FRANSA’DA MACRON SONRASI İÇİN YARIŞ BAŞLADI

upa-admin 12 Eylül 2026 162 Okunma 0
FRANSA’DA MACRON SONRASI İÇİN YARIŞ BAŞLADI

İki dönem Cumhurbaşkanı olarak görev yapan (2017-2027) Emmanuel Macron’un görev süresinin sona ereceği 2027 yılı Nisan ayında (18 Nisan 2027) yeni Cumhurbaşkanı’nı belirleyecek seçimlerin ilk turu için sandığa gidilecek olan Fransa’da, Macron sonrası için yarış şimdiden başladı. İhtiyaç olması durumunda 2 Mayıs 2027’de ikinci turu yapılacak seçimler, Beşinci Fransız Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı’nı belirleyecektir. Almanya’da Neo-Nazi eğilimli AfD (Almanya İçin Alternatif) partisinin birinci parti haline geldiği ve Avrupa Birliği’nin geleceğine dair karamsar düşünceler ağır basmaya başladığı bir dönemde, Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimleri Fransa ve Avrupa’nın geleceğine adına adeta bir karar seçimi olacaktır. Seçimleri Brüksel karşıtı popülist bir sol veya sağ adayın kazanması AB projesinin geleceğini riske atabileceği gibi, daha merkezi bir adayla birlikte Almanya ve Avrupa genelinde aşırı sağın yükselişinin durdurulması da yeniden mümkün hale gelebilir.

Marine Le Pen ve Jordan Bardella

Henüz seçime oldukça uzun bir süre olmasına karşın, daha şimdiden bazı adaylar ön plana çıkmaya ve adaylık niyetlerini açıklamaya başlamışlardır. İki seçimdir Macron karşısında Marine Le Pen’i aday göstererek kaybeden, ama her seçimde oy oranını yükselten AB-şüphecisi ve aşırı sağcı olarak yaftalanan Ulusal Birlik (Rassemblement National/RN) partisi (eski adıyla Ulusal Cephe-Front National/FN) bu seçimde göstereceği adayla birlikte en önemli ve favori siyasal oluşum durumdadır. 2022’den beri parti Genel Başkanı olan 1995 doğumlu çok genç bir siyasetçi olan Jordan Bardella, son dönemde iyi performans göstermekte ve partinin Cumhurbaşkanı adaylığı için gücünü ortaya koymaktadır. Bardella, anketlerde de ilk turda ilk ikiye girmeyi garantileyecek gibi durmaktadır. Ancak iki seçimdir yarışı kaybetmesine karşın, bu hareketi babası Jean-Marie Le Pen’den devraldığı için doğal lider konumunda olan ve aldığı cezaya karşın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasının önünde hukuki bir engel kalmayan Marine Le Pen de, bu seçimlerde son bir kez şansını denemek isteyebilir. Anketlerde, Le Pen, Bardella’dan bir miktar daha iyi performans göstermektedir. Bu durumda, RN içerisinde Bardella-Le Pen ikilisi arasında yoğun bir rekabetin yaşanacağı kritik bir döneme girilmiştir.

Edouard Philippe

Anketlerde iyi performans gösteren ve adaylık niyetini açıklayan merkezi siyaset açısından önemli bir kişi ise Macron’un ilk Başbakanı (2017-2020) olan 1970 doğumlu Le Havre Belediye Başkanı Edouard Philippe’tir. Horizons (Ufuklar) adlı küçük bir merkez sağ partinin lideri olan Philippe, anketlerde yüzde 15-20 arasında bir desteğe sahip gözükmektedir ki, bu şekilde ikinci tur şansı olabileceğini düşündürmektedir. Ancak ilginçtir ki, ikinci tur senaryosu anketlerinde, Philippe, Le Pen ve Bardella karşısında genelde geride kalmakta ve birkaç puan farkla da olsa yarışı kaybetmektedir. Dolayısıyla, Philippe’in olası ikinci tura kalması durumu, Fransa’da aşırı sağın tarihteki ilk Cumhurbaşkanlığı zaferinin kapısını aralayabilir. Ancak şunu da hatırlatmak gerekir ki, Cumhuriyetçi geleneğin gücü ve Fransız kökenli olmayan Fransa vatandaşlarının aşırı sağ korkuları nedeniyle, ikinci tur öncesinde aşırı sağcı adaylar aleyhinde güçlü rüzgarlar esebilmektedir. Bu rüzgarlar zaman zaman kasırga boyuna varabilmektedir ki, Jacques Chirac gibi kaypak ve yıpranmış bir merkez sağ figür bile baba Le Pen karşısında 2002 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci turunda yüzde 82,2 gibi rekor düzeyde bir oyla seçilmeyi başarmıştır. Ancak Philippe, Chirac’a kıyasla daha dürüst bir imaja sahip olmasına karşın, henüz onun karizması ve popülaritesine uzaktır.

Jean-Luc Mélenchon

Seçimde iddialı olabilecek en önemli aktörlerden birisi ise aşırı sol çizgisiyle 2012’den beri üç seçimdir Cumhurbaşkanı adayı olan ve ciddi oy potansiyelini gösteren Jean -Luc Mélenchon’dur. 2012’de yüzde 11,1, 2017’de yüzde 19,57 ve 2022’de yüzde 21,95 oy alarak ikinci turu özellikle 2022’de kıl payı farkla kaçıran Mélenchon, 2027 seçimleri için de adaylığını ilan etmiştir. Sol parti Boyun Eğmeyen Fransa’nın (La France Insoumise/LFI) lideri olan Mélenchon, aşırı sol çizgisiyle göçmen kökenli nüfus ve işçi sendikaları tarafından çok sevilmekte ve desteklenmektedir. Ancak Mélenchon’un AB ve NATO karşıtı açıklamaları, merkezi siyasete yön veren güçlü kurumlarda endişe yaratmaktadır. Son dönemde başörtüsü (türban) yasağı konusunda yaptığı açılımla daha da güçlenen Mélenchon, anketlere göre yüzde 14-17 gibi bir oranla ilk turu tamamlayabilir ve ilk ikiyi zorlayabilir. Ancak Mélenchon, ileri yaşının ve daha önce sürekli seçim kaybetmesinin etkisiyle de olsa gerek, olası bir ikinci turda Bardella veya Le Pen karşısında açık farkla yarışı kaybetmektedir. Seçimlere kadar Mélenchon’un oy potansiyelini arttırması da beklenebilir.

Bruno Retailleau

Gaullist geleneğini yaşatan merkez sağın önemli oluşumu Cumhuriyetçiler (Les Républicains/LR) partisinde ise, parti içi yapılan oylamada yüzde 73’ün üzerinde destek alan eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau partinin resmi adayı olmuştur. Retailleau, seçilmesi halinde üniversitelerde başörtüsünü yasaklamak ve anayasaya Fransa’nın Yahudi-Hıristiyan köklerini eklemek gibi sert vaatlerde bulunan ve popülaritesi yüksek düzeyde olmayan bir adaydır. İlk turda en fazla yüzde 8-11 oy alabilecek gibi gözüken Retailleau’nun anketlere göre ikinci turda aşırı sağ aday Bardella karşısında kazanması da imkânsız durmaktadır.

Diğer siyasi oluşumlara ve hareketlere bakıldığında; Macron geleneğini devam ettiren Rönesans Partisi’nin adayının Gabriel Attal olması beklenirken, eskiden oldukça güçlü olan Sosyalist Parti (Parti Socialiste/PS) içerisinde de parti Genel Sekreteri Olivier Faure ile partiyle ittifak kuran diğer sosyalist hareketlerden destek alan Avrupa Parlamentosu milletvekili Raphaël Glucksmann arasında adaylık yarış ve müzakereleri sürmektedir. Bu adaylardan Attal ve Glucskmann’ın ciddi desteğe sahip oldukları, ancak ikinci turu zorlayabilecek potansiyele henüz ulaşamadıkları öngörülmektedir.

Bu tablo değerlendirildiğinde; seçimler için şu an için gözüken en gerçekçi senaryonun merkez-aşırı sağ yarışı olduğu, ancak aşırı sol-aşırı sağ veya merkez-aşırı sol arasında da ikinci tur olabileceği düşünülmektedir. Bunu daha da açmak gerekirse, Edouard Philippe’in merkez blokun desteğini sağlaması halinde ikinci tura kalması hayli yüksek bir olasılıkken, Bardella veya Le Pen’le temsil edilecek aşırı sağın da ikinci tura kalması neredeyse kesin gibidir. Bunu bozabilecek gelişmeler ise, Philippe’in merkez blokta Gabriel Attal ve Rönesans ile bir tür uzlaşıya varamaması veya oyların bölünmesi durumunda aşırı solun lideri Jean-Luc Mélenchon’un kendisini ikinci tura atabilmesi ihtimalidir. Bu senaryoda ise, aşırı sağın seçimi kazanması neredeyse garanti gibi gözükmektedir. Lakin Fransa’daki güçlü Cumhuriyetçi hassasiyetler, bir noktada aşırı solu aşırı sağa yeğleyecek seviyeye de -güçlü rüzgarlar esmesi halinde- ulaşabilir. Daha muhtemel olan Philippe-Le Pen/Bardella yarışında ise, şu an için aşırı sağ biraz daha önde gözükse de, uluslararası basında Philippe’in gayet güçlü bir aday olduğu vurgulanmaktadır.

Sonuç olarak, Macron döneminde bilim-teknoloji, ekonomi ve uluslararası görünürlük anlamında bazı kazanımlar sağlayan ama temel meselelerini aşamayan Fransa’da, siyasi tablodaki sorunlu durum bu seçimlerin ardından da devam edecektir. İnsanları aşırı sağa yönlendiren kitlesel göç, ulusal kimliğin kaybı veya dejenerasyonu, hayat pahalılığı vs. gibi sorunlar çözülmediği sürece, tüm dünyada olduğu gibi, Fransa’da da ortalama seçmenin kendisine kolay çözümler öneren aşırı sağ veya aşırı sol hareketlere ve liderlere yönelmeleri doğaldır. Buradaki temel tartışma ise, Fransız demokrasisi ve kanaat önderlerinin bu sürece teslim olup olmayacağıdır. Dileğimiz, Fransa’nın geleneksel Cumhuriyetçi değerler ve demokrasisine sahip çıkarak en doğru seçimi yapmasıdır.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.