10. YILINDA YENİKAPI RUHU VE YENİLENEN TÜRKİYE

upa-admin 12 Ağustos 2026 93 Okunma 0
10. YILINDA YENİKAPI RUHU VE YENİLENEN TÜRKİYE

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişimi sonrası başta İstanbul olmak üzere ülkemizin pek çok kentinde milli dayanışma ve darbeye hayır mitingleri düzenlendi. Şüphesiz bunların en önemlisi, 7 Ağustos 2016 tarihinde İstanbul Yenikapı’da düzenlenen miting oldu. Darbe sonrası oluşan siyasi iklim ve atmosfere adını da veren “Yenikapı ruhu” o meydanda o gün oluştu. Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, MHP lideri Devlet Bahçeli, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve daha pek çok siyasetçinin yer aldığı miting, o güne kadar görülmemiş bir uzlaşıyı ortaya koyduğu gibi, darbe karşısında gösterilen dayanışmanın da bir yansıması olmuştu. O dönem muhalefette olan HDP lideri Selahattin Demirtaş ve diğer partililer ise Yenikapı mitingine katılmamıştı. İlerleyen aylarda HDP’li siyasetçilerin birer birer tutuklanması ve belediyelere kayyum atamaları da bu kopuşu hızlandırmıştı.

Aradan geçen 10 sene içinde iki genel ve iki yerel seçim geçiren ülkemiz, siyasi kutuplaşmanın zirvesini yaşasa da, bugün gelinen noktada yeniden, üstelik daha da kapsamlı bir şekilde Yenikapı ruhuna dönmüş bulunmakta. “Terörsüz Türkiye” sürecinin başladığı günden bugüne yaşanan olaylar ve atılan adımlar, Türkiye’nin son 50 yılına damgasını vurmuş olan terör meselesini kökten çözeceği gibi, terör üzerinden yapılan suistimal ve ayrışmayı da noktalayacaktır. Bu sürecin bundan öncekilerden en önemli iki farkı, meclis çatısı altında görüşülüp olgunlaşması ve meclis çatısı altında bulunan hemen hemen tüm siyasi partilerin desteğiyle gündeme gelmesidir. Komisyon çalışmalarında da, mecliste çerçeve yasanın oylanmasında da bu ittifak ruhu görülmüştür. Yenikapı ruhunun 10. yılında sona ermediği aksine daha da kapsamlı bir masa etrafında daha önemli meselelerin çözümü konusunda rol aldığı görülmektedir.

Değişen, sadece Ortadoğu ya da ülkemiz değil tüm dünyadır. Bundan 10 sene öncesine kadar Ortadoğu’nun kudretli liderleri olarak anılan pek çok kişi ya öldü ya da yargılandı; savaş zamanlarının teröristleri ya da terör liderleri, barış döneminde birer rol model oldu. Geçmişte Yaser Arafat yada Nelson Mandela’nın yaşadığı süreci göz önüne alırsak ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılır.

Gelinen noktada, “Dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurumaz” atasözünde olduğu gibi, dünün meseleleri ile bugünün çözümleri bir araya gelmez; ya da bu çözüm olmayabilir ve başka çözümler aranabilir. Ancak geçmişte takılıp kalmak, şüphesiz, ilerlemenin önünde en büyük engeldir. Geçmişten ders çıkarmak ve meseleyi çözerek önümüze bakmak her zaman daha faydalıdır.

Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun kabuk değiştirdiği bir dönemde, terör meselesi gibi can yakıcı bir meseleyi üstelik demokratikleşme adımlarıyla çözmek, her ülkenin başarıyla yapabildiği bir konu değildir. Dünyada başarılı örnekleri olsa da, başarısız örnekleri de bir o kadar vardır. Bu yüzden ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı doğrultusunda kullanması büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin önünde barış ve kardeşlik kadar, demokratikleşme ve kalkınma gibi önemli adımlarda da vardır. Başta Suriye ve Irak olmak üzere İran’da yaşanan savaş ve sonuçları da ülkemizi yakından ilgilendirmektedir. Ülkemizin iç barışı sağlamadan dış barışı sağlaması tek başına mümkün değildir. İktidar ve muhalefetin çoğu konuda farklı düşünmesi ve ayrışması demokrasi açısından doğaldır ancak başta terör meselesi ve dış politika olmak üzere böyle konularda Yenikapı ruhunu ortaya koyması ise vazgeçilmezdir.

TBMM’de 467 gibi rekor bir oyla kabul edilen çerçeve yasa, işte bu Yenikapı ruhunun bir sonucudur. Son yıllarda hiçbir yasanın bu denli ittifakla kabul edildiği görülmemiştir. Bu yasanın bu şekilde kabulü, ilerleyen zamanda yine Terörsüz Türkiye süreci kapsamında gelecek kanun ve anayasa değişikliklerinin de bu şekilde ittifakla çıkacağını göstermektedir. Son 25 senede Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlarda yaşanan savaş ve çatışmalara bakılırsa ülkemizin bu coğrafyada bir sıcak çatışma içine girmeden hayatta ve ayakta kalması büyük bir başarıdır. Öyle ki ülkemizin İkinci Dünya Savaşı’na sokulmaması benzeri bir başarıdan dahi söz edilebilir.

Ülkemizin önünde Yenikapı ruhu bir yol olarak durmaktadır. Bu yoldan ilerleyerek, Ekim ayında TBMM’nin açılmasını müteakip, önce beklenen MGK kararı ve akabinde çerçeve yasanın yürürlüğe girmesi, demokratikleşme adımları çerçevesinde anayasa değişiklikleri ve başta kayyum uygulamalarının kaldırılması olmak üzere diğer adımlar atılmalıdır.

Çerçeve yasada yer alan denetim süreleri ve infaz ertelemeleri başta siyasi mahkumlar olmak üzere diğer adli mahkumlara da uygulanmalıdır. Yeni başlangıç yapan ülkelerin en önemli aracı şüphesiz genel af kanunudur. Geçmişe bir sünger çekip yeni bir başlangıç yapmak, silah bırakan örgüt üyelerine olduğu kadar diğer kader mahkumlarına da uygulanması gereken bir yoldur. Yenikapı da nasıl ki bir millet darbeye dur dediyse, bugünde yine aynı millet tüm terör ve yanlışlara dur demektedir ve çözme iradesi göstermektedir.

Ülkemizin geldiği sosyo-ekonomik durumu incelediğimizde, terör meselesinden kurtulmuş bir ülke kategorisine girmesi tarihsel misyonuyla da doğru orantılıdır. Büyük bir imparatorluk mirasına sahip olan ülkemiz, terör ve türevlerinin gündeminde yer almadığı bir noktaya geldiğinde şüphesiz sosyo-ekonomik göstergeleri de lider ülkeler seviyesine gelecektir.

Siyasi uzlaşı ve birlikteliğin simgesi olan Yenikapı ruhu 10. yılında da topluma yol göstermektedir. Bu yol gösteriş biçimi, şüphesiz, milletimizin özveri ve merhametiyle birlikte harmanlandığında daha nice sorunların çözümüne kapı aralayacaktır. Demokratikleşme ve siyasetin normalleşmesi adına Yenikapı ruhunu referans almaya siyasetinde toplumunda ihtiyacı vardır.

Ali İzzet KEÇECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.