkelerin stratejistlerinin gayet yakından bildiği bir husus.

Sonuç olarak, Fransa-Güney Kıbrıs yakınlaşmasının Cumhurbaşkanı Macron’la sınırlı kalmayacağının anlaşılması açısından önemli olan bu gelişme, Fransa’ya Kıbrıs’ta asker bulundurma ve askeri üsleri kullanma hakkı tanıyarak adadaki dengeleri yeniden oluşturabilir. Kartların yeniden dağıtıldığı böyle bir ortamda ise, farklı düzeylerde iş birliği ve anlaşmalar için şartlar oluşabilir. Ancak bunun için federasyon formülünün bu yaz aylarında BM gözetiminde son bir kez denenmesi gerekmektedir ki, bu süreç, kuşkusuz Kıbrıslıların geleceği adına son derece kritik olacaktır.

Kapak fotoğrafı: Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Catherine Vautrin ile Rum Savunma Bakanı Vasilis Palmas anlaşmayı imzalarken.

Kaynak: https://www.bagimsiz.com/guney-kibris-ile-fransa-arasinda-savunma-is-birligi-anlasmasi-imzalandi

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.