İNGİLİZ İŞÇİ PARTİSİ’NDE YENİ DÖNEM

upa-admin 04 Nisan 2020 5.240 Okunma 0
İNGİLİZ İŞÇİ PARTİSİ’NDE YENİ DÖNEM

2019 Aralık ayında yapılan genel seçimlere Jeremy Corbyn liderliğinde iddialı olarak giren, ama seçim sonucunda yüzde 32,1 oyda kalarak bekleneni veremeyen İngiliz İşçi Partisi (Labour Party), yeni liderini bugün (4 Nisan 2020) seçti. Genel Başkan adaylarının belirlenmesinin ardından 24 Şubat 2020 tarihinde başlayan oylama sürecine parti üyeleri (ki seçim sonrasında partiye 114.000 yeni üye katılmıştır), partiyle bağlantılı işçi sendikaları ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ve yaklaşık 15.000 kadar olan partinin para vererek kaydolan kayıtlı destekçileri katılabildiler. Korona virüsünün yarattığı olağanüstü koşullar nedeniyle biraz sönük geçen Labour liderlik yarışını favori aday olarak gösterilen Sir Keir Starmer kazandı. Liderlik yarışında Rebecca Long-Bailey ve Lisa Nandy’i geride bırakan Starmer, böylelikle Jeremy Corbyn sonrasında İşçi Partisi’nin yeni Genel Başkanı oldu. Angela Rayner de, partinin yeni Genel Başkan Yardımcısı seçildi. Peki İşçi Partisi’nin yeni Genel Başkanı olarak Keir Starmer kimdir ve siyasi eğilimi nasıl değerlendirilebilir?

Keir Starmer

1962 Londra doğumlu olan Sir Keir Starmer, emekçi ve sol görüşlü bir aileden gelmektedir. Öyle ki, Starmer’ın adı olan Keir bile, İşçi Partisi’nin kurucu babalarından olan Keir Hardie’den kaynaklanmaktadır. Leeds Üniversitesi’nde Hukuk eğitimi alan Starmer, Hukuk alanındaki lisansüstü eğitimine daha sonra Oxford Üniversitesi’nde devam etmiştir. 1987 yılında avukat olarak profesyonel meslek yaşamına atılan Starmer, Doughty Street Chambers üyesi olarak insan hakları konusunda yaptığı çalışmalarla ilerleyen yıllarda meslektaşları arasında sivrilmeyi başarmıştır. 2008 yılında o dönemde Başsavcı olan Patricia Scotland’ın önerisiyle Kraliyet Savcılık Servisi (Crown Prosecution Service) Başkanlığına getirilen Keir Starmer, görev yaptığı dönemde (2008-2013) yaşanan bazı tartışmalı polis olaylarında dengeli tavrıyla devlet karşıtı algılanmamaya özen göstermiş ve kolluk kuvvetleri mensuplarını suçları ispatlanmadığı sürece korumaya gayret etmiştir. 2014 yılında İşçi Partisi’nden siyasete atılan Starmer, 2015 genel seçimlerinde Greater London’a bağlı Holborn ve St Pancras seçim bölgesinden milletvekili seçilmeyi başarmıştır. Bu seçimlere Ed Miliband Genel Başkanlığında son derece iddialı giren, ancak sandıkta beklediğini bulamayan İşçi Partisi’nde seçim sonrasında başlayan liderlik yarışında da adı geçen Starmer, buna rağmen siyasi tecrübesizliğini öne sürerek liderlik yarışına dahil olmamıştır. Bu dönemde, Starmer, Genel Başkanlık seçiminde Jeremy Corbyn’in ardından ikinci olan Andy Burnham’ı desteklemiştir. Seçimin ardından yeni Genel Başkan Jeremy Corbyn tarafından Gölge İçişleri Bakanlığı görevine atanan Starmer, 2016 yılında ise Corbyn’i protesto ederek bu görevinden istifa etmiştir. Ancak aynı yıl içerisinde, Starmer, gölge Brexit Bakanı olarak görev yapmayı kabul etmiştir. Bu görevinde Brexit yanlısı bir siyasi duruş göstermeyen ve AB üyeliğini savunmaya devam eden Keir Starmer, özellikle anlaşmasız Brexit’in risklerine dikkat çekmiş ve ilerleyen süreçte de eleştirilere rağmen “ikinci referandum” önerisini desteklemiştir. Evli ve iki çocuk babası olan Starmer, 2014 yılında ülkesinde adalet sistemine yaptığı hizmetlerden dolayı “Sir” unvanına hak kazanmıştır.

Angela Rayner

Jeremy Corbyn’in Genel Başkanlıktan ayrılacağını açıklamasının ardından lider adayı olarak ön plana çıkan ve en çok sayıda milletvekilinin desteğiyle (88) lider adayı olan Sir Keir Starmer, genelde eski Başbakan Tony Blair çizgisini savunan İşçi Partililerin dahil olduğu “Blairites” (Blairciler) akımı ile parti içerisinde aşırı sol/sosyalist kanadı temsil eden Jeremy Corbyn çizgisinin (Corbynistas) arasında bir yerde konumlanan sosyal demokrat bir isimdir. Nitekim Starmer, Jeremy Corbyn’in aşırı sol politikalarına mesafeli dursa da, Ulusal Sağlık Hizmeti’ne (NHS) ayrılan bütçenin yükseltilmesi, üniversite harçlarının kaldırılması ve zenginlerden daha yüksek vergi alınması gibi konularda sosyal demokrat çizgiyi savunmaktadır. Starmer, kendisinin “Blairite” veya “Corbynista” olarak adlandırılmasına da karşı çıkmakta ve kendi liderliğini inşa etmeye çalışmaktadır. Starmer, dış politikada da uluslararası hukuka uygun askeri müdahaleleri savunmakta ve dahası, Birleşik Krallık’ın insan hakları ihlalleri yapan ülkelere yönelik silah satışlarını iyi değerlendirmesi gerektiğini düşünmektedir. Keir Starmer’ın siyasi görüşlerinin zaman içerisinde daha da bilinir hale gelmesi beklenmektedir.

Keir Starmer’ın liderliğinde İşçi Partisi’nin başarı şansını değerlendirmek -hele ki post-Brexit gibi son derece muğlak bir dönemde- oldukça zor bir iş olsa da, geçmişte İşçi Partisi’nin ağır yenilgiler sonrasında defalarca toparlanarak tekrar iktidara geldiğini ve Birleşik Krallık’ta bir partinin hegemonyasının genelde 3-4 genel seçimden ve 10-15 yıldan daha fazla sürmediği düşünüldüğünde, İngiliz sosyal demokratlarının geleceğe umutla bakmamaları için hiçbir neden gözükmüyor. Ancak bunun için Starmer’ın tartışmalı konularda partisinin çizgisini netleştirmesi ve Birleşik Krallık halkına sorunların neden kaynaklandığını iyi anlatması gerekiyor. Bir diğer mesele de, İşçi Partisi’nin geleneksel olarak güçlü olmasına rağmen son dönemde güç kaybettiği İskoçya ve Midlands gibi bölgelerde yeniden güçlenmesini sağlamak olarak belirtilebilir.

Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ

KAYNAKÇA

Leave A Response »

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.