2026 İSVEÇ GENEL SEÇİMLERİ

upa-admin 31 Ağustos 2026 86 Okunma 0
2026 İSVEÇ GENEL SEÇİMLERİ

Freedom House benzeri kuruluşların hazırladığı demokrasi endekslerinde daima en üst sıralarda yer alan nitelikli bir demokrasi olan İsveç, sembolik düzeyde yetkileri olan bir monarşinin hüküm sürmeye devam ettiği, ancak özünde parlamenter sisteme dayalı demokratik bir rejimin uygulandığı ileri bir devlettir. Yıllık 63.000 doları aşan gayri safi milli hasıla düzeyiyle, İsveç, aynı zamanda ekonomik olarak da fazlasıyla gelişmiş bir devlet durumundadır. 1995’te Avrupa Birliği (AB) üyesi olan İsveç, 2024 yılı içerisinde NATO’ya da katılmıştır.

Uzun yıllar boyunca göçmen dostu ve özellikle kendi ülkelerinde eziyet gören siyasi mahkumlara yönelik dostane tavrıyla bilinen ve tüm dünyada saygı gören İsveç, son yıllarda ise artan göçmen karşıtlığı ve Rusya tehdidi nedeniyle yükselen milliyetçi/ırkçı/militarist eğilimler nedeniyle daha zor ve daha kompleks bir döneme girmiştir. Nitekim İkinci Dünya Savaşı sonrasında ülkedeki refah devleti veya sosyal devlet modelini kuran ve mükemmelleştiren, toplamda 74 yıl (1932-1976, 1982-1991, 1994-2006, 2014-2022) iktidarda kalan ve Olof Palme gibi dünya çapında bir lider yetiştirmeyi başaran İsveç Sosyal Demokrat Partisi-SAP’ın zayıflamasıyla, bu ülkedeki ırkçı-aşırı sağ eğilimler güçlenmeye başlamıştır. Özellikle Jimmie Åkesson liderliğindeki göçmen karşıtı İsveç Demokratları (SD) partisi, bu süreçte ülkenin geleneksel siyasal dengelerini altüst etmeyi başarmıştır. 2022 genel seçimleri sonrasında SAP’ın ülkedeki birinci parti konumu korunsa da, Ulf Kristersson liderliğindeki , Başbakan Ulf Kristersson liderliğindeki Ilımlı Muhafazakâr Parti-M’nin Liberal Parti (L) ve Hıristiyan Demokrat Partisi (KD) ortaklığıyla kurduğu üçlü koalisyon hükümeti neticesinde 2014’ten beri süren SAP iktidarı sona ermiştir. Bu süreçte üçlü koalisyonun meclis çoğunluğunu sağlamasında, SAP iktidarının göçmen politikalarına karşı çıkan SD’nin dışarıdan destek tavrı da belirleyici olmuştur.

Magdalena Andersson

İşte bir önceki seçimin yarattığı bu tablo sonrasında, İsveç’te halk, 13 Eylül 2026 tarihinde 349 sandalyeli İsveç parlamentosu Riksdag’ın yeni üyelerini belirlemek için sandık başına gidecektir. Güncel bazı anketlerin de gösterdiği üzere, Magdalena Andersson liderliğindeki sosyal demokrat SAP, 1914’ten beri düzenlenen tüm seçimlerde olduğu gibi, bu seçimlerde de ilk sırayı alacaktır. Ancak bu noktada sorun zaten SAP’ın birinci olup olmayacağı değil, hükümeti kurup kuramayacağıdır. Anketlerde oy oranı yüzde 30 ila 32 arasında değişen SAP, Sol Parti (V), Yeşiller Partisi (MP) ve Merkez Partisi (C) gibi partilerle bir koalisyon hükümeti kurarak yeniden iktidara gelebilir. Mantıklı olan da budur; zira SAP’ın oy oranı diğer partilerin çok üzerindedir. Anketler, Sol Parti-V, Yeşiller Partisi-MP ve Merkez Partisi-C’nin yüzde 6-8 düzeyinde bir oy oranına sahip olduklarını ve meclis aritmetiğine göre rahatlıkla bir sol-merkez koalisyonu kurabileceklerini göstermektedir. 

Ulf Kristersson

Ancak mevcut Başbakan Ulf Kristersson liderliğindeki Ilımlı Muhafazakar Parti (M) de, İsveç Demokratları (SD), Hıristiyan Demokratlar (KD) ve Liberallerin (L) desteğiyle yeniden bir üçlü veya dörtlü koalisyon hükümetiyle iktidarını sürdürebilir. Bu modele İsveç siyasetinde “Tidö bloku” adı verilmektedir. Anketlerde M’nin oy oranı yalnızca yüzde 18-20 aralığında olmakla birlikte, aşırı sağcı SD’nin de yüzde 18-20 bandında desteğe sahip olması nedeniyle sağ koalisyon ihtimali hâlen ciddi bir olasılıktır. Hıristiyan Demokrat Parti-KD’nin yüzde 7-9 oranında seçmen desteği ve Liberallerin-L’nin yüzde 2 oyu da düşünüldüğünde, sağ-aşırı sağ koalisyon ihtimali de ilk senaryoya yakın ölçüde olmasa da halen muhtemel bir iktidar modelidir. Bu noktada ülkedeki yüzde 4’lük ulusal seçim barajı da oy dağılımını etkileyecek kritik bir unsurdur. Zira Liberal Parti’nin baraj altı ve meclis dışı kaldığı bir ortamda, Tidö ittifakının parlamento içi desteğinde kısmi bir azalma olabilir. 

Jimmie Åkesson

349 koltuklu Riskdag’da hükümeti kurmak için 175 milletvekilinin desteğinin gerektiği düşünüldüğünde, sol-merkez blokun 190-196 arasında bir milletvekili sayısına ulaşarak hükümeti kurması daha güçlü bir olasılıktır. Bu durumda, 2021-2022 döneminde Stefan Löfven’in ardından bir süre Başbakanlık deneyimi olan Magdalena Andersson yeniden Başbakan olabilir. Tidö blokunun vekil sayısının ise seçim sonrasında 150-160 arasında kalacağı öngörülmektedir. Bu nedenle, bu seçimler sonucunda SAP veya kısaca S olarak bilinen ve İsveç’in tarihsel doğal iktidarı olan Sosyal Demokratların iktidara dönmesi en akla yatkın senaryodur. Ancak ağırı sağın ülkedeki istikrarlı yükselişi ve özellikle Jimmie Åkesson’un uluslararası çapta tanınan bir lider olma yolunda ilerlemesi, gelecek adına tehlikeli sinyallerdir. Zira İsveç’in uluslararası repütasyonu ve dünyadaki iyi imajı, göçmen dostu ve ilerici demokratik anayasal-siyasal düzeni ile sosyal devletinin başarısı sayesinde oluşmuştur. Şimdi bu imajı bozmak, Stockholm adına riskli olur. Ancak Batı blokunda Rusya ve Çin korkusuyla artan silahlanma eğilimi, kuşkusuz sosyal demokratların elini zayıflatmaktadır. Bu bağlamda, sosyal demokratların dengeli, istikrarlı ve seçmene ile uluslararası kamuoyuna doğru mesajlar veren bir çizgide devam etmeleri, aleyhlerinde oluşabilecek bir karşıt dalganın güçlenmesini rahatlıkla engelleyebilecektir. 

Sonuç olarak, İsveç halkına en doğru seçimi yapacakları ümidiyle bu seçimlerde başarılar ve iyi şanslar diliyoruz…

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.