Küresel ekonominin güvenlik politikalarıyla kesiştiği en önemli ve stratejik alanlardan biri olan uluslararası silah ticaretindeki güncel trendler, dünya siyasetinin gidişatını anlamak için önemli bir göstergedir. Bu bağlamda, özellikle Stockholm (İsveç) merkezli Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI), silahlı çatışma, askeri harcamalar, silah ticareti, silahsızlanma ve silah kontrolü konularında yayınladığı veri, analiz ve tavsiyeler, daima ilgi çeken ve tartışma yaratan dokümanlardır. Bu yazıda, SIPRI’nin 2025 yılı uluslararası silah ticaretindeki güncel trendler raporu temelinde uluslararası silah ticaretine ilişkin bazı güncel veri ve bilgileri sizlerle paylaşacağım.
Mathew George, Katarina Djokic, Zain Hussain, Pieter D. Wezeman ve Siemon T. Wezeman tarafından hazırlanan “Trends in International Arms Transfers, 2025” (Uluslararası Silah Ticaretinde Trendler, 2025) başlıklı SIPRI raporu, kurumun önceki birikimi ve prestiji bağlamında dikkatle incelenmesi gereken bir metindir. Rapora göre, ilk önemli tespit, dünya genelinde silahlanmanın arttığı ve bu anlamda yeni çatışma ve savaş risklerinin yükseldiği yönündedir. Öyle ki, 2016-2020 dönemine kıyasla, 2021-2025 döneminde uluslararası silah ticareti yoğunluğunda yüzde 9,2’lik bir artış yaşanmıştır (SIPRI, 2026: 1).
Bu bağlamda, ilgili süreçte, özellikle Avrupa ülkelerinde silah satışlarıyla ilgili rekor düzeyde bir artış (yüzde 210) yaşanmıştır (SIPRI, 2026: 1). Diğer kıtalarda ise, Afrika’da yüzde 41’lik azalma, Asya ve Okyanusya’da yüzde 20’lik düşüş, Ortadoğu’da yüzde 13’lük azalma ve Kuzey ve Güney Amerika’da yüzde 12’lik artış yaşanmıştır (SIPRI, 2026: 1). Bu doğrultuda ikinci önemli tespit, Rusya’nın Ukrayna saldırganlığı ve ABD’deki Donald Trump yönetiminin bu konuda güven vermeyen tavrı nedeniyle, Avrupalı devletlerin kendi güvenliklerini kendileri sağlamak adına ciddi şekilde ve giderek daha yoğun olarak silahlandıklarıdır. Bu ise, kuşkusuz, Avrupa’daki sol ve liberal partiler yerine silahlanma konusunda daha şevkli olan sağ ve aşırı sağ partileri öne çıkarma potansiyeline sahiptir.
Rapora göre dünyada en yoğun silahlanan ülke, tahmin edilebileceği üzere Rusya ile savaşa devam eden Ukrayna’dır. Kiev, bu süreçte toplam satışların neredeyse yüzde 10’unu (yüzde 9,7) gerçekleştirmiştir (SIPRI, 2026: 1). Ancak Ukrayna, bu silah alımlarının önemli bir bölümünü ABD ve Avrupa ülkelerinden hibe veya borçlanma yoluyla almaktadır. Yani üçüncü önemli tespit, Ukrayna’nın bir silah deposuna dönüştüğü ve Rusya ile savaşmak için hâlâ gerekli imkânlara sahip olduğu gerçeğidir.
Dördüncü olarak, uluslararası silah ticaretinde en yoğun iş yapan devletler ve pazar payları aşağıdaki gibi oluşmuştur (SIPRI, 2026: 2):
| Sıra | Ülke | 2021-2025 dönemindeki pazar payı (%) |
| 1 | ABD | 42 |
| 2 | Fransa | 9,8 |
| 3 | Rusya | 6,8 |
| 4 | Almanya | 5,7 |
| 5 | Çin | 5,6 |
| 6 | İtalya | 5,1 |
| 7 | İsrail | 4,4 |
| 8 | Birleşik Krallık | 3,4 |
| 9 | Güney Kore | 3 |
| 10 | İspanya | 2,3 |
| 11 | Türkiye | 1,8 |
| 12 | Hollanda | 1,2 |
| 13 | Norveç | 1 |
| 14 | Polonya | 1 |
| 15 | İsveç | 0,9 |
| 16 | Kanada | 0,7 |
| 17 | Çekya | 0,4 |
| 18 | Güney Afrika | 0,4 |
| 19 | Danimarka | 0,3 |
| 20 | İsviçre | 0,3 |
Beşinci olarak yorumladığımızda, tablo, ABD’nin uluslararası silah piyasasına damgasını vuran en büyük silah tüccarı olduğunu göstermektedir. Bir dönemler (Soğuk Savaş ve sonrasındaki yıllar) ABD ile rekabet edebilir düzeyde olan Rusya ise, son 5 yıldaki kısmi atılımına rağmen, sıralamada Fransa’nın arkasına -3. sıraya- gerilemiş ve uluslararası pazar payı yüzde 7’nin altına inmiştir. Fransa ise, Emmanuel Macron dönemindeki hızlanma süreciyle neredeyse yüzde 10’luk bir pazar payına ulaşmış ve Avrupa’nın lider devleti haline gelmiştir. Bu konuda Almanya, Çin, İtalya ve İspanya gibi devletler de atılım sürecindedir. Birleşik Krallık ise bu konuda gücüne ve tarihsel mirasına yakışmayacak ölçüde geride kalmış durumdadır.
Altıncı olarak, bizim açımızdan ilginç bir husus, Türkiye’nin de yüzde 1,8’lik payla 11. sıraya yerleşmesi ve artık ilk 10’u zorlar duruma gelmesidir. Türkiye’nin özellikle iha/drone (insan hava aracı) alanındaki atılımı, tüm dünyada haberlere ve esprilere dahi konu olan reel bir durum ve gerçek bir gurur kaynağıdır. Şunu da belirtmek gerekir ki, savunma sanayiindeki atılımına karşın, Türkiye, başka hiçbir devletle savaşta olmayan ve barış halindeki bir ülkedir.
Sonuç olarak, bu veriler bize şunu göstermektedir; uluslararası silah pazarına hâkim devlet olan ABD, kendi çıkarları gereği bazı bölgelerde çatışmayı destekleyebilir. ABD’nin adeta oyununa gelen Rusya, bu tuzağa düşmüş ve komşusu ve kardeşi Ukrayna ile yıllardır süren kanlı bir savaşa tutuşarak çok zayıflamıştır. Ayrıca bu süreçle ABD aslında bir taşla iki taş vurmuş; hem Rusya’yı zayıflatmış, hem de Avrupa ülkelerini Rusya korkusuyla silahlanmaya iterek kendisine yeni pazarlar açmış; dahası bu kıtadaki demokrasilerin dengesini bozmuştur. Bu anlamda, ilerleyen aylarda ABD’nin desteklediği aşırı sağcı hareketlerin Avrupa ülkelerinde birer birer iktidara gelme riski (Almanya’da AFD, Birleşik Krallık’ta Nigel Farage, Fransa’da Marine Le Pen vs.) ciddi bir tehlikedir. Türkiye ise hem uluslararası silah piyasasında hızla yükselen, hem de iç huzurunu ve barış ortamını koruyan bir devlet olarak, en başarılı yönetilen ülkelerden biri olarak dikkat çekmektedir.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ
KAYNAKÇA
- George, Mathew & Djokic, Katarina & Hussain, Zain & Wezeman, Pieter D. & Wezeman, Siemon T. (2026), “Trends in International Arms Transfers, 2025”, SIPRI, Mart 2026, Erişim Tarihi: 17.08.2026, Erişim Adresi: https://www.sipri.org/sites/default/files/2026-03/fs_2603_at_2025.pdf.




























































